Ana Sayfa Blog Sayfa 53

Şanlıurfalı Kıbrıs gazisi, görev verilse Ada’ya koşa koşa gitmeye hazır

0

Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan 71 yaşındaki Şanlıurfalı gazi Hasan Aslan, kahramanlık günlerini unutamadığı Ada’ya yeniden görev verilse gitmeye hazır.

Şanlıurfa’da ikamet eden Aslan, 1974 yılında Kıbrıs’ta vatani görevinin bitimine bir ay kala Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından barış ve huzuru tesis etmek amacıyla ilki 20 Temmuz 1974’te başlayan harekata katıldı.

Şanlıurfa Muharip Gaziler Derneği Şube Başkanlığı görevini de 30 yıldır sürdüren Aslan, Kıbrıs’ta geçen kahramanlık günlerini AA muhabirine anlattı.

Evli ve 6 çocuk babası Aslan, harekat bitene kadar Ada’da kaldığını söyledi.

– 650 kişi 3 bin 500 kişiye karşı durdu

Kıbrıs’a barışı getiren birliklerin içerisinde görev yapmanın onurunu yaşadığını ifade eden Aslan, şunları kaydetti:

“Kıbrıs gazileriyle gurur duyuyorum. O arkadaşlarımız, o günkü imkansızlıklara rağmen adeta her biri isimsiz kahramandı. 20 Temmuz sabahı harekat başladığında karada sadece 650 askerimiz vardı. Karşımızda ise tanklarla, toplarla, ağır silahlarla donatılmış 3 bin 500 kişilik bir Rum birliği vardı. Benim bulunduğum bölükte sadece 128 askerle bir alaya karşı direndik. Bizim uçaklara İncirlik’te bomba yükleniyordu fakat yakıt yoktu. Mersin Rafinerisi’nden yakıt ikmali yapılıp Kıbrıs’a hareket edilecekti. O günler çok zorluydu.”

– “Paraşütle mevzime inen askerle hemşehri çıktık”

Kıbrıs’taki günlerini unutamadığını anlatan Aslan, şöyle devam etti:

“Her yıl 20 Temmuz’da o şanlı sabahı hatırlıyorum. Şafakla birlikte Türk uçakları üzerimizden geçerek keşif yaptı. Arkasından Rumlar üzerimize yağmur gibi kurşun yağdırdı. Silahsız, cephanesiz kaldık ama iman gücüyle direndik. Sabah denizden ve karadan bomba yağdırıldı, havadan da Beşparmak Dağları bombalandı. Saat 10.00’da hava indirme birlikleri mevzilerimize atladı. Bir arkadaş paraşütle benim mevzime indi. O anda tanıştık, adı Mehmet Güneş, memleketi de tesadüfen Şanlıurfa, hatta benim köyümün yan köyündendi. İkimiz de çok sevindik. Üzerimize mermiler yağıyordu ama biz birbirimize sarıldık. Türkiye’deki durumu sordum, ‘Herkes kenetlendi, elindekini avucundakini askere vermeye çalışıyor.’ dedi. O arkadaşı 15.00’te Ercan Havalimanı’na götürdüler, ne yazık ki orada şehit oldu.”

– Göreve hazır

Aslan, zaman zaman da kentteki okullara giderek Kıbrıs’taki kahramanlık anılarını gelecek kuşaklara anlattığını söyledi.

Kıbrıs için tekrar göreve hazır olduğunu belirten Aslan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çağırırlarsa bu yaşta koşa koşa yine giderim. Ben Şanlıurfalıyım, Kıbrıs’ı Şanlıurfa’dan daha iyi biliyorum. Arkadaşlarımı Ada’ya götürdüğümde onlara rehberlik ediyorum. Bazen orada doğan askerler bile bana soruyor. İki saat boyunca notsuz şekilde adayı anlatıyorum. Hem eski hem yeni isimleriyle tüm mekanları biliyorum. Biz orada gerçek Kıbrıs halkının hak sahibi olduğunu dosta düşmana gösterdik. Altın harflerle tarih yazdık. Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Ne mutlu ki bizim de bu çorbada bir tutam tuzumuz oldu, bununla bir ömür gurur duyuyoruz.”

