Ana Sayfa Blog Sayfa 51

Meclis Başkanı Öztürkler, Barış Harekatı’nın 51. yıl dönümü nedeniyle resepsiyon düzenledi:’Kıbrıs Türkü bu adada ev sahibidir ve olmaya devam edecektir’

0

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51. yıldönümü dolayısı ile resepsiyon düzenledi. Meclis bahçesinde gerçekleştirilen resepsiyon Meclis Başkanı Ziya Öztürkler ve eşi Oya Öztürkler’in konukları karşılaması ile başladı.

Resepsiyonda Gençlik Dairesi Vadili Gençlik Merkezi halk dansları tarafından hazırlanan folklor gösterisi ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51’nci yıl dönümü sinevizyon gösterimi yapıldı.

Sinevizyon gösteriminin ardından konuşan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kıbrıs Türk halkına armağan edilen Cumhuriyet Meclisi’nin yeni binasında Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde dönüm noktası olan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtının yıldönümü Barış ve özgürlük Bayramı’nı kutlamanın gururunu, coşkusunu ve heyecanını yaşadıklarını söyledi. Öztürkler, konuşmasında günün anlam ve önemini anlattı.

Öztürkler, 20 Temmuz’un sadece bir askeri müdahalenin bir kurtuluşun yıldönümü değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkını varoluşunun, kendi kaderini tayin etme hakkının, Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin desteği ile tecelli ettiği, özgür ve güvenli şekilde yaşanan bir coğrafyanın ve onurlu geleceğin temin edildiği bir gün olduğunu vurguladı.

Geleceğe umutla bakan bir halkın bayramının günü olduğunu kaydeden Öztürkler, anavatan Türkiye’ye desteğin dolayı teşekkür ederken, şehitleri saygı ve rahmetle andı, gazilere şükranlarını sundu. Öztürkler “Sesimizi kısmaya çalışanlara karşı bir halkın iradesini, cesaretini, azmini ve mücadele ruhunu ortaya koyduk, “51 yıl sonra bir kez daha ilgili taraflara sesleniyorum. Kıbrıs Türkü bu adada ev sahibidir ve olmaya devam edecektir. Kıbrıs Türkü barışın, hukukun ve adaletin yerini bilir ama teslimiyetin adını bilmez.”dedi.

Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının geçmişi unutmadan özden gelen haklara dayalı, egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü temelinde, Kıbrıs adası için adil ve kalıcı bir çözüm arayışından asla vazgeçmeyeceğinin altınız çizdi.

Öztürkler, “Biz anlaşma istiyoruz ama bizi yok sayan bir masada devletimizi ve kimliğimizi ortadan kaldırarak değil. Biz bayrağımızı özgürce dalgalandıracağımız onurumuzla yaşayacağımız, gerçeklere dayalı bir anlaşma, iki egemen devletin varlığının kabulünü istiyoruz. “dedi.

Kıbrıs Türkü’nün sömürge idaresine sokmanın mümkün olmayacağını belirten Öztürkler, esarete boyun eğmeyen büyük bir millet olduğunu ifade etti. Öztürkler, konuşmasında “KKTC bağımsız bir devlettir ve öyle de kalacaktır” vurgusu yaptı.Resepsiyon Ayşegül Zaim’in konseri ile sona erdi.

Boğaz Şehitliği’nde tören düzenlendi….Tatar:Emanetiniz asla çiğnenmeyecek, sonsuza dek yaşatılacaktır

0

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51’inci yıl dönümü kapsamında Boğaz Şehitliği’nde tören düzenlendi.

Şehitlik özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü, bağımsızlığı ve egemenliği uğruna toprağa düşen aziz şehitleri asla unutmadıklarını, unutturmayacaklarını kaydederek, “Emanetiniz asla çiğnenmeyecek, sonsuza dek yaşatılacaktır” dedi.

Boğaz Şehitliği’nde bugün saat 18.00’de protokol sırasına göre çelenklerin şehitliğe sunulmasıyla başlayan törene Cumhurbaşkanı Tatar’ın yanı sıra, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakanlar, sivil toplum örgütü temsilcileri ve askeri yetkililer katıldı.

