Ana Sayfa Blog Sayfa 18

Erdinç Gündüz’e veda….

0

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’na birçok kademede emek vermiş, Sıla-4 grubu üyesi müzisyen, radyo programcısı, gazeteci Erdinç Gündüz için uzun yıllar emek verdiği Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda anma töreni düzenlendi.

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Koordinasyon Yardımcısı aynı zamanda Radyo Eğitim Kültür Yayınları Amiri Betül Arslan Akkuş törende yaptığı konuşmada, sadece bir meslek büyüğünü değil aynı zamanda bir dönemi, bir sesi, bir vicdanı uğurlamak üzere bir araya gelindiğini ifade etti. Erdinç Gündüz’ün BRT’de mikrofonla başlayan yolcuğunu anlatan Akkuş, onun Kıbrıs Türk halkının kültürüne, sesine ve hafızasına adanmış bir ömrün sahibi olduğunu vurguladı.

“Mikrofondan yükselen sesiyle başladığı yolculuğu, yapımcılık, yayın koordinatörlüğü ve yönetim kurulu başkanlığı görevine dek uzandı” diye konuşan Akkuş, Erdinç Gündüz’ün Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun ruhunu şekillendirenlerden biri olduğunun altını çizdi

Betül Arslan Akkuş’un konuşmasının ardından tören Erdinç Gündüz’ün yaşamından ve eserlerinden derlenen kesitlerden yer alan sinevizyon sunumu ile devam etti.

Törende daha sonra Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Müdürü Meryem Çavuşoğlu Özkurt konuştu.

Özkurt, “Ben Erdinç abiye seslenmek istiyorum. Biz şaşırmadık, çünkü bu kadar aile duygusu olan bu kadar ülkesini seven, zor yıllarda, 1960’lı yıllarda yaptıkları müzikle, Kıbrıs Türkü’ne katkı koyan, birinin başarmasına şaşırmamak gerekir” diye konuştu. Aynı dönemde birlikte çalıştığı Erdinç Gündüz’ü unutmayacağını ifade eden Özkurt, onu ve sohbetlerini özleyeceğini belirtti.

Gündüz’ün eski çalışma arkadaşı Sıla-4 grubu üyesi Ferahzad Gürsoy da, çok özel bir kişi olan Erdinç Gündüz’le 60 yıl birlikte vakit geçirdiğini belirterek, onunla yaşamının nasıl kesiştiğini ve neler yaşadıklarını anlattı.

Gürsoy, “özellikle 1968’de Dillirga’dan Karpaz’a kadar dolaşarak derlemeye çalıştığımız Kıbrıs ezgilerini, yeni yolumuzda bize örnek olacak Kıbrıs ezgilerini yaparken duyduğum heyecanı.. Çok güzel şeyler vardı geldi çok güzel anılar bıraktı” diye konuştu.

BRTK Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Tokel ise böylesi özel bir günde konuşma yapmanın zorluğuna işaret ederek, bir yaşam boyunca yürünen yolun kiminle nasıl yüründüğünün önemine vurgu yaptı.

Tokel, Erdinç Gündüz’ün Bayrak Radyo Televizyon Kurumu içerisinde üstlendiği görevlerle tüm BRTK ailesine, Sıla- 4 kurucularından biri olarak da Kıbrıs Türk halkına, müziğine, kültürüne gönül veren herkese yol arkadaşlığı yaptığını söyledi.

Tören katılan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da, Erdinç Gündüz’ü 40 yıl önceden tanıdığını ifade ederek, geçmiş yıllarda çalışma hayatında çeşitli alanlarda yollarının kesiştiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Tatar, 1960’lı yıllarda zor şartlarda kurulan Sıla-4’ün Türkiye’ye Kıbrıs Türkü’nün sesini ve mücadelesini duyurduğunu dile getirerek, “Böylesine güzel bir insanla sürdürdüğümüz dostluk ilişkileri ile ne kadar kıymetli bir yol arkadaşı olduğunu bilenlerdenim” dedi.

Törende Gündüz ailesi adına duygularını oğlu Arda Gündüz ifade etti.

