Ana Sayfa Blog Sayfa 8850

Kılıçdaroğlu’na linç girişiminde bulunanlardan birisi AKP üyesi çıktı

0
Kılıçdaroğlu'na linç girişiminde bulunanlardan birisi AKP üyesi çıktı

AKP Parti Sözcüsü Ömer Çelik,  saldırgan Osman Sarıgün’ün  kesin İhraç talebiyle tedbirli olarak İl Disiplin Kurulu’na sevkine karar verildiğini açıkladı.

lincoo.png

omer.png

MECLİS TOPLANDI

1
MECLİS TOPLANDI

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün yasama görevi ile toplandı.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün yasama görevi ile toplandı.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün yasama görevi ile toplandı.

Meclis Genel Kurulu’nun gündeminde; Elektronik Haberleşme Değişiklik Yasa Önerisi ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu 2019 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı var.

Meclis Genel Kurulu’nun gündeminde; Elektronik Haberleşme Değişiklik Yasa Önerisi ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu 2019 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı var.

Meclis Genel Kurulu’nun gündeminde; Elektronik Haberleşme Değişiklik Yasa Önerisi ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu 2019 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı var.

Taliban: Değiştik, heyetimizde kadınlar da olacak

0
Taliban: Değiştik, heyetimizde kadınlar da olacak

Taliban, Katar’ın başkenti Doha’da yapılacak barış görüşmelerine ilk defa kadınların da olduğu bir heyetle katılacak.

Kadın haklarına dönük keskin ihlalleri ve doğrudan kadınları hedef alan saldırılarıyla anılan Taliban için kadınların müzakerelere dahil olma taleplerini ele alma, gelecekteki barış anlaşması için temel  bir adım olarak niteleniyor.

Doha’da 19-21 Nisan tarihlerinde yapılacak toplantı, Taliban ile muhalefetteki politikacılar, sivil toplum aktivistleri de dahil olmak üzere önde gelen Afganları içeren bir heyet arasında olacak. Buluşma, Şubat ayında Moskova’da iki taraf arasındaki benzer görüşmeleri takip eden bir nitelik taşıyor.

Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, “Doha toplantısında Taliban delegasyonu üyeleri arasında kadınlar olacak” diye konuştu. Heyette bulunacak kadınların adları verilmedi ancak Taliban’ın kıdemli üyeleriyle aile ilişkisi olmayan sıradan Afganlar olduğu belirtildi.

Hareket, 1990’lı yıllarda iktidara geldiğinde kadınları çarşaf giymeye zorlamış, kız çocuklarının okula gitmesini ve kadınların ev dışında çalışmasını yasaklamıştı.

Ancak Taliban sözcüleri grubun değiştiğini ve şeriat sistemi içinde kız çocuklarının eğitimini ve diğer kadın haklarını teşvik edeceklerini öne sürüyor.

Sudan’da protestocular Askeri Geçiş Konseyi ile diyaloğu kesti

0
Sudan'da protestocular Askeri Geçiş Konseyi ile diyaloğu kesti

Sudan’da diktatör Ömer El Beşir’in devrilmesinin ardından Askeri Geçiş Konseyi ile protestocular arasında süren müzakereler askıya alındı.

Ülkede aralık ayından beri süren gösterilerde ana unsurlardan biri olan Sudan Meslek Birliği (SPA), iktidarın derhal sivillere devredilmesi talebine yanıt vermeyen Askeri Geçiş Konseyi ile müzakereleri askıya aldıklarını açıkladı.

SPA Sözcüsü Muhammed Emin Abdülaziz, askeri konseyin siyasi komitesinin devrik cumhurbaşkanı Ömer El Beşir’e çok yakın isimlerden oluştuğunu belirterek “Askeri Konsey ‘tüm siyasi güçlerin’ önerilerini değerlendirdiklerini söyleyerek taleplerimize yanıt vermeyi erteliyor” dedi.

Abdülaziz, halka gösterileri tırmandırma çağrısında bulunarak iktidarın sivil hükümete devredilmesi talebini yineledi.