Saygı duruşu ve saygı atışının ardından bayrakların İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildiği törende Şehitlik Özel Defteri’ni Cumhurbaşkanı Ersin Tatar imzaladı.

Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü, bağımsızlığı ve egemenliği uğruna toprağa düşen aziz şehitleri asla unutmadıklarını, unutturmayacaklarını kaydeden Tatar, “Bugün kendi vatanımızda, kendi devletimizde başımız dik ve özgürce yaşıyorsak bunu sizin fedakarlıklarınıza borçluyuz” ifadelerine yer verdi.

Tatar, Şehitlik Özel Defteri’ne şunları da kaydetti:

“Canlarınız pahasına Kıbrıs Türk halkını bugünlere taşıyan emek ve mücadeleleriniz daima minnet ve şükranla anılacaktır.

20 Temmuz Barış Harekatı’nın 51’inci yıl dönümünde manevi huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz, rahat uyuyunuz, emanetiniz asla çiğnenmeyecek, sonsuza dek yaşatılacaktır. Ruhunuz şad olsun.”

Bayrak FM 31 yaşında..BRTK Müdürü Özkurt:”Sadece bir radyo değil,bir yaşam tarzı ve büyük bir aile”

0

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Müdürü (BRTK) Meryem Özkurt, Bayrak FM’in, 31.yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Özkurt mesajında şu ifadelere yer verdi:
’20 Temmuz 1994’te “Radyo Keyfi” sloganıyla yayın hayatına başlayan Bayrak FM, 31 yıldır kesintisiz müziğin, kaliteli yayıncılığın ve samimi dostluğun adresi olmaya devam ediyor.

Bayrak FM, popüler müziğin öncüsü olmanın yanı sıra, her zaman dinleyicisinin yanında olmayı ilke edinmiş, sadece bir radyo değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve büyük bir aile olmuştur.

Kuruluşumuzdan bu yana emeği geçen tüm programcılarımıza, yöneticilerimize ve en önemlisi bizleri her koşulda yalnız bırakmayan, Bayrak FM’e gönülden bağlı değerli dinleyicilerimize en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

31.yaşımızı kutlarken, geçmişin birikimini geleceğe taşıyan bir anlayışla, radyo yayıncılığına tutkuyla devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim.

Nice mutlu, müzik dolu yıllarda birlikte olmak dileğiyle…’

Cumhurbaşkanı Tatar:Ne pahasına olursa olsun devletimizden, özgürlüğümüzden ve egemenliğimizden vazgeçmeyeceğiz

0

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51’inci yıl dönümü kapsamında Rauf Raif Denktaş’ın anıt mezarında tören düzenlendi.

Törende, anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatma kararlığında olduklarını vurgulayarak, “Ne pahasına olursa olsun devletimizden, özgürlüğümüzden ve egemenliğimizden asla vazgeçmeyecek, ilkelerinizden aldığımız güçle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.

Tatar, Denktaş’ın önderliğinin, direniş azminin, kararlı duruşunun ve ilkelerinin daima hatırlanacağını da söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın anıta çelenk sunmasıyla başlayan tören; saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle devam etti.

Törene Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yanı sıra, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakanlar, yetkililer, sivil toplum örgütü temsilcileri, askeri erkan ve öğrenciler katıldı.

-“Önderliğiniz, direniş azminiz, kararlı duruşunuz ve ilkeleriniz daima hatırlanacak”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rauf Raif Denktaş’ın anıt özel defterine şunları yazdı:

“Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Raif Denktaş. Bugün bir kez daha manevi huzurunuzdayız. Kıbrıs bir Helen adası olmaması ve halkımızın Rum’un azınlığına düşmemesi için dava arkadaşlarınızla birlikte her türlü fedakarlığı göze alarak başlattığınız büyük mücadele bu yoldaki önderliğiniz, direniş azminiz, kararlı duruşunuz ve ilkeleriniz daima hatırlanacaktır.

