Ana Sayfa Blog Sayfa 8842

Bakan Albayrak: Söz verdiğimiz politikaları hayata geçiriyoruz

0
Bakan Albayrak: Söz verdiğimiz politikaları hayata geçiriyoruz

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Bakanlıktan bugün duyurulan Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihracına ilişkin, Twitter hesabı üzerinden değerlendirmede bulundu.

Yapısal Dönüşüm Adımları ile söz verdikleri politikaları hayata geçirdiklerini kaydeden Albayrak, “Kamu bankalarımıza, sermayelerini güçlendirmek için 3,7 milyar avro ikrazen DİBS verilmesi sürecini tamamladık. Ekonomimizi arzu ettiğimiz seviyeye taşımak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” mesajını paylaştı.

 

 

Kaynak: TRT Haber

Davutoğlu: Ekonomik krizi varlığını inkâr ederek yönetemeyiz. Bunun temelinde bir yönetim krizi yatmaktadır

0
Davutoğlu: Ekonomik krizi varlığını inkâr ederek yönetemeyiz. Bunun temelinde bir yönetim krizi yatmaktadır

2014-2016 arası genel başkanlığını yaptığı AK Parti’yi ve MHP ile yapılan ittifakı eleştiren Davutoğlu, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, liberal ekonomi politikaları ve atamalarda liyakat gibi konularda çağrı yaptı:

“AK Parti’nin varoluş gerekçesi ve geleceği herhangi bir faninin, sınırlı bir toplumsal kesimin, bir ekonomik çıkar grubunun hatta tek bir neslin kaderine, tercihlerine ve takdirine bağlı değildir ve olmamalıdır.”

“Partimizin insan odaklı söyleminin yerini salt beka endişelerine dayalı bir söylem almıştır”

“Ben-merkezci kibirli bir dil ile tevazudan kopuş, mahviyet vurgusu yaparken en küçük birimlerdeki siyasilerin bile adlarını sokaklara, okullara ve binalara verme yarışı içine girmeleri, sürekli görünür ve bilinir olma dürtüsüyle gündeme gelmek için her türlü çabanın gösterilmesi, kullanılan dil ile sergilenen tavır arasındaki uçurumun alabildiğine açılması, kutsal değerlerimizin siyasi çıkarlar uğruna hoyratça kullanılması, alınan görevlerin kişiye has olduğu unutularak bütün bir aile ve çevrenin etki kurma çabaları, siyasi rakip görülen kişilerin yıpratılması için sosyal medya operasyonları dahil her türlü iftiranın yaygınlık kazanması, bir ömrünü bu davaya adamış ve ortak mücadele vermiş insanların toplumsal itibarlarının yok edilmesine dönük ithamlara sessiz kalınarak dolaylı destek verilmesi ve geçmişte en önemli değerimiz olarak gördüğümüz vefa duygusunun ciddi şekilde zedelenmesi üzerinde açık yüreklilikle düşünülmesi gereken hususlardır.

Son yıllarda partimizin insan-odaklı, insan haklarına dayalı, özgürlükçü, reformcu, kuşatıcı, kendinden ve geleceğinden emin siyasi söyleminin yerini devletçi, güvenlikçi, statükocu ve salt beka endişelerine dayalı bir söylem almıştır.”

Parti içinde ‘paralel yapı’ vurgusu

Davutoğlu, AK Parti’nin içerisinde “parallel bir yapı gibi partiyi yönetmeye çalışan bir odağın ortaya çıktığını” da belirtti:

“Kendisini partimizin kurullarının üstünde gören ve adeta paralel bir yapı gibi partiyi yönetmeye çalışan bir odağın ortaya çıkması ve partinin seçilmiş yetkililerini ve kurullarını devre dışı bırakmaya kalkışması teşkilat kurumsallaşmasının özünü sakatlamıştır.

Milletin gözyaşı, emeği, aklı ve yüreği ile kurulan partimiz ve ülkemiz, hırslarına esir düşmüş dar ve çıkarcı bir çevrenin ikbal kaygılarına terk edilemez.”

MHP ile ittifak eleştirisi

“İttifak siyaseti partimizi dar bir siyasi dile ve kimliğe hapsederek, ülkenin her bölgesini ve toplumun her kesimini kucaklayan özgün duruşumuza zarar vermiştir. Bu çerçevede, partimiz seçim sonuçlarını doğru analiz ederek ittifak siyasetini gözden geçirmelidir.