Sudan’da 11 Nisan’da yapılan askeri darbeyle Ömer El Beşir’in devrilmesinin ardından halk sokakları terk etmedi. 6 Nisan’dan bu yana oturma eyleminin devam ettiği Savunma Bakanlığı önünde toplanan halka seslenen SPA Sözcüsü “Taleplerimiz karşılanıncaya kadar gösterileri artırarak sürdürmeye çağırıyoruz” dedi.

Yaklaşık 100 meslek odasının çatı örgütü olan SPA, Sudan’da Aralık ayında başlayan gösterilerde önemli bir rol oynamıştı.

Sudan ordusu 11 Nisan’da Cumhurbaşkanı Ömer Beşir’i devirerek yönetime el koydu ve ülkede seçimler yapılana dek iki yıl yönetimi sürdürecek bir Askeri Geçiş Konseyi atadı. Devrik diktatör Ömer El Beşir’in ve partisinden bazı isimlerin tutuklanmasına karşın Askeri Geçiş Konseyi’nde Beşir’e çok yakın isimler de yer alıyor. Sudan halkı Beşir’i deviren askeri geçiş konseyinin gerçekte onun iktidarının sürdürücüsü olduğunu vurguluyor.

Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Abdülfettah Burhan ise dün yaptığı açıklamada konseyin iktidarı “tüm siyasi güçler” tarafından kabul edilecek bir sivil yönetime devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Burhan muhalefetten sivil geçiş hükümetinde yer alacak isimleri sunmasını beklediklerini kaydetti.

SPA yöneticilerinden 28 yaşında bir doktor olan Muhammed El Asam da, AP haber ajansına yaptığı açıklamada sivil hükümet için nitelikli isimler belirlediklerini söyledi. Askeri Geçiş Konseyi’nin günden güne iktidarını derinleştirdiğini kaydeden Asam “Bu devrim için tehlikeli” dedi.

KONSEY HEYETİ ABD’YE GİDECEK

Öte yandan Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Burhan, bu ayın sonunda ABD’ye bir heyet göndererek Sudan’ın ABD’nin terör listesinden çıkarılması için görüşmelerde bulunacağını söyledi.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de Sudan için 3 milyar dolarlık bir destek paketi açıkladı. Afrika Birliği Komisyon Başkanı Musa Faki de başkent Hartum’da cumartesi günü Askeri Geçiş Konseyi Siyasi Komite Başkanı Ömer Zeynelabidin ile görüştü.

Ozan Tufan Fenerbahçe’yi pişman etti!

0
Ozan Tufan Fenerbahçe'yi pişman etti!

Fenerbahçe’de istenilen performansı sergileyemeyen ve devre arasında Aytemiz Alanyaspor’a kiralanan Ozan Tufan, dünkü mücadelede ilk 11’de sahne aldı. 

Ozan, ilk yarıda kazanılan frikikte topun başına geçti, fakat varajı aşamadı. 24 yaşındaki futbolcu, iki kez rakibin ayağından top kaptı, iki defa da rakibin şutunu engelledi. 

3 kez ikili mücadeleyi kazanan Ozan Tufan, teknik direktör Sergen Yalçın’ın kenardan verdiği direktifleri harfiyen uyguladı. Özellikle Alanya’nın ileriye çıkmasında rol oynayan genç futbolcu, yüzde 77’lik pas isabetiyle de günün çalışkan isimlerindendi.

Sri Lanka’da ölü sayısı 290’a çıktı!

0
Sri Lanka'da ölü sayısı 290'a çıktı!

Sri Lanka’da dün yaşanan kanlı saldırının ardından bilanço ağırlaşıyor.

Bombalı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 290’a yükseldi. Polis, bazı kiliseleri ve otelleri hedef alan, 500’e yakın kişinin de yaralandığı saldırılarla bağlantılı oldukları şüphesiyle 24 kişiyi gözaltına alındı.

Şu ana kadar saldırıları üstlenen olmadı.

