Ana Sayfa Blog Sayfa 56

2024-2025 Girişimcilik Hibe Programı kapsamında 22 girişimci destek almaya hak kazandı

0

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından yürütülen ve Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İş Birliği (KEİ) Ofisi finansmanıyla uygulanan 2024-2025 Mali Destek Hibe Programı kapsamında, 22 girişimcinin mali destek almaya hak kazandığı açıklandı.

KEİ Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, program Başbakanlığa bağlı Kıbrıs Türk Yatırım Geliştirme Ajansı (YAGA) koordinasyonunda ve Türk Bankası’nın eğitim sponsorluğunda, toplam 30 milyon TL bütçeyle hayata geçirildi.

Yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesini teşvik etmeyi, yerli üretimi ve istihdamı artırmayı, teknoloji temelli kalkınmayı desteklemeyi hedefleyen program kapsamında destek almaya hak kazanan girişimlerin; sağlık, tarım, teknoloji, eğitim, kültür-sanat, spor, reklamcılık ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösterdiği bildirildi.

Sektörel çeşitliliğin, KKTC’de girişimcilik ekosisteminin güçlendiğini ve farklı alanlardaki potansiyelin arttığını gösterdiği belirtilen açıklamada, Girişimcilik Hibe Programı’nın, KKTC’nin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamaya devam ettiği ve genç girişimcilerin sürdürülebilir işletmeler kurmalarına olanak tanıdığı kaydedildi.

– Bugüne kadar 181 girişimciye hibe desteği verildi

2016 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla sürdürülen Girişimcilik Hibe Programı kapsamında bugüne dek 900 başvuru alınırken, 492 kişi eğitimlere katıldı; 181 girişimciye hibe desteği sağlandı. Bu desteklerle yaklaşık 370 kişilik istihdam yaratılırken, bazı işletmelerin çalışan sayısı 20’ye kadar ulaştı.

2024-2025 dönemi özelinde ise 61 başvuru alındı; 49 kişi eğitim aldı, 41 aday jüri değerlendirmesine katılırken; yapılan değerlendirme sonucunda 22 girişimci mali destek almaya hak kazandı.

Açıklamada ayrıca, başvuru sonuçları ve detaylı bilgilere https://girisimcilik.kei.gov.tr adresinden ulaşılabileceği belirtildi.

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: Ada’daki iki taraf arasındaki iş birliği kültürünün geliştirilmesine çabalarımızı sürdüreceğiz

0

 

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, 16-17 Temmuz’da New York’ta tertiplenen Kıbrıs Konulu Genişletilmiş Gayriresmi Toplantısı’na yönelik, “Türkiye olarak önümüzdeki süreçte de Ada’daki iki taraf arasındaki işbirliği kültürünün geliştirilmesine yönelik çabalarımızı iyi niyetle ve Kıbrıs Türk tarafıyla yakın istişare halinde sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Keçeli, New York’ta tertiplenen Kıbrıs Konulu Genişletilmiş Gayriresmi Toplantısı’na ilişkin bilgilendirmelerde bulundu.

Mart ayında Cenevre’de düzenlenen Kıbrıs Konulu Genişletilmiş Gayriresmi Toplantısı’nda, iki halkın yararına işbirliğinin geliştirilebileceği alanların ele alındığını ve bu çerçevede 6 başlık üzerinde mutabık kalındığını hatırlatan Keçeli, 16-17 Temmuz’da New York’ta tertiplenen ikinci toplantıda, aradan geçen dört ayda söz konusu işbirliği başlıklarında kaydedilen gelişmelerin gözden geçirildiğini belirtti.

Keçeli, bu çerçevede, Gençlik Teknik Komitesi’nin kurulması, mezarlıkların restorasyonu ile çevre ve iklim değişikliği başlıklarında arzu edilen düzeyde ilerlemenin sağlanabildiği, Ada’daki mayınların temizlenmesi başlığında ise tarafların çalışmalara başlanmasına imkan sağlayacak mutabakata çok yakın olunduğu ve sadece bazı teknik ayrıntıların nihaileştirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Mart ayında tespit edilen 6 başlıktan kalan diğer ikisi olan dört yeni sınır kapısının açılması ve Ara Bölge’de güneş enerjisinden elektrik üretimi konularında ise Birleşmiş Milletlerin (BM) tüm gayretleri ve Türk tarafının tüm yapıcı çabalarına rağmen ilerleme kaydedilmesinin henüz mümkün olamadığını belirten Keçeli, şunları kaydetti:

“Sınır kapıları konusunda Türk tarafı BM tarafından toplantıda sunulan uzlaşı önerisini iyi niyetli bir yaklaşım sergileyerek kabul etmiş olsa da Rum tarafının her aşamada yeni koşullar öne sürmesi, sözünde durmaması, yıllardır tekrar ettiği ve kabul görmeyen bazı önerileri ısrarla yeniden gündeme getirmesi sonuca ulaşılmasını imkansız kılmıştır. Keza, Ara Bölge’de güneş enerjisinden elektrik üretimi alanında da Rum tarafının uzlaşmaz tutumu ilerlemenin önündeki yegane engeli oluşturmuştur. Bu iki alanda ilerleme sağlanmasına yönelik görüşmeler önümüzdeki dönemde Ada’da taraflar arasında, BM Genel Sekreteri’nin (Antonio Guterres) Kıbrıs konusundaki Şahsi Temsilcisi Cuellar’ın (Maria Angela Holguin Cuellar) desteğiyle devam edecektir.”

