Ana Sayfa Blog Sayfa 42

KTAMS: Göç Yasası kapsamındaki maaşlara ek artış için çalışmalar ivedilikle başlatılmalı

0

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), hükümetle imzalanan protokolün uygulanarak,  47/2010 Yasası kapsamındaki çalışanların maaşlarına ek artış yapılması için çağrıda bulundu.

KTAMS Başkanı Güven Bengihan, yazılı açıklamasında, “Göç Yasası” olarak bilinen 47/2010 sayılı Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş-Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası kapsamında çalışanlar ile 7/1979 sayılı Kamu Görevlileri Yasası’na tabi olanlar arasındaki maaş/ücret farkının devam ettiğine dikkat çekti.

Bengihan, “Eşit işe eşit ücret” prensibine işaret ederek, KTAMS’ın maaş farkının kapatılması için 47/2010 Yasası kapsamındaki çalışanların maaşlarına ek maaş düzenlemesi talep ettiklerini ve 2022 yılında “Bütçe olanakları çerçevesinde artırılması” hususunda Başbakanlıkla bir protokol imzaladıklarını hatırlattı.

“Hayat pahalılığının hızla artarak alım gücünün her geçen gün eridiği, eğitim, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanmasının gittikçe zorlaştığı bu koşullarda, protokolün uygulanarak Göç Yasası kapsamında olanların maaşlarında iyileştirme yapılması elzem hale gelmiştir.” diyen Bengihan, bu konudaki çalışmaların başlatılması gerektiğini, sürecin takipçisi olacaklarını kaydetti.

Tuzla Şehitleri anıldı

0

Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesinde 1956 – 1974 yılları arasında şehit edilen Tuzla şehitleri düzenlenen törenle anıldı.
Törende şehitliğe çelenkler konuldu, saygı duruşunun ardından bayraklar göndere çekildi.

Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay törende yaptığı konuşmada, Kıbrıslı Türklerin şehitler vererek büyük
acılar çektiğini ifade etti.

Bu acıların benzerinin 2023 yılında depremde kaybedilen canlar için de yaşadığını dile getiren Uluçay, savaş yıllarında olduğu gibi deprem zamanı da halkın birlik ve beraberlik içinde olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da törene katılarak konuşma yaptı.
Tatar, , bugün huzur ve güven içinde yaşanabiliyorsa bunu Anavatan Türkiye ve şehitlere borçlu olunduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk halkının çektiği acıların ve yaşanılanların genç nesillere aktarılması gerektiğini vurgulayan Tatar, bir çok şehidin ise savaşta değil 1974 öncesi kaçırılarak acımasızca katledildiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasında Kıbrıs sorununa da değindi ve Ada’da anlaşma olacaksa her iki tarafın faydalanacağı , güven ve huzur temelinde olması gerektiğini söyledi.

Erhürman, KTEZO’da bir grup esnafla bir araya geldi

0

Cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıklayan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nda (KTEZO) bir grup esnafla bir araya geldi.

CTP’den verilen bilgiye göre, esnafın sorunlarını dinleyen Erhürman, çözüm önerilerini ve Cumhurbaşkanlığı vizyonunu paylaştı.

Erhürman’a bazı milletvekilleri de eşlik ederken, KTEZO yetkilileri de görüşmede hazır bulundu.

Ziyarette konuşan Erhürman, “Bizim taahhüdümüz, Cumhurbaşkanlığı’nı yeniden dünyayla konuşan bir mekanizma haline getirmek. Ekonominin çarklarının dönmesi bile dünyayla düzgün bir iletişimden geçiyor.” ifadelerini kullandı.

– “Dış dünyayla ilişkiler zorlaştı, içeride öngörülebilirlik sorununa yol açtı”

Erhürman, artık bugüne kadarki müzakerelerden farklı bir şey olması gerektiğini belirtti.

 “Kaç defa daha aynı konuyu görüşüp sonuca ulaşamayacağız? Bunun üzerine düşünmemiz gerekiyor. Neden sonuca ulaşamadık?” sorusunun önemine değinen Erhürman, bu sefer çözüme ulaşmak için masaya oturulması gerektiğini belirtti.

CTP’nin, resmi müzakerelerin başlamasıyla ilgili dört maddelik önerilerini de anlatan Erhürman, söz konusu maddelerin ön şart olmadığını kaydetti.