Seçim sürecinde ittifak yapılarının cepheleştirici karakterinden kaynaklanan sert söylemler siyasi kutuplaşmayı tehlikeli boyutlara taşıyarak, toplumsal barışımızı ve ortak aidiyet bilincimizi zedelemiştir.

Beka endişeleri demokrasiyi askıya alma heveslerinin gerekçesi olamaz. Aksine devletimizin bekasının temeli demokratik meşruiyettir.

Beka söylemi ile rakip partileri düşmanlaştırmanın, siyasi rekabeti aşan kutuplaşmaların nelere sebep olabileceğini ne yazık ki Ankara’da aslında hepimizi birleştirmesi gereken bir şehit cenazesinde gerçekleşen çirkin saldırıda yaşadık.”

“Yargının kontrol altına alınması en büyük suç”

“Hukuk güç biriktirme alanı değil, gücü denetleme ve ahlaki çizgiye getirme alanıdır. Yargının kontrol altına alınması çabası hangi gerekçeyle ve kim tarafından yapılırsa yapılsın en büyük suç olarak görülmelidir.

FETÖ ile tavizsiz verilmesi gereken mücadelede farklı kişilere farklı kriterler uygulanması, yürütülen mücadeleye zarar vermektedir. Bu konuda hukukun en temel ilkesi olan ‘suçların şahsiliği’ ilkesi özenle korunmalıdır.

Üzülerek belirtmeliyim ki yeni sistem, hem yapılanması hem de uygulama tarzı itibariyle milletimizin beklentilerini de karşılamamaktadır. Bu çerçevede, sistem değişikliğine ilişkin ciddi ve samimi bir muhasebe yapmamız gerekmektedir.

Bu muhasebede ilk başlamamız gereken nokta, hukuk devleti ilkesinin varlığı ve korunmasıdır. Hukuk devletinin korunabilmesi ise kuvvetler ayrılığı ilkesinin yeniden inşasına bağlıdır.”

“Partili cumhurbaşkanlığı uygulaması yeniden değerlendirilmeli”

“Yeni sistem yürütmeyi yasama ve yargı karşısında baskın kılarak kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemiş, denge ve denetim mekanizmalarını işlevsizleştirmiştir.

Bu bağlamda devlet mimarimizin süreklilik arz eden en önemli özelliklerden birisi devlet başkanlığı makamının toplumun bütününü temsil etmesi ve her kesimi kucaklamasıdır.

Cumhurbaşkanı’nın seçimlerin birinci derecede tarafı olarak seçim ortamının gerektirdiği yoğun ve çoğu zaman da sert siyasi polemiklere girmek durumunda kalması, devlet geleneğimiz içinde toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durması gereken Cumhurbaşkanlığı kurumunun toplumun en az yarısı ile psikolojik bir kopuş yaşamasına yol açmaktadır.

Bu çerçevede, yeni sistemin en asli unsurlarından biri olarak görülen partili cumhurbaşkanlığı uygulaması mevcut Cumhurbaşkanımızın şahsından bağımsız olarak yeniden değerlendirilmeli ve Cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığı görevlerinin bir arada yürütülmesinin doğurduğu sakıncalar giderilmelidir.”

“Farklı görüşlerin terörle özdeşleştirilmesi milli birliğe zarar veriyor”

“Terörle mücadele sırasında özgürlük-güvenlik dengesinin hassas ölçülerine özen gösterilmesi yürütülen mücadelenin geniş halk kesimlerince benimsenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Farklı görüş beyanının terörle özdeşleştirilmesi ve siyasi farklılıkların ihanetle anılır hale gelmesi hem milli birliğimize zarar vermekte hem de kriz dönemi algısının süreklilik kazanması üzerinden demokrasiye, siyasete ve ekonomik hayata büyük darbe vurmaktadır.

Güvenlik endişelerinin son yerel seçimler sonrası kamu görevinden olağanüstü hal şartlarında mahkeme kararı olmaksızın ihraç edilenlerin ellerinden seçme ve seçilme gibi anayasal bir hakkı dahi almaya evrilmesi kabul edilemez.

Düşüncelerini ifade eden gazeteci, akademisyen, kanaat önderi, siyasetçi kim olursa olsun hiç kimse işini kaybetme, yaftalanma, sosyal medya linci ve hakaret tehditleri ile karşılaşmamalıdır. Eleştiri ve fikirlerini ifade etme özgürlüğü sonuna kadar korunmalıdır.”

