Ana Sayfa Blog Sayfa 8780

Dövizde yükseliş devam ediyor

0

Döviz kurlarında hafta başında başlayan yükseliş devam ediyor.

Turizmin başkenti nisanda yaklaşık 1 milyon turist ağırladı

0

Antalya Havalimanı Mülki İdare Amirliği verilerine göre, kenti ocak ayında 139 bin 307, şubatta 152 bin 801 ve martta 279 bin 97 yabancı turist ziyaret etti.

Geçen yıl nisan ayında 269 bin 678 turisti ağırlayan Antalya’ya, bu yılın aynı ayında yüzde 38 artışla 977 bin 548 turist geldi. Yeni rekorların beklendiği “turizmin başkenti”nde, yılın ilk 4 ayında 1 milyon 560 bin 862 turist ağırlandı.

Konukların ülkelere göre dağılımına bakıldığında ise ocak ayında 36 bin 887 turistle Rusya ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi 29 bin 596 turistle Almanya izledi. Şubat ayında 43 bin 914 ile Almanlar birinci, 31 bin 499 ile Ruslar ikinci oldu.

Mart ayında 77 bin 881 turistle Almanya ilk sırada, Rusya 68 bin 303 turistle ikinci, İngiltere ise 22 bin 467 turistle üçüncü sırada yer aldı. Nisan ayında ise 304 bin 478 turistle Rusya birinci, 208 bin 430 turistle Almanya ikinci ve 69 bin 967 turistle Hollanda üçüncü oldu.

“Bu herkesin başarısı”

Vali Münir Karaloğlu, yaptığı açıklamada, 2018’in ilk 4 ayında kente gelen turist sayısının 1 milyon 175 bin 505 iken, 2019’un aynı döneminde bu sayının yüzde 32,78 artışla 1 milyon 560 bin 862 olduğunu belirtti.

Bunun sadece Antalya’nın değil herkesin başarısı olduğunu vurgulayan Karaloğlu, “Hedefimiz, turizm başkenti Antalya’yı dünyanın 1 numarası yapmak. Bunun için el ele verip daha çok çalışacağız.” ifadesini kullandı.

Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko Dörtlü Finalde

0

THY Avrupa Ligi play-off çeyrek final serisi beşinci ve son maçında Anadolu Efes, konuk ettiği İspanya temsilcisi Barcelona Lassa’yı 80-71 yendi ve seride durumu 3-2’ye getirerek Dörtlü Final’e adını yazdırdı.

Tarihte ilk kez iki Türk takımı Dörtlü Final’de

Lacivert-beyazlı ekip, 17-19 Mayıs tarihlerinde İspanya’nın Vitoria-Gasteiz şehrinde düzenlenecek Dörtlü Final’de bir diğer Türk temsilcisi Fenerbahçe Beko ile karşı karşıya gelecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tebrik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, THY Avrupa Ligi’nde Dörtlü Final’e yükselen Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko takımlarını tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medya hesabından paylaştığı tebrik mesajında şunları kaydetti;

“THY Avrupa Ligi’nde dörtlü finale yükselerek tüm Türkiye’yi gururlandıran Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes takımlarımızı yürekten tebrik ediyor, dörtlü finalde iki takımımıza da başarılar diliyorum. Dörtlü final ilk maçında iyi olan kazansın!”

“15 yıl önceki öngörüsüzlüğün bedeli ağır oldu”

0

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay 15 yıl önce 1 Mayıs 2004 tarihinde Rum tarafının Kıbrıs sorunu çözülmeden ve üstelik de çözümüne bilerek ve isteyerek engel olduğu halde Avrupa Birliği’ne tek yanlı olarak üye yapılmasının ne kadar yanlış bir karar olduğunun aradan geçen bu kadar yılda çok daha net şekilde ortaya çıktığını ve bu yanlış kararın bedelini esasen Kıbrıs Türk Halkının ödediğini vurguladı.