Sözcü Keçeli, New York toplantısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in sivil toplum angajmanına yönelik bir istişari mekanizma oluşturulması, kültürel eserlerin değişimi, hava kalitesi yönetimi ve mikroplastiklerden kaynaklanan kirlilikle mücadele olmak üzere dört yeni işbirliği alanı üzerinde çalışılması konusunda mutabık kaldığını, bu yeni başlıklara dair görüşmelerin de ilerleyen dönemde Ada’da yapılacağını bildirdi.

Guterres’in, eylülde BM Genel Kurulu yüksek düzeyli haftası marjında iki liderle üçlü bir görüşme gerçekleştirmesinin ve yıl sonuna kadar da üçüncü bir genişletilmiş formatlı gayriresmi toplantı düzenlenmesinin öngörüldüğünü aktaran Keçeli, “Türkiye, KKTC tarafıyla yakın eşgüdüm ve istişare halinde, New York toplantısına, Cenevre toplantısında da olduğu gibi Ada’daki iki devletin arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi yönünde kayda değer adımların atılabilmesini sağlamak amacıyla katılmıştır. Dört yeni işbirliği alanı üzerinde uzlaşılabilmesi, Ada’daki komşu iki devletin ileride çözüm sonrasında da girişeceği işbirliğinin zeminin hazırlanmasına hizmet etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Keçeli, öte yandan, Rum tarafının “işbirliği” kelimesini dahi telaffuz etmeye yanaşmadığı bir atmosferde bu gibi sınırlı kazanımların dahi ancak büyük gayretler sonucunda elde edilebildiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“İki halkın gündelik hayatına doğrudan ve olumlu etkisi olacak, yeni sınır kapılarının açılması gibi alanlarda Rum tarafının uzlaşmaz tutumunun ilerlemeyi engelliyor olması üzüntü vericidir. Rum tarafının bu zihniyeti, Kıbrıs meselesinde KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iki devletli çözüm vizyonunun dışında bir çözümün neden mümkün olmadığını da esasen son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Türkiye olarak önümüzdeki süreçte de Ada’daki iki taraf arasındaki işbirliği kültürünün geliştirilmesine yönelik çabalarımızı iyi niyetle ve Kıbrıs Türk tarafıyla yakın istişare halinde sürdüreceğiz.”

Tarımda artık hastalık ve zararlılar erken tespit edilebilecek

0

Tarım ürünlerinde hastalık ve zararlılara karşı üreticileri önceden uyaran sistem devreye girdi.

Tarımsal Araştırma Enstitüsü (TAE) tarafından yürütülen projede, kurulan iklim istasyonlarından alınan anlık bilgi, zararlı ve hastalık gelişimi için iklim koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda değerlendiriliyor. Hastalığa yol açacak iklim koşullarının oluştuğu sonucu çıkarsa, Genel Tarım Sigortası Fonu’nda kayıtlı bulunan tüm üreticilere önlem almaları için mobil telefondan uyarı gönderiliyor.

2025’te üreticilere hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için koşulların oluştuğu yönünde 6 kez uyarı gönderildi.

Erken uyarı sisteminde, verim kaybını önlemek, ilaçlama maliyetini düşürme ve zirai ilaçların çevreye zararını azaltmayı engellemenin amaçlandığı kaydedildi.

TAE Müdürü Cem Karaca, Türkmenköy, İnönü, Akıncılar ve Güzelyurt’ta nem, yağış, don, sıcaklık, rüzgar, hava tahminlerini toplayan ve işleyen iklim istasyonu kurduklarını, 2025’te bağ yetiştiriciliği yapılan Mehmetçik-Karpaz, Esentepe-Tatlısu bölgeleri için de iki istasyon kurmayı hedeflediklerini kaydetti.

Karaca, zararlı ve hastalıkların ortaya çıkışı ve hedef alınacakları zaman dilimiyle ilgili bilimsel veri toplamanın projenin önemli bir bacağı olduğunu kaydetti

“Sistemli bir yapı kurmak istedik” diyen Karaca, Türkiye’den uzmanlarla çalıştıklarını ifade etti.

Amaçlarının gereksiz ilaç kullanımını azaltmak ve çevreye olan zararı ortadan kaldırmak olduğunu belirten Karaca, “Sistem bu yıl devreye sokuldu ancak çalışmanın kapsamını genişletmek istiyoruz” dedi.

Sistemin Bağ ve patateste devreye soktuklarına işaret eden Karaca, “Bu yıl patates ve bağda üreticilere 6 kez külleme ve salkım güvesiyle ilgili uyarı mesajı gönderildi” dedi.

Hastalık ve zararlıların gelişim koşullarını bilmediği için gelişi güzel 10-15 günde ilaç atan üreticilerin bulunduğunu ifade eden Karaca, “Üretici gereğinden fazla ilaç atmış, üreticilerin kendisini daha fazla ilaç ortamına sokmuş olur, çevreye doğal dengeye zarar verirmiş olur” dedi.

Ziraat Yüksek Mühendisi ve proje sorumlusu Ayda Konuksal, zararlı ve hastalık için uygun koşullar oluşsa dahi söz konusu bölgelerdeki bitkinin durumunun da yerinde incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Konuksal, “Sistem üzüm için risk gösteriyor olabilir ancak ağaç henüz yaprak açmamışsa ilaç atılmaması gerekiyor” dedi.

