Ana Sayfa Blog Sayfa 8744

TSK, terör hedeflerini vuruyor

0

Ayrıntıalr geliyor…

Ülke liderlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ramazan tebriği

0

Filistin Devlet Başkanı Abbas, Katar Emiri Al Sani ve Irak Cumhurbaşkanı Salih, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradı, Ramazan ayı dolayısıyla tebriklerini iletti.

UBP Genel Başkanı Tatar’dan açıklama

0

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ersin Tatar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye ile iyi ilişkiler ve iş birliği yerine düşmanlıkla hak gasp etmeyi tercih eden Rum-Yunan ikilisinin asla başarılı olamayacaklarını” vurguladı.

UBP Basın Bürosu aracılığıyla yazılı açıklama yapan UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, Türkiye’nin Fatih sondaj gemisi ile Baf açıklarında, denizde, hidrokarbon yatağı arayışlarına başlamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

UBP Genel Başkanı Tatar, NATO’nun, üyesi olmamasına rağmen Güney Kıbrıs’ı komuta devir-teslim törenine davet etmesini de eleştirerek, Türkiye heyetinin tepki olarak töreni terk etmesini alkışladığını vurguladı.

UBP Genel Başkanı Ersin Tatar açıklamasında şunları kaydetti:

“KKTC ile Türkiye defalarca, Rum-Yunan ikilisine uzlaşı ve işbirliği çağrısında bulunmasına rağmen Rum-Yunan ikilisi buna hiç yanaşmamış, gerek Ege gerekse Doğu Akdeniz’de oldu bittiler yaratmaya çalışmıştır.

Bunun en açık kanıtı Rum tarafının Yunanistan’ın tam desteği ile Münhasır Ekonomik Alan ilan etmesi, Türkiye ve KKTC aleyhine anlaşmalar ve sondaj çalışmaları yapmasıdır.

Oysa KKTC ve Türkiye ile iyi ilişkiler ve iş birliği yerine, düşmanlık ve hak gasp etmeyi tercih eden Rum-Yunan ikilisi asla başarılı olamayacaklarını bilmelidirler.

Mavi Vatan, Türkiye ile KKTC’ye aittir ve hiç kimsenin haklarımızı gasp etmesine izin verilmeyecektir.

UBP olarak, Anavatan Türkiye’nin, Baf açıklarında kendi kıta sahanlığı içine giren bölgede, denizde hidrokarbon yatağı bulabilmek için sondaj yapmaya başlamasını memnuniyetle karşılıyoruz.

Bu bağlamda, Fatih sondaj gemisinin Kıbrıs’ın güneyine geliyor oluşunu selamlıyor, başarılar diliyoruz.”

UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, öte yandan, UBP olarak NATO’nun üyesi olmamasına rağmen Güney Kıbrıs’ın komuta devir-teslim törenine davet edilmesini de şiddetle kınadıklarını vurguladı, Anavatan Türkiye heyetinin tepki olarak töreni terk etmesini alkışladıklarını kaydetti.

Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığının devir teslim törenine NATO nezdinde statüsü bulunmayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin davet edilmesinin; “gerçeklere aykırı ve Kıbrıs konusunun çözümüne değil, tam tersine Rum tarafının şımartılması nedeniyle çözümsüz kalmasına neden olacak” nitelikte olduğunu belirten Tatar, şöyle devam etti:

“NATO gibi bir örgütün böylesi gerçekçilikten uzak bir durum yaratması Kıbrıs Türkü tarafından asla sineye çekilemez. Kıbrıs Türk halkı kendisine ve haklarını gasp edenlere böylesi ucuz primler tanınmasını kesinlikle affetmez.

NATO eğer, bölge ve dünya barışına hizmet etmekte samimi ise, bu hatasını ileri götürmemeli, Kıbrıs’ta var olan iki ayrı halk, iki ayrı devlet gerçeğini kavrayarak gereğini yerine getirmelidir.”

(BRT/TAK)

Eşdeğer Mal dağıtımında Anayasa’ya aykırı uygulamalar!