Erhürman, “Bunlar ön şart değil, bunlar BM’nin defalarca dile getirdiği hususlar.” dedi.

Güven Yaratıcı Önlemler konusunda da elle tutulur hiçbir adım atılmadığını savunan Erhürman, geride kalan beş yılın boşa geçtiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu süreçte yalnızca bir Cenevre Zirvesi ve bir de New York Zirvesi gerçekleştirildi. Cenevre ve New York zirvelerinde Haspolat-Luricina kapısını açmak dahi mümkün olmadı. Böyle büyük zirveler yapıldı ama ortaya yalnızca mezarlıkların temizlenmesiyle ilgili bir karar çıktı. Güven Yaratıcı Önlemler konusunda da somut hiçbir gelişme yaşanmadı.”

Asıl meselenin, Kıbrıslı Türklerin dünyayla buluşturulması olduğuna vurgu yapan Erhürman, konuşmasında, “Bu dönemde yaşananlara baktığımızda iki önemli geri adım görüyoruz. Bunlardan biri mülkiyet konusudur. Üç yıl boyunca CTP olarak defalarca uyardık. ‘Mülkiyet meselesi doğru dürüst bir zemine oturtulmazsa, hem içeride hem dışarıda başımıza iş açacak’ dedik. Nitekim bu durum, dış dünyayla ilişkilerimizi zorlaştırdı; içeride ise öngörülebilirlik sorununa yol açtı.” ifadelerine yer verdi.

Erhürman, memleketin en zengin insanlarının bile artık yurt dışına çıkamaz hale geldiğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı’nın iç meselelere liderlik etme gibi bir fonksiyonunun da olduğunu kaydeden Erhürman, şöyle devam etti:

“Euro 47 TL olmuş durumda; güneyden alışveriş yapma imkânı olan herkes oradan alışveriş yapıyor. Öngörülemeyen bir nüfus artışı söz konusu… Cumhurbaşkanlığı’nda turizm danışmanı, sağlık danışmanı, ekonomi danışmanı var. Bu alanlarda danışman istihdam edildi ama son beş yılda Cumhurbaşkanlığı’nın dört temel fonksiyonunun dördünde de boşluklar yaşandı.”

“Bu memlekette dışa açılan tek siyasi penceremiz Cumhurbaşkanlığı’dır. Cumhurbaşkanlığı, Avrupa Birliği’ne, Birleşmiş Milletler’e ve Türkiye’ye ne anlatacaksa anlatacak tek makamdır. Peki, bu makam ne anlattı?” diye soran Erhürman, elle tutulur hiçbir şey olmadığını ileri sürdü.

Erhürman, çok daha aktif olması gereken Cumhurbaşkanlığı makamının son beş yılı en pasif şekilde geçirdiğini savundu.

Kamu-İş, Tangül Ünal Çağıner Vakfı Sevgi Evleri’nde uyarı grevine gitti

0

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş), bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Tangül Ünal Çağıner Vakfı Sevgi Evleri’nde iki buçuk saatlik uyarı grevine gitti.

Hükümete seslenen Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, “Rica ediyorum buradaki personel sorununu çözün. Burası elzem bir yerdir” dedi.

-Serdaroğlu: “Ciddi anlamda işletme zafiyeti ve personel sıkıntısı var”

Kamu-İş Başkanı Serdaroğlu, sendikada örgütlü çalışanlarla birlikte merkezin önünde basın açıklaması yaptı.

Tangül Ünal Çağıner Vakfı’na böyle güzel bir tesis kazandırdıkları için teşekkür eden Serdaroğlu, “Ancak hükümet bunların değerini bilmiyor. Bugün burada olmamızın sebebi bu” diye konuştu.

“Bina yapmak değil önemli olan içindeki çalışma koşulları, çalışanlar, personel ve diğer unsurlardır” diyen Serdaroğlu, merkezde, özel eğitim alması gereken çocuklar ve bebekler olduğunu dile getirdi. Toplam 33 çocuğun sekiz tanesinin özel eğitime muhtaç, dört tanesinin ise yeni doğmuş bebek olduğunu ifade eden Serdaroğlu, görevli anne, eğitimci, şoför ve güvenlik ihtiyacına dikkat çekti.

