Ana Sayfa Blog Sayfa 8827

Sri Lanka Savunma Bakanı istifa etti

0

Sri Lanka Savunma Bakanı Hemasiri Fernando, ülkede pazar günü kilise ve otellere gerçekleştirilen 359 kişinin hayatını kaybetmesine ve 500’den fazla kişinin yaralanmasına neden olan saldırıların sorumluluğunu üstlenerek istifa etti.

Bakan Fernando’ya göre, Sri Lanka güvenlik kuruluşları, saldırı başlamadan önce saldırı olasılığı hakkındaki bilgilere aktif yanıt veriyordu. Fernando, “Bunun üzerinde çalışıyorduk. Tüm güvenlik kuruluşları bunun üzerinde çalışıyordu” dedi.

Sri Lanka hükümeti daha önce, saldırıların önlenememesinde istihbarat zafiyetinin önemli rol oynadığını kabul etmişti.

Öte yandan Sri Lanka Devlet Başkanı Maithripala Sirisena, son yaşananlardan önce olası saldırılar hakkındaki istihbarat raporları üzerine hareket etmeyen bazı üst düzey güvenlik yetkililerinin istifasını istediğini açıklamıştı.

Sirisena ayrıca, 24 saat içinde savunma kuvvetlerinin başkanını değiştireceğini belirterek, Savunma Bakanı ve ulusal polis şefinin istifasını istediğini söylemişti.

Ne olmuştu?

Sri Lanka’da Hristiyanlar için kutsal Paskalya ayini sırasında Kochchikade’deki St. Anthony’s, Katana’daki St. Sebastian ve Batticaloa’daki Meryem Ana kiliseleri ile başkent Kolombo’daki beş yıldızlı Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury otellerine bombalı saldırılar düzenlenmişti.

Bu saldırıların ardından başkent Kolombo’nun banliyöleri Dehiwala’daki konukevi yakınında ve Dematogo’da üst geçit yakınında patlamalar olmuştu.

Saldırılarda 359 kişi hayatını kaybetmiş, 500’den fazla kişi yaralanmıştı. 60 şüpheli de gözaltına alınmıştı.

Bombalı saldırıları terör örgütü DEAŞ üstlenmişti.

Ülkede hafta sonu kilise ve otellere düzenlenen terör saldırılarının ardından ülkede drone ve insansız hava araçları (İHA) yasaklanmıştı.

Çukurovalı arıcılar göçe hazırlanıyor

0

Her yıl mayıs ayı ortalarına doğru başka bölgelerdeki yaylalara kovanlarını taşıyarak bal üreten Çukurovalı arıcılar, göç için hazırlık yapıyor.

Hazırlıklar çerçevesinde kovanlarını ve petek çerçevelerini tamir eden arıcılar, gittikleri bölgede arıların ihtiyaç duyacağı malzemeleri de tedarik ederek depoluyor.

Osmaniye Arıcılar Birliği Başkanı Emin Gaffaroğlu, Toros ve Amanos dağlarının eteklerinde arıcılık yapan üreticilerin mayıs ayı ortalarına doğru başka bölgelerdeki yaylalara yapacakları göç için hazırlıklara başlandığını söyledi.

Dünya’da arıcılık üretiminde Çin’den sonra Türkiye’nin geldiğini ifade eden Gaffaroğlu, “Arıcılarımız, yoğun bir çalışma içerisine girdiler. İnşallah 1 ay sonra arılarını yaylalara bal almak için arılarını taşıyacaklar” dedi. 

Arıcı Kamil Aktuğ da, 25 yıldır arıcılıkla uğraştığını ve her yıl çeşitli yaylalara göç ederek bal ürettiklerini belirterek, “Geçen yıl Doğu Anadolu Bölgesine gitmiştik. Bu yıl İç Anadolu bölgesine gitmeyi planlıyoruz. Önümüzdeki günlerde göçümüz başlayacak. İnşallah 4-5 ay sonra evimize döneceğiz” diye konuştu.  