Bakan Özersay “Bu haksız AB üyeliği bu uluslararası örgütün kendi değerlerine ters düşmek pahasına yapmış olduğu adil olmayan bir davranıştı ve geçen 15 yılda bunun faturasını esasen biz Kıbrıslı Türkler ödedik. Bu öngörüsüzlük Kıbrıs sorununun çözümüne daha da uzaklaşmamıza neden oldu, Kıbrıs Rum tarafının kendi konfor alanını daha da bir güvenceye almasına yol açtı. Kıbrıs sorunu çözülmeden de istediklerini elde edebileceği güvencesi kendisine AB tarafından verildiği için üyeliği ertesinde Kıbrıslı Türklerle ilgili her konuda ya engelleyen ya da geciktiren bir misyon yerine getirdi” dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay bugün yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk halkının AB tarafından yapılan hatanın asıl kurbanı haline getirilmiş olsa da bu durumun Kıbrıs Türkü’nün Avrupalı olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini vurguladı.

Özersay, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türk Halkı ve devleti AB üyeliğinden mahrum bırakılmıştır evet ancak AB tarafından yapılmış olan ve 15 yıldır bedelini ödemekte olduğumuz bu hata nedeniyle çağdaş değerler temelinde verdiğimiz mücadeleden vazgeçeceğimiz anlamına gelmez, gelmeyecektir. Kıbrıs Türk Halkı laik ve demokratik bir devlet yapılanması için çağdaş medeniyetlerin sahip olduğu değerler yönünde ilerlemekte kararlıdır. Bazı AB üyesi ülkelerin ulusal menfaatleri öyle gerektirdi diye bize yapılan bu yanlıştan ötürü çağdaş bir toplum olma uğraşımızdan vazgeçecek değiliz. AB üyesi olmasak da değerlerimiz itibariyle Avrupalı olduğumuzu kimse inkar edemez. Eğer Avrupa Birliğinin itibarına ve güvenirliğine önem veren üye ülkeler varsa acilen Kıbrıs Türk Halkının uğradığı bu haksızlığa bir son vermek için adım atmalıdırlar. Kıbrıs Türk Halkına 15 yıl önce verdikleri ama yerine getirmek için dişe dokunur bir adım atmadıkları sözler konusunda artık kımıldamalıdırlar” (BRT/TAK)

ABD’nin ‘umudu’ Venezuela’da rejim değişikliği

0

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Venezuela’da yakın zamanda bir yönetim değişikliği umduklarını belirterek, “Bir süredir Maduro’dan sonraki gün yapacaklarımız konusunda planlama yapıyoruz.” dedi.

Bolton, Venezuela’daki gelişmelere ilişkin Beyaz Saray’da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Venezuela’daki olayları “oldukça ciddi” şeklinde nitelendiren Bolton, “Başkan (Donald Trump) ve danışmanları bu olayları dakika dakika takip ediyorlar.” ifadesini kullandı.

Son üç aydır muhalefetle konuşan Venezuelalı bazı yetkililerin verdikleri vaatleri yerine getirmeleri çağrısında bulunan Bolton “Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino, Yüksek Mahkeme Başyargıcı Maikel Moreno ve Devlet Başkanlığı Muhafız Birliği Komutanı Ivan Raphael Hernandez Dala, bunların hepsi Nicolas Maduro’nun gitmesi gerektiği konusunda mutabıklar; bugün öğleden sonra onlar harekete geçmeliler veya bu akşam geri kalan askerleri de geçici başkanın yanına çekmeliler.” dedi.

Küba ve Rusya’ya yüklendi

Küba ve Rusya’nın bugünkü olaylarda Maduro’yu ayakta tuttuğu yönünde iddialar bulunduğunu belirten Bolton, “Tam da bu yüzden Venezuela’nın dış güçler değil de Venezuela halkı tarafından yönetilmesi gerekiyor ve bizim de baktığımız budur.” dedi.

Rusya’ya Venezuela’daki olaylara karışmama çağrısı yapan Bolton şöyle konuştu:

“Bir süredir Maduro’dan sonraki gün yapacaklarımız konusunda planlama yapıyoruz. Aslında bu perşembe veya cuma (Beyaz Saray’da) bir brifing almayı düşünüyorduk, onu erkene alabiliriz. Guaido hükümeti devraldığında Venezuela ekonomisini Maduro’nun gömdüğü çukurdan çıkarması için onun yönetimine yapacağımız yardımlar bizim aklımızda. Bu planlarımız devam ediyor ve belki bunları hızlandırabiliriz çünkü olaylar hızlı gelişiyor.”