Ciddi anlamda bir işletme zafiyeti ve personel sıkıntısı olduğunu belirten Serdaroğlu, “Ülkemizde sürekli personel alınmasına rağmen biz sendikalar hala personel eksikliği için grev yapmak zorunda kalıyoruz. Özellikle de bu tarz elzem yerlerde eylem yapmaktan üzüntü duyuyoruz” dedi.

Personele gösterdikleri fedakarlık nedeniyle teşekkür eden Serdaroğlu, personelin insan üstü bir çalışma programıyla çocukları ülkeye yararlı bireyler olarak kazandırmaya çalıştığını anlattı ve şöyle konuştu:

“180 saat çalışmaları gerekirken, ortalama 340 saati bulan bir çalışmayla fedakarlık yaparak, evlerindeki çocuklarını ve eşlerini ihmal ederek, buradaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyorlar. Bu sorumluluktan kaçmadıkları için maalesef yöneticiler bunu görmezden geliyorlar.”

“Yaptığınız istihdamlar nerededir?” diye soran Kamu-İş Başkanı Serdaroğlu, Bakanlar Kurulu’na seslenerek, “Biraz insaf artık. Biz eylem, grev yapma derdinde değiliz” dedi. “Siz de hiç mi vicdan yok?” sorusunu soran Serdaroğlu, daha önce merkezde yine eylem yaptıklarını hatırlattı.

Tangül Ünal Çağıner Vakfı Sevgi Evleri’nde istihdam edilen bir kişinin daha sonra başka bir yerde görevlendirildiğini kaydeden Serdaroğlu, “Burada işlemeyecek olanı buraya getirmeyin” dedi. Personel Dairesi’nden münhale çıkılmasını talep eden Serdaroğlu, “Bu işi yapacaklarını bile bile gelsinler buraya” şeklinde konuştu.

“İşe göre adam değil adama göre iş” politikasıyla hareket edildiğini savunan Serdaroğlu, “Amacımız bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir. Bir an önce artık sesimize kulak verin” dedi.

Müdür ve müsteşarlar yerine örgüt başkanlarının taleplerine kulak verildiğini ileri süren Serdaroğlu, personel eksikliği için yazılan yazının dikkate alınmadığını savundu.

-“Rica ediyorum buradaki personel sorununu çözün. Burası elzem bir yerdir”

“Rica ediyorum buradaki personel sorununu çözün. Burası elzem bir yerdir” diyen Serdaroğlu, aksi durumda burada olacak olanlardan hükümetin sorumlu olacağını söyledi.

Serdaroğlu bir soru üzerine, personelin çalışma koşullarının ILO sözleşmelerine de uygun olmadığını kaydetti.

“Artık kendimize gelelim, bırakalım softa şaşırtmalarıyla siyaset yapmayı” diyen Serdaroğlu, icraat istediklerini ancak taşeron şirket üzerinden istihdam istemediklerini belirtti.

Serdaroğlu, “Lütfen önce insan olalım, başka da bir şey istemiyoruz” diyerek, konuşmasını tamamladı.

Çalışma Bakanlığı, üçüncü dünya ülkesi çalışanların çalışma izinlerine yeni düzenleme getirdi

0

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, üçüncü dünya ülkesi vatandaşlarının, çalışma izinleri konusunda yeni düzenleme yaptı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, yeni düzenleme çerçevesinde tarım, hayvancılık ve inşaat sektörleri arasında  yatay geçiş yapılabilecek, Bangladeş uyruklular için ön izin başvuruları askıya alınacak, Türkmenistan uyruklular içinse sektörel kısıtlama uygulanacak.

-“Geçici uygulamalar yürürlüğe konulacak”

Bakanlık açıklamasında, tarım, hayvancılık ve inşaat sektörlerinde çalışmak üzere ön izinle ülkeye gelen üçüncü dünya ülkesi vatandaşları ve geldikleri ülkelere ilişkin yürütülen değerlendirme çalışmaları tamamlanana kadar geçici uygulamaların yürürlüğe konulmasına karar verildiği belirtildi.

Açıklamaya göre, 28 Temmuz Pazartesi günden itibaren tarım, hayvancılık ve inşaat sektörlerinde çalışan ve çalışma izni süresinin ilk yılını doldurmuş üçüncü dünya ülkesi vatandaşları, bu üç sektör içerisinde farklı bir iş yerine geçiş (yatay geçiş) yapabilecek ancak bu sektörler dışındaki yatay geçiş başvuruları kabul edilmeyecek.