2018’de tropik bölgelerdeki 12 milyon hektar ormanlık alan yok oldu

0

Ormanların durumuyla ilgili güncel bilgi sağlayan “Küresel Orman İzleme” platformunun raporunda, 2018 yılında tropik bölgelerde neredeyse 12 milyon hektar orman arazisinin yok olduğu, bunun dakikada 30 futbol sahası büyüklüğünde bir alanın yitirilmesi anlamına geldiği bilgisi yer aldı.

Geçen yıl Belçika büyüklüğünde balta girmemiş ormanlık alan yok oldu

Raporda, tahribatın özellikle bakir olarak nitelendirilen ormanlık alanlarda devam etmesinin en kaygı verici gelişme olduğu, geçen yıl Belçika büyüklüğünde balta girmemiş ormanlık alanın yok olduğu vurgulandı.

Biyo çeşitliliğin devamı için kritik öneme sahip bu alanlarda çok sayıda farklı canlı yaşıyor, bu alanların aynı zamanda karbondioksit deposu olarak önemli işleve sahip olduğu ifade ediliyor.

Tahribat oranında Brezilya en üst sırada

Geçen yıl 1,3 milyon hektar ormanın yok olduğu Brezilya’nın, tahribat oranında en üst sırada yer aldığı kaydedildi. Orman kaybına en fazla rastlanan ülkeler listesinde Brezilya’yı sırasıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Endonezya, Kolombiya ve Bolivya’nın takip etti.

Ormanlık alan kaybında en olumlu örneğin Endonezya olduğu ifade edildi. Ülkede orman tahribatı, hükümet desteğiyle uygulanan politikalar sayesinde yaklaşık yüzde 40 azaltıldı. Şirketlere yönelik hukuki yaptırımlar ve cezalar sayesinde Endonezya’da orman kaybının son 15 yılın en düşük seviyesinde gözlemlendiği aktarıldı.

Son yıllarda milyonlarca hektar orman yok oldu

Uzmanlar, 2018’in, rakamlar her ne kadar 2016 ve 2017’ye göre düşüş gösterse de 2001 yılından bu yana kayıt altına alınan veriler içinde en fazla tahribatın gözlendiği yıllardan biri olduğuna işaret ediyor.

Ticari ve tarımsal faaliyetler nedeniyle son yıllarda milyonlarca hektar orman yok oldu.

Özellikle 2016 yılında orman tahribatı zirve yaparken, son iki yıldaki olumlu gelişmelere rağmen uzmanlar geçen 20 yılda genel gidişatın olumsuz olduğu görüşünü taşıyor.

Uzmanlar her bir hektar orman kaybının, yerküreyi iklim değişikliği konusunda en kötü senaryoya daha da yaklaştırdığını vurguluyor.

Libya’da UMH, Hafter güçlerinin ikmal yollarını kesiyor

2

UMH birlikleri tarafından yapılan yazılı açıklamada, General Hafter güçleriyle şiddetli çatışmaların yaşandığı Uluslararası Trablus Havalimanı’nın birkaç kilometre güneyindeki Es-Sebia ve Suk es-Sebt bölgelerinin büyük kısmında kontrolün sağlandığı belirtildi.

Açıklamada, bu bölgelerin, Hafter güçlerinin, Giryan ve Terhune kentleri ile Kasr bin Gaşir ve Es-Sebia bölgeleri arasındaki ikmal yollarını tehdit ettiği kaydedildi.

Es-Sebia bölgesi, Giryan ile Terhune kentleri arasındaki ikmal hattı üzerinde bulunuyor. Buradan Hafter güçlerinin mevzilendiği Kasr bin Gaşir bölgesine oradan da eski havalimanı, Hılle el-Furcan, Vadi er-Rebi Ayn Zara ile başkentin güney banliyölerindeki savaş noktalarına geçişler yapılıyor.

Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri General Hafter, başkent Trablus’u ele geçirmek için 4 Nisan’da saldırı emri vermiş, bunun üzerine UMH birlikleri de “Burkan el-Gadab” operasyonunu başlatmıştı.