Sayenizde Rum-Yunan ikilisinin hayali olan Enosis’in önü kesilmiş, halkımızın bağımsızlığına, özgürlüğüne ve egemenliğine kavuşarak onur ve gurur kaynağımız olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur.

Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuştuğu 20 Temmuz Barış Harekatı’nın 51’inci yıl dönümünde bu kutlu mücadelenin öncüsü olarak sizleri bir kez daha rahmetle anıyoruz.

Cumhuriyetimizin temelinde sizin ve dava arkadaşlarınızın emeği, fedakarlıkları, halkımızın Türk Mukavemet Teşkilatı önderliğindeki direnişi, Anavatan Türkiye’nin güçlü desteği ve mücahitlerimiz ile Mehmetçiklerimizin canı, kanı vardır.

Bizlere en büyük emanetiniz olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek yaşatma kararlılığındayız. Ne pahasına olursa olsun devletimizden, özgürlüğümüzden ve egemenliğimizden asla vazgeçmeyecek, ilkelerinizden aldığımız güçle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Son nefesinizde bizlere bıraktığınız ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatınız, Anavatan Türkiye’ye sıkı sıkı sarılınız’ vasiyetinize sadık kalacağız.

Sizi bir kez daha sevgi, saygı, minnet ve özlemle anıyor; Kıbrıs Türk halkının ve Türk dünyasının yüreğinde yaşamaya devam ettiğinizi biliyoruz. Ruhunuz şad olsun.”

Tatar:Rum’un azınlığı olmayacağız, devletimizden egemenliğimizden ve Anavatan Türkiye’den asla vazgeçmeyeceğiz

0

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ün anıt mezarında tören düzenlendi.

Törende, Anıt Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 20 Temmuz Barış Harekatı ile Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne, bağımsızlığına, egemenliğine ve kendi devletine kavuştuğunu belirterek, “Rum’un azınlığı olmayacağız, devletimizden egemenliğimizden ve Anavatan Türkiye’den asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Törene; Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakanlar, sivil toplum örgütü temsilcileri ve diğer bazı askeri ve sivil yetkililer katıldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın anıta çelenk sunmasıyla başlayan tören; saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle devam etti.

Tören, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın anıt özel defterini imzalanmasıyla sona erdi.

-Anıt özel defteri

Cumhurbaşkanı Tatar, anıt özel defterine şunları yazdı:

“Özgürlük ve bağımsızlık mücadelemizin lideri Dr. Fazıl Küçük,

Kıbrıs Türk halkının en karanlık günlerinde verdiğiniz büyük mücadele, halkımızı yol olmaktan kurtarmış; açtığınız yolda yürüyen halkımız, 20 Temmuz Barış Harekatı ile özgürlüğüne, bağımsızlığına, egemenliğine ve kendi devletine kavuşmuştur.

‘Kıbrıs meselesi Türkiyesiz çözülmez’ şiarınızdan aldığımız güçle Anavatan Türkiye ile omuz omuza mücadeleye devam ediyoruz. 20 Temmuz Barış Harekatı’nın 51. yıl dönümünde manevi huzurunuzda saygıyla eğilirken bir kez daha söz veriyoruz: Rum’un azınlığı olmayacağız; devletimizden, egemenliğimizden ve Anavatan Türkiye’den asla vazgeçmeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları kapsamında törenler düzenlendi

0

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları kapsamında ilk tören Boğaz Şehitliği’nde düzenlendi.
Tören çelenklerin anıta sunulması ile başladı.

Ardından saygı duruşu, saygı atışı ve istiklal marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Boğaz Şehitliği’ndeki tören Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Şehitlik Özel Defteri’ni imzalaması ile sona erdi.

Kutlamalar kapsamındaki ikinci tören ise Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Anıt Mezarı’nda düzenlendi.
Törende ilk olarak Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Anıt’a çelenk sundu.