Arda Gündüz, “Çok üzgünüm, herkes gibi. Kıbrıs çok değerli efsanevi bir müzisyenini kaybetti ama öncesinde çok güzel çok beyefendi. Kimseye hayatı boyunca hiçbir zararı olmamış, herkesi sevmeye çalışmış bir insanı kaybetti” dedi.

Konuşmaların ardından Erdinç Gündüz karanfillerle son yolculuğuna uğurlandı.

KTAMS, mahkemelerde eylem uyarısı yaptı

0

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), zor şartlarda hizmet vermeye çalıştığını belirttiği mahkeme personelinin sorunlarına çözüm bulunmaması halinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkilemesi muhtemel eylemlilik sürecine başlayabilecekleri uyarısı yaptı.

KTAMS Başkanı Güven Bengihan yazılı açıklamasında, kamu hizmetlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için gerekli altyapının sağlanmasının devletin temel sorumluluklarından biri olduğuna işaret etti.

Bengihan, Mahkemeler bünyesinde görev yapan tebliğ ve icra memurlarının yıllardır karşı karşıya kaldığı araç eksikliği sorununun, hem çalışanları hem de halkı adalete erişim açısından ciddi şekilde mağdur ettiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“2018 yılından bu yana araç ihtiyacının giderilmesi için yetkili mercilere defalarca başvuruda bulunulmuş, ancak bugüne kadar araç alımı için herhangi bir ihale açılmamıştır. Bu yılın başında ihaleye çıkılacak denilmesine rağmen verilen sözler tutulmamış, yine bütçe yok gerekçesiyle konu geçiştirilmiştir.

Şu anda ülke genelindeki kazalarda görev yapan toplam 37 tebliğ ve icra memuru, ekonomik ömrünü tamamlamış, sürekli arızalanan araçlarla görev yapmaya çalışmaktadır. Bu durum hem hizmetin gecikmesine neden olmakta hem de çalışanların iş güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

Her tebligat zarfı için vatandaşlardan mesafeye göre harç alınmakta, dolayısıyla bu alanda bir gelir elde edilmektedir. Ancak toplanan bu kaynakların, yeni araç alımında kullanılmaması ciddi bir yönetim sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mahkemelerdeki araç eksikliği artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Kamu hizmetinin etkin şekilde yürütülebilmesi için gerekli olan araçların temini derhal sağlanmalı, ivedilikle ihaleye çıkılmalıdır. Aksi halde bu sorunun yarattığı mağduriyetin sorumluluğu, bu konuda adım atmayan yetkililerin omuzlarında olacaktır.”

EL-SEN görev şehitlerini anıyor

0

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (EL-SEN), görev başında şehit düşenleri yarın anacak.

El-Sen’den yapılan açıklamaya göre, sendika, Cengiz Toksoy için saat 10.00’da Lefkoşa Kabristanlığı’nda, diğer görev şehidi Özkan Piro için ise saat 11.00’de Ağırdağ Kabristanlığı’nda kabirleri başında anma töreni düzenleyecek.

Oğuz: Bir hukuk devletinde yargının vereceği kararlara herkes saygı duymak zorunda

0

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz BRT’de katıldığı Manşet+ programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Askeri yasak bölgeyi ve kişisel verileri koruma yasasını ihlal eden beş Kıbrıslı Rum’a ilişkin değerlendirmelerde bulunan Oğuz, KKTC devletinin yasaları olduğunu anımsattı, hukuk devletinde yargının vereceği kararlara herkesin saygı duymak zorunda olduğunu söyledi.

İçişleri Bakanı Oğuz, konuya ilişkin olarak Rum liderin “Türkler düşünsün, onlar için daha zor olacak” yönündeki açıklamasının Güven artırıcı önlemlere de zarar verdiğini vurguladı.

Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin adada her zaman barışçıl hareket ettiğini, tehditkar olanın ise Rum tarafı olduğunu belirten Oğuz, Rum liderin son yıllarda yaptığı anlaşmalarla adayı silah deposuna çevirmesi, üstleri kullanıma açması ile Kıbrıs adasını bir ateş topuna çevirdiğini söyledi.