Yabancıların Çalışma İzinleri Tüzüğü’nün 30. maddesinin 9. fıkrasında belirtilen ve bir yıl bekleme süresi aranmayan durumlarda, Çalışma Dairesi müfettiş raporları dikkate alınarak mevcut yasal düzenlemeler doğrultusunda işlem yapılmaya devam edilecek.

Bangladeş uyruklu çalışanlara yönelik, 28 Temmuz itibarıyla tüm sektörlerde,  işverenler tarafından yapılacak ön izin başvuruları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından alınacak yeni bir karara kadar kabul edilmeyecek.

“Türkmenistan uyruklulara sektörel kısıtlama getirildi”

Türkmenistan uyruklu işçiler için 28 Temmuz tarihinden itibaren ev hizmetleri sektörü haricinde tüm sektörlerde yapılacak ön izin başvuruları, ikinci bir duyuruya kadar kabul edilmeyecek.

Açıklamada, bu düzenlemelerin, KKTC iş gücü piyasasının etkin yönetimi, sektörel denge ve toplumsal ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak geçici süreliğine yürürlüğe konulduğu belirtilerek, süreç içerisinde gelişmelere göre yeniden değerlendirme yapılacağı kaydedildi.

Asgari Ücret için Bakanlıklar ortak çalışma toplantısı düzenlendi

0

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, “Sektörel Bazda Asgari Ücret Çalışması” kapsamında, 14 sektördeki meslek dallına göre minimum asgari ücretin belirlenmesi amacıyla ilgili bakanlıkların temsilcileriyle bir çalışma toplantısı düzenlendi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleşen toplantıya; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Başbakanlık Müsteşarı Berhan Ongan, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Burak Şöföroğlu, Turizm ve Çevre Bakanlığı Müsteşarı Serhan Aktunç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Tahir Serhat, Bakanlık Müdürü Berna Bayur, Çalışma Dairesi Müdürü Sezgi Ballı ile Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürü İlter Ökter katıldı.

Toplantıda, her bakanlığın kendi sorumluluk alanındaki sektörlerdeki girdi maliyetlerinin tespit edilmesi, meslek gruplarına göre sektörel asgari ücret cetvellerinin oluşturulması ve minimum ücret seviyelerinin belirlenmesi amacıyla ortak bir çalışma yürütülmesine karar verildi.

Söz konusu çalışma kapsamında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen 14 sektör, ilgili bakanlıkların bilgisine sunularak, detaylı veri paylaşımı talep edildi. Sektörler arasında inşaat, otelcilik, tarım, turizm gibi ülke ekonomisinin temel taşlarını oluşturan sektörler yer alıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Sektörel bazda yürütülecek bu çalışma ile hem işverenin hem de çalışanın ekonomik koşullarının dikkate alındığı, daha adil ve dengeli bir ücretlendirme sistemini hayata geçirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

 

 

Meteoroloji Mühendisleri Odası: “Gölgede 40 derece ölçülen sıcaklık havadaki nem oranı arttıkça daha yüksek hissedilir”

0

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Altunç, gölgede 40 derece olarak ölçülen hava sıcaklığının havadaki nem oranı arttıkça daha yüksek hissedildiğine dikkat çekerek, bunun son derece tehlikeli sağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulundu. Altunç, Meteoroloji Dairesi’nin hava sıcaklığı uyarılarına uymak gerektiğini de vurguladı.

Küresel ısınmaya işaret eden Altunç, özellikle yerel yönetimlerin yeşile daha çok önem vermeleri, küresel ısınmaya karşı tedbirlerde liderlik etmelerinin  önemli ve gerekli olduğunu kaydetti. Afet olmadan gerekenlerin yapılması hususunda somut adımlar beklediklerini ifade eden Altunç, ” Henüz baş edebileceğimiz günlük sorunlar, bu gidişle baş edilemeyecek duruma gelmeden gereği yapılmalıdır.” dedi.

Yazılı açıklamasında geçmişte esnafın öğle saatlerinde işyerlerini kapattığını, yolların tankerlerle sulandığını ve zorunlu olmadıkça öğle saatlerinde sokağa çıkılmamaya özen gösterildiğini hatırlatan Altunç, zamanla bu alışkanlıklarla birlikte konunun ciddiyetinin de unutulduğunu belirtti.