Ardından saygı duruşu ve istiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Dr. Fazıl Küçük’ün Anıt Mezarı’ndaki tören Cumhurbaşkanı Tatar’ın Anıt Özel Defteri’ni imzalaması ile tamamlandı.
GÖRÜNTÜ
Kutlamalar kapsamındaki son tören ise Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın Anıt Mezarı’nda düzenlendi.
Tören Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, Anıt’a çelenk sunmasıyla başladı.

Ardından saygı duruşu ve istiklal marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Rauf Raif Denktaş’ın Anıt Mezarı’ndaki tören Cumhurbaşkanı Tatar’ın Anıt Özel Defteri’ni imzalamasının ardından sona erdi.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Ankara’da da kutlanıyor…Büyükelçi Korukoğlu,Anıtkabir’i ziyaret etti

0

KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Anıtkabir’i ziyaret etti.

Aslanlı Yoldan yürüyerek Ata’nın huzuruna çıkan Korukoğlu, Atatürk’ün mozolesine çelenk koydu, saygı duruşunda bulundu ve ardından da Misak-ı Milli Kulesine geçerek Anıt Özel defterini imzaladı.

Büyükelçi Korukoğlu deftere şunları yazdı:
“ 20 Temmuz tarihi, Kıbrıs Türk Halkının huzur ve güven içinde yaşamını sürdürmesinin temellerinin atıldığı tarihtir. Kıbrıs Türkü varoluş mücadelesini en değerli mirasınız olan ilke ve inkılaplarınız ışığında kurduğu Devletiyle taçlandırmış ve adadaki Türk varlığının baki olduğunu tüm dünyaya kararlılıkla göstermeye devam etmektedir. Kıbrıs Türk Halkı’nın yarım asırdan uzun süredir huzur ve güven içinde yaşamını sürdürmesinin esas nedeni, Anavatanının Kıbrıs Türkü’nü her şart ve koşulda yalnız bırakmayışıdır. Bu gerçeğin bilinciyle Kıbrıs Türk Halkı 1974 öncesi yaşanan acıların bir daha tekrarlanmaması için devletine egemenliğine vatanına ve geleceğine sahip çıkmaya azimle devam edecektir.”

Büyükelçi Korukoğlu, daha sonra Ulus Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törene katıldı.

Büyükelçi Korukoğlu, 20 Temmuz’un Kıbrıs adasına barışın gelişinin ve Kıbrıs Türk halkının can güvenliğine kavuşarak kendi toprağında kendi devlet çatısı altında huzur ve güven içinde yaşamını sürdürmesinin temellerinin atıldığı tarih olduğuna dikkat çekti.

Korukoğlu, “Bu tarih sadece ortak geçmişimizin değil müşterek geleceğimizin de sembolü bir tarihtir“ dedi.

Uluslararası toplumu artık adadaki gerçekleri kabul ederek, Kıbrıs Türk Halkının maruz bırakıldığı insanlık dışı izolasyona son vermeye çağıran Korukoğlu, “ Artık adadaki gerçeklerle uyumlu, yani Kıbrıs’ta mevcut olan iki komşu devletin iyi komşuluk ilişkilerini gözeten bir modelin sürdürülebilir tek seçenek olduğu ve sadece adadaki halkların ortak menfaatlerine değil, aynı zamanda bölgedeki huzur ve istikrara da katkı sağlayacağı çok açıktır” dedi.

Şampiyon Melekler anısına “Elvedasız Şarkılar” konseri düzenlendi

0

Şampiyon Melekler anısına düzenlenen “Elvedasız Şarkılar” adlı konserin altıncısı Gazimağusa’daki tarihi Salamis Harabeleri’nde düzenlendi.

“Kalbimizdesiniz” temasıyla düzenlenen konsere katılım yoğun oldu.

Sunuculuğunu Çiğdem Tunç’un yaptığı konserde, Emre Altuğ, Umut Akyürek, Bora Gencer, Grup Destan, Zeynep Türkeş, Ozan Orhon, Nigar Muradova ve Barlas Kanatlar gibi ünlü isimlerin sahne aldı.

Konserde her şarkının, Şampiyon Melekler anısına bir umut ve dayanışma çağrısı olarak yankılanması hedeflendi ve gecede ‘İsias Ortak Davamız’ şarkısı seslendirildi.