Meşruiyet krizinin 2011 yılından bu yana sürdüğü Libya’da uluslararası tanınırlığa sahip UMH birlikleri ile Hafter’e bağlı güçler arasındaki çatışmalar yaklaşık üç haftadır sürüyor.

Sri Lanka’nın Pugoda kentinde patlama

0

Güney Asya ülkesi Sri Lanka’da 359 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırıları sonrası sular durulmuyor.

Pazar günkü saldırıların ardından bir patlama da Pugoda kentinde meydana geldi.

Polis, herhangi bir can kaybına yol açmayan mahkeme binasının arkasında olan patlamanın kaynağını araştırıyor.

Ülkeyi kana bulayan terör saldırılarının yeni detayları da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.

Sri Lanka polisi, ülkede “baharat kralı” olarak bilinen Muhammed Yusuf İbrahim’in 2 oğlunun saldırılarda kendini havaya uçurduğunu tespit etti.

Gözaltına alınan ünlü iş adamı, 2 oğlunu saldırılara azmettirmek ve yardım etmekle suçlanıyor. Sri Lanka polisi, İbrahim’in tüm aile üyelerinin de gözaltında tutulduğunu açıkladı.

Ülkede kanlı eylemleri gerçekleştirmekle suçlanan 60 şüpheli ise gözaltında.

Şüphelilerin profillerine dair detaylar da netleşmeye başladı.

Sri Lanka hükümeti, zanlıların orta üst sınıf üyesi, iyi eğitimli, maddi sorunu olmayan kişilerden oluştuğunu açıkladı.

Polis, şüphelilerin liderlerinin başkent Kolombo’daki bir otele intihar saldırısı düzenleyen küçük grupla bağlantısını da araştırıyor. 

Ne olmuştu?

Sri Lanka’da Hristiyanlar için kutsal Paskalya ayini sırasında Kochchikade’deki St. Anthony’s, Katana’daki St. Sebastian ve Batticaloa’daki Meryem Ana kiliseleri ile başkent Kolombo’daki beş yıldızlı Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury otellerine bombalı saldırılar düzenlenmişti.

Bu saldırıların ardından başkent Kolombo’nun banliyöleri Dehiwala’daki konukevi yakınında ve Dematogo’da üst geçit yakınında patlamalar olmuştu.

Saldırılarda 359 kişi hayatını kaybetmiş, 500’den fazla kişi yaralanmıştı.

Bombalı saldırıları terör örgütü DEAŞ üstlenmişti.

Ülkede hafta sonu kilise ve otellere düzenlenen terör saldırılarının ardından ülkede drone ve insansız hava araçları (İHA) yasaklanmıştı.

New York polisi Müslümanların güvenliği için ramazanda ek tedbirler alacak

0

New York Polis Komiseri James O’Neill ve beraberindeki emniyet yetkilileri, her yıl olduğu gibi bu yıl da ramazan ayı öncesinde basın toplantısı düzenledi.

O’Neill, burada yaptığı konuşmada, ortada Müslümanlara yönelik bir tehdit olmadığını ama yine de Yeni Zelanda’da ve Sri Lanka’daki saldırılar nedeniyle ramazan ayı boyunca ibadethanelerin çevresindeki güvenlik tedbirlerinin artırılacağını söyledi.

James O’Neill, “Ramazan, ruhsal tefekkürün, inancın yenilenmesinin ve hayra bağlılığın vakti. Bunların hepsi bir insanın özgürce ve korkusuzca ibadetini yapmasına bağlı.” diye konuştu.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerine 15 Mart’ta düzenlenen terör saldırısında 50 kişi hayatını kaybetmiş, 3’ü Türk vatandaşı 50 kişi de yaralanmıştı. Bu saldırının ardından New York polisi kentteki camilerin etrafında alınan güvenlik önlemlerini artırmıştı.

Sri Lanka’da ise pazar günü Hristiyanlar için kutsal Paskalya ayini sırasında Kochchikade’deki St. Anthony’s, Katana’daki St. Sebastian ve Batticaloa’daki Meryem Ana kiliseleri ile başkent Kolombo’daki beş yıldızlı Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury otellerine bombalı saldırı düzenlenmişti.