Caracas’ta büyük bir protesto hazırlığının yapılmış olduğunu ancak şartların halkın bugün sokağa çıkmasına yol açtığını belirten Bolton, Venezuela ordusunun Maduro yönetimine sadık olmadığını ancak ülkede bulunan 20-25 bin civarındaki Kübalı askerin korkusundan dolayı Maduro’dan desteğini çekmediğini iddia etti.

Venezuela’daki durumu “oldukça hassas” olarak niteleyen Bolton, “Bu, uzun süredir biriken bir şey. Bu çaba başarısız olursa, Venezuela halkı çok az muhtemel alternatifin bulunduğu bir diktatörlüğün içinde batacak.” değerlendirmesini yaptı.

“Barışçıl iktidar devrini destekliyoruz”

Trump’ın Venezuela’da muhalif lider Juan Guaido’ya barışçıl bir iktidarın devredilmesini desteklediğini savunan Bolton, “Yeterli sayıda önemli isim rejimden ayrılıp muhalefete katılırsa bunun için halen bir ihtimal var.” dedi.

“Bu bir darbe girişimi değil”

Venezuela’ya yönelik askeri bir seçeneğin masada olup olmadığına ilişkin bir soruya yanıt veren Bolton, ABD’nin iktidar değişiminin barışçıl yollarla olmasını desteklediğini ancak “tüm seçeneklerin masada olduğunu” belirtti.

Bolton, “Bu bir darbe girişimi değildir. Juan Guaido’yu Venezuela’nın meşru devlet başkanı olarak tanıyoruz. ABD Başkanının Savunma Bakanına emir vermesi nasıl ki bir darbe değil ise bu da Juan Guaido’nun Venezuela ordusunun komuta etmeye çalışmasıdır ve bir darbe değildir.” dedi.

Ülkedeki ekonomik duruma da değinen Bolton, “Maduro ne kadar erken giderse Venezuela halkı için adalet ve gerçek ekonomik büyüme söz konusu olabilir.” ifadelerini kullandı.

Maduro yönetiminin darbecilere ateş açması durumunda ABD’nin müdahale edip etmeyeceğine yönelik bir soruya Bolton, “Daha önce de Maduro ve ona destek verenlerin sivillere karşı güç kullanmasının büyük bir hata olacağını ortaya koyduk.” dedi.

Bolton, Venezuela vatandaşlarına neden koruma statüsü vermediklerine ilişkin, “Bu konu şu anda inceleme altında. Tabii umudumuz en yakın zamanda Caracas’ta bir rejim değişikliğidir ki Venezuela halkı geri dönüp ülkelerini tekrar inşa etsin.” açıklamasını yaptı.

İngiltere Savunma Bakanı görevden alındı

0

İngiltere Başbakanı Theresa May, Savunma Bakanı Williamson’u ‘Huawei’e bilgi sızdırmak’ suçundan görevden aldı.

Williamson’dan boşalan Savunma Bakanlığı görevine ise Penny Mordaunt atandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kimi sendikaları öteki olarak gören kafa 28 Şubat kafasıdır

0

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kimi sendikaları makbul, kimi sendikaları öteki olarak gören kafa, 28 Şubat dönemi kafasıdır.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Yemeği’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında 1 Mayıs kutlamaları için Kahramanmaraş’tan Şanlıurfa’ya giden işçileri taşıyan midibüsün devrilmesi sonucu hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Erdoğan ve salondakiler hayatını kaybedenler için Fatiha okudu.

Erdoğan, 1 Mayıs tarihini, 2008’de resmen emek ve dayanışma günü olarak kabul ettiklerini, 2009’dan itibaren de resmi tatiller arasına aldıklarını hatırlatarak, “1923 İzmir İktisat Kongresi’nde kararı alınan, rahmetli Menderes’in ilk adımını attığı bu düzenlemeyi, 86 yıl sonra tam manasıyla hayata geçirmek bize nasip olmuştur.” diye konuştu.