Konserde Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Karakaya da söz alarak, 30 aydır tüm ailelerle birlikte çok büyük bir mücadele verdiklerini anımsattı.

Karakaya yılmadan mücadelelerinin sonuna kadar devam edeceğini vurgulayarak, birlik beraberlik içinde 6 Şubat’ta yitirilenlerin isimlerini yaşatacaklarını ifade etti.

Karakaya verdikleri bu mücadelede yanlarında olan Kıbrıs Türk halkına yürekten teşekkür de etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs adası ve Kıbrıs Türk halkı için tarihi bir dönüm noktası

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın, Kıbrıs adası ve Kıbrıs Türk halkı için tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, “Bundan tam 51 yıl önce Anavatanımızın kahraman ordusu, yalnızca Kıbrıs Türk halkına değil, adamızın tamamına ve Rum halkına da huzuru getirmek için Mutlu Barış Harekâtı’nı başlattı. Harekâtın tamamlandığı günden bugüne, iki devlet ve iki halk arasında tek bir silahlı çatışma dahi yaşanmamış olması, bu hakikatin en açık ispatıdır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı ve 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 51. yıl dönümü dolayısıyla BRT’de konuşma yaptı.

Konuşmasına halkı saygı ve sevgiyle selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Tatar, “Kıbrıs Türk halkı olarak bugün kendi vatanımızda, kendi devletimizde huzur ve barış içinde yaşayabiliyorsak, hayatın her alanında özgürce var olabiliyorsak bunu, yüz yılı aşan varoluş mücadelemizin kahramanlarına; cesaretleriyle tarihe yön veren Mehmetçiklere ve mücahitlerimize borçluyuz.” dedi.

Tatar, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesinin ilk lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı, dava arkadaşları ile mücahitleri rahmet ve minnetle andı; bu mücadeleye destek veren dönemin Türkiye Başbakanı Adnan Menderes’i, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu, harekâtı başlatan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı rahmet ve şükranla hatırladı.

-“Bizler bu ruhun, bu anlayışın ve bu davanın takipçileriyiz”

Tatar, 20 Temmuz 1974’ün önemine ilişkin şöyle konuştu:

“20 Temmuz 1974; siper siper, köy köy vatanını ve halkımızı savunan cesur mücahitlerimizin yılmaz direnişlerinin başarıya ulaştığı gündür. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türk halkının tarihi çağrısını cevapsız bırakmayan Anavatanımız Türkiye’nin ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Yunan-Rum ikilisinin kanlı oyunlarını bozduğu gündür. 20 Temmuz 1974; kendi vatanında mülteci durumuna düşürülen, sefalete, perişanlığa mahkûm edilen, silahlı Rum çetelerince kuşatılmış Kıbrıs Türk halkının yeniden dirilişinin günüdür.”

“Bizden önceki kuşakların 20 Temmuz 1974’e kadar Kıbrıs’ta Türk varlığını korumak için hangi bedelleri ödediğini, onların evlatları olarak hepimiz çok iyi biliyoruz” diyen Tatar, “Yaşadıkları şehirlerini, köylerini, evlerini terk etmek zorunda kaldıkları yıllar boyunca kulağı radyoda, gözleri Toroslar’da olan anne ve babalarımızın onca çaresizlik, yoksulluk ve kuşatılmışlık içinde gösterdikleri direniş, hepimize örnek olmalıdır. İşte o cesaret ve direniş ruhu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak tarih ve dünya önünde ilan edilmesini sağlamıştır. Bizler bu ruhun, bu anlayışın ve bu davanın takipçileriyiz.” ifadelerini kullandı.

– “Asla unutmadık ve unutmayacağız…”

Tarihi gerçekleri hatırlamadan 20 Temmuz 1974’ün Kıbrıs Türk halkı için önemini kavramanın mümkün olmadığını ifade eden Tatar, devamla şunları kaydetti:

“Kıbrıs Türklerinin, Rumlarla birlikte eşit haklara sahip olduğu bir ortaklık devleti olarak 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, sadece üç yıl içinde halkımızın dışlandığı, ayrımcılığa uğradığı, katledildiği ve kuşatıldığı tek taraflı bir Rum devletine dönüştürülmüştür.