Cumhurbaşkanı Tatar: “Bizi acımasızca toplu mezarlara koyacaklardı”

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye tarafından 51 yıl önce yapılan Kıbrıs Barış Harekatı’nın Ada’ya barış, huzur ve güven getirdiğini vurgulayarak, “(Rumlar) Bizi acımasızca toplu mezarlara koyacaklardı.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 51’inci yılı ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı vesilesiyle AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Tatar, o dönemde Yunanistan’da idarede olan cuntanın, Kıbrıs’ı kendilerine bağlayarak “Büyük Yunanistan” kurma, Doğu Akdeniz’i Yunan gölü yapma hayalleriyle Rumları kışkırttığına işaret ederek, “Kıbrıs’ta asıl işgalci olan Yunanistan’dır. 15 Temmuz 1974’te Yunanistan’ın komutan ve askerleri o dönemin Devlet Başkanı III. Makarios’a darbe düzenledi. Düşünebiliyor musunuz? Bir sonraki adım Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması ve Ada’daki Türklerin tamamen imha edilmesiydi.” diye konuştu.

Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nı yapmasını 1963’ten 1974’e kadar 11 sene beklediklerini dile getiren Tatar, harekat öncesinde Kıbrıs Türk halkının oldukça zorlu süreç geçirdiğini söyledi.

Tatar, Kıbrıs’ta Rumların Türklere yönelik saldırıları ve katliamlarının Birleşmiş Milletler (BM) ile İngilizler tarafından sadece seyredildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bizi acımasızca toplu mezarlara koyacaklardı. Zaten Kıbrıs Türkleri 1963’te soykırımdan geçti, 1974’te de soykırım olacaktı. Bu kadar açık ve net söylüyorum. Bazıları abarttığımı düşünebilir fakat gerçek bu ki, Türkiye’nin gelmediği bir ihtimalde tümümüzü birkaç gecede toplu mezarlara koyacaklardı. O zaman böyle iletişim de yoktu. Anında olan şeylerin fotoğrafları dünyaya bugün olduğu gibi yayılmıyordu. O gün katledilsek bizler öldükten 3 gün sonra duyardı dünya. 1963’te çok insanımızı kaybettik dünya duymadan. BM sonradan geldi, İngilizler de iyi bir garantör değildi. Kıbrıs Türklerinin acımasızca katledilişini İngilizler üslerinden sessizce seyrettiler.”

Tatar, 19 Temmuz 1974’te kendileri için belirsizliğin, 20 Temmuz 1974’te Mehmetçiğin Kıbrıs’a çıkarma yaparak mücahitlerle buluşmasıyla yerini sevince bıraktığını anlatarak, 51 yıl önce yapılan Kıbrıs Barış Harekatı’nın Ada’ya barış, huzur ve güven getirdiğini söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın Kıbrıs Türkü’nün yeniden doğuşu olduğunu dile getiren Tatar, bugün KKTC’nin Mavi Vatan’da geleceğe emin ve istikrarlı adımlarla yürüdüğünü kaydetti.

– “İngilizlerin nüfus siyaseti, Kıbrıs’ı Rumlaştırmaya çalıştı”

Tatar, 1878 yılından itibaren İngilizlerin Ada’ya Yunanistan’dan ve başka ülkelerden Rumların gelişini teşvik ettiğine dikkati çekerek, “İngilizlerin nüfus siyaseti, Kıbrıs’ı Rumlaştırmaya çalıştı. Kıbrıs’tan Türkler göçerken Karadeniz’den Pontuslular bile buraya getirildi. Kıbrıs’ı Yunanlılar, Girit ve Rodos’tan sonra 13. ada olarak görüyorlardı. Bu nedenle nüfus stratejisi izleyerek Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak istiyorlardı.” şeklinde konuştu.

Kıbrıs Türklerinin, Barış Harekatı ile Mehmetçik Ada’ya gelene kadar kadını ve erkeğiyle direniş ruhu içinde mücadele ettiğini vurgulayan Tatar, Kıbrıs Türkünün direnişiyle “Büyük Yunanistan” idealinin gerçekleşmesini engellediğinin altını çizdi.

– “Ana vatanımız her daim yanımızda”

Kıbrıs Türklerinin bugün artık geleceğe hem güven hem de huzur içinde bakabildiğini dile getiren Tatar, ana vatan Türkiye’nin her daim yanlarında olduğunu söyledi.