Sri Lanka Başbakanı Ranil Wickremesinghe, güvenlik güçlerinin, ülkesinde saldırılar düzenlenebileceğine dair istihbarat raporlarını neden görmezden geldiklerinin soruşturulması gerektiğini söyledi.

Anastaiadis bu hafta Vladimir Putin ile görüşecek

1
Anastaiadis bu hafta Vladimir Putin ile görüşecek

Alithia ve Fileleftheros’a göre Rum Sözcü Prodromos Prodromu, Anastaiadis’in Çin Cumhurbaşkanı’nın davetlisi olarak “Belt and Road Forum”a katılmak üzerine bugün öğleden sonra Çin’e hareket edeceğini açıkladı.
 

Prodromu Anastaiadis’in uluslararası forum dışında Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Rusya Devlet Başkanı ile ikili görüşmeler yapacağını, ele alınacak konular arasında Kıbrıs sorunu, ikili ilişkiler ve enerji konularının bulunduğunu söyledi. Prodromu Anastaiadis’in bu görüşmelerinin, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması ve siyasi sorununun çözülmesi halinde Kıbrıs’ın Güvenlik Konseyi’nde talip olduğu rolü anlatma çabası çerçevesinde BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri ile temasları kapsamında gerçekleşeceğini söyledi.
 

Gazete Anastasiadis’in Pazar günü sona erecek olan Çin ziyaretiyle ilgili detayların bugün açıklanacağını da haberine ekledi.

“Her şey dahil” paketinin konsepti değişiyor

0
"Her şey dahil" paketinin konsepti değişiyor

“Her şey dahil” sistemin Türk turizmine devrim yaşattığını ifade eden Cem Kınay, “Her şey dahil paketi, Türkiye’nin dünya turizmindeki en önemli silahlarından birisi oldu. Geçtiğimiz 30 sene Türkiye, turizmde sınıf atladı, dünyanın en önemli ülkeleri arasına girdi. En iyi uygulayan ülke Türkiye, en iyi uygulayan kent ise Antalya oldu.” diye konuştu.

Gelinen noktada özellikle yeni neslin her şey dahil sistemine ilişkin beklentilerinin değiştiğini belirten Kınay, şu değerlendirmede bulundu:

“Görünen o ki her şey dahil de önümüzdeki dönemde biraz dönüşüme uğrayacak. Bu tabii tüketicinin arzusuyla olacak. Ne istiyor, neleri kullanmıyor, bunu masaya hep beraber yatıracağız. Bir taraftan şu konuşuluyor, her şey dahilde misafir otelde kaldığı için Türkiye’nin diğer özelliklerinden faydalanılmıyor. Aslında dünya klasmanında Türkiye, Anadolu tarihiyle, coğrafyasıyla, gastronomisiyle, müziğiyle, kültürüyle en büyük farklılık oluşturan ülkelerden birisi. Dolayısıyla yapılacak işlerden birisi de bundan sonra her şey dahil ile tarihi, kültürü, sanatı, gastronomiyi daha nasıl birleştiririz, bunu nasıl dahil bir paket haline getirebiliriz ve diğer ülkelerle aramızdaki farkı nasıl aşabiliriz, buna kafa yormamız gerekiyor.”

“Türkiye, holistik tatili sunabilecek ender ülkelerden birisi”

Kınay, turizmde dünyada yerele, öze yönelik bir dönüş olduğunu söyledi. Yerel özelliklerin ön plana gelmeye başladığını dile getiren Kınay, artık misafirlerin gittikleri bölgelerde yerel yemekleri, yerel müziği aradığını ve insanlarla daha fazla irtibat içine girmek istediklerini kaydetti. Turistlerin yabancı insanların kültürleriyle tanışmak, tarihi yerleri gezmek istediklerini anlatan Kınay, Türkiye’nin ise yeni gelişen bu trende en uygun ülke olduğunu belirtti.