“Basın tek elden yönetilen propaganda aracı haline geldi”

“Özgür düşüncenin, eleştirinin temel unsuru olan ve gelişmiş demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen basın ise tek elden yönetilen bir propaganda aracı haline gelmiştir. Gerçek basın özgürlüğü demokrasimizin bağışıklık sistemidir. Bunu yok etmek, usulsüz ve baskıcı metotlarla basında tekelleşmeye yönelmek Türkiye’nin zihni kapasitesini daraltmaktadır.

Bu çerçevede, güvenlik konusundaki kazanımlarımızı kaybetmeden özgürlük alanlarının genişletildiği yeni bir özgürlük-güvenlik dengesi kurulmalıdır.

Sivil toplumun devlete eklemlenmesi ve farklı kaygılarla görüş beyan edemez hale gelmesi sivil toplumun ruhunu ve vicdanını yok etmektedir.”

Yozlaşma ve güç zehirlenmesi uyarısı

“Kamu yönetimde hısım ve akraba kayırmacılığının yaygınlaşması her türlü yozlaşmanın ve güç zehirlenmesinin hem en önemli sebebi hem de en çarpıcı göstergesidir.

Öte yandan kamu ihalelerinin toplumun bilgisi olmadan gerçekleşmesi, ihale kanunundaki istisnaların kanunun kendisini fiilen işlemez hale getirmesi, kamuoyunda devlet bütçesi ile yapılan işlerin sürekli aynı şirketlere verilmesi gibi yolsuzluk algısına yol açan olgular da acilen yüzleşilmesi ve gereğinin yapılması gereken hususlardır.”

“Yaşanan ekonomik krizi, varlığını inkâr ederek yönetemeyiz, temelinde bir yönetim krizi yatmaktadır”

“Bugün ne yazık ki ekonomide de geçmiş dönemde ulaştığımız seviyenin çok altında olduğumuzu görmekteyiz. Bunun en çarpıcı örneği ise 2018 yılındaki ABD doları cinsinden kişi başına milli gelirimizin 2007 yılındaki seviyesinin altına gerilemiş olmasıdır. Toplumun bütün kesimleri ekonomideki kriz ortamını bizzat yaşarken bu gerçeği inkâr etmek, yönetime olan güveni sarsmaktan başka bir şeye yaramaz. Yaşanan ekonomik krizi, varlığını inkâr ederek yönetemeyiz.

Yaşadığımız ekonomik krizin temelinde bir yönetim krizi yatmaktadır. Ekonomi politikalarıyla ilgili kararların gerçeklikten uzak, piyasanın uygulamalarına ve ekonomi biliminin yasalarına aykırı biçimde alındığı, uygulamalarda keyfî ve tarafgir davranıldığı kanaati yayılmışsa yönetime olan güven kaybolur.

Görüntüyü kurtarmak için zaten zor durumda olan kesimleri suçlayıcı ve buyurgan bir dil kullanmak, piyasa kuralları içinde oluşması gereken dengeleri baskı uygulayarak piyasaya rağmen oluşturmaya çalışmak, Türkiye’nin kalkınması için yararlanması gereken küresel yatırımcıları ürkütmek ise kesinlikle kaçınılması gereken çıkmaz yollardır.”

‘Şeffaflık ve hesap verilebilirlik’ çağrısı

“Son dönemde devlet kurumlarındaki görevlendirmelerde ehliyet ve liyakat ölçütleri yerine başka özelliklerin tercih edilmesi, kamu kurumlarında kurumsal hafızanın ve kültürün korunmasını imkânsız hale getiren keyfîliklerin yaşanması kurumsallaşmaya büyük zarar vermiştir.

Kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik en güçlü biçimde hayata geçirilmelidir.

Ne yazık ki son dönemdeki bazı uygulamalar verilere olana güveni sarsmaktadır. Dahası ekonomik verilerin gerçek durumu tam, doğru ve eksiksiz yansıttığına olan güven sarsılınca, piyasada “arka kapı operasyonu” olarak adlandırılan şeffaflıktan uzak yöntemlere başvurulduğuna ilişkin haberler ve spekülasyonlar yayılmaktadır.