Tatar, Türkiye’nin Kıbrıslı Türkler için hiçbir zaman fedakarlıktan vazgeçmediğini ifade ederek, Anadolu’dan denizin altından borularla Ada’ya getirilen su, Ercan Havalimanı ve gelecekte Türkiye’den kabloyla getirilecek elektrik hizmetinin kendileri için önemli olduğunu anlattı.

Kıbrıs’a her zaman destek veren Türk milletine teşekkür eden Tatar, 20 Temmuz 1974’te şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazilere sağlıklı ömür diledi.

Tatar, 51’inci yıl dönümü kutlanan Kıbrıs Barış Harekatı’nın kararını alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve emeği geçen diğer devlet adamlarına da rahmet diledi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın “mücahitleri” Mehmetçiğin Ada’ya çıkışını anlattı

0

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Rumların baskı ve zulmüne son vermek ve Ada’ya barış getirmek amacıyla 20 Temmuz 1974’te düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı’na “mücahit” olarak katılan Hüseyin Konuralp, Mustafa Ağa ve Mehmet Türkkan, 51 yıllık anılarını paylaştı.

Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanarak birincisini 20 Temmuz, ikincisini 14 Ağustos 1974’te düzenlediği harekatın üzerinden 51 yıl geçmesine rağmen o dönemi bugün gibi hatırlıyor.

Kıbrıs Barış Harekatı öncesi Rumlara karşı direnişte yer alan, Mehmetçiğin 20 Temmuz 1974’te Ada’ya çıkışı sonrası birlikte savaşan Kıbrıslı “mücahitler”, o dönem yaşadıkları zorlu süreci AA muhabirine değerlendirdi.

O dönem serbest çalışırken artan Rum saldırıları sebebiyle “mücahit” olan Hüseyin Konuralp, 20 Temmuz 1974’te başkent Lefkoşa’daki Surlariçi bölgesinde Rum mevzilerinin tam karşısında nöbet tutuğunu, harekatın başlamasından yaklaşık 5 gün sonra Mehmetçiğin tanklarla Sarayönü’ne girişine tanıklık ettiğini anlattı.

Lefkoşa’da ilk Türk askerini görünce duygulandığını ifade eden Konuralp, “Biz, yıllarca, aylarca onların gelişini beklemiştik. Onları görünce mutlu olduk ve sevindik.” diye konuştu.

Konuralp, 51 yıl önce 20 Temmuz’da Baf Kapısı civarında nöbet tutarken Türk savaş uçaklarının Kıbrıs semalarında görülmesiyle Rum asker ve polisinin yüzündeki panik ve korkuyu gördüğünü dile getirerek, 1963’ten 1974’e kadar içine düştükleri umutsuzluğun Mehmetçiğin Ada’ya gelmesi ile sevince dönüştüğünü söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı öncesinde devamlı Türk basınını takip ederek Türkiye’nin müdahalesini beklediklerini kaydeden Konuralp, “O dönemde sık sık radyoda ‘Mersin’den savaş gemileri ayrıldı’ haberleri duyardık. Sonra Türk askeri buraya gelmeyince Rumlar, mevzilerden radyo ve megafonlarla bize ‘Bekledim de gelmedin’ şarkısını dinletirlerdi, moralimiz bozulurdu. Mehmetçik, Kıbrıs’a çıkınca biz de onlara ‘Bir gece ansızın gelebilirim’ şarkısını dinlettik. O anın mutluluğu tarif edilemezdi.” diye konuştu.

– “Direncimiz bittiğinde ölecektik”

Mücahitlerden Mehmet Türkkan da o dönem Kıbrıs’ta yaşayanların her türlü ihtimali göze alarak direniş gösterdiğine dikkati çekerek, “Türk askeri gelmeseydi direnebildiğimiz kadar direnecektik. Direncimiz bittiğinde ölecektik.” ifadelerini kullandı.

Mehmetçiğin 51 yıl önce Kıbrıs’a çıkarma yapmasının Ada’da yaşayan Türk varlığını fiili olarak garanti altına aldığını vurgulayan Türkkan, “Ben siyasetten anlamam. O günlerde gerçekten direniş sergiledik. Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını engelledik. Bugün bile Kıbrıs’ta bir çözüm olacaksa Türkiye’nin garantörlüğü mutlaka olmalıdır. Ana vatanın garantörlüğü olmadan Kıbrıs Türklerinin varlığını devam ettirmesi güç olacak.” diye konuştu.