Rum tutuklularla ilgili soruşturmanın polis tarafından yürütüldüğünü kaydeden Oğuz, polise de mahkemelere de güvenmek durumunda olduklarını vurguladı.

Elektrik borçlarının ödenmesi için son gün 6 Ağustos

0

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek), Temmuz 2025 dönemi ve öncesine ait ödenmemiş elektrik faturalarının son ödeme tarihinin 6 Ağustos olduğunu açıkladı.

Kıb-Tek’ten yapılan açıklamaya göre, son ödeme tarihi dolmuş, Temmuz 2025 dönemi ve öncesine ait ödenmemiş 675 TL üzeri borcu bulunanlarla yasal sözleşmeler ve taksitlendirilmiş hesapların ödenmemiş taksit borcu geriliği olan tüm özel ve tüzel abonelerin elektrik enerjisi pazartesi günü kesilecek.

Açıklamada, abonelerin mağdur olmaması adına gerekli ödemeleri yapmaları istendi.

Lefkoşa Türk Belediyesi’nden sanayi bölgesinde temizlik seferberliği

0

Lefkoşa Türk Belediyesi, başkentin sanayi bölgesinde çevre kirliliği ve atıl durumdaki araçların oluşturduğu olumsuz görüntüyü gidermek amacıyla kapsamlı bir temizlik çalışması başlattı.

Sanayi Dairesi, Sanayi Odası ile Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası’nın da destek verdiği çalışmalar kapsamında, uzun süredir terk edilmiş veya yolları işgal eden araçlar çekiciler yardımıyla toplanarak güvenli bir alana taşınıyor. Aynı zamanda bölgedeki genel temizlik ve budama faaliyetleri de yoğun şekilde sürdürülüyor.

Belediyenin Temizlik Şubesi ve Zabıta Şubesi’nin koordineli şekilde yürüttüğü çalışmalara polis ekipleri de destek veriyor. Bu iş birliği sayesinde çalışmalar hızlı ve etkin bir şekilde ilerliyor. Yol kenarlarında ve sanayi bölgesi çevresinde trafik akışını engelleyen araçlar tek tek kaldırılarak, özel olarak belirlenen alanlara sevk ediliyor.

Öztürkler, 63. Mehmetçik Üzüm Festivali’nin kapanışına katıldı

0

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi tarafından düzenlenen 63. Mehmetçik Üzüm Festivali’nin kapanış gecesine katıldı.
Festival alanındaki stantları tek tek gezen Öztürkler, esnafla sohbet ederek alışveriş yaptı.

Vatandaşlarla bir araya gelen Öztürkler, halkın görüşlerini dinledi ve etkinlik boyunca yoğun ilgi gördü.

Kısa bir açıklamada bulunan Öztürkler, festivalin anlamlı bir atmosferde gerçekleştiğini belirterek, “Belediye Başkanımız çok güzel bir organizasyona imza atmış durumda. Halkın arasında dolaşarak birlik ve beraberlik duygusu içinde mutlu olduklarını gözlemledik. Üzüm üretimiyle özdeşleşmiş, milli mücadele yıllarından itibaren üretmekten kopmayan bir bölgede bulunmak gurur verici. Festivale katılmaktan büyük memnuniyet duydum. Bölge halkına ve dolayısıyla ülkemize sundukları katkıdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Mehmetçik Büyükkonuk Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu da konuşmasında, “Neredeyse bir asra yaklaşan festivalimizin bu yılki kapanışını başarıyla gerçekleştirdik. Bölge ve ülke halkı için emekle üretilen ürünler satışa sunuldu. Tüm halkımız mutlu bir şekilde ayrıldı. Bu organizasyonun başarıyla tamamlanmasında emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler’e de festivalimize katılması ve bizlerin yanında olmasından dolayı teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler festivalin kapanışında sahne alan Melek Mosso’yu da dinledikten sonra alandan ayrıldı.