0

Ombudsman Emine Dizdarlı, Eşdeğer Mal Hak Sahipleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Taner Derviş’in eşdeğer mal dağıtımında Anayasa’ya aykırı uygulamalar olduğuna ilişkin dilekçelerine gerekçeli bir cevap verilmeyerek, Anayasa ve İyi İdare Yasası’na aykırı davranıldığını açıkladı.

Dizdarlı, KKTC Anayasa’sının 76’ncı maddesi ile 27/2013 sayılı İyi İdare Yasası’nın 15’inci maddesinin öngördüğü kurallar çerçevesinde yapılan dilekçelere gerekçeli ve tatminkar bir cevap verilmediğini, verilen cevapların hiçbir anlam ifade etmediğini ve herhangi bir çözüme ilişkin beyan içermediğini belirterek, bunun çağdaş devlet yönetimiyle bağdaşmadığını kaydetti.

Ombudsman Emine Dizdarlı, Taner Derviş’in talebine ilişkin raporunu yayımladı. Taner Derviş, Bakanlar Kurulu’nun, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı İskan Komitesi Başkanlığı’nın ve İskan ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü’nün Eşdeğer Mal dağıtımında Anayasa’ya aykırı uygulamalar olduğunu, söz konusu bakanlıklara bu konu hakkında uzun zamandır bir çok yazı yazmasına veya başvuru yapmasına veya dilekçe yazmasına rağmen şikayetlerine çare olabilecek hiçbir sonuç alamadığını veya yazdığı hiç bir dilekçeye bir cevap alamadığı gerekçe göstererek, konunun soruşturulmasını talep etmişti.

Derviş’in dilekçelerine cevap veya istemiyle ilgili kararın bir ay içerisinde verilmesi gerektiğine işaret eden Dizdarlı, bu bağlamda, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Uzun yıllardır devam eden ve halen ülke gündeminin önemli bir kısmını teşkil eden eşdeğer sorununa bir çare bulunması gerektiğine işaret eden Dizdarlı, İçişleri Bakanlığı’nın veya idarenin birçok uygulamasının Anayasası’na, 41/1977 sayılı yasaya ve Yüksek Mahkeme’nin birçok içtihat kararında belirtilen prensip ve ilkelere aykırı olarak uygulandığını söyledi.

Emine Dizdarlı, Cumhuriyet Meclisi’nin, Cumhurbaşkanlığı ile istişare ederek bir yol haritası çizmesi ve kamu yararı gereğince gerekli önlemleri alarak veya sağlayarak alternatif bir çözüm bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Dairelerine kendi adına ve Eşdeğer Mal Hak Sahipleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla 25 Mayıs 2018 ile 30 Mayıs 2018 tarihlerinde başvuran Taner Derviş’in, KKTC Bakanlar Kurulu’nun, KKTC Başbakanlığı’nın, KKTC İçişleri Bakanlığı İskan Komitesi Başkanlığı’nın ve İskan ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü’nün Eşdeğer Mal dağıtımında KKTC Anayasa’sına aykırı uygulamalarının olduğunu, söz konusu bakanlıklara bu konu hakkında uzun zamandır bir çok yazı yazmasına veya başvuru yapmasına veya dilekçe yazmasına rağmen şikayetlerine çare olabilecek hiçbir sonuç alamadığını veya yazdığı hiç bir dilekçeye bir cevap alamadığını iddia ederek konunun soruşturulmasını talep ettiğini ifade etti.

Dizdarlı şöyle devam etti:

“Sayın Taner Derviş Eşdeğer Mal Hak Sahipleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanıdır. Sayın Taner Derviş özetle, 2014 ile 2018 tarihleri arasında KKTC Başbakanlığına ve KKTC İçişleri Bakanlığına yapmış olduğu dilekçelerle siyasi irade ile yaratılan hukuk dışılığın ortadan kaldırılması ilkesinin siyasette hakim kılınmasını, bu bağlamda eşdeğer amaçları dışına çıkarılmış veya tahsis edilmiş kaynakların tespit edilmesini, tespit edilen taşınmaz malların eşdeğer kapsamına alınmasını, eşdeğer amaçları dışındaki kiralama, tahsis, satış ve tapu işlemlerinin durdurulmasını, 1974 sonrası KKTC’de terkedilmiş taşınmaz malların tahsis envanterinin çıkarılmasını, Anayasa’nın eşitlik ilkesi çerçevesinde, Kuzey-Güney puanları konusunda yaratılan adaletsizliğin giderilmesini, Eşdeğer Mal Hak Sahiplerinin 43 yıllık gelir kaybının Anayasa’da öngörüldüğü şekilde tazmin edilmesini, son dönemde hukuka aykırı bir şekilde yapılan uygulamaların ve tahsislerin iptal edilmesini, eşdeğer mal hak sahibi olmayan kişilere kiralama işlemi yapılmamasını veya kiralama işlemlerinde Eşdeğer Mal Hak Sahibi Dernek üyelerine öncelik verilmesini, asli görevlerinin eşdeğer konularını yürütmek olan İskan Komitesi Başkanlığı ile İskan ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğünün yasalara aykırı bir şekilde eşdeğer kapsamındaki taşınmaz malları bu kapsamdan çıkartarak yasalara aykırı bir şekilde hak sahibi olmayan kişilere tahsis edilmesine sessiz kaldıklarını, Devlet eliyle birçok usulsüzlük yapıldığını, İdarenin KKTC Anayasası’nın 159’uncu maddesi hükümlerine ve 41/1977 sayılı İskan Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası kurallarına uymadan işlemler yaptığını, Devlet yönetiminde şeffaflık olmadığını, bilgiye erişimin engellendiğini ve resmi makamlar tarafından yazılarına cevap verilmediğini iddia etmiştir.”

Taner Derviş’in 18 Ocak 2016 tarihinde eski Başbakan Ömer Kalyoncu’ya hitaben ve 20 Nisan 2018 tarihinde Başbakan Tufan Erhürman’a hitaben toplam 3 adet dilekçe ve/veya başvuru yaptığına dikkat çeken Dizdarlı, Başbakanlık Müsteşarı Hasan Alicik’in 2 Kasım 2018 tarihinde Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) Dairesi’nin talep ettiği bilgileri temin etmek amacıyla 4 Eylül 2018 tarihinde ilgili bakanlık olan İçişleri Bakanlığı’na bir yazı gönderdiğini söyledi.

Emine Dizdarlı, söz konusu yazının gönderildiği tarihten 4 aya yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen talep edilen bilgiler hakkında ayrıntılı veya duruma açıklık getiren veya ışık tutan net bir cevap alınamadığını ifade etti. Dizdarlı, “KKTC İçişleri Bakanlığına ayrıca göndermiş olduğumuz 14 Ağustos 2018 ve 31 Ekim 2018 tarihli yazılarımız Bakanlık tarafından kendi bünyesinde bulunan Dairelere gönderilmiş ancak söz konusu işlemler dışında hiçbir cevap alınamamıştır” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası’nın Yedinci Kısım, Geçici Kurallar Geçici 1’inci maddesinin hakların korunması ile ilgili kuralları düzenlediğine dikkat çeken Dizdarlı, şöyle devam etti:

“Türk Toplumunun ulusal direnişi uğruna veya direniş sırasında göç eden veya doğrudan doğruya zarara uğrayan yurttaşları korumak amacıyla gerekli sosyal, ekonomik, mal ve tazminat dahil diğer önlemlerin yasa ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarının Devlet sınırları dışında, Kıbrıs’ta kalan taşınmaz malları için Devletten, eşdeğerde taşınmaz mal isteme hakları saklıdır. Bu bağlamda Anayasanın 159’uncu maddesinin 2’nci fıkrası kapsamına giren taşınmaz malların hak sahiplerine mülkiyetinin devri öncelikle gerçekleştirilmelidir. KKTC yurttaşlarının, terk etmek zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz mallar nedeniyle gelir kaybına veya zarara uğramışlarsa tazminat isteme hakları saklıdır. Bu haklar da yasa ile düzenlenir. KKTC Anayasası’nın yürürlüğe girdiği 7 Mayıs 1985 tarihinden başlayarak, eşdeğerde mal uygulamalarının önceliğine uyulmak koşuluyla, hak sahiplerine taşınmaz mallarla ilgili mülkiyet hakkı devir işlemleri en geç beş yıl içinde tamamlanması gerekmektedir.”