– “O gün Rum taarruzunu püskürttük”

Mustafa Ağa da 20 Temmuz 1974 sabahı Girne’de Beşparmak Dağları’ndaki Türk mevzilerinde bulunduğunu kaydederek, o anları şöyle anlattı:

“20 Temmuz 1974 sabahı Mehmetçiğin gelişi öncesi helikopter ve tank güzergahlarını ayarlamıştık. Türk askeri, Kıbrıs’a çıkınca Rumlar taarruza kalktı. O gün Rum taarruzunu püskürttük. O sırada Türk askeri gerimizden gelince iki ateş arasında kaldık. Mehmetçik, bizim olduğumuzu görünce ateşi kesti. Bize dinlenmemizi söyleyerek Rumların mevzilerini aldılar.”

Mehmetçikle karşılaşması sırasında duygusal anlar yaşadığını dile getiren Mustafa Ağa, “Türk askeri ile sarıldığımızda gözlerimizden yaşlar geldi.” dedi.

Ağa, 51 yıl önce Türk askerinin Kıbrıs’a harekat yapmaması durumunda Ada’daki varlık mücadelesini kaybetme risklerinin bulunduğuna dikkati çekerek, Kıbrıs Türkü’nün her şeye ve imkansızlığa rağmen “Büyük Yunanistan” ve “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması” yönündeki hayallerinin önüne set çektiğini sözlerine ekledi.

Özçınar’dan 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı mesajı…

0

Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği ve Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı mesajında, “Tam 51 yıl önce yaşanan bu mücadele, esarete karşı onurlu bir direnişin ve bağımsızlığa kavuşmanın simgesidir” dedi.

Özçınar, gün dolayısıyla yayımladığı mesajda, şunları kaydetti:

“20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51. yıl dönümünü büyük bir gurur ve sevinçle kutluyoruz.

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde bir milat olan 20 Temmuz 1974, sadece bir askeri müdahale değil; özgürlüğe, güvenliğe ve barışa atılan tarihi bir adımdır.

Faşist Yunan Cuntası’nın gerçekleştirdiği darbe ile karşı karşıya kalan Kıbrıs Türk halkı, Türkiye’nin uluslararası antlaşmalardan doğan meşru haklarını kullanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı sayesinde bugün sahip olduğu özgürlük ortamına kavuşmuştur.

Tam 51 yıl önce yaşanan bu mücadele, esarete karşı onurlu bir direnişin ve bağımsızlığa kavuşmanın simgesidir.

Tarihi sorumluluğumuz, bu topraklarda barışı ve özgürlüğü tesis eden mücadele ruhunu yeni nesillere aktarmak, onları geleceğe güçlü ve kararlı bireyler olarak hazırlamaktır.

Barış Harekatı’nın kahramanları olan şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi ise minnet ve saygıyla anarken, halkımızın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, Barış Harekatı’nın 51’inci yıl dönümünde tören ve etkinliklerle kutlanacak

0

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, Kıbrıslı Türkleri özgürlüğe ve güvenliğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 51’inci yıl dönümünde, tören ve etkinliklerle kutlanacak.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 51’inci yıl dönümü kutlamalarında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da KKTC’de olacak. Erdoğan yarın Atatürk Anıtı ve Dr. Küçük Bulvarı’ndaki törenlere katılacak.

-Tatar konuşacak, 21 pare top atılacak

Milli Günleri Kutlama Merkez Komitesi Başkanı ve Protokol Müdürü Asu Muhtaroğlu’nun yayımladığı programa göre, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama programı, bugün saat 12.00’de 21 pare top atışı ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın BRTK’dan yapacağı konuşmayla başlayacak.

-Törenler

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle ilk tören, bugün Boğaz Şehitliği’nde yer alacak ve saat 18.00’de başlayacak.

Protokol sırasına göre çelenklerin Şehitliğe sunulmasının ardından saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekilecek. Tören, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Anıt Özel Defteri’ni imzalamasıyla sona erecek.

Bu törenin ardından saat 18.30’da Kıbrıs Türkünün Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük Anıt Mezarındaki tören yapılacak.

Törende, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından Anıta çelenk sunulacak, saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı okunacak ve Anıt Özel Defteri Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından imzalanacak.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Anıt Mezarındaki tören ise saat 19.00’da yapılacak.