Cumhurbaṣkanlığı:“Colin Stewart’ın açıklamaları mandasıyla uyumlu değildir”

0

Cumhurbaşkanlığı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart’ın son açıklamaları hakkında açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanlığı açıklaması şu şekilde:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres’e ve BM misyonuna duyduğumuz kurumsal saygı tamdır. Ancak Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart’ın son açıklamaları, BM’nin taraflara eşit mesafede durma sorumluluğu açısından ciddi sorunlar içermektedir.

Colin Stewart’ın görev süresi 9 Ağustos itibarıyla fiilen sona erecektir. Kıbrıs Türk Tarafı kendisini, görev süresi boyunca taraflar arasında güveni artırma sorumluluğunu yerine getirmekte yetersiz kalan, bazı kritik konularda tarafsızlık algısını zedeleyen ve özellikle halkımızın haklı insani taleplerine gereken duyarlılığı göstermeyen bir görevli olarak anımsayacaktır.

Kıbrıs Türk Tarafı, çözüm iradesini defalarca ve açık biçimde ortaya koymuştur. Bu vizyon, Kıbrıs’taki iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı Devlet gerçeğinden hareketle şekillenmiştir. Kıbrıs’ta kalıcı ve adil bir çözüm ancak mevcut gerçekliğin esas alınmasıyla mümkündür.

Colin Stewart’ın, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslarası statüye dayalı çözüm vizyonunu “ciddiye alınmayan” bir öneri gibi nitelendirmesi, BM misyonunun tarafsızlığıyla bağdaşmamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Halkımız adına bu çözüm çerçevesini sadece savunmakla kalmamış, uluslararası muhataplarına da en üst seviyelerde defalarca iletmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu vizyona verdiği tam destek de, halkımızın meşru ve çağdaş taleplerinin arkasında duran bir dayanışma örneğidir.

Kıbrıs Türk Halkının yalnızca Türkiye ile ticaret yapabildiği gerekçesiyle dışa bağımlı olduğu yönündeki değerlendirmeler, tarihi ve hukuki bağlamı göz ardı eden yaklaşımlardır. Bu halk, doğrudan ticaret hakkı da dahil olmak üzere temel haklarını kullanmasının engellendiği haksız ve hukuksuz bir izolasyon altında yaşamaktadır. Bu izolasyon, yalnızca ekonomik zorluklar yaratmakla kalmamakta, aynı zamanda Kıbrıs Türk Halkının temel insan haklarından mahrum bırakılmasına sebep olmaktadır. Uluslararası toplum bu eşitsizliğin sürmesine seyirci kalmak yerine, eğer çözüm sürecine katkı sunmak istiyorsa, bu haksız zulmün sona ermesini sağlamalıdır.

Colin Stewart, halkımızın yıllardır dile getirdiği insani bir talep olan Yiğitler–Pile yolunu Rum tarafına toprak kazandırma çabasına dönüştürerek süreci tıkayan kişi olarak hatırlanacaktır. Bu yaklaşım, BM misyonuna duyulan güveni zedelemiş ve samimi bir kolaylaştırıcılık beklentisini boşa çıkarmıştır.

Colin Stewart ayrıca, geçiş kapılarının neden açılamadığını açıklamak yerine asıl sorumluyu gizlemiş ve kamuoyunu yanıltmıştır. Kıbrıs Türk tarafı uzun süredir Haspolat Kapısı’nın araçlı geçişe uygun şekilde açılmasını ve Akıncılar–Limya hattında araçlı geçişe hizmet edecek Akıncılar Kapısı’nın açılmasını yapıcı ve resmi düzeyde önermiştir. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu önerilerin pozitif ve yapıcı bir anlayışla gündeme getirildiğini açıklamış, Rum tarafının ise Kiracıköy ve Erenköy üzerinden KKTC topraklarını transit geçiş güzergahına dönüştürme talebini güvenlik ve egemenlik gerekçeleriyle reddettiklerini kamuoyuna duyurmuştur. Rum tarafı buna rağmen kabul edilmesi mümkün olmayan bu taleplerinde ısrar etmeye devam etmiştir.