Altunç, “Ölçülen hava sıcaklığı ile nem oranına göre hissedilen hava sıcaklığı önemli farklılıklar göstermektedir. Örneğin; 40°C olarak ölçülen hava sıcaklığı yüzde 30’luk nem oranında 43°C,   yüzde 40’lık nem oranında 48°C,  yüzde 55’lik nem oranında 59°C,  yüzde 65’lik nem oranında 67°C, ve yüzde 85’lik nem oranında 88°C olarak hissedilirken, olanaksız dediğimiz cinsten yüzde 90 nem oranında 40°C olarak ölçtüğümüz hava sıcaklığı insanlar tarafından 95°C olarak hissedilir.  Meteoroloji Dairesi tarafından gölgede 40 derece santigrat olarak ölçülen hava sıcaklığı;   yüzde 90 nem oranında 95 derece santigrat olarak hissedilir.  Bu da sağlık açısından son derecede tehlikeli bir durum oluşturmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Zorunlu olmadıkça güneş altında kalmamaya ve sağlık kurallarına uymaya özen gösterilerek  bu dönem aşılabilecek”

“Zorunlu olmadıkça, güneş altında kalmamaya ve sağlık kurallarına uymaya özen gösterilmesi ile bu dönem aşılabilecektir.” diyen Altunç, Meteoroloji Dairesi tarafından 2024 yılının Haziran ayında 46,8 derecelik rekor sıcaklık ölçüldüğünü hatırlattı.

Altunç şöyle devam etti:

“Doğanın bir parçası olarak atmosferin bir özelliği de ısınan havanın nem tutabilme kapasitesinin de artmasıdır. Bu nedenle sıcaklık arttıkça nem azaldığından, bilinçsiz zararlara karşı doğa korunumunu yapacak, tahribat cezasız kalamayacaktır.  Bu nedenle özellikle yerel yönetimlerin yeşile daha çok önem vermeleri, küresel ısınmaya karşı tedbirlerde liderlik etmeleri önemli ve gerekli bir adım olarak nitelendirilecektir.”

 

Tatar: İki devletli çözüm hepimizin hedefidir, özlemidir ve doğru olan budur

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, iki devletli çözüm siyasetinin dünya genelinde kabul görmesi için büyük bir diplomatik mücadele yürüttüklerini belirterek, “İki devletli çözüm hepimizin hedefidir, özlemidir ve doğru olan budur.” dedi.

AA’nın haberine göre İstanbul Ticaret Odası (İTO) yayınları arasında bulunan “Kıbrıs Sevdası: Ateşi Hiç Sönmeyen Bir Ülkünün Peşinde Geçen Ömürler: Ersin Tatar” adlı kitabın güncellenmiş ikinci baskısının tanıtım toplantısına katılan Tatar, etkinliğin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Yaklaşık son beş yılda Türkiye’nin desteğiyle yürüttükleri iki devletli siyaset sayesinde KKTC’nin diplomatik statüsünü uluslararası platformlarda güçlendirdiklerini belirten Tatar, “İki devletli çözüm hepimizin hedefidir, özlemidir ve doğru olan budur.” ifadesini kullandı.

Tatar, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nda (İİT) temsiliyet kazanmasının son yıllarda yürütülen dış politika başarısının önemli göstergeleri olduğunu ifade etti.

Federal çözüm modelinin Türk halkı için ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Tatar, “Federasyon adı altında Türkler azınlığa düşürülecek, Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs’tan çekilecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ortadan kalkacak ve Türklük Doğu Akdeniz’i kaybedecektir.” dedi.

Tatar, Doğu Akdeniz’in jeopolitik önemini vurgulayarak, KKTC’nin yalnızca kara parçası değil, aynı zamanda deniz yetki alanları, kıta sahanlığı, ekonomik münhasır bölgeler ve hava sahasıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

– KKTC ve Türkiye arasındaki yıllık ticaret hacmi üç milyar dolar civarına yaklaştı

Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştiğini belirten Tatar sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bundan 15 yıl kadar önce ben Kıbrıs’ta maliye bakanıyken yıllık ticaret hacmi 600 milyon dolar civarındaydı, şimdi 3 milyar dolar civarına yaklaşmıştır. Türkiye’nin her bölgesinden Ercan Devlet Havalimanı’na uçakların uçmasıyla bugün yolcu sayısı yılda 5 milyonu bulmaktadır. Bundan 20 yıl önce yolcu sayısı 1 milyon bile değildi. Şimdi bakıyoruz ki pandemi döneminden sonra hızlı bir gelişmeyle yılda 5 milyonu bulmaktadır.”