Raporunda 41/1977 sayılı İskan Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası’nın 38’inci maddesinin 1’inci fıkrası tahtında uygulamada sosyal hukuk devleti, sosyal adalet ve hakkaniyet ilkeleri gözetilmek koşuluyla eşdeğer mal dağıtımına öncelik verdiğini aktaran Dizdarlı, yine aynı Yasanın 46’ncı maddesi uyarınca eşdeğer mal bakımından hak sahibi tanımına giren kişilere bu Yasada saptanan esaslar dahilinde öncelikle eşdeğer mal verildiğini ve eğer varsa uğradıkları gelir kaybının giderdiğine dikkat çekti. Dizdarlı, eşdeğer mal verilmesinin olanaksız olması halinde ise tazminat ödendiğini vurguladı.

Dizdarlı raporunda şu ifadelere de yer verdi:

“3354 kilometre kare yüzölçümüne sahip KKTC’de topraklarının yüzde 80’i 1974 öncesinde Rum mülkiyetinde idi. Kuzey Kıbrıs adanın yüzde 36.5’ini oluşturmaktadır. 1974 yılında 162,000 Rum (Maronitler, Ermeni ve Latin grupları dahil) Kuzey Kıbrıs’tan Güney’e geçerek adlarında 1,500,000 dönüm civarında ve ayni şekilde 55,000 Kıbrıs’lı Türk Güney Kıbrıs’tan Kuzey’e geçerek adlarında 450,000 dönüm özel mülk bıraktılar. Eşdeğerde hak sahibi olmayan yaklaşık 9,500 aile mevcuttur. Bu bağlamda bu güne kadar 41/1977 sayılı İTEM Yasası uyarınca yapılan takriben 1,700 konut tahsisi dağıtım konusu kaynakların yüzde 55’ini oluşturmaktadır. Halen 5000 aile eşdeğer maksatları bakımından hiçbir taşınmaz mal almamış ve 3000 aileye ise puanlarına karşılık olarak kısmen taşınmaz mal verilmiştir. Bu durumda toplam 8000 ailenin sonuçlanmamış eşdeğer dosyası bulunmaktadır. Kuzey’de verilen Taşınmaz Mal Koçanlarının sadece yüzde 30-40’ı eşdeğer mala karşılık olarak verilmiş, geriye kalan yüzde 60’ı Tahsis, Mücahit Puanı veya TBK’dır. KKTC İçişleri Bakanlığı, İskan Komitesinin verilerine göre bu güne kadar 12 milyar eşdeğer puanı kullanıldığını ve halen 5 milyar civarında kullanılmamış eşdeğer puanı olduğu yönündedir. Bundan da anlaşılacağı üzere KKTC Anayasası’na göre öncelikli olarak eşdeğerde taşınmaz mal alması gereken aileler Güney Kıbrıs’ta bıraktıkları mallarının karşılığını alamamışlardır.”

Dizdarlı, KKTC Hukuk Dairesi’nin, Başsavcılığın 13 Haziran 2017 tarihli yazısında, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilan edildiği 13 Şubat 1975 tarihinde terkedilmiş bulunan veya söz konusu tarihten sonra sahipsiz mal olarak nitelendirilen tüm taşınmaz malların Bakanlar Kurulu Karar veya Kararları ile 41/1977 sayılı İTEM Yasası kapsamından çıkarılarak turizm, teşvik, yatırım amacı ile veya kamu yararı gerekçesi ile gerçek veya tüzel kişilere kiralanmasının veya tahsis edilmesinin KKTC Anayasası’na ve yürürlükteki mevzuata aykırı olduğunu belirttiğini anımsattı.