“Türkiye, ‘bütünsel’ dediğimiz holistik tatili sunabilecek ender ülkelerden birisi.” diyen Kınay, turizm sektörünün bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Her şey dahil sisteminin bu unsurlarla geliştirilebileceğini aktaran Kınay, şunları söyledi:

“Misafirleri otelin dışına çıkararak, otelin dışındaki restoranlardan, tarihi yerlerden, sanatsal etkinliklerden faydalanmasını daha iyi bir strateji ile sağlayabiliriz. Burada tabii bölgelerin dijital platformlar kurması ve o dijital platformlarda bütün bu katmanların dahil olması gerekir. Yani sadece oteller değil, pazardaki arkadaşın da dükkanda çalışan arkadaşın da berberin de herhangi bir müzenin de tüm katmanların içinde olacağı bir dijital platform yörenin, yerelin dünyayla buluşmasını sağlayabilecek en kısa ve en ucuz yol.”

Otellerin içinde sunulan her şey dahil paketine, otel dışındaki unsurların da eklenmesi gerektiğine işaret eden Kınay, ülkenin, kentin tarihi değerleri, sanatsal etkinlikleri, gastronomisine ilişkin aktivitelerin de her şey dahil paketi içine alınabileceğini bildirdi.

Kınay, tüm bu unsurların her şey dahil sisteminin sınırlarını geliştireceğini, değerine artı bir değer katacağını ifade ederek, tüm unsurlar birleştiğinde her şey dahil sisteminin daha da ayrıcalıklı hale geleceğini kaydetti.

Yemeğin, kumun, güneşin, denizin dünyanın birçok yerinde var olduğunu belirten Kınay, Türkiye’yi diğer ülkelerden ayrıştıran özelliklerin her şey dahil sistemi ile bir paket halinde sunulabileceğini belirtti. Ayrıca 30 yıldır yaşanan tecrübelerden faydalanılarak misafirlerin kullanmadığı unsurların da her şey dahil sisteminden çıkarılması gerektiğini söyleyen Kınay, bu konseptin yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Hedefler sadece sayısal olmamalı”

Türkiye’nin 2023 yılı için belirlediği 70 milyon turist, 70 milyar dolar turizm geliri hedefine değinen Kınay, Türkiye’nin bu rakamları çok rahatlıkla yakalayabileceğini hatta üstüne çıkabileceğini belirtti.

Türkiye’nin geliri artırıcı, nitelikli turistin gelmesini sağlayan, sunduğu ürünlerin içindeki niteliği daha kaliteli hale getirme konusuna odaklanması gerektiğinin altını çizen Kınay, “Hedefler sadece sayısal olmamalı, kaliteli, nitelikli hedefler olmalı. Çünkü Türkiye gerçekten holistik tatili sunabilecek bir ülke. Dolayısıyla hem fiyatların artmasını hem de kişi başı olan gelirlerin artmasını sağlamamız lazım. Burada da nitelikliği muhakkak yükseltmemiz ve çeşitlendirmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Cem Kınay, nitelikli turisti çekmek için de dijital platformun çok önemli olduğunu bildirdi. Lükse meraklı ve daha üst gelir grubu gezginlerin interneti daha çok kullandığına işaret eden Kınay, bu grubun sosyal medyayı daha çok kullandığını, tavsiyeler aldıklarını ve orada belirtilenlerden çok etkilendiklerini kaydetti.

Kaynak: AA 

Sözcü Prodromu: “Enerji programımız devam edecek”

0
Sözcü Prodromu: “Enerji programımız devam edecek”

Fileleftheros “Suni Kriz Yaratıyor… Türk Meydan Okumalarına Cevap Enerji Programının Devamı” başlıklı haberinde Prodromu’nun “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin cevabı biliniyor. Yorum yapmadan, suni kriz mantığına girmeden enerji programı devam eder,Ulusal Hidrokarbon Fonu’nun kurulmasıyla da Kıbrıs’ın doğal zenginliğinin sorumlulukla, her iki toplumun da yararına değerlendirildiği pek ala biliniyor” dediğini yazdı.