-“100’den fazla ülkeyle ticaret yapıyoruz”

Tatar, 100’den fazla ülkeyle ticaret yaptıklarını belirterek, bir bölümü halkın kullanımına sunulan “Kapalı Maraş” açılımıyla turizm alanında “büyük atılımlar” gözlemlendiğini ifade etti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine atıfta bulunan Tatar, “Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi KKTC Doğu Akdeniz’de parlayan bir Türk devleti olmaya devam edecektir.” vurgusu yaptı.

 

 

GMO Başkanı Oymen elektrik kesintilerinin gıda güvenliğini riske atabileceği uyarısında bulundu

0

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB) Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Başkanı Beste Oymen, elektrik kesintilerinin gıda güvenliğini riske atarak ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabileceği uyarısında bulundu.

Yazılı açıklama yapan Oymen, elektrik kesintilerinin başta et, süt, yumurta, tavuk gibi çabuk bozulabilen ürünler olmak üzere birçok gıdanın uygun saklama koşullarını ortadan kaldırarak, mikroorganizma üremesiyle ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabildiğini belirtti.

Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ekstra dikkat gösterilmesi gerektiğini kaydeden Oymen, gıda zehirlenmelerinin bu gruplarda daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini bu nedenle şüpheli ürünlerin bu bireylere verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Soğuk zincirin kırılmasının, ürünlerin fiziksel görünümünde bozulma olmasa bile sağlığa zararlı hale gelmesine neden olabileceğini kaydeden Oymen, bu nedenle sadece üretim aşamasında değil, tüketiciye ulaşana kadar geçen tüm süreçlerde, kesintilere karşı bilinçli davranma ve gıdaların güvenliğini koruyacak önlemleri zamanında almanın önem taşıdığını ifade etti.

Oymen, açıklamasında elektrik kesintilerinde gıda güvenliğini sağlamaya yönelik temel önlemlere de yer vererek, buzdolabı ve dondurucu kapaklarını kapalı tutma, soğuk zinciri korumak için buz aküsü veya dondurulmuş su şişeleri kullanma, hazır yemek, açıkta satılan ürünlerle ilgili dikkatli olma önerisinde bulundu.

İki saatten uzun süren kesintilerde bozulma riskinin artacağını kaydeden Oymen, dondurulmuş ürünler çözündüyse tekrar dondurulmaması gerektiğini belirtti.

-“Buzdolabı kapaklarını açmayın”

Oymen, elektrik kesintisi başladığı andan itibaren buzdolabı ve derin dondurucuların kapaklarını açmaktan kaçınmanın soğuk havanın uzun süre korunmasını sağlayacağını dile getirerek bu yöntemle buzdolabındaki sıcaklığın yaklaşık 2–4 saat, derin dondurucudaki sıcaklığın ise içi doluysa 48 saat, yarı doluysa 24 saat güvenli seviyede kalabileceğini kaydetti.

Soğuk zinciri korumak için buz aküsü veya dondurulmuş su şişeleri kullanmak gerektiğine işaret eden Oymen, “Elektrik kesintisi yaşanabileceğini önceden biliyorsanız, buzlukta su dolu şişeler dondurarak dolap içi sıcaklığın sabit kalmasına yardımcı olabilirsiniz.” dedi.

Buzdolabının iç sıcaklığını izlemek için termometre kullanılması tavsiyesinde bulunan Oymen, gıdaların güvenle saklandığı sıcaklık aralıklarının; buzdolabının +1 ile +4 derece arası derin dondurucunun -18 derece ve altı olduğunu, kesinti sonrası bu değerlerin üzerine çıkıldıysa, ürünler risk altına girmiş olabileceğini kaydetti.

Oymen, iki saatten uzun süren kesintilerde bozulma riskinin artacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Kesinti 2 saati geçmişse, özellikle hayvansal gıdalar (et, tavuk, süt, yumurta, pişmiş yemekler) kontrol edilmelidir. Bu ürünler 2 saatten fazla +4 derece üzeri bir sıcaklıkta kaldıysa, ‘görünüşü, kokusu iyi olsa bile’ kesinlikle tüketilmemelidir. +4 derece üzerindeki sıcaklığa 2 saatten az maruz kalan gıdaları pişirirken merkez sıcaklığının en az 65 derece olmasına dikkat edilmelidir.”