Konuksal, üzümde erkenci ve geçci çeşitler bulunduğunu, ağaçların yaprak açmasının bölgelere göre da farklılık gösterebileceğine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

Tahıldaki hastalık ve zararlılarla ilgili çalışmalarını 15 yıl önce başlatıldığını ifade eden Konuksal, yüzde 30-40’a kadar verim kaybına neden olan Hesse sineğinin erken uyarı çalışması kapsamında olduğunu ifade etti. Hesse’nin yumurtadan çıkışının ardından kök boğazına inmesine kadar çok kısa bir süre bulunduğunu, Hesse için yapılan ilaçlamanın daha etkili olabilmesi için söz konusu kıssa sürenin yakalanması gerektiğini anlattı. Konuksal, Hesse için ilaçlamanın genellikle geç, sineğin kök boğazına indikten sonra yapıldığını söyledi.

“İlaçlamalar tamamen bilinciz yapıldığında yapılan ilaçlamadan istenilen sonuç alınamıyor” diyen Konuksal, zararlılara karşı etkin mücadele için zararlı ve hastalıklarla ilgili yerel bilimsel veriye gerek olduğunu kaydetti.

Konuksal, “Sinek ne zaman çıkış yapar? bizim iklimde gelişimi nasıldır? Bu projeyle bu verileri de toplamayı amaçlıyoruz” dedi.

Erken uyarı sistemine zeytin, patates, üzüm, harup ve arpayı uyarlamayı planladıklarını kaydeden Konuksal, söz konusu ürünlerde hangi hastalık ve zararlılar var, önce bunu tespit edeceğiz, zararlının çıkış zamanı, yumurta bırakma zamanını tespit etmek gerekiyor” dedi.

Amaçlarının boş yere ilaç atılmasını en aza indirgemek, zirai ilaçların çevreye etkisini azaltmak, boş yere ilaçlama yapılmasının önüne geçilerek üreticinin maliyetini düşürmek olduğunu kaydeden Konuksal, yanlış zamanda yapılan ilaçlamayla yararlı böceklerin ölümünün engellenmesi olduğunu söyledi.

Bilimsel çalışmaların tamamlanmasıyla, bölgelere göre uyarılar yapılabileceğini kaydeden Konuksal, zararlı ve hastalıkların ortaya çıkmasında bölgeler arasında bir veya iki hafta farklılık görülebileceğini kaydetti.

Zeytin sineğinin ne zaman etkili olduğu konusunda kitabi bilgilerinin bulunduğunu ancak yerel bir araştırma bulunmadığını örnek veren Konuksal, zararlı ve hastalıklarla ilgili yerel araştırmalardan bilgi edindikçe sisteme dahil edileceğini anlattı.

Kamu-Sen Sosyal Sigortalar Dairesi’nin İskele şubesinde tam gün greve gitti

0

Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen), Sosyal Sigortalar Dairesi’nin İskele binasında uzun süredir devam eden lağım sularının bina içerisine girmesi sorunu konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hiçbir önlem almadığı gerekçesiyle greve gitti.

Grev tam gün uygulanacak.

Gardiyanoğlu, görev süresi sona eren Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Karaca ve görevi devralacak Balaban’ı kabul etti

0

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, görev süresi sona eren Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Atilla Karaca ve görevi devralacak Hakan Balaban’ı kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Gardiyanoğlu, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Atilla Karaca ile sosyal sorumluluk projelerinde yakinen ve dostane bir şekilde birlikte görev aldıklarını, Bakanlık olarak ihtiyaç duydukları her alanda kurumun Bakanlığa destek olduğunu ve toplumun ihtiyaçlı kesimlerine birlikte yardım eli uzattıklarını söyledi.

Gardiyanoğlu, Karaca’nın görev süresi boyunca gerek eğitim gerek ekipmanların yenilenmesi gerekse radyo kanalının bilinirliğinin artırılması anlamında Sivil Savunma Teşkilatı’nın güçlendirilmesi için önemli çalışmalar yaptığını belirterek, hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

Özellikle Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı’nın yapmış olduğu tatbikatlar ve eğitimlere değinen Gardiyanoğlu, Atilla Karaca’nın bilgi ve tecrübesiyle kuruma önemli katkılar sunduğunu, görev süresindeki çalışmaların memnuniyet verici olduğunu ifade ederek Karaca’ya bundan sonraki yaşamında sağlık ve başarı diledi.

Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Atilla Karaca ise, görev süresi boyunca milletin hizmetinde olmaktan onur duyduğunu belirterek, Gardiyanoğlu’na kuruma verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Haspolat’a 12.00-15.00 arası elektrik verilemeyecek

0

Haspolat Kirli Sanayi Bölgesi’nin kuzey kısmı ve yeni cezaevinin batı kısmı arasında kalan bölgeleye bugün 12.00-15.00 saatleri arası elektrik verilemeyecek.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’ndan verilen bilgiye göre, kesintinin orta gerilim elektrik şebekesinde yürütülecek yük aktarma çalışması nedeniyle yapılacağı belirtildi.

Yunus Emre Enstitüsü ve AÖA arasında iş birliği protokolü imzalandı

0

Yunus Emre Enstitüsü ve Atatürk Öğretmen Akademisi (AÖA) arasında iş birliği protokolü imzalandı.

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy ile Atatürk Öğretmen Akademisi Başkanı ve Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Güner Konedralı imza koydu.