Törende, Anıta çelenklerin sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı okunarak bayraklar göndere çekilecek ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından Anıt Özel Defteri imzalanacak.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler de saat 19.30’da Meclis bahçesinde 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51’inci Yıl Dönümü nedeniyle resepsiyon düzenleyecek.

-20 Temmuz Pazar günü ilk tören Yavuz Çıkarma Plajı’nda

20 Temmuz Pazar günü ilk tören saat 08.00’de Yavuz Çıkarma Plajı’nda yer alacak.

Törende, protokol sırasına göre denize çelenkler bırakılacak, Kıbrıs Türk Yelken, Motor ve Kürek Federasyonu tarafından Aydıncık’tan getirilen bayrak teslim edilecek ve 21 pare top atışı yapılacak.

Saygı marşı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından meşaleler yakılacak.

-Lefkoşa Şehitler Anıtı

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla yarın Lefkoşa’daki ilk tören Lefkoşa Şehitler Anıtı önünde yapılacak. Saat 08.00’de çelenklerin Şehitler Anıtı’na konulmasıyla başlayacak tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle sürecek.

Tören, Anıt Özel Defteri’nin imzalanmasıyla sona erecek.

-20 Temmuz’da Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde tören yapılacak

20 Temmuz Pazar günü ise saat 18.00’de Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde tören düzenlenecek.

Tören, çelenklerin anıta sunulması, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak.

Anıt Özel Defterinin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türkiye Cumhuriyeti Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanmasıyla tören tamamlanacak.

-Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki resmigeçit töreni..

Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki resmigeçit töreni ise saat 18.30’da başlayacak.

İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesi, tören birliklerinin denetlenmesi ve halkın bayramının kutlanmasıyla başlayacak tören, Yavuz Çıkarma Plajı’ndan getirilen bayrakların Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a teslim edilmesiyle devam edecek.

Tören, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı konuşmaların ardından resmigeçitle sona erecek.

– Cumhurbaşkanlığı resepsiyon düzenleyecek

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51’inci Yıl Dönümü Resepsiyonu düzenleyecek.

Resepsiyon, yarın akşam saat 20.00’de Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinde yer alacak.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, ilçelerde ve diğer bazı yerleşim yerlerinde de törenler ve etkinliklerle kutlanacak.

-Girne

Girne Atatürk Anıtı önündeki tören ise 17.00’de başlayacak.

Törende, protokol sırasına göre çelenklerin anıta sunulması, saygı duruşu, İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesinin, konuşmalar, şiirler ve resmigeçit töreninin ardından tören, saat 18.00’de Solo Türk Yıldızlarının gösterisiyle son bulacak.

-Güzelyurt

Gün dolayısıyla Güzelyurt’ta iki ayrı tören düzenlenecek.

Güzelyurt Kaymakamlığı karşısındaki Atatürk Anıtı önündeki tören saat 08.00’de protokol sırasında göre çelenklerin anıta sunulmasıyla başlayacak; saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle tören sona erecek.

Atatürk Anıtı önündeki törenin ardından Müze önündeki tören saat 09.15’te başlayacak.

Günün anlam ve önemini belirten konuşmalar ve şiir okunmasının ardından yapılacak resmigeçitle tören sona erecek.

-İskele

İskele’deki tören Ecevit Meydanı’nda saat 09.00’da başlayacak.

Törende, anıta çelenklerin sunulması ve saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okunacak; tören birlikleriyle halkın bayramı kutlanacak.

Tören, konuşmalar, şiirler, halk dansları gösterisi ve tören geçişi ile tamamlanacak.

-Lefke

20 Temmuz’da Lefke’de iki tören yapılacak.

İlk tören saat 18.00’de Lefke Şehitliği’nde; ikinci tören saat 18.30’da Atatürk Anıtı önünde yer alacak.

Her iki törende de çelenkler sunulacak saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı ile bayraklar göndere çekilecek.

Şehitlikteki törende özel defter imzalanacak ve din görevlisi şehitler için dua okuyacak.

Atatürk Anıtı önündeki törende ise tören birlikleri denetlenecek, konuşmalar yapılacak, şiir okunması ve halk dansları gösterisinin ardından tören, geçit töreni ile tamamlanacak.

-Mehmetçik

Mehmetçik Atatürk Anıtı önündeki tören de saat 09.00’da başlayacak.