Böylece ülkede yıllarca tartışmaların, gerginliğin, itiş kakışın sembolü haline getirilmeye çalışılan bir tarihi, gerçek anlamda emek ve dayanışma gününe dönüştürdüklerini belirten Erdoğan, ülkemizdeki toplam işçi sayısının yüzde 1’ini bile temsil etmeyen kimi marjinal yapıların işçiler adına ahkam keserek huzuru bozmasının önüne geçtiklerini söyledi. Erdoğan, “Hayatları boyunca hep darbecilerin, cuntacıların, demokrasi ve halk düşmanlarının safında yer alanlar artık işçilerimizin arkasına sığınamıyor.” ifadesini kullandı.

“Bizim işçilerimiz vatanına, milletine, değerlerine saygılı, bu uğurda tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi canını vermekten kaçınmayan insanlardır.” diyen Erdoğan, “Buna karşılık işçi ve emekçi kavramlarını kendilerine siper ederek milletimize karşı ideolojik savaş açanların hiçbirinin de ne alın teriyle ne emekle ne de hak ve hukuk müdafaasıyla ilgileri var. İşçimizin alın terini yıllarca kendi ideolojik kavgalarının istismar aracı olarak kullanmaya çalışan marjinal kesimlerin oyunlarını işçilerimizin yanında dimdik durarak bozduk.” değerlendirmesinde bulundu.

Son 10 yıldır ülkedeki tüm işçi konfederasyonları, sendikalar ve diğer tüm işçilerle hep birlikte 1 Mayıs’ı anlamına uygun şekilde kutladıklarını belirten Erdoğan, “Hamdolsun eski dönemin kötü görüntülerini artık tamamen geride bıraktık. 1 Mayıs’ta görüyorsunuz artık kavga, gürültü, şu, bu neredeyse hiç yok. Eylemciliği profesyonel mesleği haline getirmiş bir kesim mutlaka ortalığı tabii ki gene karıştırmak isteyecektir ama artık milletimizin bunlara en küçük itibarı kalmamıştır. Biliyorsunuz İETT’de işçi olarak hayata başlamış ve Cumhurbaşkanlığı görevine kadar gelmiş bir kardeşinizim. Bu bakımdan 1 Mayıs’ı kendi özel günüm olarak da görüyorum.” dedi.

“Kültürümüzde emeğin çok ayrı bir yeri var”

“Esasen bizim inancımız ve kültürümüzde emeğin çok ayrı bir yeri var.” ifadesini kullanan Erdoğan, dünyanın en gelişmiş esnaf örgütlenmesinin Ahilik Teşkilatı olduğunu belirtti. Erdoğan, Batı’da emekçi konusunun ancak sanayi devrimi sonrasında yaşanan çok acı tecrübelerle gündeme geldiğini ifade ederek, “Bir başka ifadeyle dünyada emek ve dayanışma gününün geçmişi bir buçuk asrı ancak bulurken, bizde neredeyse bin yıllık bir birikim söz konusudur. İş olmazsa işveren olmaz ama aynı derecede önemli olarak işçi olmazsa da iş olmaz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“İş, işveren ve işçi arasındaki bu birbirinin içine geçmiş ilişkiyi dikkate almayan yaklaşımlardan hayırlı bir netice çıkmaz. Biz üretim ile alın terini, sermaye ile emeği, kazanç ile hakkaniyeti birbirinden ayırmıyoruz. Kalkınmayı, toplumun tüm kesimlerinin refahının orantılı şekilde yükselişi olarak görüyoruz. Şayet ülkede bir kesim çok zenginleşirken diğer kesimler yerinde sayıyor veya fakirleşiyorsa orada adalet yok demektir. Adaletin olmadığı bir yerde de zulüm vardır. Zulüm ise bizim inancımızda küfre eşdeğerdir. Çünkü Rabbimiz, ‘İnsanların eşyalarını, yani mal ve ücretlerini eksik vermeyin’ buyuruyor. Peygamber Efendimiz de ‘İşçiyi çalıştırıp hakkını ödemeyenlerin kıyamet günü hasmıyım’ buyurarak bu konunun önemini ifade ediyor.”