Türk Dil Kurumunun Bilkent Yerleşkesinde gerçekleşen imza töreninde, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Murad Aktuğ ile Yunus Emre Enstitüsü Eğitim Dairesi Başkanı ve Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Emrah Boylu da yer aldı.

İmzalanan protokolle eğitim, kültür ve dil alanlarında karşılıklı iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

İmza töreninin ardından protokol heyeti, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert’i makamında ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Merkezi’nde ve Türkevi’nde basın toplantısı düzenledi:“New York’ta altı yeni iş birliği önerisi sunduk, dört girişim için çalışmalara başlayacağız”

0

Birleşmiş Milletler (BM) ev sahipliğinde New York’ta gerçekleşen Kıbrıs konulu genişletilmiş 5+1 formatlı gayriresmi toplantının tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Merkezi’nde ve Türkevi’nde basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Tatar basın toplantısında yaptığı konuşmada, toplantının düzenlenmesinden dolayı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e; Kıbrıslı Rum mevkidaşım Sayın Nikos Christodoulides’e; garantör ülkeleri temsilen, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, Yunanistan Dışişleri Bakanı Sayın Giorgos Gerapetritis’e ve üçüncü garantör ülke olarak Birleşik Krallık Avrupa Devlet Bakanı Stephen Doughty’ye katılımlarından dolayı teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Tatar ayrıca, BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin’e de teşekkürlerini sundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, New York’a yalnızca Mart ayında Cenevre’de BM Genel Sekreteri huzurunda üzerinde mutabık kalınan girişimlerde ilerleme sağlamak için değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk Halkı ve Kıbrıs Rum halkı arasında işbirliği kültürünün yaratılmasına ve güven inşasına katkı sağlayacak yeni girişimler de sunmak amacıyla olumlu, yapıcı ve ileriye dönük bir gündemle geldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra gayrı resmi formatta gerçekleşen üçüncü toplantıya katıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Mart ayında üzerinde mutabık kalınan ve BMGS Guterres tarafından basın toplantısında ‘yeni bir atmosfer’ olarak nitelendirilen 6 girişimde ilerleme sağlama konusundaki tam bağlılığımı her zaman koruduğumu belirtmek isterim” dedi.

Bugün yapılan genel oturumda ve ikili görüşmelerinde, Cenevre sonrası adada yaşanan talihsiz olaylar zinciri nedeniyle derin hayal kırıklığını dile getirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, yeni atmosferin, iki halkın yararına olacak 6 girişimin tamamında somut sonuçlara ulaşılmasının sağlanmasını umduğunu, Rum tarafının da bu yeni atmosferi korumak için elinden geleni yapacağına ve atmosferin korunmasının, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları arasında güven inşa etme amaçlı 6 girişimdeki çalışmalara katkı sağlayıp kolaylaştıracağına inandığına işaret etti

Rum yönetiminin, Cenevre toplantısı sonrasında, KKTC’deki mallarla ilgili olarak mülkiyet temelli cezai takiplerinin arttığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, “Rum tarafının bu eylemleri, iki halk arasındaki ilişkilere zarar vermekte ve ekonomimize darbe vurmayı hedeflemektedir. Bir yandan biz güven oluşturup, halklar arası temas ve etkileşimi geliştirmeye çalışırken, Rum yönetiminin bu eylemleri Kıbrıslı Türkler arasında endişe, baskı ve artan tehdit altında hissetmesine neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kıbrıslı Türklerin, Güney Kıbrıs’a geçtiklerinde veya yurtdışına seyahat ettiklerinde tutuklanma veya gözaltına alınma korkusu yaşadığını anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Rumların taşınmaz mal başvurusu yapabileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da onaylanan Taşınmaz Mal Komisyonu gibi etkin bir iç hukuki çözüm yolu mevcutken, bu durumdan kaçınıldığını aktardı.

“KKTC Cumhurbaşkanı olarak halkımı korumak görevimdir. Ayrıca adamızın sürdürülebilir geleceği için çalışmayı da görev bilmekteyim, bu yüzden bugüne kadar itidal gösterdim ve karşılık verici adımlar atmadım” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, Rum yönetiminin mülkiyetle ilgili girişimlerinin, Rum toplumunda da Kıbrıs Türkü’ne yönelik kızgınlık duygularını körüklediğini, Rum tarafından yapılan resmî açıklamalara bakılınca bu durumun, asıl amaç olduğuna dair işaretler olmasının ise daha da kaygı verici olduğunu vurguladı.

“Bu olumsuz duygular, bizi birbirimizden ve güven inşa etmekten uzaklaştırma tehdidi taşımaktadır. Bu nedenle, bu olaylar daha geç olmadan sona ermelidir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Üzücüdür ki, Rum yönetimi ayrıca yabancı üst düzey yetkililerin Kıbrıs Türk Tarafı ile temas kurmasını engellemeyi amaçlayan sistematik bir kampanyasını doruk noktasına çıkarmıştır. Halkımı izole etme ve yıldırma politikası, yeni atmosferde girişimlerde ilerleme hedefimize hizmet etmemekte; adada iki toplum arasında olumlu bir ortam oluşmasına izin vermemekte ve Türk ile Rum toplumlarını birbirinden daha da uzaklaştırmaktadır. Bugünkü genel oturumda da ifade ettiğim gibi, eşitlikten ne kadar az korkarsak, işbirliği kültürünün ve böylelikle Kıbrıs adasının sürdürülebilir geleceğinin inşasına o kadar yaklaşırız”.