Habere göre Prodromu KKTC’yi “yasadışı devlet” diye niteledi ve “yasadışı devlet tarafından yapılan herhangi bir girişim veya resmî belge yok hükmündedir. BM de bu rejimin var olmadığını söyledi” iddiasında bulundu.

Türkiye’nin KKTC aracılığıyla BM’ye yaptığı bilgilendirmeyi “Türk tarafının keyfî ve yasadışı yaklaşımı zeminindeki daimi tehditleri” diye niteleyen Prodromu “Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor ve tanımayan tek devlettir. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti buna, komşu devletler ile yaptığı MEB sınırlandırma anlaşmalarıyla, ABD, Rusya gibi büyük devletlerin ve AB’nin MEB’indeki egemenlik haklarına verdiği destek ile cevap veriyor” dedi.

Prodromu Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in sürekli genişleyen ve yükselen üçlü işbirlikleriyle, ABD ile ilişkilerini geliştirmekle, AB’deki müttefiklerle, MEB’de çıkar sahibi ülkelerden biri olan Fransa ile stratejik ilişkilerini geliştirerek ve özellikle Çin’e gerçekleştireceği ziyaret ve bu çerçevede Çin Cumhurbaşkanı ve Rusya Devlet Başkanı ile yapacağı temaslarla Güney Kıbrıs’ın konumunu diplomatik açıdan geliştirmekte olduğunu söyledi.

Prodromos Prodromu “Başkan her yöntemle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslar arası konumunu ve rolünü güçlendiriyor. Zannederim bu şekilde, Türkiye’nin bölgede istikrarsızlaştırma rolü oynayan yegâne ülke olduğuna işaret ediyor” ifadesini kullandı.

Libya’daki çatışmalarda ölü sayısı 254’e yükseldi

0
Libyadaki çatışmalarda ölü sayısı 254e yükseldi

DSÖ’nün sosyal medya hesabından yapılan yazılı açıklamada, ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri General Halife Hafter’in 4 Nisan’da Trablus’a başlattığı saldırılar sonrası yaşanan çatışmalarda şu ana kadar 254 kişinin öldüğü, bin 228 kişinin yaralandığı belirtildi.

Açıklamada ayrıca çatışmalarda yaralanan 152 kişinin ameliyat edildiği ve bu kişilerden 89’unun sağlık durumunun kritik olduğu kaydedildi.

Örgütten önceki gün yapılan açıklamada, söz konusu çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 220, yaralı sayısı ise bin 66 olarak aktarılmıştı.

Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri Hafter, başkent Trablus’u ele geçirmek için 4 Nisan’da saldırı emri vermiş, bunun üzerine UMH birlikleri “Burkan el-Gadab” operasyonunu başlatmıştı.

Meşruiyet krizinin 2011 yılından bu yana sürdüğü Libya’da uluslararası tanınırlığa sahip UMH birlikleri ile Hafter’e bağlı güçler arasında yaklaşık iki haftadır çatışmalar yaşanıyor. 

Libya’daki uyuyan hücrelerin Hafter’in Trablus saldırısına etkisi 

Libya’da General Halife Hafter’in başkent Trablus’u ele geçirmek için üç cepheden saldırı emri vermesinin hemen ardından cephe arkasında sivil görünümlü silahlı grupların ortaya çıkışı, 2014’te Bingazi’de uygulanan “uyuyan hücre” taktiğini akıllara getirdi.

Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri Hafter’in Trablus’a 4 Nisan’da başlattığı saldırıya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birlikleri “Burkan el-Gadab” operasyonuyla karşılık verdi. Hafter’in 5 yıl önce Bingazi’de denediği “uyuyan hücre taktiği” bugünkü çatışmaların da iç dinamiklerinden biri olarak görülüyor.

Hafter güçleri Trablus’a saldırı başlatmadan haftalar önce ülkenin güneyinde onlarca kişi, küçük bir gösteri düzenleyerek Hafter’in başkente muhtemel saldırısına destek verdiklerini duyurdu.