Ekonomi yönetiminde dürüstlükten büyük sermaye, itibardan büyük kredi olmaz. Ekonomi yönetiminin işleyişi acilen bu düstur doğrultusunda yeniden yapılandırılmalıdır.”

Davutoğlu, sosyal medyada paylaştığı açıklamayı şu cümlelerle bitirdi:

“Sonuç olarak şunu vurgulamak isterim ki son yıllarda yaşadığımız güçlü meydan okumalar karşısında şimdi yapmamız gereken, zihinlerimizi özgürleştirmek, psikolojilerimizi yenilemek, toplumsal bağlarımızı güçlendirmek ve ortak geleceğimiz konusunda atılması gereken adımları atmaktır. Partimizin yöneticilerini ve ilgili kurullarını bütün bu konuları ve gelecek vizyonumuzu aklı selim ve soğukkanlılıkla değerlendirmeye, partimizin vefakar ve fedakar tabanını umutsuzluğa düşmeden vakur bir duruşla ve sebatla geleceğe hazırlanmaya, kanaat önderlerimizi, aydınlarımızı ve her siyasi kesimden vatandaşlarımızı ortak vicdanımız, ortak aklımız ve ortak irademiz temelinde ortak geleceğimizi belirlemek için omuz omuza vermeye davet ediyorum.”

Sri Lanka’daki saldırılarda 39 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybetti

0
Sri Lankadaki saldırılarda 39 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybetti

Sri Lankalı yetkililer, Kochchikade’de St. Anthony’s, Katana’da St. Sebastian ve Batticaloa’daki Meryem Ana kiliseleri, başkent Kolombo’daki beş yıldızlı Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury otellerinin yanı sıra banliyölerdeki bir konukevi ve üst geçide düzenlenen 8 bombalı saldırıda hayatını kaybedenler arasında 39 yabancı ülke vatandaşı olduğunu açıkladı.

Hayatını kaybedenlerin kimlik bilgisi verilmedi

Sri Lanka makamları, hayatını kaybedenlerin kimliklerine dair bilgi vermezken, İngiltere, Danimarka, Hollanda, Portekiz, Hindistan, Çin, Japonya, Avustralya ve Türkiye, saldırıda vatandaşlarının hayatını kaybettiğini doğruladı.

İngiltere’nin Sri Lanka Büyükelçisi Manisha Gunasekera, 2’si ABD ve İngiltere çifte vatandaşı, toplam 8 İngiliz vatandaşının yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı 3, Portekiz makamları da 1 vatandaşının saldırılarda hayatını kaybettiğini doğruladı.

Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok 1, Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj da 5 vatandaşının öldüğünü açıkladı.

Çin’in resmi yayın organı People’s Daily gazetesi, 2 Çin vatandaşının, Avustralya Başbakanı Scott Morrison ise 2 Avustralyalının terör saldırılarında yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Japonya Kabine Başsekreteri Yoshihide Suga, 1 Japon vatandaşının hayatını kaybettiğini söyledi.

2 Türk mühendis yaşamını yitirdi

Türk Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, saldırılarda Türk vatandaşı mühendisler Serhan Selçuk Nariçi ve Yiğit Ali Çavuş’un yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Sri Lanka’da dün Hristiyanlar için kutsal Paskalya ayinlerinin düzenlendiği Kochchikade kentindeki St. Anthony, Katana’daki St.Sebastian ve Batticaloa’daki Meryem Ana kiliseleri ile başkent Kolombo’daki beş yıldızlı Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury otellerine bombalı saldırılar gerçekleştirildi.

Bu saldırıların ardından başkent Kolombo’nun banliyöleri Dehiwala’daki konukevi yakınında ve Dematogoda da üst geçit yakınında patlamalar oldu.

Sri Lanka makamları saldırılarda 290 kişinin hayatını kaybettiğini, 500’den fazla kişinin yaralandığını açıkladı.

Kaynak: AA 

Bahçeli: Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı kabul edilemez, kimse olayların gizli faili olarak partimizi göstermeye kalkışmamalıdır

0
Bahçeli: Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı kabul edilemez, kimse olayların gizli faili olarak partimizi göstermeye kalkışmamalıdır

MHP lideri Devlet Bahçeli, Başkanlık Divanı toplantısı sonrası yaptığı yazılı açıklamada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “saldırı ve kötü muamelelerin kabul edilemez olduğunu” belirtiti.