KKTC Anayasası’na, yürürlükteki mevzuata ve Başsavcılığın görüşüne aykırı olmasına rağmen Güney Kıbrıs’ta bıraktıkları taşınmaz mallarına karşılık eşdeğer mal alamayan bir çok vatandaş bulunduğunu ifade eden Dizdarlı, raporunda şu ifadelere de yer verdi:

“Bu güne kadar, Bakanlar Kurulu Kararlarıyla veya Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi tarafından binlerce dönümlük taşınmaz malın kiralandığı ve/veya el değiştirdiği görülmektedir. Yıllardır Yasaların, özellikle Anayasanın amir hükümlerine rağmen eşdeğer mal uygulamalarının sürüncemede bırakılarak hak sahiplerinin, bu haktan yoksun bırakılmaları toplum içinde huzursuzluğa neden olmaktadır. İdare’nin eşdeğer mal uygulamasının öncelikle gerçekleştirilmesini öngören KKTC Anayasası’nın geçici 1 (2) maddesi ile eşdeğer işlemlerinin en geç 5 yıl içinde tamamlanmasını düzenleyen Anayasanın Geçici 1 (5) maddesi vardır. Yine söz konusu amir hükümlere ilaveten 41/1977 sayılı İskan, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 38 (1) maddesi tahtında özellikle sosyal hukuk devleti, sosyal adalet ve hakkaniyet ilkeleri gözetilmek koşuluyla eşdeğer mal dağıtımına öncelik verilmesi gerekmektedir. Aynı Yasa tahtında eşdeğer bakımından hak sahibi olanlara Yasada saptanan esaslar dahilinde öncelikle eşdeğer mal verilmesi 46’ıncı maddede düzenlenmiş ve eşdeğerde hak sahibi olanlara eşdeğer mal verilmesi işlemlerinin hızlandırılması ve en kısa sürede sonlandırılması öngörülmüştür. Bir taraftan Uluslararası hukuku gözetirken diğer taraftan eşdeğercinin haklarının korunması gerekmektedir. Bu itibarla yakın bir zamanda eşdeğer kaynak paketinin açılması Uluslararası Hukuka ve siyasi konjonktüre uygun değilse hak sahibi olan kişilere doğruyu söylemeli ve eşdeğer hak sahipleri bu konuda bilinçlendirilmelidir.”

Devletin farklı politikalar üreterek söz konusu kişilerin mağduriyetlerini gidermekle yükümlü olduğuna dikkat çeken Ombudsman Emine Dizdarlı, devletin mağdur olan eşdeğercilere farklı alternatifler veya çareler sunmak zorunda olduğunu kaydetti.

Dizdarlı şöyle devam etti:

“Örneğin: KKTC Anayasası’na göre ilgili kişilerin tazmin edilmeleri gerekir. Bu yöntem dışında İdare kiralama, feragatların iptali ve tazminat gibi çareleri değerlendirilmesi gerekir. Bir hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygılı, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve işlemlerinde açık ve hesap verebilir bir Devlettir. Çağdaş bir Devlet yapısında veya hukuk devleti sınırları içerisinde vatandaşları keyfi uygulamalardan korumak amacıyla belirlenmiş prensipler veya yasalar aracılığıyla adaletli bir düzenin yaratılması gerekir.” (BRT/TAK)

KIB-TEK 16 MAYIS’TA YAZ TARİFESİNE GEÇİYOR

0

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK), 16 Mayıs’tan itibaren yaz tarifesine geçileceğini açıkladı.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’ndan yapılan açıklamada 16 Mayıs’tan İtibaren yaz tarifesine geçileceği duyuruldu.

Açıklamada 16 Mayıs’tan İtibaren yaz tarifesine geçileceği belirtilerek, tarife zaman aralıklarının değişeceği kaydedildi. Yaz tarifesi şöyle:

Not:

Y. Olmayan saatler: ( Yoğun olmayan saatler ):

“İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”ne saldırılar sürüyor

0

Beşşar Esed rejimi ve destekçileri, gece geç saatlerinden itibaren Hama’nın kuzey ve batı kırsalında Morik, Latamine, Kefer Zita ve Kifrenbude ilçeleri, Madik Kalesi beldesi, Zeyzun, El İnkavi, El Hüveyz, El Huveyce, El Havvaş, Tel Es Sahır ve El Zekat köyleri, İdlib’in güneydoğu ve güneybatısında Kifrenbil ilçesi, El Habit, Has, El Knidde, Ureynibe, Şinan ve Rub-u el Cüz köylerine yoğun hava ve kara saldırıları düzenliyor.