Protokol sırasına göre çelenklerin Atatürk Anıtı’na konmasıyla başlayacak tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle devam edecek ve günün anlam ve önemini belirten konuşmanın ardından şiir okunmasıyla tamamlanacak.

-TDK’ya ait savaş gemileri 20 Temmuz vesilesiyle halkın ziyaretine açılacak

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51’inci yılı kutlamaları kapsamında, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı muharip unsurlarından TCG I. İnönü Denizaltısı (S-360), TCG İmbat Hücumbotu (P-335) ve TCG Bandırma Karakol Gemisi (F-502) KKTC’de liman ziyareti yapacak.

GKK Basın Bürosundan verilen bilgiye göre, yarın 10.00-17.00 saatleri arasında, TCG I. İnönü Denizaltısı (S-360) ve TCG İmbat Hücumbotu (P-335) Girne Turizm Limanı’nda, TCG Bandırma Karakol Gemisi (F-502) ise Girne açıklarında demir yerinde halkın ziyaretine açılacak.

TCG Bandırma Gemisi’ne ziyaret Girne Antik Limanı’ndan deniz vasıtasıyla sağlanacak.

Milli Eğitim Bakanı Çavuşoğlu: “20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve egemenlik yolunda attığı en önemli adım”

0

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 20 Temmuz 1974’ün, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve egemenlik yolunda attığı en önemli adım olduğunu vurgulayarak, bu anlamlı günün, barış ve huzurun yeniden tesis edildiği tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Kıbrıs Barış Harekâtı’yla Kıbrıs Türk halkının yıllarca süren baskı ve zulümden kurtularak kendi kimliğini, kültürünü ve varlığını özgürce yaşama imkânına kavuştuğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Bu büyük mücadelede canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyoruz.” dedi.

Çavuşoğlu, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajda, Kıbrıs Türk halkının kendi devletini kurma iradesinin, bugün iki devletli çözüm vizyonunun da temelini oluşturduğuna işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün, sadece geçmişte değil, bugün de güvenliğin ve istikrarın teminatı olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, Kıbrıs Türk halkının, geçmişte yaşananları gelecek nesillerin yaşamaması için egemen varlığı ve özgür yaşamın simgesi olan KKTC devletine, her koşulda sahip çıkma bilinciyle hareket ettiğini söyleyerek mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu kutlu direnişin emanetini yarınlara taşıyacak güçlü nesiller yetiştirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizin altını çizmek isterim.

Bu duygu ve düşüncelerle Başta, liderlerimiz Dr. Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş olmak üzere, Mutlu Barış Harekatına katılıp omuz omuza savaşan nice isimsiz kahramanlarımızı ve varoluş mücadelemizde canlarını feda eden mücahit ve Mehmetçiklerimizi rahmet, gazilerimizi şükran ve saygıyla anıyor, her zaman yanımızda olan destek ve yardımlarını esirgemeyen Anavatan Türkiye’ye, kahraman Türk ordusuna şükranlarımı sunuyorum.

Barışın teminatı, özgürlüğün simgesi olan Barış ve Özgürlük Bayramımızın 51. yılını yürekten kutluyorum.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı… Gülbahar: “Rum-Yunan ikilisi asla başarılı olamayacak”

0

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, “Kıbrıs’ı Helen yapma, Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkarma, Kıbrıs Türkü’nü azınlık durumuna düşürme hayalinde olan Rum-Yunan ikilisinin asla başarılı olamayacağını” belirtti.

Gülbahar, Kıbrıs Türk halkının, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın, Türkiye ile birlikte yürümenin, Devleti’ne ve egemenliğine sahip çıkmanın öneminin bilincinde olduğunu kaydetti.

Gülbahar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.

Gülbahar, mesajında, “Rum-Yunan ikilisinin, Kıbrıs’ı bir Helen adası olarak gördüğünü, Enosis’in, onlar için vazgeçilmez bir ülkü olduğunu” belirterek, “15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı gerçekleştirilen Rum-Yunan darbesi Rum-Yunan hayallerinin ne kadar tehlikeli olduğunu bizlere göstermiştir” dedi.

Gülbahar, “20 Temmuz 1974 sabahı başlayan Kıbrıs Barış Harekatı, Rum-Yunan ikilisinin Enosis hayallerini yok etmek, Kıbrıs Türk halkını özgürlük ve egemenliğine kavuşturmak için yapıldı. Kıbrıs Türk Barış Harekatı sonucunda üzerinde bir Devlet kurduğumuz, özgürce ve güven içinde yaşadığımız bir coğrafyaya kavuştuk,” diyerek, Kıbrıs Barış Harekatı’nın önemini vurguladı.