Kıbrıs’ta son 51 yıldır Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların iradesini yansıtan iki devlet ve iki demokrasinin bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, yeni ve resmi müzakere sürecinin iki tarafın doğuştan gelen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü haklarının yeniden teyit edilmesiyle başlatılabileceğini ve her iki tarafa da eşit, adil ve onurlu şekilde muamele edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Rum tarafının halkımı izole etme politikasına rağmen, sağduyu ve aklın galip geleceği ümidiyle olumlu bir yaklaşım sergiledik” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, Mart ayında Cenevre’de yapılan gayriresmî Kıbrıs toplantısı sonrasında bazı ilerlemelerin kaydedildiğini ve Gençlik Teknik Komitesinin kurulduğunu söyledi.

Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından kararlaştırılan mezarlıkların restorasyon çalışmalarının sorunsuz devam ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Tatar, Çevre Teknik Komitesi’nin, iklim değişikliğinin olası etkileri üzerinde çalışmaya başladığını kaydetti.

Kıbrıs Türk Tarafının mayın temizleme konusunda tutumunun net olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Mayınsız Bir Kıbrıs için kararlıyım! Tek bir şüphe veya bahane olmaksızın! Özellikle bu hedefi insanlığa, mayınsız dünya idealine katkı olarak çok değerli buluyorum” diye konuştu.

Ara Bölgede güneş enerji santrali kurulması girişiminin, ortak yarar ve çevresel işbirliği açısından umut vaat ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, ancak, Rum tarafının üretilen elektriğin doğrudan kontrolü ve yalnızca kendi şebekelerine aktarılmasında ısrar etmesi sebebiyle ilerleme kaydedilemediğini, adil olanın her iki tarafın doğrudan ve mutabakatla belirlenecek enerji paylarını almasını öngören daha dengeli bir düzenlemenin olduğunu vurguladı.

Yeni sınır kapısı konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Tatar, Türk ve Rum halkının günlük yaşantısında hemen etkili olabilecek en potansiyelli altı girişimden biri olan 4 yeni sınır kapısı açılması girişiminin hayata geçirilemediğine dikkat çekti.

Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in, iki yeni geçiş noktası önereceğine dair sözünü tutmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Her iki tarafa fayda sağlayacak, Metehan’daki trafik yoğunluğunu çözecek ve iki toplum arasında ekonomik ve sosyal etkileşimi teşvik edecek şekilde, Lefkoşa’nın doğusundaki Haspolat ve Akıncılar’da araçlı sınır kapısı açılmasına dair somut teklifimi yinelemek istiyorum. Rum lider, geçiş noktası olmayan “güneyden-güneye” koridorlar konusunda katı tutumunu sürdürmektedir. Bu konulardaki yaklaşımım, yalnızca kendi halkıma değil, Rum toplumuna, adamıza ve bölgemize karşı da bir sorumluluk duygusuyla şekillenmektedir” dedi.

6 yeni girişim önerisini sunduğunun aktaran Cumhurbaşkanı Tatar bu önerileri şu şekilde sıraladı:

1) Kıbrıs adasının sismik haritalanması, çünkü deprem hazırlığı her iki taraf için de temel bir konu haline gelmiştir ve bunun başlıca gerekliliği sismik haritalamadır.

2) Mikroplastikleri temizleme ve haritalama girişimi, ayrıca mikroplastiklerin insan sağlığına, çevreye ve genel yaşama yönelik potansiyel riskleriyle mücadelede bütüncül ve stratejik bir yaklaşım benimsenmesi.

3) Kültürel miras alanları, anıtlar ve kayıp kişilerin tam olarak restore edilebilmesi için iki liderin ortaklaşa bağış toplama çalışması

4) Hava kalitesi izleme girişimi

5) Adanın tatlı su kaynaklarının ortak yönetimi

6) Her yaştan insanı tehdit eden uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede işbirliği

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasının devamında, BM Genel Sekreteri’nin kısa bir süre önceki basın toplantısında da belirttiği üzere, bir sonraki toplantıya kadar çalışmak üzere; Sivil Toplum için Danışma Organı, Kültürel Eserlerin Değişimi, Hava Kalitesi İzleme Girişimi ve Mikroplastik Toplantısı üzerinde anlaştıklarını kaydetti.

Daha önce görüşülen 6 maddenin 4 tanesinde ilerlemeler sağlandığını ancak Rum Yönetimi Liderinin tutumundan 4 sınır kapısının açılmasına yönelik ilerleme sağlanamadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Kiracıköy’de Rum halkının geçiş sürecini kısaltacak diye sorunu çözmek için koridor meselesini bile gündeme aldık ancak yol ara bölgeden geçiyor. Ara bölgeden yolun geçmesi uygun değil. 5 kilometrelik yola 5 kilometre daha ekleyelim ona göre kapı açılsın dedik. Ara bölgede ısrar ediyorlar, oradan geçilmesini kabul etmiyoruz. Daha sonra Kiracıköy’den vazgeçti, Erenköy’den geçiş istedi. Sonuç alamadık. Genel Sekreter, Holguin’e görev verdi, konu tartışılacak.” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Tatar, soru üzerine Eylül ayında gerçekleşecek BM Genel Kurul toplantısında Kıbrıslı liderlerin üçlü görüşme gerçekleştireceğini, garantör devletler ve BM’nin de katılacağı 5’li görüşmenin ise, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından gerçekleşeceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra 2021 yılında Cenevre’de 5+1 toplantıda federal çözüm yerine iki devletli yeni çözüm siyasetini gündeme getirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, aynı pozisyonda olunduğunu, Türkiye’nin desteklediğini ve Mart ayında pozisyonun tekrar edildiğini söyledi.