Sivil Savunma (Beyaz Baretliler) kaynaklarına göre, gece geç saatlerinden itibaren düzenlenen hava saldırılarında İdlib’e bağlı Ureynib’e köyünde 4, Rub-u El Cüz’de 4 ve Şinan köyünde 2 olmak üzere toplam 10 sivil yaşamını yitirdi.

Sivil Savunma, hayatını kaybedenlerin 2’sinin çocuk, 4’ünün de kadın olduğunu belirtti.

Sivil savunma ekipleri yoğun bombardıman altında arama kurtarma çalışmalarına devam ediyor.

Rus savaş uçaklarıyla ilgili açıklama

Muhaliflere ait uçak gözlemevi de, Rub-u El Cüz ve Şinan köylerine düzenlenen hava saldırılarıyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Lazkiye’deki Hımeymim Üssü’nden Rus savaş uçakları kalkış yaptı” bilgisini paylaştı.

Saldırılar sonrası bu bölgelerde yaşayan siviller göç etmeye devam ediyor. Çok sayıda sivil, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinin karşısındaki Atme, Deyr Hassan Kah ve Kefer Lusin’deki kamplara sığınıyor.

Son 4 günde 59 sivil hayatını kaybetti

“İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” sınırları içerisindeki sivil yerleşimlere son 4 günde düzenlenen saldırılarda en az 59 sivil hayatını kaybetti.

Suriye İnsan Hakları Ağının nisan ayı raporunda, Esed rejiminin saldırılarında 127 sivilin, Rusya’nın hava saldırılarında ise 13 sivilin öldüğü belirtilmişti.

Rejim güçleri, Türkiye ile Rusya arasında, söz konusu bölgedeki ateşkesi sağlamlaştırmak için 17 Eylül 2018’de Soçi’de imzalanan mutabakata rağmen saldırılarına devam ediyor. Astana Anlaşmaları çerçevesinde, Esed rejiminin garantörü olan Rusya’nın rejim saldırılarını önleme yükümlülüğü var.

Halkın Partisi yöneticileri atölye çalışmasında bir araya geldi

0

Halkın Partisi (HP), Girne Acapulco Hotel’de iki gün süren bir atölye çalışması düzenledi.

Halkın Partisi kurucu üyeleri, parti meclisi, ilçe yönetim kurulu, belediye meclisi üyelerinin yanı sıra partili bakan ve milletvekillerinin de katıldığı atölye çalışmasında, partinin yönetim kademeleri için genel ve güncel konularda eğitim çalışmaları yapılarak, önemli konularda oluşturulan forumlar aracılığıyla görüş alışverişi yapıldı.

Atölye çalışmasının ilk günü, Parti Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişileri Bakanı Kudret Özersay’ın konuşmasının ardından, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, bakanlıklarının faaliyetleri ile ilgili bilgi verirken, katılımcıların sorularını yanıtladılar.

Çalışmaların ikinci gününde ise ekonomik protokol, koalisyon partileri arası ilişkiler, hükümette karşılaşılan sorunların aşılma yolları ve imkanları, Halkın Partisi’nin bazı kritik konularda alacağı tavırlar ve ülke geleceğinde oynayacağı rol gibi konular ele alındı.

8 ayda 210 bin ton fındık ihraç edildi

1

Karadeniz Fındık Mamulleri ve İhracatçıları Birliğinden yapılan yazılı açıklamada, 1 Eylül 2018-30 Nisan 2019 döneminde, standart naturel iç fındığın kentalinin (100 kilogramı) ortalama 589 dolardan işlem gördüğü belirtildi.

Açıklamada, 8 aylık dönemde 210 bin 927 ton fındık ihracatı karşılığında 1 milyar 224 milyon 151 bin dolar gelir sağlandığı kaydedildi.

Geçen sezonun aynı döneminde, 215 bin 37 ton fındık ihracatı karşılığında 1 milyar 359 milyon 522 bin 318 dolar gelir elde edilmişti.

Öte yandan açıklamada, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Edip Sevinç’in görüşlerine de yer verildi.