“51 yıldır, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin gerçekçi bir anlaşma için elinden geleni yaptığını ama Rum tarafının hayallerinden vazgeçmediğini” ifade eden Gülbahar, Kıbrıs Türk halkının, devletine, 20 Barış Harekatı sonucu elde ettiği özgürlük ve güvenliğine sahip çıkmaması gerektiğini belirtti.

“New York’taki son görüşmede hala federasyondan bahseden, EOKA’cı Rum lider Hristoduludis, AB yoluyla Türkiye’yi, Türk milletini kandıracağını zannediyorsa hayal görüyor” diyen Gülbahar, Kıbrıs’ta ya iki devletli bir çözüm olacağını ya da KKTC’nin Türkiye ile birlikte KKTC’nin tanınma yolculuğuna devam edeceğini söyledi.

Gülbahar, mesajında, “Bugünlere gelmemizi sağlayan ve aramızda olmayan herkesi rahmet, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımızı, Kıbrıs Türk mücahidini, gazilerimizi şükranla anarız” ifadelerini kullandı.

Eroğlu: “Adada barışın sürmesinin yegâne nedeni Türkiye’nin adadaki etkin askeri varlığı ve tek yanlı müdahale hakkı”

0

3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın, Kıbrıs Türkü için kendi vatanlarında, topraklarında, devletinde güvenlik içinde özgürce yaşamak ve geleceğe güvenle bakmak anlamına geldiğini söyledi.

Eroğlu, Kıbrıs’taki gerçeklerin ortada olduğunu belirterek, adada barışın sürmesinin yegâne nedenin Türkiye’nin adadaki etkin askeri varlığı ve tek yanlı müdahale hakkı olduğunu vurguladı.

Eroğlu, “Ada’da iki ayrı coğrafi sınır içinde yan yana yaşayan iki ayrı halk, iki ayrı devlet vardır. Bir anlaşma yapılacaksa bu gerçeklerden hareket edilmelidir.” dedi.

Eroğlu, Barış Harekatı’nın 51. yıldönümü ve Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajda, Rumlar’ın 1800’lü yılların başında adada hakimiyet kurmak amacıyla başlattığı ve fasılalarla sürdürdüğü Kıbrıs Türkü’nü yok etmeye yönelik planlı saldırıların 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile son bulduğunu anımsattı.

Barış Harekatı sonrasında ulaşılan ve 51 yıldır devam eden huzur ve güven ortamında çözümü en fazla arzulayan, bunun için çaba gösteren tarafın Kıbrıs Türk halkı olduğunu ifade eden Eroğlu, Rum tarafının Türk tarafının çözüm çabalarına hiçbir zaman olumlu yanıt vermediğini ve adanın yönetimini ve zenginliklerini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemediğini söyledi.

Eroğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bunun başlıca nedeni ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin işine geldiği için hala Kıbrıs Rum tarafına Kıbrıs Türk Halkı’nın haklarını gasp etmesi için izin vermesidir.

Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini sıfırlamayı düşünen, Kıbrıs Türkü’nden Güzelyurt’un içinde yer alacağı pek çok büyük yerleşim birimi dahil önemli toprak tavizleri koparma peşinde olan, kurulmasını istediği mülkiyet rejimi ile sosyo- ekonomik yaşantımızı darmadağın etmeyi planlayan, hala bize ambargo uygulayan, cep telefonlarının her iki kesimde çalışmasını bile engelleyen Rum tarafı ile bir anlaşma yapmak mümkün değildir. Bu da iki Devlet’in işbirliği yapacağı bir anlaşma yapmak demektir.

Kıbrıs Türk halkı risk alamaz, özgürlüğünü, güvenliğini ne istedikleri net olan Rum-Yunan ikilisi ve Avrupa’nın insafına bırakamaz. Bu riski almaya kalkışanlar büyük hata yapar.

Yapılması gereken Devletimize sahip çıkmak, en büyük gücümüzün egemenliğimiz, özgürlüğümüz, güvenliğimiz anlamına gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yüceltmek, halkımızın refah seviyesini artırmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 51’nci yıldönümünü halkımızın Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutlar, Kıbrıs Türkü’nü canları ve kanları pahasına özgürlüğüne kavuşturan ve bugünlere gelmesine imkan sağlayan aziz şehitlerimizi saygıyla anar, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunarım.”