Aralık 1963’te başlayan ve ‘Kanlı Noel’ olarak kayda geçen olaylar bugün, tarihin en utanç verici sayfaları arasındadır. Vatanımız Kıbrıs’ı bir Yunan adasına dönüştürmeyi ve halkımızı kendi yurtlarından söküp atmayı amaçlayan bu yüz karası saldırılar sonucu yüzlerce kardeşimiz şehit olmuş, yüzden fazla Türk köyü de boşaltılmak zorunda kalmıştır.

Halkımızın geride bıraktığı köyler ve evler yağmalanmış, yakılmış ve yıkılmıştır. Kıbrıs Türk halkının o dönemdeki nüfusunun neredeyse dörtte biri, yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır. O tarihten itibaren tam on bir yıl boyunca Kıbrıs Türk halkı, kendi vatanında mülteci durumuna düşürülmüş, her türlü baskıya ve zulme uğramış, silahlı Rum çeteleri tarafından kuşatılmış bölgelerde çadırlarda yokluk içinde yaşamaya zorlanmıştır. Bunları asla unutmadık ve unutmayacağız. Daha da acı olanı, tüm bu zulmün o dönemin uluslararası kamuoyunun gözleri önünde ve bilgisi dahilinde gerçekleşmiş olmasıdır.”

-“Halkımız, Enosis’e geçit vermemek için her türlü zorluğa katlanmayı kutsal bir görev bildi”

Kıbrıs Türk halkının, tüm bu olumsuz şartlara rağmen direnişini azimle sürdürdüğünü belirten Tatar, “Halkımız, Enosis’e geçit vermemek için her türlü zorluğa katlanmayı kutsal bir görev bilmiştir.” dedi.

Ada’nın fiilen bölündüğü 1963’ten itibaren Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetmek için harekete geçtiğini, önce Genel Komite ardından Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi’ni oluşturulduğunu anımsatan Tatar, şöyle devam etti:

“Anavatan Türkiye’nin desteği ve Kıbrıs Türk halkının güçlenen direnişiyle karşılaşan Rum ve Yunan ikilisi, son çare olarak 15 Temmuz 1974’te faşist bir darbeyle Kıbrıs Cumhuriyeti’ne el koyduklarında Enosis hayallerine kavuşacaklarını sandılar. Amaçları darbeyi oldu bittiye getirerek adadaki Türk varlığını gerekirse topyekûn imha etmek ya da halkımızı tümüyle adadan ayrılmaya zorlamaktı. Kalanlar kaderlerine razı olacaklardı. EOKA’cı çetelerin Muratağa-Sandallar’da, Atlılar’da yaptıkları katliamlar, halkımıza yönelik bu kin dolu nefretin en kanlı ispatlarındandır. Kahraman Türk Ordusu işte tüm bu şartlar altında adamıza yeniden barışı ve huzuru getirmek, Kıbrıs Türk halkını olası bir yok oluştan kurtarmak için müdahale etmiştir.”

“Mutlu Barış Harekâtı’nın sona erdiği günden bu yana huzur ve barış içindeyiz” diyen Tatar, “O tarihten beri iki halk arasında hiçbir silahlı çatışma yaşanmamış, halkımız bir daha asla evini yurdunu terk etmek zorunda kalmamıştır. Kıbrıs Türk halkı, yüz yılı aşan mücadelemizin son aşaması olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurarak bu topraklar üzerindeki tarihsel haklarını ve varoluşunu kalıcılaştırmayı başarmıştır.” ifadelerini kullandı.

– “Halkımızın her bir ferdi, genci, yaşlısı, sporcusu, sanatçısı, iş insanı ambargoların hedefi oldu”

Yaklaşık beş yıl önce, Cumhurbaşkanlığına aday olduğunda, iki halk arasında 1968’den bu yana sürdürülen müzakerelerin kalıcı sonuca ulaşmadığını ve artık yeni bir yola çıkılması gerektiğini söylediğini hatırlatan Tatar, “Bu yol, Anavatanımız Türkiye’nin de tam destek verdiği iki devletli çözüm yoludur.” dedi.