Defalarca denenen federal temelde bir çözüme varılamadığını Annan Planı ve Crans Montana yaşananlardan sonra artık yeni bir sürece girildiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün onaylanmasının önemine vurgu yaptı.

Kıbrıs’ta enerjini akaryakıtla elde edildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle konuştu:

“Bütün dünya artık değiştiriyor. Karbondioksit sağlığını önlemek için alternatiflere kayıyorlar. Kıbrıs’ta en fazla zengin olduğumuz konu güneş, onun için geliniz bir an evvel siyaseti bırakınız. Türkiye’ye 60 km uzaklıkta suyu getirdik, enterconnecte sistemle Türkiye üzerinden kablo ile bağlanalım ve bu enerji meselesini kökten çözelim. Bu meseleyi bu şekilde çözdüğümüzde istediğimiz kadar güneşten enerji üretebilir ve sisteme satabiliriz. çok büyük imkanlar vardır buna benzer başka şeyler de vardır. İşte doğal gaz ve ada etrafındaki zenginliklerin araştırılması, ancak ‘bizim altımızda bir cemaat olabilirsin’ şeklinde bugün dahi onların bu şekil tavrını gördüm. Uyuşturucu meselesinde iki halkın gençliği etkileniyor. Egemen ve otorite kendisinin olduğunu iddia ederek polisimizle muhatap olmak ve işbirliği yapmak istemiyor.
Dünya yavaş yavaş neyin ne olduğunu anlıyor”

Kıbrıs Türkü’nün kendi devletinin bulunduğunu özgür ve bağımsız bir şekilde yaşanıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, iki devlet arasındaki işbirliğinin geliştirilebileceğini ancak bir antlaşma olsun diye egemenlikten taviz verilemeyeceğini çünkü geri dönüşünün olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Merkezi’nde ve Türkevi’nde basın toplantısı düzenledi

0

Birleşmiş Milletler (BM) ev sahipliğinde New York’ta gerçekleşen Kıbrıs konulu genişletilmiş 5+1 formatlı gayriresmi toplantının tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Merkezi’nde ve Türkevi’nde basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Tatar basın toplantısında yaptığı konuşmada, toplantının düzenlenmesinden dolayı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e; Kıbrıslı Rum mevkidaşım Sayın Nikos Christodoulides’e; garantör ülkeleri temsilen, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, Yunanistan Dışişleri Bakanı Sayın Giorgos Gerapetritis’e ve üçüncü garantör ülke olarak Birleşik Krallık Avrupa Devlet Bakanı Stephen Doughty’ye katılımlarından dolayı teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Tatar ayrıca, BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin’e de teşekkürlerini sundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, New York’a yalnızca Mart ayında Cenevre’de BM Genel Sekreteri huzurunda üzerinde mutabık kalınan girişimlerde ilerleme sağlamak için değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk Halkı ve Kıbrıs Rum halkı arasında işbirliği kültürünün yaratılmasına ve güven inşasına katkı sağlayacak yeni girişimler de sunmak amacıyla olumlu, yapıcı ve ileriye dönük bir gündemle geldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra gayrı resmi formatta gerçekleşen üçüncü toplantıya katıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Mart ayında üzerinde mutabık kalınan ve BMGS Guterres tarafından basın toplantısında ‘yeni bir atmosfer’ olarak nitelendirilen 6 girişimde ilerleme sağlama konusundaki tam bağlılığımı her zaman koruduğumu belirtmek isterim” dedi.

Bugün yapılan genel oturumda ve ikili görüşmelerinde, Cenevre sonrası adada yaşanan talihsiz olaylar zinciri nedeniyle derin hayal kırıklığını dile getirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, yeni atmosferin, iki halkın yararına olacak 6 girişimin tamamında somut sonuçlara ulaşılmasının sağlanmasını umduğunu, Rum tarafının da bu yeni atmosferi korumak için elinden geleni yapacağına ve atmosferin korunmasının, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları arasında güven inşa etme amaçlı 6 girişimdeki çalışmalara katkı sağlayıp kolaylaştıracağına inandığına işaret etti

Rum yönetiminin, Cenevre toplantısı sonrasında, KKTC’deki mallarla ilgili olarak mülkiyet temelli cezai takiplerinin arttığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, “Rum tarafının bu eylemleri, iki halk arasındaki ilişkilere zarar vermekte ve ekonomimize darbe vurmayı hedeflemektedir. Bir yandan biz güven oluşturup, halklar arası temas ve etkileşimi geliştirmeye çalışırken, Rum yönetiminin bu eylemleri Kıbrıslı Türkler arasında endişe, baskı ve artan tehdit altında hissetmesine neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kıbrıslı Türklerin, Güney Kıbrıs’a geçtiklerinde veya yurtdışına seyahat ettiklerinde tutuklanma veya gözaltına alınma korkusu yaşadığını anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Rumların taşınmaz mal başvurusu yapabileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da onaylanan Taşınmaz Mal Komisyonu gibi etkin bir iç hukuki çözüm yolu mevcutken, bu durumdan kaçınıldığını aktardı.