Başkente saldırının hemen ardından da silahlı bir grup Trablus’un 27 kilometre batısındaki 27’nci Köprü’yü ele geçirerek Hafter’e bağlılığını ilan etti. UMH güçleri ise kısa süre içinde köprüde kontrolü yeniden sağlayarak, çoğu çocuk yaştaki 128 kişiden oluşan bu silahlı grubu esir aldı.

Bu saldırının ardından UMH, iyi eğitimli olmasa da cephe arkasında hafif ve orta silahlarla donatılmış Hafter’in uyuyan hücrelerinin olduğunu tespit etti. Bu durum, söz konusu silahların UMH’nin güvenlik güçlerinin farkına varmadan Trablus’un banliyölerine nasıl ulaştığı sorusunu akla getirdi.

Başkentin çevresinde uyuyan hücrelere bir diğer örnek de Uluslararası Trablus Havalimanı’ndaki çatışmalarda yaşandı. Hafter güçlerinin saldırısının başlamasının hemen ardından Trablus Havalimanı kısa süre içinde bölgede bulunan Hafter’e bağlı silahlı bir grup tarafından ele geçirildi.

UMH güçleri havalimanında her ne kadar kontrolü yeniden sağlamış olsa da silahlı grup, havalimanı yakınında yer alan, Trablus merkezine 30 kilometre mesafedeki Suvani bölgesini ele geçirdi. Bölgede halen her iki taraf arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ın 9 Nisan’da gerçekleşen kabine toplantısının ardından İçişleri Bakanlığına başkentteki “uyuyan hücrelerin” yakalanması talimatı vermesi de Trablus’un merkezinde Hafter’e bağlı uyuyan hücrelerin varlığına işaret ediyor.

Bingazi’deki uyuyan hücreler

Halife Hafter, uyuyan hücre taktiğini ilk defa Bingazi’de kullandı. Hafter, Şubat 2014’te Bingazi’yi “aşırı gruplardan temizlemek” iddiasıyla başlattığı El-Kerame Operasyonu’nda başarılı olamayıp Bingazi Devrimciler Şura Meclisi’yle girdiği çatışmalarda bütün kamplarını kaybedince “Sahavat” denilen paramiliter kabile güçlerine yönelmişti.

Hafter’in uyguladığı taktik, ideolojik ve bölgesel anlaşmazlıkları alevlendirmek üzerine kuruluydu. Bu amaçla Bingazi halkını aslen Misratalı olan ailelere karşı tahrik etti ve Bingazi devrimcileri ile Ensaru’ş Şeria cemaatini kentte meydana gelen suikastlardan sorumlu tuttu.

Bingazi Devrimciler Şura Meclisi milisleri Bingazi’nin 25 kilometre doğusundaki Benina Hava Üssü’nde Hafter güçlerini kuşattığı sırada Sahavat güçleri kente giden yolları kesti ve Şura Meclisi milis güçlerinin ailelerine yönelik katliamlar işleyerek evlerini yerle bir etti.

Bu durumda, Bingazi Devrimcileri, Benina Hava Üssü’ndeki ablukayı kırmaya ve kent içindeki mahallelere çekilmeye mecbur kaldı. Bu, çatışmaların seyrini değiştiren bir dönüm noktası oldu ve Hafter ipleri eline geçirerek karşı atağa geçti. Ancak Bingazi’yi ele geçirmesi 3 yıl sürdü.

Güney ve batıdaki kentlerin savaşmadan düşmesi

Halife Hafter aynı taktiği, güneydeki kentleri kontrol altına almak için kullandı ve UMH’ye bağlı olması gereken pek çok kente girdi.

Hafter, batıda da Sabrata, Surman ve Geryan gibi pek çok kente savaşmadan girdi. Yapılan propagandalar ve cazip mali tekliflere pek çok kentte ekonomi ve asayişin çökmüş olması eklenince silahlı gruplar kolayca Hafter’e bağlılıklarını ilan etti.