Yüreğinde zerre kadar iman olan, zerre kadar hak ve adalet duygusu taşıyan hiç kimsenin emek hırsızlığıyla zenginleşmeye tevessül edemeyeceğine inandığını dile getiren Erdoğan, kul hakkı konusunda hassasiyet göstermeyenlerin başka hiçbir konuda duyarlılık iddiasında bulunamayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hak arayışını çatışma değil uzlaşma zemininde gören bir medeniyete mensubuz. Batı ile aramızdaki en büyük fark da işte budur. Sosyal barışı onlar çatışma üzerinden biz ise uzlaşma esasına dayalı olarak inşa etmeyi esas alırız. Biz de bu anlayışla tüm hayatımız boyunca her alanda olduğu gibi emek konusunda da adaletin tesisi için çalıştık, mücadele ettik.” diye konuştu.

İşçilerin hak arama mücadelelerini değerlendirirken, hiçbir zaman onları üyesi oldukları sendikalar veya hangi dönemde işe başladıkları gibi kriterlerle değerlendirmediklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Alın teriyle kendisinin ve ailesinin nafakasını kazanmaya çalışan insanı bu tür yaklaşımlarla kategorize etmek en başta emeğe saygısızlıktır. 31 Mart seçimlerinin ardından kimi belediyelerde sendika üyelerine veya işe giriş tarihine bakılarak ayrımcılık yapıldığına, hatta insanlarımızın aşıyla işiyle oynandığına dair üzücü haberler alıyoruz. Üstelik bu tür ayrımcılıkları meşrulaştırmak için birçok yalana ve çarpıtmaya başvuruluyor.

Kimi sendikaları makbul, kimi sendikaları öteki olarak gören kafa 28 Şubat dönemi kafasıdır. Birileri bu kafayı yeniden hortlatmaya çalışıyor. Biz hiçbir sendikaya kendi arka bahçemiz olarak bakmadığımız gibi kimsenin de sendikaları arka bahçesi haline getirmeye çalışmasına da rıza göstermeyiz.

Maalesef ülkemizde TBMM önünde protesto için kendini yakmaya kalkan bir işçiye ‘Git kendini sarayın önünde yak’ diyecek kadar insanlıktan nasibini almamış bir muhalefet anlayışı var. Şimdi bu zihniyetin belediyelerdeki işçi kıyımına varan uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Bir yerde kimin çalışıp kimin çalışmadığını en iyi oradaki emekçiler bilir. Gidersiniz onlara sorarsınız, çalışana hakkını verirsiniz, çalışmayana da yol verirsiniz. Böyle bir tasarrufa kimse de karşı çıkmaz ama evine ekmek götürmek dışında bir çabası olmayan insanları sırf siyasi veya ideolojik sebeplerle mağdur etmenin, ekmeğiyle oynamanın vebalinin altından da kimse kalkamaz. İnşallah bu tür yanlışlardan en kısa sürede dönülür.”

“Ülkemizin potansiyeli değil 82 milyon, 182 milyon da olsak hepimize yeter”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin potansiyeli öylesine büyük ki değil 82 milyon, 182 milyon da olsak hepimize yeter.” dedi.

Bilim dünyasına yön veren bir fizikçi: Feza Gürsey

0

Feza Gürsey, 7 Nisan 1921’de İstanbul’da kimyager Remziye Hisar ve askeri doktor Reşit Gürsey’in çocuğu olarak dünyaya geldi.

Çapa Darülmuallimat’ın fen okuyan ilk kız öğrencilerinden Gürsey’in annesi Remziye Hisar, mezuniyetinin ardından çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptı, daha sonra Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde kimya dalında eğitim almaya başladı ve buradan doktorasını alan ilk Türk kadın oldu.

Çocukluk ve gençlik yılları anne ve babası tarafından sanat ve bilimin harmanlandığı bir ortamda geçen Gürsey’in, İstanbul’un aydın çevreleriyle küçük yaşlarda tanışmaya başlaması çok yönlü kişiliğinin ve sanata olan ilgisinin artmasına yol açtı.