Dondurulmuş ürünler çözündüyse tekrar dondurmamak gerektiğine değinen Oymen, bu ürünlerin pişirilerek hemen tüketilmesi gerektiğini vurguladı.

-“Gıda güvenliğinde görünüş aldatıcı olabilir”

Gıda güvenliğinde görünüşün aldatıcı olabileceğini belirten Oymen, “Bozulan gıdalar her zaman kötü kokmaz veya görünüm olarak farklılık göstermez. Özellikle hayvansal gıdalarda mikroorganizma gelişimi belirgin bir bozulma olmadan da tehlike yaratabilir. Şüpheli ürünleri asla tüketmeyiniz.” dedi.

 İşletmelerin bu tür durumlara karşı hazırlıklı olması, üretime geçmeden önce mutlaka gıda ve ortam kontrolü yapması gerektiğini belirten Oymen, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Gıda üretimi, satış ve servis hizmeti sunan işletmeler elektrik kesintilerinin gıda güvenliği üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak jeneratör, kesintisiz güç kaynağı (UPS) gibi yedek enerji sistemlerini devreye almalıdır. Soğuk zincirin sürekliliğini sağlayacak bu tür altyapı önlemleri, sadece ürün güvenliğini değil, halk sağlığını korumak açısından da zorunluluktur. Ayrıca kesinti sonrası üretim ve satışa geçmeden önce sıcaklık kontrolleri yapılmalı, riskli ürünler piyasaya sunulmamalıdır. Soğuk hava depolarını ve/veya buzdolabı sıcaklık kontrollerini max/min dereceyi hafızasında tutabilen özelliğe sahip kalibre edilmiş termohigromete/termometre ile yapılabilir”

Hazır yemek ve açıkta satılan ürünlerle ilgili dikkatli olunması çağrısında bulunan Oymen, “Güvenliğinden emin olmadığınız ürünleri tüketmeyiniz” dedi.

Kasaptan et alırken de dikkatli olunması gerektiğini belirten Oymen, elektrik kesintisi olan bölgelerdeki kasaplardan et ürünü alırken özellikle kıymanın önceden hazırlanmış olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Oymen, planlı elektrik kesintisi olması durumunda kasapların önlem olarak ürünlerini soğuk hava depolarında tutmaları, müşterilere hazır olması için önceden et kıymamaları gerektiğini dile getirdi.

-“ Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ekstra dikkat gösterilmeli”

Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ekstra dikkat gösterilmesi gerektiğini belirten Oymen, gıda zehirlenmeleri bu gruplarda daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini, bu nedenle, şüpheli ürünlerin bu bireylere verilmemesi gerektiğini kaydetti.

Kesinti sonrası alışveriş yaparken ürünlerin saklama koşullarını sorgulamak gerektiğini dile getiren Oymen, şöyle devam etti:

“Kesintiden etkilenen bölgelerdeki market ve gıda işletmelerinden alışveriş yaparken, özellikle kolay bozulabilen ürünlerde (et, süt, peynir, şarküteri, donmuş ürünler vb.) dikkatli olunuz. Paketli ürünlerde etiket bilgilerini kontrol ediniz, şişme, sızma, renk değişikliği, terleme ve ambalaj deformasyonu gibi bozulma belirtileri varsa satın almayınız.”

-Gıda güvenliğini sağlamak sadece üreticilerin değil, tüketicilerin de sorumluluğunda”

Gıdaların güvenliğini sağlamanın sadece üreticilerin değil, tüketicilerin de sorumluluğunda olduğunu belirten Oymen, “Elektrik kesintileri geçici olabilir; ancak bu süreçte alınmayan basit önlemler, sağlığınızda kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle, buzdolabınızda sessizce bekleyen bir gıdanın nelere yol açabileceğini asla hafife almayınız” ifadelerini kullandı.

Gıda Mühendisleri Odası olarak halkı bilinçli davranmaya çağıran Oymen, gıda güvenliği konusunda herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

 

 

Tatar: Mehmetçikler caydırıcı güç olarak orada kalmaya devam edecek

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını belirterek, “Mehmetçikler caydırıcı güç olarak orada kalmaya devam edecek. Biz buradan haykırıyoruz, Kıbrıs Türkü yalnız değildir. Mavi Vatan, Doğu Akdeniz ana vatanı için bütün Türk dünyası için çok önemlidir.” dedi.