Kıbrıs Türk halkı için Anavatan Türkiye garantörlük görevinden çok daha fazlasını ifade eder. Türkiye, halkımızın güvenliği, varlığı ve geleceğiyle doğrudan bağlı olan tarihsel bir dayanışma odağıdır. Aramızdaki bağlar yalnızca diplomatik sorumluluklardan ibaret değildir. Türkiye’yle KKTC arasında ortak mücadeleye, kültürel yakınlığa ve karşılıklı güvene dayanan köklü bir ilişki söz konusudur. Türkiye’nin desteği, Kıbrıs Türk halkının iradesini uluslararası alanda kararlılıkla savunabilmesinin en güçlü temellerinden biridir. Bu çok boyutlu ilişkinin “korku” üzerinden tarif edilmesi, gerçekleri saptırmak anlamı taşır, aynı zamanda çözüm ortamını zayıflatan sorumsuz bir yaklaşımı da yansıtır.

Kıbrıs Türk Tarafı, seçim süreçlerinde de geleneksel olarak yapıcı tutumunu sürdürmüştür. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar, halkının haklarını savunan, ilkeli ve net bir liderlik anlayışı sergilemektedir. Bu doğrultuda, temel haklara aykırı herhangi bir adıma onay vermemiş, halkının geleceğini geçici siyasi hesaplara teslim etmemiştir.

Kıbrıs Türk Halkı mevcut statükoyu bir tercih olarak benimsememektedir. Halkımızın egemenliği, güvenliği ve onurlu geleceği için verdiği mücadele görmezden gelinemez. BM’nin sorumluluğu taraflardan birini dışlamak değil, her iki tarafın eşitlik temelinde uzlaşı zemini oluşturmasına katkı sağlamaktır.

Kıbrıs Türk tarafı, Mart ve Temmuz 2025’te gerçekleştirilen gayriresmi zirvelere iyi niyetle katılmıştır. Sürecin ilerleyebilmesi için her iki tarafın egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye sahip aktörler olarak bu süreçte yer alması gerektiği bir kez daha vurgulamıştır. Bu temel yaklaşımı kabul etmeyen hiçbir girişimin başarı şansı olamaz.

BM’nin temel işlevi, Kıbrıs Türk halkına ne yapması gerektiğini dayatmak değildir. Asıl sorumluluk, iki tarafın iradesine saygı gösteren ve çözüm için gerekli koşulları oluşturan bir tutum benimsemektir. Bu niteliği taşımayan herhangi bir temsilcinin BM çatısı altında güven ortamı yaratması mümkün olamaz. Colin Stewart’ın görev süresi, bu açıdan kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir.

Kıbrıs Türk Halkı, haklarına, iradesine ve varlığına sahip çıkmayı sürdürecektir. Bu duruş, geçici gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkmamıştır. Kararlı bir Halkın tarihsel birikimi ve meşru mücadelesiyle şekillenmiştir. Bu çerçevede ifade edilen tüm değerlendirmeler, görev süresi tamamlanmakta olan temsilcinin ardından görevi üstlenmesi beklenen yeni özel temsilci için de yol gösterici nitelik taşımaktadır. BM misyonunun bu kararlılığa saygı göstermesi, sürecin ciddiyetine katkı sunması açısından önemlidir.”

“Colin Stewart’ın açıklamaları mandasıyla uyumlu değildir”

0

Cumhurbaşkanlığı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart’ın son açıklamaları hakkında açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanlığı açıklaması şu şekilde:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres’e ve BM misyonuna duyduğumuz kurumsal saygı tamdır. Ancak Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart’ın son açıklamaları, BM’nin taraflara eşit mesafede durma sorumluluğu açısından ciddi sorunlar içermektedir.

Colin Stewart’ın görev süresi 9 Ağustos itibarıyla fiilen sona erecektir. Kıbrıs Türk Tarafı kendisini, görev süresi boyunca taraflar arasında güveni artırma sorumluluğunu yerine getirmekte yetersiz kalan, bazı kritik konularda tarafsızlık algısını zedeleyen ve özellikle halkımızın haklı insani taleplerine gereken duyarlılığı göstermeyen bir görevli olarak anımsayacaktır.