Türkiye ile KKTC arasında öğretmen adaylarına yönelik Akademik İş Birliği Protokolü imzalandı

0

TC Millî Eğitim Akademisi ile Atatürk Öğretmen Akademisi arasında, öğretmen adaylarının mesleki gelişimini desteklemeye yönelik bir iş birliği protokolü imzalandı.

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, protokol dün TC Milli Eğitim Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ünal Eryılmaz’ın ev sahipliğinde, Millî Eğitim Akademisi Başkanı Cevdet Vural ve Atatürk Öğretmen Akademisi Başkanı Prof. Dr. Güner Konedralı tarafından imzalandı.

Törene, TC Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürü Fethi Fahri Kaya ile Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Murad Aktuğ da katılım sağladı.

Protokol kapsamında eğitim faaliyetleri, seminer ve çalıştaylar, dijital içerik üretimi ve uzaktan eğitim uygulamaları gibi çeşitli alanlarda ortak çalışmalar yürütülmesi amaçlanıyor. Ayrıca, öğretmen adaylarına yönelik yapay zeka uygulamaları ile değişen ve gelişen yeni öğretim yaklaşımları konusunda akademik iş birliği ve mesleki gelişim faaliyetlerinin desteklenmesi hedefleniyor.

Türkiye ve KKTC arasındaki bu protokol, iki ülkenin eğitim alanındaki ilişkilerini güçlendirmeyi ve öğretmen yetiştirme süreçlerine nitelikli katkı sunmayı hedefliyor.

Üstel: “Cumhurbaşkanımızın zirvede ortaya koyduğu vizyonu ve kararlı duruşu takdirle karşılıyoruz”

0

Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın New York’ta düzenlenen 5+1 formatındaki Kıbrıs konulu zirve toplantılarında ortaya koyduğu vizyonu ve kararlı duruşu hükümet olarak takdirle karşıladıklarını belirtti.

Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Başbakan Üstel, Cumhurbaşkanı Tatar’ın, Anavatan Türkiye ile birlikte Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini, eşit uluslar arası statüsünü ve dünya ile bütünleşme hakkını en üst düzeyde savunduğunu vurguladı.

Üstel açıklamasına şöyle devam etti:

“Türk tarafının sunduğu 6 maddelik iş birliği önerisi, barışa ve sürdürülebilir geleceğe yönelik samimi yaklaşımımızın bir yansımasıdır. Ancak buna karşın Rum Yönetimi süreci tıkayan, güven inşasını sabote eden ve Kıbrıs Türk halkını yalnızlaştırmaya yönelik tutumunu sürdürmektedir.

Rum tarafı, olmayacak taleplerle süreci bilinçli şekilde tıkamakta, müzakereleri çözümün değil, statükonun devamının aracı olarak görmektedir. Masada oturmak onlar için bir çözüm değil, Kıbrıs Türk halkını müzakereye mahkum etme aracına dönüşmüştür.

Ayrıca mülkiyet davalarıyla ekonomimize saldırılması, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun hiçe sayılması, geçiş kapılarıyla ilgili yapıcı çağrıların görmezden gelinmesi ve yabancı yetkililerle temasların engellenmeye çalışılması, iyi niyeti zedeleyen diğer adımlardır.

Uluslararası camia bilmelidir ki; tehdit, baskı, izolasyon ve itibarsızlaştırma politikalarıyla Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saymak mümkün değildir. Egemen eşitlik teyit edilmeden ve karşılıklı saygı sağlanmadan ne iş birliği olur ne de kalıcı çözüm mümkündür.

Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar’a kararlı duruşu için teşekkür ediyor; Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a halkımızın haklı davasına verdikleri destekten ötürü şükranlarımızı sunuyoruz.

Kıbrıs Türk halkı çözümden ve barıştan yanadır. Ancak çözüm egemen eşitliğin tanındığı, hakların teslim edildiği ve güvenin inşa edildiği gerçek bir zemin inşası ile mümkündür.

Duruşumuz nettir: Egemenliğimizden asla taviz vermeden, halkımızın haklarını savunmaya, devletimizi güçlendirmeye ve Anavatan Türkiye ile geleceğe emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.”