Bu saldırıların ardından Kolombo’nun banliyöleri Dehiwala’da konukevi yakınında ve Dematogoda’da üst geçit yakınında patlamalar olmuştu.

Sri Lanka makamları, saldırılarda 359 kişinin hayatını kaybettiğini, 500’den fazla kişinin yaralandığını açıklamıştı. 

Af Örgütü: ABD önderliğindeki koalisyon güçleri Rakka’da bin 600 sivili öldürdü

1

Uluslararası Af Örgütü ve gözlem grubu Airwars, 2017 yılında ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin hava operasyonları sırasında, Suriye’nin Rakka şehrinde bin 600 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Koalisyon güçleri ise saldırılar sırasında 159 sivilin hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Uluslararası Af Örgütü ve Airwars, koalisyonun “2 yıldır süren inkara son vermesi” çağrısını yaptı.

Af Örgütü ve Airwars’ın 200 ayrı bölgede yaptığı inceleme sonucu, ölenler arasından bin kişinin kimliği tespit edildi.

Af Örgütü araştırmacıları, Rakka’da 2 ay boyunca hava saldırılarının düzenlendiği bölgelerde 400’den fazla kişiyle görüştü. 641 kişinin kimliğini bizzat tespit eden örgüt, diğer isimler için başka kaynaklardan bilgi aldı.

“Koalisyon güçleri Rakka’yı kazıdı ancak gerçeği silemeyecekler”

Af Örgütünün kıdemli kriz uzmanı Donatella Rovera, “Hava saldırılarının çoğu hatalıydı ve on binlerce bombardıman ayrım gözetmeksizin gerçekleşti. Yüzlerce kişinin ölmesi ve yaralanması bir sürpriz değil” ifadelerini kullanarak, koalisyon güçlerinin Rakka’yı kazıdığını ancak gerçeği silemeyeceklerini söyledi. 

ABD, İngiltere ve Fransa’dan oluşan koalisyon güçleri sivil ölümleri önlemek için tüm önlemlerin alındığını ve kararların muhabere kurallarına uygun olduğunu açıklamıştı.

Koalisyon güçleri, 2014 yılından bu yana Suriye ve Irak’ta terör örgütü DEAŞ’ın elinde tuttuğu bölgelere 34 bin hava saldırısı düzenledi.

Mart ayında 105 bin 46 konut satıldı

0

Ülke genelinde, martta satılan konut sayısı bir önceki aya göre yüzde 33,9 artış gösterirken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,3 azalarak 105 bin 46 oldu.

En çok satış İstanbul’da

Konut satışlarında, İstanbul 19 bin 140 konut satışı ile ilk sırada yer aldı.

İstanbul’u 10 bin 619 konut satışıyla Ankara, 6 bin 366 konut satışıyla İzmir izledi. 

Konut satış sayısının düşük olduğu iller ise sırasıyla Hakkari, Ardahan ve Bayburt oldu.

44 bin 163 konut ilk defa satıldı, ikinci el konut satışları da geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,1 artış göstererek 60 bin 883 olarak gerçekleşti.

Yabancıların konut alımına ilgisi büyük 

Geçen ay yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 71,3 artarak 3 bin 129 oldu. Yabancılar en çok İstanbul, Antalya ve Ankara’dan konut aldı.

En çok konut satışı Irak vatandaşlarına yapıldı 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Türkiye 17 yılda 210 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım çekti

1

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) Toplantısı’na katıldı.

“Reformları asla tek seferlik politikalar olarak görmedik”

YOİKK’nin yaklaşık 18 yıllık bir geçmişi olduğunu belirten Oktay, şunları söyledi:

“Yatırımla ilgili pek çok kurum ve kuruluşumuzun üyesi olduğu Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu, oluşturulduğu günden bu yana tüm paydaşların katkılarıyla etkin çalışmalar yürütmüştür. Toplantımız, Kurulun üyelik yapısını yeniden düzenleyen Cumhurbaşkanlığı Kararı sonrası gerçekleştirdiğimiz ilk toplantı olması açısından ayrı bir önem arz etmektedir.”