Çok sayıda kabilenin yaşadığı Libya’nın en büyük kenti Trablus’ta ise Hafter, onu destekleyen gösteriler düzenlenmesine ve halkı içeriden kışkırtmaya çalıştı. Hafter’e en çok destek veren kabileler arasında Libya’nın en eskilerinden Terhune kabilesi ile Zintan kabilesi yer alıyor. Ancak Zintan da Hafter ile UMH’ye bağlı Batı Askeri Bölgesi komutanı Üsame el-Cüveyli’ye destek verenler olmak üzere ikiye bölünmüş durumda.

Bu nedenle, Hafter’in Trablus içinde yandaşlarının olması garip bir durum değil. Bu taktik başkentin çevresindeki kentlerde ve batı ile güneydeki banliyölerde geçici olarak kontrolü sağlama noktasında başarılı olsa bile Misrata ve Zintan’dan takviye birliklerin getirildiği başkentte, Bingazi senaryosunun tekrarlanması uzak bir ihtimal olarak duruyor. Ancak yine de Hafter’in uyuyan hücreleri, Trablus’u koruyan güçler için sürekli bir tehdit unsuru oluşturuyor.

Hafter’in Ebu Selim’in surlarında hezimete uğrayan hayalleri

Hafter, Misrata güçleri ve Trablus Tugayları arasında 2017’de olduğu gibi bir çatışma patlak vereceğini umuyordu. Hafter ayrıca Ebu Selim Merkezi Emniyet Birliği Komutanı Abdulgani el-Kekli’nin Misrata Tugayları’nın kendisine suikast düzenleyeceği endişesiyle bazı cephelerden çekildiği yönünde şayialar yaydı.

Ancak bu taktik, Misrata güçleri, Trablus, Ez-Zaviye ve Zintan tugaylarının arasının bozulmasında başarılı olmadı. Aksine Hafter’in Trablus saldırısı, Trablus, Misrata, Zintan ve Zaviye gibi batı bölgesinin en güçlü birliklerinin birleşmesini sağladı. Böylelikle başkentin güneyindeki Selahaddin’e kadar giden Hafter güçlerinin ilerleyişi durdurulabildi.

Hafter güçleri, saldırının ilk haftasında nüfus yoğunluğu bakımından başkentin en büyük mahallesi olan ve merkeze yakın Ebu Selim’i kontrol altına almayı umuyordu. Ancak Hafter güçleri, Trablus Devrimcileri Birliği, 301. Birlik ve Ebu Selim Merkezi Emniyet Güçleri başta olmak üzere olmak güçlü bir direnişle karşılaşarak kilometrelerce geri çekilmek zorunda kaldı.

Ebu Selim Mahallesi’ne ulaşamayan Hafter güçleri, Trablus Tugayı da cepheden çekilmeyince burayı grad füzeleriyle vurmaya başladı. Hafter, bu hamlesiyle “ben buradayım” izlenimi vermeye çalıştı.

Hafter’in Ebu Selim Mahallesi’ne saldırısına tepkiler

Bu saldırı halkın ve uluslararası toplumun öfkesini üzerine çekti ve Trablus halkı buna karşı sokaklarda protesto düzenledi. Bu durum Hafter güçleri için utanç verici bir eylem olarak zihinlere kazındı. UMH’ye karşı ayaklanmak isteyen Trablus halkının bel bağladığı Hafter güçleri halk nezdindeki sempatisini kaybetti.

Libya uzmanı yazar Cihad el-Bacıkni, Hafter’in önünde Trablus’taki uyuyan hücreleri harekete geçirmek gibi bir seçenek daha olduğunu ancak grad füzeleriyle Ebu Selim bölgesine saldırıda bulunmasının ardından kimsenin onun tarafında yer almaya cesaret edemeyeceğini söyledi.

Ebu Selim Mahallesi’ne bombalı saldırı düzenlenmesi, Hafter güçlerini ahlaki boyuttan uzaklaştırdı. Bu saldırı nedeniyle Hafter’e bağlı güçler hatta komutanlar arasında ayrılmalar yaşanabilir, hatta Hafter’in Libya’nın lideri olma hayalleri de suya düşebilir. 

Kaynak: AA