“KKTC Cumhurbaşkanı olarak halkımı korumak görevimdir. Ayrıca adamızın sürdürülebilir geleceği için çalışmayı da görev bilmekteyim, bu yüzden bugüne kadar itidal gösterdim ve karşılık verici adımlar atmadım” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, Rum yönetiminin mülkiyetle ilgili girişimlerinin, Rum toplumunda da Kıbrıs Türkü’ne yönelik kızgınlık duygularını körüklediğini, Rum tarafından yapılan resmî açıklamalara bakılınca bu durumun, asıl amaç olduğuna dair işaretler olmasının ise daha da kaygı verici olduğunu vurguladı.

“Bu olumsuz duygular, bizi birbirimizden ve güven inşa etmekten uzaklaştırma tehdidi taşımaktadır. Bu nedenle, bu olaylar daha geç olmadan sona ermelidir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Üzücüdür ki, Rum yönetimi ayrıca yabancı üst düzey yetkililerin Kıbrıs Türk Tarafı ile temas kurmasını engellemeyi amaçlayan sistematik bir kampanyasını doruk noktasına çıkarmıştır. Halkımı izole etme ve yıldırma politikası, yeni atmosferde girişimlerde ilerleme hedefimize hizmet etmemekte; adada iki toplum arasında olumlu bir ortam oluşmasına izin vermemekte ve Türk ile Rum toplumlarını birbirinden daha da uzaklaştırmaktadır. Bugünkü genel oturumda da ifade ettiğim gibi, eşitlikten ne kadar az korkarsak, işbirliği kültürünün ve böylelikle Kıbrıs adasının sürdürülebilir geleceğinin inşasına o kadar yaklaşırız”.

Kıbrıs’ta son 51 yıldır Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların iradesini yansıtan iki devlet ve iki demokrasinin bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, yeni ve resmi müzakere sürecinin iki tarafın doğuştan gelen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü haklarının yeniden teyit edilmesiyle başlatılabileceğini ve her iki tarafa da eşit, adil ve onurlu şekilde muamele edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Rum tarafının halkımı izole etme politikasına rağmen, sağduyu ve aklın galip geleceği ümidiyle olumlu bir yaklaşım sergiledik” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, Mart ayında Cenevre’de yapılan gayriresmî Kıbrıs toplantısı sonrasında bazı ilerlemelerin kaydedildiğini ve Gençlik Teknik Komitesinin kurulduğunu söyledi.

Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından kararlaştırılan mezarlıkların restorasyon çalışmalarının sorunsuz devam ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Tatar, Çevre Teknik Komitesi’nin, iklim değişikliğinin olası etkileri üzerinde çalışmaya başladığını kaydetti.

Kıbrıs Türk Tarafının mayın temizleme konusunda tutumunun net olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Mayınsız Bir Kıbrıs için kararlıyım! Tek bir şüphe veya bahane olmaksızın! Özellikle bu hedefi insanlığa, mayınsız dünya idealine katkı olarak çok değerli buluyorum” diye konuştu.

Ara Bölgede güneş enerji santrali kurulması girişiminin, ortak yarar ve çevresel işbirliği açısından umut vaat ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, ancak, Rum tarafının üretilen elektriğin doğrudan kontrolü ve yalnızca kendi şebekelerine aktarılmasında ısrar etmesi sebebiyle ilerleme kaydedilemediğini, adil olanın her iki tarafın doğrudan ve mutabakatla belirlenecek enerji paylarını almasını öngören daha dengeli bir düzenlemenin olduğunu vurguladı.

Yeni sınır kapısı konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Tatar, Türk ve Rum halkının günlük yaşantısında hemen etkili olabilecek en potansiyelli altı girişimden biri olan 4 yeni sınır kapısı açılması girişiminin hayata geçirilemediğine dikkat çekti.

Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in, iki yeni geçiş noktası önereceğine dair sözünü tutmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Her iki tarafa fayda sağlayacak, Metehan’daki trafik yoğunluğunu çözecek ve iki toplum arasında ekonomik ve sosyal etkileşimi teşvik edecek şekilde, Lefkoşa’nın doğusundaki Haspolat ve Akıncılar’da araçlı sınır kapısı açılmasına dair somut teklifimi yinelemek istiyorum. Rum lider, geçiş noktası olmayan “güneyden-güneye” koridorlar konusunda katı tutumunu sürdürmektedir. Bu konulardaki yaklaşımım, yalnızca kendi halkıma değil, Rum toplumuna, adamıza ve bölgemize karşı da bir sorumluluk duygusuyla şekillenmektedir” dedi.

6 yeni girişim önerisini sunduğunun aktaran Cumhurbaşkanı Tatar bu önerileri şu şekilde sıraladı:

1) Kıbrıs adasının sismik haritalanması, çünkü deprem hazırlığı her iki taraf için de temel bir konu haline gelmiştir ve bunun başlıca gerekliliği sismik haritalamadır.

2) Mikroplastikleri temizleme ve haritalama girişimi, ayrıca mikroplastiklerin insan sağlığına, çevreye ve genel yaşama yönelik potansiyel riskleriyle mücadelede bütüncül ve stratejik bir yaklaşım benimsenmesi.

3) Kültürel miras alanları, anıtlar ve kayıp kişilerin tam olarak restore edilebilmesi için iki liderin ortaklaşa bağış toplama çalışması

4) Hava kalitesi izleme girişimi

5) Adanın tatlı su kaynaklarının ortak yönetimi

6) Her yaştan insanı tehdit eden uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede işbirliği

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasının devamında, BM Genel Sekreteri’nin kısa bir süre önceki basın toplantısında da belirttiği üzere, bir sonraki toplantıya kadar çalışmak üzere; Sivil Toplum için Danışma Organı, Kültürel Eserlerin Değişimi, Hava Kalitesi İzleme Girişimi ve Mikroplastik Toplantısı üzerinde anlaştıklarını kaydetti.