Doktorasını 1950’de tamamladı

Gürsey, Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimini 1940 yılında tamamladı ve aynı yıl girdiği İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik bölümünden 1944 yılında mezun oldu.

Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı sınavı kazanarak İngiltere’ye giden Gürsey, burada Imperial College’da doktora yapmaya başladı.

Gürsey, burada “Kuaterniyonların Alan Denklemlerine Uygulamaları” başlıklı tezini 1950 yılında bitirmesinin ardından doktora sonrası çalışmalarda bulundu.

Gürsey, 1951 yılında fizik asistanı olarak İstanbul Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. 1952’te Süha Gürsey ile evlenen Gürsey’in 1954 yılında Yusuf adını verdikleri bir oğlu oldu.

Çağdaş fiziğin devleriyle buluştu

Doçentlik ünvanını 1953’te alan Gürsey, sonraki yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde dönemin seçkin kuramsal fizik anabilim dallarından birini oluşturmak için çaba gösterdi.

Yetkinliğini artırmak için 1957-1961 yılları arasında zaman zaman Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda, Princeton ve Columbia Üniversitelerinde araştırmalar yapan Gürsey, bu dönemde çağdaş fiziğin devleriyle tanışma fırsatını buldu.

Gürsey, 1961’de katıldığı ODTÜ’de 1968-1969 yıllarında Teorik Fizik Bölümü Başkanlığı görevini üstlendi. Burada, kuantum elektrodinamiği konularında çalışmalara başlayan Gürsey, 1974 yılına kadar ODTÜ’de ve Yale Üniversitesi’nde dönüşümlü olarak öğretim üyeliği görevini sürdürdü.

Yale Üniversitesinde 1974’te kürsü başkanı olan Gürsey, 1977’de J. Willard Gibbs fizik profesörü ünvanını aldı ve 1990 yılına kadar çalışmalarını burada devam ettirdi.

Fizik çalışmalarına matematikle derinlik kattı

Teorik fizik alanındaki çalışmalarına matematiği de katarak derinlik kazandıran Gürsey, çalışmalarıyla Mach Prensibi, Atomaltı parçacıkların tasnifi gibi konularda katkıda bulundu. Gürsey, maddenin temel partikülleri alanında önemli adımlar atarken, bunun matematiğine inerek anlaşılmasını kolaylaştırdı.

Gürsey, evrende var olduğu söylenen simetri üzerinde yoğunlaştı. SU6 simetrisinin altında ne olduğu anlamak için çalıştı ve ulaştığı bulgular önemli teorilerin temelini attı.

Yayın sayısı 120’yi aşan Gürsey’in her bir makalesi teorik fizik alanında yankı uyandırdı. Grup teorisi hakkında yazdığı ders notları, Rusya’da standart ders kitabı olarak kullanıldı. Gürsey, TÜBİTAK’ın kuruluş yasasının hazırlanmasında da görev aldı.

Nobel Fizik Ödülü’ne 2 kez aday gösterildi

Çalışmalarıyla hem Türkiye hem de dünya çapında bilim dünyasında adından söz ettiren Gürsey, birçok ödüle de layık görüldü.

TÜBİTAK Bilim Ödülü (1969), J.R. Oppenheimer Ödülü (1977), Einstein Madalyası (1979), College de France Madalyası (1981), İstanbul üniversitesi Onur Doktorası (1981), A.C.Morrison Ödülü, (1981), İtalya Commentadore Nişanı (1984), Wigner Madalyası (1986), Türk-Amerikan Bilimcileri ve Mühendisleri Derneği Seçkin Bilimci Ödülü (1989) Galatasaray Eğitim Vakfı Madalyası (1991).

Gürsey, yaşadığı dönemde Citation Index’te çalışmaları en çok alıntılanan iki Türk fizikçiden biri olurken, Nobel Fizik Ödülü’ne 2 kez aday gösterildi.

Sanata da ilgi duydu

Bilime olduğu kadar sanata da ilgi duyan Gürsey, gençlik yıllarında şiirler yazdı. Resim sanatıyla da ilgilenen Gürsey, edebiyatla iç içe bir yaşam sürdü. Gürsey, bilimin sanattan ayrı sayısal bir olgu olarak algılanmasının çok yanlış bir yargı olduğunu savundu.