Sevinç, 2018-2019 sezonunun sekiz aylık bölümünde gerçekleşen 210 bin ton iç fındık ihracatının yüzde 39,7’sine tekabül eden 83 bin 843 tonunu işlenmiş fındığın oluşturduğunu belirterek, “İşlenmiş fındık ihracatımızın genel fındık ihracatımızdaki payının, gerek katma değerin ülkemizde kalmasını sağlaması gerekse bölge istihdamına olumlu katkıları olması bakımından artırılması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Sevinç, en önemli pazar konumunda bulunan AB ülkelerine yönelik 160 bin 439 ton olarak gerçekleşen ihracatın toplam ihracatın yüzde 76’sına tekabül ettiğini belirterek, tek pazara bağımlılık karakteristiği gösteren fındık ihracatının bu yapısından kurtulması ve yeni pazarlara ulaşılabilmesi amacıyla geçmiş yıllarda Fındık Tanıtım Grubu ve şimdi de Türkiye Tanıtım Grubu tarafından yürütülen faaliyetlerin meyvesini vermeye devam ettiğinin altını çizdi.

Tanıtım faaliyetlerinde bulunulan Çin Halk Cumhuriyeti, ABD, Japonya ve Hindistan’da dikkat çekici bir ihracat artışı olduğunu da kaydeden Sevinç, elde edilen bu başarıdan dolayı sektör adına son derece mutlu olduklarını ifade etti. Sevinç, zamanın kendilerini haklı çıkardığını, bu konularda sonuç almanın kolay olmadığını, çok sabırlı ve ısrarlı çalışmalarda bulunulması gerektiğini belirtti.

Özellikle Çin Halk Cumhuriyeti’ne fındık ihracatının önemli ivme kazandığını ve bu ülkenin en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke arasına girdiğini ifade eden Sevinç, artışın bu şekilde devam etmesi halinde sezon sonunda ihracat rakamının 7 bin 500-8 bin ton/iç seviyelerine yükselmesinin beklendiğini kaydetti.  

Gazze’de şehit sayısı 25’e yükseldi

0

Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, İsrail ordusunun dünkü saldırıları sırasında Gazze’nin kuzeyinde yıkılan bir binanın enkazında 2 Filistinlinin naaşına ulaşıldı.

Açıklamada, Rağde Muhammed Mahmud Ebu’l Cidyan ve Talal Atıyye Muhammed Ebu’l Cidyan adlı Filistinlilerin cenazelerinin Gazze’deki Endonezya Hastanesine kaldırıldığı belirtildi.

İsrail’in Gazze’ye hafta sonu düzenlediği saldırılarda 2’si hamile 3 kadın ile 2 bebeğin de aralarında bulunduğu 23 Filistinli şehit olmuş, 150 Filistinli yaralanmıştı.

Filistinli grupların Gazze’den İsrail tarafına attığı roketler nedeniyle de 1’i Filistin asıllı olmak üzere 4 kişi ölmüştü.

Yerel basın, bu sabah erken saatlerde Filistinli gruplar ile İsrail arasında ateşkes sağlandığını duyurmuştu.

İsrail-Gazze arasındaki kriz

Gazze Şeridi’nde cuma günü keskin nişancı ateşiyle 2 İsrail askerinin yaralanmasının ardından bölgede şiddet tırmanmıştı. İsrail tarafından sivil yerleşim bölgelerine düzenlenen hava saldırılarına karşılık Gazze’den roket atışları yapılmıştı.

Bu gelişmelerin ardından İsrail ordusu, cumartesi günü abluka altındaki Gazze Şeridi’nden çok sayıda roket atılmasını gerekçe göstererek savaş uçaklarıyla bölgeye hava saldırısı başlatmıştı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde birçok yapıyı hedef aldığı saldırılarda, Anadolu Ajansının (AA) ofisinin bulunduğu bina da yıkılmıştı. 

Eski tuğgeneral Otal’a 15 Temmuz davasında müebbet hapis

0

Hakkari’de FETÖ’nün darbe girişimi davasında bir sanığın ağırlaştırılmış müebbet, aralarında dönemin Dağ ve Komando Tugay Komutanı eski tuğgeneral Ahmet Otal’ın da bulunduğu 7 sanığın müebbet, 10 sanığın da 12 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması kararlaştırıldı.