20 Temmuz KKTC Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 51. yıl dönümü nedeniyle Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesince, dün, Beykoz’daki Hidiv Kasrı’nda resepsiyon düzenlendi.

AA’nın haberine göre resepsiyona Cumhurbaşkanı Tatar, İstanbul Valisi Davut Gül, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Kıbrıs Türkleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Burada konuşan Tatar, 15 Kasım’da KKTC’nin kuruluşunun 42. yıl dönümünü kutlayacaklarını belirterek, “Doğu Akdeniz’de hep birlikte yedi düvele karşı bir destan yazdık. Bu sadece Kıbrıslı Türklerin kendi bekası ve güvenliği için önemli değil aynı zamanda ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin, İskenderun’dan Ege Adaları’na kadar 2 bin kilometre sahil şeridiyle Akdeniz’e en uzun cephesi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, mavi vatanın kalbinde kendi güvenliğidir, kendi onurudur, kendi milli direncidir.” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını vurgulayan Tatar, şunları kaydetti:

“1974 Barış Harekatı’ndan 51 sene sonra halen daha Türk askerinin adadan çekileceğini ve Kuzey ve Güney birlikte Avrupa Birliği’ne gireceğini ve Avrupa Birliği’nin güvenlik mekanizmaların Kıbrıs Türkü’nü koruyacağını, güvenliği sağlayacağını zannedenlere buradan cevabımız; asla öyle bir durum söz konusu değildir. Çünkü biz bu barışı ve huzuru ve güvenliği kolay bulmadık. Çok acılar çektik. Topyekun imhayla karşı karşıyaydık. Allah nasip etti, Mehmetçikler adaya geldi. Mehmetçikler caydırıcı güç olarak orada kalmaya devam edecek. Biz buradan haykırıyoruz. Kıbrıs Türkü yalnız değildir. Mavi Vatan, Doğu Akdeniz ana vatanı için bütün Türk dünyası için çok önemlidir. “

Tatar, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olduğunu hatırlatarak, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gayretleriyle KKTC Hükümeti’ni tanıtma yolunda farklı örgütlerde seslerini duyurabildiklerini söyledi.

 

– “Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’ni haykırarak dünyaya tanıtmak hepimizin borcu”

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

“Devletimizi, cumhuriyetimizi korumak için bu kutlu ve onurlu yoldan şaşmayarak Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’ni haykırarak dünyaya tanıtmak hepimizin borcudur. Şehitlerimize olan vefamızdır. Onun için hep birlikte birlik ve beraberliğimizi koruyarak, karşı cephelerden saldırılara asla boyun eğmeyerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni haklı olduğu noktaya taşımak ve Kıbrıs Türk halkına refah içerisinde müreffeh yarınları yaşatmak hepimizin görevidir.”

KKTC’ye verdiği destek için Erdoğan’a teşekkür eden Tatar, “Kıbrıs’ta olağanüstü yatırımlarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çehresinin değiştiğini” vurguladı.

Tatar, Mavi Vatan’ın kendileri için kutsal olduğunu belirterek, “Birlikte emin adımlarla, güçlü bir şekilde hep birlikte yürüyeceğiz.” dedi.

Şehitleri rahmetle anan Tatar, “Bir milletin, tarihin tekerrür edebileceğini bilmesi gerekmektedir. Onun için Kıbrıs’ta bir anlaşmaya imza atacaksak sağlam temeller üzerinde Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin caydırıcı güç olarak orada kalmasını içeren bir onurlu anlaşmaya, ancak Kıbrıs Türkü imza atabilir. Onun için biz gücümüzü sizden alıyoruz. Türkiye’den alıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

İstanbul Valisi Gül de KKTC’nin başta dost ve kardeş ülkeler olmak üzere farklı ülkeler tarafından tanınmaya başladığını belirterek, bunun örtülü diplomasinin en önemli çalışmalarından biri olduğunu dile getirdi.

Kıbrıs Türkleriyle sonsuza kadar birlikte olacaklarını vurgulayan Gül, şehitleri rahmetle andı.

Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray da KKTC’nin özgürlüğü ve bağımsızlığı için tüm imkansızlıklara, uygulanan ambargo ve izolasyonlara karşı yediden yetmişe beraberlik içinde direndiklerini söyledi.

Eray, Kıbrıs Türklerinin Türk ulusunun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.” dedi.