Bahçeli, sosyal medya ve medyada olayın partisiyle bağdaştırmasını ise “alçak bir komplo” olarak niteledi:

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nde katıldığı şehit cenazesinden hemen sonra maiyetiyle birlikte karşı karşıya kaldığı saldırı ve kötü muameleler kabul edilemez niteliktedir. Milli kültürümüzün, inançlarımızın ve geleneklerimizin tamamen hilafına vasat bulan dünkü manzaraları Milliyetçi Hareket Partisi reddetmektedir. “

Hiç kimse olayların gizli faili ve azmettiricisi olarak partimizi ve dava arkadaşlarımızı göstermeye kalkışmamalıdır. Partimizi hedef alan iğrenç iftiraların, sosyal medya aracılığıyla yapılan hayasız saldırıların, ilkesiz medya karalamalarının, ilkel isnatların alçak bir komplo olduğu katidir, kesindir.”

Sigara denetimlerinde 27 iş yerine ceza kesildi!

0

Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi ekipleri, sigara denetimlerinde 27 iş yerine ceza kesti. Yasaya uymayan 5 vatandaşa da ceza yazıldı.

Sağlık Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, bakanlığa bağlı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi ekipleri, 44/ 2008 Tütün Ürünlerinden Korunma ve Denetim Yasası uyarınca 2019 Ocak ve Mart aylarında restoran, bar, otel ve casino gibi işyerlerinde denetim yaptı.

Sigara denetimlerinde şu iş yerlerine ceza kesildi:
“Hangover Cafe Bar and Restoran, The Quote Cafe and Bar, Lou Cafe, Samanyolu Cafe, Beirut Xpress Restoran, Cadde Mutfak Restoran, Coachella Cafe& Bar, Passage Lounge Bar Sisha, Muhabbet Cafe, Pakistan Bakkaliyesi, Sarayönü Market, Cypro Investment Trading, Cafe Okka, Cafe No: 8, The Coffee Factory, ŞapQa Cafe and Nargile, Mardo Dondurma, Merit Lefkoşa Casino, Le Chateau Romance, Bizim Meyhane, Mezze Meyhane, Nuh’un Gemisi Hotel &Casino, Missina Restoran, Punjab Restoran, Four Line Trading, Cafe Deyiz ve Mouflon Cafe.”

Bakanlık, denetimlere devam edildiğini belirtti.

Aile hekimlerinden ‘mevzuat dışı sağlık raporları kaldırılsın’ çağrısı

0

Nikah başvurusu için, ehliyet almak için ya da askere giderken…

Sağlık raporları mevzuatta tanımlanmış durumda. Fakat bazı kurum ve kuruluşlar farklı raporlar talep edebiliyor.

“Satranç oynayabilir, sek sek oynayabilir” şeklinde rapor isteniyor

Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre mevzuat harici 200’den fazla rapor olduğu belirtiliyor. Bunlar arasında “Satranç oynayabilir, sek sek oynayabilir, okul gezisine katılabilir” şeklinde bile rapor istenebiliyor.

Aile hekimlerinin iş yükü rapor nedeniyle yüzde 30 artıyor. Üstelik bu hem vatandaşları hem de doktorları zor durumda bırakıyor.

“Bu raporların mevzuatı yok”

İstanbul Aile Hekimleri Der. Baş. Yrd. Dr. Serkan Özbakış, “Bu raporlar için ne yapılacağı belli değil, bu raporların mevzuatı yok. Hangi hastalıkları varsa, bir kişiye satranç oynayamaz diyebiliyorum bilmiyorum mevzuat yok çünkü. Yani neye bakacağımızı bilmiyoruz, neye göre bu raporu vereceğimizi bilmiyoruz.” dedi.

Mevzuat dışı raporlar en çok yüzme havuzlarından isteniyor.

Özbakış konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kişinin kendi beyanını ben sağlıklıyım hiçbir şekilde sağlık problemim yok, ben havuzda yüzmek istiyorum demesinin yeterli olması gerekiyor, Sağlık Bakanlığının görüşü de bu yönde ama ne yazık ki diğer kurumlar bu tarz raporları talep etmeye devam ediyorlar.”

“Raporların neredeyse yüzde 95-97’si gereksiz”

Aile hekimleri bu tür raporların kaldırılması gerektiği görüşünde. 