Türkiye’nin yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik reform sürecine ilişkin kararlılığını yeniden vurgulayan Oktay, toplantı kapsamında önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek faaliyetleri kararlaştıracaklarını, bugüne kadar Kurul bünyesinde yapılmış çalışmaları daha ileriye taşımanın yollarını ve yöntemini belirleyeceklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, sektörler arası iş birliğinin en somut tezahürlerinden biri olarak tanımladığı Kurulun bünyesinde, üye kuruluşların desteğiyle bugüne kadar edinilen tecrübelerin, yeni döneme ışık tutacağını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz 17 yılda Türkiye’de yatırım ikliminin iyileştirilmesi, istikrarın sağlanması ve her açıdan Türkiye’nin yatırımcılar nezdinde bir cazibe merkezi haline gelmesi amacıyla, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve liderliğinde, reform niteliğinde birçok adım atılmıştır. Altını çizerek ifade etmek isterim ki bu adımları atarken reformları asla tek seferlik politikalar olarak görmedik.”

“17 yılda 210 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırım çektik”

Ulusal ve uluslararası şartlara göre, “esnek ve süreklilik arz eden” politikalar belirlemeye özen gösterdiklerini bildiren Oktay, şöyle devam etti:

“Bunun yanı sıra kağıt üzerinde değil, uygulamada yatırımcıların önünü açacak ve süreçleri hızlandıracak yöntemler belirledik. Bu bakış açımız ve gayretlerimiz neticesinde Türkiye, OECD ülkeleri arasında, uluslararası doğrudan yatımların önündeki kısıtlayıcı engelleri kaldırmada ‘en reformcu ülke’ olarak tescillendi ve son 17 yılda 210 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırım çekmeyi başardı.”

Yatırım ortamının iyileştirilerek alınan sonuçlarda YOİKK’nin önemli katkıları bulunduğunu vurgulayan Oktay, tüm bu reform çalışmalarının, kapsamlı istişareler ve katılımcıların temsil ettiği kesimlerden gelen talepler göz önünde bulundurularak hayata geçirildiğini kaydetti.

Oktay, son dönemde ilgili bakanlıklar, STK’ler tarafından yürütülen ve Kurul tarafından koordine edilen özverili çalışmalar neticesinde Türkiye’nin, Dünya Bankası İş Ortamı Raporu’nda 17 sıralık bir iyileşme göstererek 43’üncü sıraya yükseldiğine işaret ederek, son 17 yılda gerçekleşen yılda ortalama yüzde 5,7’lik ekonomik büyümenin 2,4 puanının yatırımlardan geldiğini belirtti.

Yatırım ortamında yakalanan ivmenin devam etmesinin, kurumların geçmiş dönemde yürüttüğü çalışmaların sürdürülebilir hale gelmesine ve gelişmesine bağlı olduğunu aktaran Oktay, şunları kaydetti:

“Bu çerçevede Türkiye’de, gerek uluslararası gerekse yerli, doğrudan yatırımların artması için YOİKK, ortaya koyacağı vizyon ile öncü olacaktır. YOİKK, sorunları çözme platformu olmanın ötesinde yarının teknolojilerini ve yatırımları çekmek için uygun yatırım iklimini oluşturmayı hedefleyen bir perspektifle hareket edecektir. Bugün yol haritası ve işleyişini ana hatlarıyla belirleyeceğimiz Kurul çalışmalarımızda ‘katılımcı ve yenilikçi’ bir iş birliği ruhunu hakim kılmayı hedefliyoruz.

Kurul üyelerimizin yatırım ortamını daha da geliştirmek amacıyla sunacağı ‘çözüme yönelik, doğru tanımlanmış ve sonuç odaklı’ reform önerilerini öncelikli olarak sürece dahil etmeyi planlıyoruz. Tüm aşamaları şeffaf olacak şekilde ‘uzmanlık alanlarına göre ilgili çalışma grupları ve Kurul faaliyetleriyle bu masanın etrafında oturan tüm katılımcıların temsil ettiği kesimler, sürecin aktif parçası olacaklar.”