Yarım asrı aşan federasyon temelli müzakerelerden halkın hiçbir fayda sağlayamadığını belirten Tatar, “Rum tarafı, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında uluslararası tanınmanın konforuyla yıllarca hepimizi oyalamış, bu arada Kıbrıs Türk halkının üzerindeki izolasyon ve ambargolar aynen devam etmiştir.

Halkımızın her bir ferdi, genci, yaşlısı, sporcusu, sanatçısı, iş insanı bu izolasyon ve ambargoların hedefi olmuştur.” şeklinde konuştu.

Rum tarafının, Annan Planı’nı reddetmesine rağmen Avrupa Birliği üyesi olduğuna işaret eden Tatar, Türk tarafının Annan Planı’nı ile mevcut topraklarının önemli bir bölümünü Rum tarafına bırakmayı ve güvenliğinin garantisi olan Barış Kuvvetleri’nin önemli bir bölümünün zaman içinde adadan ayrılmasını kabul etmesine rağmen, karşı tarafın bu plana “Hayır” dediğini anımsattı.

-“Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisi ile Mehmetçiğin varlığı olmadan anlaşma mümkün değildir”

Crans Montana’daki son resmi görüşmelerde masayı terk edenin de yine Rum yönetimi olduğuna işaret eden Tatar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tüm bu müzakereler boyunca ortaya çıkan gerçek şudur: Rumlar, Kıbrıs Türk halkını adeta sessiz bir bekleyişe hapsetmeyi, ne zaman gerçekleşeceği belirsiz bir çözüm beklentisiyle süreci zamana yayarak milli irademizi zayıflatmayı umut etmişlerdir.

Tüm bunların ardında Kıbrıs Türklerini tarihi bir hata, istenmeyen bir misafir olarak gören ırkçı ve ayrımcı zihniyet vardır. Rum yönetiminin hâlâ EOKA ve Enosis anmalarına katılması, zihinlerinin arkasındaki bu tarihsel düşmanlığın açık göstergesidir. Halkımızı yeniden bir azınlık statüsüne indirgeyecek ve devletimizi Rum’un küçük ortağı seviyesine düşürecek bir anlaşmayı, gerçekler ortadayken kabul etmemiz asla mümkün değildir. Kıbrıs Türk halkını her daim destekleyen, en zor anımızda yanımızda duran Anavatanımız Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisi ile Mehmetçiğin varlığı olmadan hiçbir anlaşma mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, varlığımızın teminatı olan kutsal değerimizdir.”

-“Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü ve Mehmetçiğin varlığı vazgeçilmezdir”

“Bölgesel ve küresel tehditlerin arttığı, eski düzenin yıkıldığı bir dönemde Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü ve Mehmetçiğin varlığı vazgeçilmezdir.” diyen Tatar, şöyle konuştu:

“İşte bu yüzden göreve geldiğimiz ilk günden bu yana egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden kalıcı bir anlaşmanın mümkün olmadığını vurguluyoruz. İşte bu yüzden 3D olarak tanımladığımız Doğrudan Uçuş, Doğrudan Ticaret ve Doğrudan Temas haklarımızı kararlılıkla talep ediyoruz. İşte bu yüzden, sadece sonuçsuz müzakere masalarında ömür tüketmek yerine uluslararası diplomasi platformlarında KKTC’yi anlatarak, halkımızın hakkını ve hukukunu savunarak iki devletli çözüm yaklaşımımızı ortaya koyuyoruz.”