Kıbrıs Türk Tarafı, çözüm iradesini defalarca ve açık biçimde ortaya koymuştur. Bu vizyon, Kıbrıs’taki iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı Devlet gerçeğinden hareketle şekillenmiştir. Kıbrıs’ta kalıcı ve adil bir çözüm ancak mevcut gerçekliğin esas alınmasıyla mümkündür.

Colin Stewart’ın, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslarası statüye dayalı çözüm vizyonunu “ciddiye alınmayan” bir öneri gibi nitelendirmesi, BM misyonunun tarafsızlığıyla bağdaşmamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Halkımız adına bu çözüm çerçevesini sadece savunmakla kalmamış, uluslararası muhataplarına da en üst seviyelerde defalarca iletmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu vizyona verdiği tam destek de, halkımızın meşru ve çağdaş taleplerinin arkasında duran bir dayanışma örneğidir.

Kıbrıs Türk Halkının yalnızca Türkiye ile ticaret yapabildiği gerekçesiyle dışa bağımlı olduğu yönündeki değerlendirmeler, tarihi ve hukuki bağlamı göz ardı eden yaklaşımlardır. Bu halk, doğrudan ticaret hakkı da dahil olmak üzere temel haklarını kullanmasının engellendiği haksız ve hukuksuz bir izolasyon altında yaşamaktadır. Bu izolasyon, yalnızca ekonomik zorluklar yaratmakla kalmamakta, aynı zamanda Kıbrıs Türk Halkının temel insan haklarından mahrum bırakılmasına sebep olmaktadır. Uluslararası toplum bu eşitsizliğin sürmesine seyirci kalmak yerine, eğer çözüm sürecine katkı sunmak istiyorsa, bu haksız zulmün sona ermesini sağlamalıdır.

Colin Stewart, halkımızın yıllardır dile getirdiği insani bir talep olan Yiğitler–Pile yolunu Rum tarafına toprak kazandırma çabasına dönüştürerek süreci tıkayan kişi olarak hatırlanacaktır. Bu yaklaşım, BM misyonuna duyulan güveni zedelemiş ve samimi bir kolaylaştırıcılık beklentisini boşa çıkarmıştır.

Colin Stewart ayrıca, geçiş kapılarının neden açılamadığını açıklamak yerine asıl sorumluyu gizlemiş ve kamuoyunu yanıltmıştır. Kıbrıs Türk tarafı uzun süredir Haspolat Kapısı’nın araçlı geçişe uygun şekilde açılmasını ve Akıncılar–Limya hattında araçlı geçişe hizmet edecek Akıncılar Kapısı’nın açılmasını yapıcı ve resmi düzeyde önermiştir. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu önerilerin pozitif ve yapıcı bir anlayışla gündeme getirildiğini açıklamış, Rum tarafının ise Kiracıköy ve Erenköy üzerinden KKTC topraklarını transit geçiş güzergahına dönüştürme talebini güvenlik ve egemenlik gerekçeleriyle reddettiklerini kamuoyuna duyurmuştur. Rum tarafı buna rağmen kabul edilmesi mümkün olmayan bu taleplerinde ısrar etmeye devam etmiştir.

Kıbrıs Türk halkı için Anavatan Türkiye garantörlük görevinden çok daha fazlasını ifade eder. Türkiye, halkımızın güvenliği, varlığı ve geleceğiyle doğrudan bağlı olan tarihsel bir dayanışma odağıdır. Aramızdaki bağlar yalnızca diplomatik sorumluluklardan ibaret değildir. Türkiye’yle KKTC arasında ortak mücadeleye, kültürel yakınlığa ve karşılıklı güvene dayanan köklü bir ilişki söz konusudur. Türkiye’nin desteği, Kıbrıs Türk halkının iradesini uluslararası alanda kararlılıkla savunabilmesinin en güçlü temellerinden biridir. Bu çok boyutlu ilişkinin “korku” üzerinden tarif edilmesi, gerçekleri saptırmak anlamı taşır, aynı zamanda çözüm ortamını zayıflatan sorumsuz bir yaklaşımı da yansıtır.