“Kurulu daha etkin ve işlevsel hale getireceğiz”

Oktay, YOİKK’nin katkı ve yönlendirmelerinin milli kalkınma hamlesi için önemli etkileri olacağını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’yi 2023’e daha güçlü taşıyacağına yürekten inanıyoruz. Yatırım ortamındaki iyileşme neticesinde ülkemize yönelecek uluslararası yatırımların katma değer oluşturmasını, ülkemize teknoloji transferi sağlanmasını, istihdam rakamları ve cari dengemizin daha olumlu seyir izlemesini bekliyoruz. İçinde yaşadığımız küresel rekabetin kızıştığı ve finansal sıkılaşmanın olacağı bu dönemde rekabetçi kalabilmek ve uluslararası yatırımları çekebilmek için daha çok gayret göstermemiz gerekiyor.”

Toplantıda YOİKK’nin yapısı, işleyişi ve son dönemde gerçekleştirdiği çalışmalarla ilgili ayrıntılı bir sunum yapılacağını belirten Oktay, şunları kaydetti:

“Atalarımız ‘Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz’ demişler. Baş başa verip, Kurulumuzu daha etkin ve işlevsel hale getirerek hep birlikte, sahip olduğumuz potansiyeli değerlendirerek, ülkemizi yatırım konusunda bölgenin önde gelen cazibe merkezi haline getirelim.”

Açılış konuşmasının ardından basına kapalı devam eden toplantıya, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut da katıldı.

Trump’ın, Hafter’in Trablus saldırısını desteklediği iddia edildi

0

Bloomberg haber sitesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Libya’nın doğusundaki güçlerin lideri General Halife Hafter ile yaptığı telefon görüşmesinde Hafter’in ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) yönelik operasyonunu desteklediğini söylediği öne sürüldü.

Ayrıca isimlerinin açıklanmasını istemeyen üç diplomat da Bloomberg’e Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un daha önce Hafter ile yaptığı bir telefon görüşmesinde Trablus’a yönelik saldırıya yeşil ışık yaktığını öne sürdü.

Trump’ın Hafter ile telefon görüşmesinin Mısır lideri Abdulfettah Es-Sisi ile Beyaz Saray’daki görüşmesi ve Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra gerçekleştiğine dikkat çekilirken, bu iki ismin Trump’tan Hafter’e destek vermesini istedikleri öne sürüldü.

Trump, 15 Nisan’da Hafter ile telefon görüşmesi yapmıştı.

Beyaz Saray, Trump’ın Hafter’le “devam eden terörle mücadele çabalarını ve Libya’da barış ve istikrarı elde etme gereğini ele aldığını” açıklamıştı.

Açıklamada “Başkan, Mareşal Hafter’in terörle mücadeledeki rolünü ve Libya’nın petrol kaynaklarını korumadaki rolünü takdir etti ve ikili, Libya’nın istikrarlı bir demokratik siyasal sisteme geçişi için ortak bir vizyonu ele aldı.” ifadelerine yer verilmişti.

Sisi ise 9 Haziran’da Beyaz Saray’da Trump’la görüşmüştü. Bu görüşmenin ardından Trump 14 Nisan’da Nahyan ile telefon görüşmesi yapmıştı.

Libya’daki gelişmeler

Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri General Hafter, başkent Trablus’u ele geçirmek için 4 Nisan’da saldırı emri vermiş, bunun üzerine Ulusal Mutabakat Hükümeti birlikleri de “Burkan el-Gadab” operasyonunu başlatmıştı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Libya Misyonu, General Halife Hafter’in 4 Nisan’da başkent Trablus’a yönelik saldırı emriyle patlak veren çatışmalarda bugüne kadar 213 kişinin öldüğünü ve bin 9 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

Libya’da UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM), General Halife Hafter’i işlediği savaş suçları nedeniyle yargılamasını talep etmişti.

Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi Libya, Muammer Kaddafi’nin devrildiği 2011’den bu yana uluslararası ve bölgesel güçlerin açıktan ya da perde arkasından desteğini alan siyasi gruplarla silahlı uzantılarının mücadelesine sahne oluyor.