Gürsey, bir insanda bilimsel zeka sanatsallığın bir arada olabileceğinin büyük bir örneği olarak değerlendirilirken, insanların kafasında oluşan “bilim insanlarının sosyallikten, sanatsallıktan, duygulardan uzak olduğu” düşüncesini yıktı.

Yakalandığı kanser sonrasında 1990 yılında emekliye ayrılan Gürsey, 13 Nisan 1992’de Yale Hastanesi’ndeki tüm çabalara rağmen hayata gözlerini yumdu. 

Dev asteroid Dünya’yı teğet geçecek

0

“Space.com” internet sitesinde yer alan habere göre, ABD’nin Massachusetts Teknoloji Üniversitesinden gezegen bilimci Richard Binzel, “Apofis” adlı asteroidin 13 Nisan 2029’da Dünya’ya yakın geçiş yapacağını açıkladı.

Uluslararası Havacılık ve Uzay Akademisinin düzenlediği Gezegen Savunma Konferansı’nda konuşan Binzel, “Böylesine büyük bir gök cisminin Dünya’ya bu kadar yaklaşması ancak bin yılda bir görülebilecek bir gelişme, dolayısıyla buradaki fırsatları değerlendirmemiz gerekiyor.” dedi.

Asteroidin Dünya’ya çarpma ihtimali bulunmuyor

Asteroidin Dünya’ya çarpma ihtimalinin bulunmadığını belirten Richard Binzel, asteroidin yörüngeye teğet yapacağı geçişi izlemenin, gezegeni potansiyel asteroid tahribatından korumaya yönelik önlemler geliştirmek bakımından faydalı olacağını vurguladı.

Dünya yörüngesini ekvator enleminde Hint Okyanusu üzerinde teğet geçmeye başlayacak asteroid, Afrika kıtası üzerinde batıdan doğuya kuzeye doğru meyille ilerleyerek, Atlantik Okyanusu’nu ve ABD’yi katettikten sonra Pasifik Okyanusu üzerinde Dünya yörüngesinden çıkacak.

Asterodin geçişinin, güzergahı üzerindeki bölgelerde yaşayan yaklaşık 2 milyar insan tarafından çıplak gözle izlenebileceği de belirtildi.

Mısır kötülük tanrısı Apofis’in adını taşıyan Dünya’ya yakın yörüngeli asteroid, 2004 yılında ABD’nin Arizona eyaletindeki Kitt Peak Rasathanesinde keşfedilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 1 Mayıs mesajı

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü münasebetiyle mesaj yayımladı.

Erdoğan, “Emek ve alın teriyle ülkemizin büyümesi ve kalkınmasında önemli rol oynayan işçi ve emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum.” dedi.

“Her zaman samimiyetle çözüm üretmeye çalıştık”

Tüm dünyada işçi ve emekçilerin birlik ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs’ın, hakkaniyetli ve adil şartlarda bir çalışma ortamına vesile olmasını temenni eden Erdoğan, “Göreve geldiğimiz günden bu yana işçi ve emekçilerimizin sorunlarına her zaman samimiyetle çözüm üretmeye çalıştık. İstihdamı artırmak, işsizlik oranını düşürmek için pek çok tedbiri, programı hayata geçirdik. Bu anlayışla, emekçilerimiz ücretten sosyal haklara kadar her alanda önemli kazanımlar elde ettiler.” ifadelerini kullandı.

Emekçilerin demokratik yollarla dile getirdiği tüm talepleri dikkate alarak, devletin tüm kurumlarıyla, sendikalarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, çalışanların sorunlarının çözümü ve hayat şartlarının iyileştirilmesi hususlarında çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“İşçi ve emekçi kardeşlerimizin, üretimden gelen güçlerini kullanarak, haklı taleplerini demokratik platformlarda dile getirmesi, sorunların karşılıklı diyalog ve uzlaşma içerisinde çözüme kavuşturulmasını sağlayacak ilk adımdır. 

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün anlamına uygun şekilde, provokasyonlardan uzak bir bayram havasında kutlanmasını diliyor, tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum.”