-Devletimizi tanıtmak ve halkımıza yeni bir yol açmak için uğraşıyoruz

Tatar, “Almanya’dan İngiltere’ye, Gambiya’dan Amerika’ya, Özbekistan’dan Azerbaycan’a, Avustralya’dan Polonya’ya, dünyanın dört yanında devletimizi tanıtmak ve halkımıza yeni bir yol açmak için uğraşıyoruz.” diyerek, KKTC’nin gözlemci üyeliğe kabul edildiği Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere, Ekonomik İş Birliği Teşkilatı ve İslam İş Birliği Teşkilatı ile en üst düzeyde temasların bu azmim bir sonucu olduğunu söyledi.

– “Türkiye’nin yükselişi, KKTC’nin gücüne güç katacaktır”

Bu girişimlerinde KKTC’yi destekleyen Anavatan Türkiye’ye, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte inanıyoruz ki Anavatanımız, bölgenin ve dünyanın en önemli siyasi, iktisadi ve askeri güçlerinden biri olarak yeni bir rol üstlenecektir. Türkiye’nin yükselişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve halkımızın gücüne güç katacaktır. Dost ve kardeş iki ülke, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrar için birlikte çalışacaktır.” ifadelerini kullandı.

– “Sıkılı yumruklarla el sıkışılamayacağını bilerek, her alanda yeni iş birliklerine hazır olduğumuzu söylüyoruz”

“Halkımız ve devletimiz için kalıcı ve adil bir çözümün ancak diyalogla sağlanabileceğinin farkındayız” diyen Tatar, şunları kaydetti:

“Diyaloğa ve karşılıklı görüşmelere daima açığız. Her iki halkın da beklentisi olan yeni sınır kapılarının açılmasını, var olanların genişletilmesini talep eden biziz. Anavatanımız Türkiye’nin önerdiği gibi ada üzerindeki tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öneriyoruz. Adamızın en temel ihtiyaçları olan su ve enerji konularında ortaklıklar öneriyoruz. Sıkılı yumruklarla el sıkışılamayacağını bilerek, her alanda yeni iş birliklerine hazır olduğumuzu söylüyoruz.

-20 Temmuz’da doğan güneş bir daha asla batmayacak…”

Tatar, konuşmasının şöyle tamamladı:

“Ben, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1960 yılında doğdum. Çocukluğum, halkımın en zorlu yıllarında geçti. Bugün 51. yılını kutladığımız Mutlu Barış Harekâtı’nın, ailemde ve şehrim Lefkoşa’da nasıl bir umuda yol açtığını gören canlı tanıklarından biriyim. Cumhurbaşkanı değil, bu vatanın bir evladı olarak söylüyorum ki 20 Temmuz’da doğan güneş bir daha asla batmayacak. Halkımızın özgürlük güneşi daima ufkumuzu aydınlatacak. Anavatanımız Türkiye’ye, Kahraman Türk Ordusu’na, Mehmetçiklerimize, mücahitlerimize bir kez daha devletim ve halkım adına şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizi saygıyla selamlıyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

Cumhurbaşkanı Tatar, TÜRKPA heyetini kabul etti

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde KKTC’de bulunan Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er ve beraberindeki heyeti kabul etti.

-Tatar

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Tatar kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Barış Harekatının 51. yıl dönümünü kutlarken, Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını sürdürebilmesini sağlayan tarihi müdahalenin ardından gelişen sürece değindi.

Cumhurbaşkanı Tatar, New York’ta gerçekleştirilen 5+1 gayri resmi Kıbrıs konferansına değinerek, Kıbrıs’ta iki egemen eşit devlete dayalı bir çözüm bulunmasının tek seçenek olduğunu dile getirdi.

-Er

TÜRKPA Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er de konuşmasında, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla KKTC’de bulunmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Kıbrıs Barış Harekatı’yla Kıbrıs Türk halkının mücadelesinin bu topraklarda başarıya ulaşmasının mazlum milletlere ilham olduğunu ifade eden Er, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katılmasının önemli bir gelişme olduğuna değindi.

“KKTC’nin her seviyede Türk dünyasına katılması gücümüze güç katıyor” diyen Er, Türk dünyası kapsamında yürütülen çalışmaların sürdüğünü belirtti. Er, KKTC’nin tanınması yolundaki çalışmaların başarıyla sonuçlanmasını temenni etti.