Kıbrıs Türk Tarafı, seçim süreçlerinde de geleneksel olarak yapıcı tutumunu sürdürmüştür. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar, halkının haklarını savunan, ilkeli ve net bir liderlik anlayışı sergilemektedir. Bu doğrultuda, temel haklara aykırı herhangi bir adıma onay vermemiş, halkının geleceğini geçici siyasi hesaplara teslim etmemiştir.

Kıbrıs Türk Halkı mevcut statükoyu bir tercih olarak benimsememektedir. Halkımızın egemenliği, güvenliği ve onurlu geleceği için verdiği mücadele görmezden gelinemez. BM’nin sorumluluğu taraflardan birini dışlamak değil, her iki tarafın eşitlik temelinde uzlaşı zemini oluşturmasına katkı sağlamaktır.

Kıbrıs Türk tarafı, Mart ve Temmuz 2025’te gerçekleştirilen gayriresmi zirvelere iyi niyetle katılmıştır. Sürecin ilerleyebilmesi için her iki tarafın egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye sahip aktörler olarak bu süreçte yer alması gerektiği bir kez daha vurgulamıştır. Bu temel yaklaşımı kabul etmeyen hiçbir girişimin başarı şansı olamaz.

BM’nin temel işlevi, Kıbrıs Türk halkına ne yapması gerektiğini dayatmak değildir. Asıl sorumluluk, iki tarafın iradesine saygı gösteren ve çözüm için gerekli koşulları oluşturan bir tutum benimsemektir. Bu niteliği taşımayan herhangi bir temsilcinin BM çatısı altında güven ortamı yaratması mümkün olamaz. Colin Stewart’ın görev süresi, bu açıdan kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir.

Kıbrıs Türk Halkı, haklarına, iradesine ve varlığına sahip çıkmayı sürdürecektir. Bu duruş, geçici gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkmamıştır. Kararlı bir Halkın tarihsel birikimi ve meşru mücadelesiyle şekillenmiştir. Bu çerçevede ifade edilen tüm değerlendirmeler, görev süresi tamamlanmakta olan temsilcinin ardından görevi üstlenmesi beklenen yeni özel temsilci için de yol gösterici nitelik taşımaktadır. BM misyonunun bu kararlılığa saygı göstermesi, sürecin ciddiyetine katkı sunması açısından önemlidir.”

Ataoğlu:Hristodulidis’in sözleri barışa değil, gerilime hizmet ediyor

0

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı, Demokrat Parti Genel Başkanı Fikri Ataoğlu, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in KKTC yargısına yönelik açıklamalarına tepki gösterdi.

Ataoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Hristodulidis’in “korsanca”, “faşist” ve “yasa dışı” gibi ifadeler kullanarak yaptığı açıklamaların kabul edilemez olduğunu belirtti.

Bu söylemlerin, Rum liderliğinin çözümden uzak ve provokatif tutumunun yeni bir göstergesi olduğunu vurgulayan Ataoğlu, KKTC yargısının bağımsız ve hukukun üstünlüğü temelinde karar aldığını kaydetti.

Hristodulidis’in süreci çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını da ifade eden Ataoğlu, bu yaklaşımın barışa ve toplumlar arası güvene zarar verdiğini, Rum tarafının yargı kararlarını itibarsızlaştırma çabasının halkın güvenliğini tehdit eden bir saygısızlık olduğunu dile getirdi.

Kıbrıs Türk tarafının her zaman hukuk zemininde hareket ettiğini belirten Ataoğlu, Rum liderliğinin, tutarsız davrandığı gibi tehdit dili de kullandığını ifade etti.

Barışın tehdit diliyle değil, karşılıklı saygı ve eşitlikle mümkün olduğunu vurgulayan Ataoğlu, Rum tarafını sağduyuya ve yapıcı adımlarla ilerlemeye davet etti.