Daha önce görüşülen 6 maddenin 4 tanesinde ilerlemeler sağlandığını ancak Rum Yönetimi Liderinin tutumundan 4 sınır kapısının açılmasına yönelik ilerleme sağlanamadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Kiracıköy’de Rum halkının geçiş sürecini kısaltacak diye sorunu çözmek için koridor meselesini bile gündeme aldık ancak yol ara bölgeden geçiyor. Ara bölgeden yolun geçmesi uygun değil. 5 kilometrelik yola 5 kilometre daha ekleyelim ona göre kapı açılsın dedik. Ara bölgede ısrar ediyorlar, oradan geçilmesini kabul etmiyoruz. Daha sonra Kiracıköy’den vazgeçti, Erenköy’den geçiş istedi. Sonuç alamadık. Genel Sekreter, Holguin’e görev verdi, konu tartışılacak.” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Tatar, soru üzerine Eylül ayında gerçekleşecek BM Genel Kurul toplantısında Kıbrıslı liderlerin üçlü görüşme gerçekleştireceğini, garantör devletler ve BM’nin de katılacağı 5’li görüşmenin ise, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından gerçekleşeceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra 2021 yılında Cenevre’de 5+1 toplantıda federal çözüm yerine iki devletli yeni çözüm siyasetini gündeme getirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, aynı pozisyonda olunduğunu, Türkiye’nin desteklediğini ve Mart ayında pozisyonun tekrar edildiğini söyledi.

Defalarca denenen federal temelde bir çözüme varılamadığını Annan Planı ve Crans Montana yaşananlardan sonra artık yeni bir sürece girildiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün onaylanmasının önemine vurgu yaptı.

Kıbrıs’ta enerjini akaryakıtla elde edildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle konuştu:

“Bütün dünya artık değiştiriyor. Karbondioksit sağlığını önlemek için alternatiflere kayıyorlar. Kıbrıs’ta en fazla zengin olduğumuz konu güneş, onun için geliniz bir an evvel siyaseti bırakınız. Türkiye’ye 60 km uzaklıkta suyu getirdik, enterconnecte sistemle Türkiye üzerinden kablo ile bağlanalım ve bu enerji meselesini kökten çözelim. Bu meseleyi bu şekilde çözdüğümüzde istediğimiz kadar güneşten enerji üretebilir ve sisteme satabiliriz. çok büyük imkanlar vardır buna benzer başka şeyler de vardır. İşte doğal gaz ve ada etrafındaki zenginliklerin araştırılması, ancak ‘bizim altımızda bir cemaat olabilirsin’ şeklinde bugün dahi onların bu şekil tavrını gördüm. Uyuşturucu meselesinde iki halkın gençliği etkileniyor. Egemen ve otorite kendisinin olduğunu iddia ederek polisimizle muhatap olmak ve işbirliği yapmak istemiyor.
Dünya yavaş yavaş neyin ne olduğunu anlıyor”

Kıbrıs Türkü’nün kendi devletinin bulunduğunu özgür ve bağımsız bir şekilde yaşanıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, iki devlet arasındaki işbirliğinin geliştirilebileceğini ancak bir antlaşma olsun diye egemenlikten taviz verilemeyeceğini çünkü geri dönüşünün olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar: Kapılar konusunda maalesef şu anda bir netice alınamadı

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, kapılar konusunda bir netice alınamadığını belirterek, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in tutumunu eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) ev sahipliğinde New York’ta gerçekleşen Kıbrıs konulu genişletilmiş 5+1 formatlı gayriresmi kapanış oturumunun ardından BM Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Tatar, konuşmasının büyük bölümünü İngilizce yaparken Türkçe soruları da yanıtladı ve konuşmasını özetledi. Türkçe konuşmasında “Gençlik Komitesi, çevre meselesi, mezarlıklar, diğer zenginliklerin korunması ve kapılar” konularına değinen Tatar, kapılar konusunda sorunun çözülmesi adına “koridor” meselesini de gündeme aldıklarını kaydetti.

Kiracıköy üzerinden geçecek yeni sınır kapısının Türk tarafına ait bir güzergâhtan ilerlemesi gerektiğini belirten Tatar, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in başka bir güzergahtan (ara bölge) geçişte ısrar ettiğini belirterek, bu tutumu eleştirdi.

“Güvenlik ve askeri değerlendirmeler sonucunda söz konusu güzergâhının uygun olmadığı net olarak ortaya kondu. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı da konuya müdahil oldu. Alternatif olarak mevcut güzergahtaki 5 kilometrelik yola bir 5 kilometre daha ekleyelim. Böylece Rumlar Kiracıköy’den, 10 kilometrelik yoldan geçip yine güneye geçsinler. Ancak bu öneri de kabul edilmedi.” diye konuşan Tatar, Rum tarafının bu öneriyi reddettikten sonra Erenköy üzerinden geçiş talebinde bulunduğunu, kendilerinin de bunu kabul etmediklerini dile getirdi.

“Dolayısıyla çok saatler harcandı ama maalesef şu anda bir netice alınamadı.” diyen Tatar, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Maria Angela Holguin’e kapılar konusunda görev verdiğini de kaydetti.