İstanbul Aile Hekimleri Der. Başk. Dr. Kutbettin Demir, “Raporların neredeyse yüzde 95-97 si gereksiz rapor. Bunlar kaldırılırsa iş yükü azalacaktır. Biz de  hastalarımıza daha fazla zaman ayırabileceğiz. Hem vatandaşlarımız mağdur edilmeyecek hem de devlet bütçesi vatandaşın bütçesi daha rahatlayacaktır. Çünkü bunlarla ilgili gereksiz tetkikler yapılıyor, gereksiz muayeneler ve ücretler ödeniyor.”

Sağlık Bakanlığı’nın bu yönde bir çalışma yürüttüğü belirtildi.

Haber: Fatma Demir Turgut

FETÖ’nün Çorum’daki yeni yapılanmasına operasyon: 24 gözaltı

0
FETÖnün Çorumdaki yeni yapılanmasına operasyon: 24 gözaltı

Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamaya göre, teknik çalışmalar ve tespitler sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Çorum genelinde yeni bir yapılanma içinde olduğu belirlendi.

Yürütülen soruşturma kapsamında örgütün il sorumlusu, Sungurlu, Alaca, Osmancık ilçeleri sorumluları, “örgütün mali sorumlusu”, “büyük bölge talebe mesulü”, “bölge talebe mesulü”, “bayan yapılanması sorumlusu” ve “öğrenci yapılanması sorumlusu” gibi üst düzeyde faaliyet yürütüldüğünü belirleyen Başsavcılık, söz konusu kişilerden oluşan 25 şüphelinin yakalanması için İl Emniyet Müdürlüğüne operasyon talimatı verdi.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından Çorum merkezli Ankara ve İzmir’de eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, şüphelilerden “il sorumlusu” hariç 24’ü yakalandı.

Gözaltına alınan şüpheliler, Çorum Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Şüphelilere ait para ve dijital materyal ele geçirildi

Şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında yapılan aramalarda, örgüt üyelerine dağıtılması noktasında notlar bulunan 25 bin 470 lira, 520 euro ve bin 730 doların yanı sıra çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.

Şüphelilerden elde edilen cep telefonları üzerinde yapılan incelemelerde, örgüt üyelerinin tedbir olarak görüşmelerini genel itibarıyla “WhatsApp” programı üzerinden yaptıkları, telefonlarında da “Bylock” benzeri örgütsel yazışmaların yapıldığı programların yüklü olduğu, örgütün yurt dışında bulunan mensupları tarafından yurt içindeki örgüt üyelerine para akışının da yabancı para transfer kanallarıyla yapıldığı tespit edildi.

Kaynak: AA

14. Çilek Festivali 26 Nisan’da başlıyor

0

Yeşilırmak ve Yedidalga çilek üreticilerinin her yıl geleneksel olarak düzenlediği çilek festivalinin 14.’sü bu yıl 26 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor.

Yeşilırmak – Yedidalga Üreticiler Birliği tarafından, Lefke Avrupa Üniversitesi ve Lefke Belediyesi ana sponsorluğunda, Yeşilırmak ve Yedidalga muhtarlıklarının katkılarıyla gerçekleştirilecek 14. Geleneksel Çilek Festivali 6 gün sürecek.

Yeşilırmak – Yedidalga Üreticiler Birliği Onursal Başkanı Cavit Atalar tarafından verilen bilgiye göre, Yeşilırmak – Yedidalga’yı eskiden olduğu gibi cazibe merkezi haline getirmek ve dünyaya tanıtmak çerçevesinde düzenlenen festival, 26 Nisan Cuma saat 18.00’de Yeşilırmak’ta kortej yürüyüşü ile başlayacak.

Festivalin açılış töreni saat 18.30’da yer alacak. Festival 1 Mayıs Çarşamba akşamı sona erecek.

TRAFİKTE AĞIR BİLANÇO!

0
TRAFİKTE AĞIR BİLANÇO!

15-21 Nisan tarihleri arası yapılan trafik kontrollerinde 724 kez cezai işlem uygulandı.

Ülke genelinde 15-21 Nisan tarihleri arası 61 trafik kazası meydana gelirken, bu kazalarda 21 kişinin yaralandığı bildirildi.

Polis açıklamasına göre, kazalarda toplam 486 bin TL hasar meydana geldi.

Kazaların 31’i Lefkoşa, 10’u Mağusa, 13’ü Girne, 4’ü Güzelyurt ve 3’ü İskele’de gerçekleşti.

724 trafik suçu işlendi

Ülke genelinde 15-21 Nisan tarihleri arası yapılan trafik kontrollerinde 724 kez cezai işlem uygulandı.

Polisten alınan bilgiye göre, cezaların 222’si süratli, 8’i tehlikeli, 20’si dikkatsiz, 64’ü seyrüsefersiz, 19’u sürüş ehliyetsiz, 25’i alkollü, 19’u muayenesiz, 28’i sigortasız, 5’i “A” yol kullanma izinsiz, 15’i “B” özel işletme izinsiz araç kullanan sürücülere kesildi.

Bahse konu dönemde, 1 kez trafik ışıklarına uymama, 2 kez miğfer başlıksız motosiklet kullanma, 3 kez tonajından fazla tehlikeli yük taşıma, 85 kez cep telefonu ile konuşma, 53 trafik levha ve işaretlerine uymama ve 155 çeşitli trafik suçu işlendi. 

Destici: Cenazeye gelene karşı böyle bir tepki kabul edilemez, hele ki şehit cenazesinde ise bunun hiçbir izahı olmaz

0
Destici: Cenazeye gelene karşı böyle bir tepki kabul edilemez, hele ki şehit cenazesinde ise bunun hiçbir izahı olmaz

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya ilişkin, “Bizim Anadolu, Türk Silahlı Kuvvetleri kültüründe, bu coğrafyada cenazeye gelene karşı böyle bir tepki kabul edilemez. Hele ki şehit cenazesinde ise bunun hiçbir izahı olmaz” dedi.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere bugün Ağrı’ya giden Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’a ziyarette bulundu.

Ağrı Belediye Başkanlığı makamında gerçekleşen görüşme sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Destici, konuşmasında CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Tabii Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Çok çirkin bir hadise meydana geldi. Bunu hiçbir şekilde hiçbir gerekçeyle bunun izahı kabul edilemez. Kendisine, CHP’ye geçmiş olsun diyorum. İnşallah bunun tekrarı yaşanmaz. Bizim Anadolu, Türk Silahlı Kuvvetleri kültüründe, bu coğrafyada cenazeye gelene karşı böyle bir tepki kabul edilemez. Hele ki şehit cenazesinde ise bunun hiçbir izahı olmaz.”

‘TÜRKİYE’NİN KAMPLAŞMASINA MÜSADE ETMEMEK LAZIM’

“Saldırının gerçekleştiği andan sonra gitmiş olduğu evin ablukaya alınmış olması fecaat bir durum.” ifadesini kullanan Destici ayrıca, “Dolayısıyla bu hadise tüm ayrıntılarıyla soruşturulmalı ki zaten savcılık soruşturma başlattı ve burada bu planlı, kasıtlı bir şekilde yapılmışsa bu ortaya çıkarılmalı ve bunun sorumluları yargı önünde mutlaka hak ettikleri muamele ile karşı karşıya kalmalılar” ifadelerini kullandı.

Saldırıyı kınayan ve Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun dileklerinde bulunan Destici ayrıca “Bu müessif hadiseye hepimiz tepki gösteriyoruz. Türkiye zaten buna tepki gösterdi. Bu hadise üzerinden de Türkiye’nin ayrışmasına, kamplaşmasına da müsaade etmemek lazım. Biz birlikte yolumuza devam edeceğiz. Bizim için öncelik birliğimiz, kardeşliğimiz. Dolayısıyla da bunu bozmak isteyen provokatörler olabilecektir. Bunu bekleyen gözler var. Onun için buna fırsat vermemek lazım” dedi.

 

‘TÜRKİYE’NİN YERLİ VE MİLLİ İNSANLARININ TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKACAKLARINI UNUTMASINLAR’

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Sayan ise BBP’nin ülkenin içerisinde bulunduğu zor dönemlerde üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını ifade etti.

Ülkenin bekasının söz konusu olduğu dönemde siyasi parti gözetmeksizin bütün siyasi partilerin bir araya gelebileceğini gösterdiklerini aktaran Sayan, “Türkiye’nin yerli ve milli insanlarının Türkiye’ye sahip çıkacaklarını unutmasınlar. Hep birlikte büyük bir Türkiye’yiz. Allah bu birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın, bayrağımızı indirtmesin” dedi.