Ana Sayfa Blog Sayfa 8793

Bakan Varank: 2001 yılında 2 olan teknopark sayısı 83’e ulaştı

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ankara İnovasyon Haftası kapsamında gerçekleştirilen Ankara Üniversitesi Teknokent Kuluçka ve Ar-Ge binası açılış törenine katıldı. 

Varank’ın etkinliğin yapıldığı Ankara Üniversite’nin Gölbaşı yerleşkesine gelirken kullandığı makam aracı dikkatleri çekti. Bakan Varank, söz konusu etkinliğe Toyota Corolla’nın hybrid modeliyle geldi.

Gençlerle bir arada bulunmayı önemsediğini dile getiren Varank, bilimin ve teknolojinin ideolojisi olmadığını, bu alanlarda atılacak adımların her seviyede sahiplenilmesi ve teşvik edilmesinin önceliklerinden olduğunu söyledi.

Türkiye’nin fikir üreten, Ar-Ge yapan ve bunları rekabetçi ürüne dönüştürerek dünyanın her yerine satabilen girişimcilere ihtiyacı olduğunu dile getiren Varank, “Hayallerini ülkemizin geleceği için hayata geçirmeye çalışan, üretken gençler istiyoruz.” dedi.

Varank, dönüşümün öncüsü olabilmek için doğru adımların atılması ve üstünlük alanlarının tespit edilerek yeteneklerin geliştirilmesinin önem taşıdığını aktararak, tüm bunları yaparken yerli ve milli kaynaklardan en iyi şekilde istifade edilmesi gerektiğini ve Milli Teknoloji Hamlesi’nin başarısının gençlerin farkındalığı ve desteğiyle mümkün olabileceğini dile getirdi.

Ar-Ge ekosistemi için yoğun çalışma

Teknolojiyi üretmek için güçlü bir Ar-Ge ekosistemine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Varank, bakanlık olarak bu ekosistemi geliştirmek ve beslemek için yoğun bir şekilde çalıştıklarını bildirdi.

Varank, üniversitelerin bilimsel yetkinliklerini, pratik uygulamalara dönüştürmenin önemine değinerek, akademik bilginin teknoparklarda ticari ürüne dönüştüğünü, parlak fikirlerin kuluçka evrelerini buralarda tamamladığını ve buralarda firmalar arası etkileşimin en verimli şekilde sağlandığını ifade etti.

Teknopark firmalarının danışmanlık, ticarileşme, ihracat destekleri, kurumsallaşma ve uluslararası işbirlikleri gibi alanlarında devlet desteklerinden faydalandığını anımsatan Varank, şöyle konuştu:

“2001’de Türkiye’de sadece 2 teknopark vardı. Bugün 55 ilimizde 83 teknoparka sahibiz. Bunların 63’ünde Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri aktif biçimde yürütülüyor. Diğerleriyse hızla faaliyete geçmek üzere çalışmalarını tamamlamak üzere. 44 bin Ar-Ge personelinin çalıştığı teknoparklarımızda, bugüne kadar 3,8 milyar dolar ihracat ve 119 milyar liralık satış gerçekleştirildi.”

Ankara’nın teknopark başarısı

Varank, Ankara’nın teknopark ekosistemi anlamında Türkiye’nin en başarılı şehirlerinin başında geldiğini kaydederek, kentte aktif 7 teknoparkta 18 bin araştırmacının Ar-Ge ve teknoloji geliştirme faaliyetlerine devam ettiğini bildirdi.

Ankara Üniversitesi Teknoparkı’nın ekosistemin en önemli oyuncularından olduğunu ve bakanlık olarak bugünkü tutarla 30 milyon lira hibe verdiklerini aktaran Varank, “Bunu verirken önceliğimiz, ülkemizin kalkınması ve uluslararası arenada layık olduğu yeri almasını sağlayacak işleri teşvik etmekti.” dedi.

Varank, söz konusu teknoparka verilen desteklerin hedefine ulaştığını dile getirerek, nükleer tıptan biyometrik tanımlamaya, plazma yakma sistemlerinden eğitim teknolojilerine kadar pek çok alanda yenilikçi işlere imza atıldığını anlattı.

“Desteklerin birbirini tamamlamasını sağlayacağız”

Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimlerde ciddi bir sıçrama potansiyeli barındırdığına dikkati çeken Varank, “Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızca sunulan tüm destekleri bütünsel bir yaklaşımla ele alan bir model üzerinde çalıştık. Fikirden ticarileşmeye kadar olan tüm süreci tek elden takip edip sunduğumuz desteklerin birbirini tamamlamasını sağlayacağız.” diye konuştu.

Varank, girişimcilik alanında atılan adımların hem KOSGEB hem de TÜBİTAK kanalıyla desteklendiğini hatırlatarak, “TÜBİTAK’ın Bireysel Genç Girişimci Programı vasıtasıyla bugüne kadar bin 94 işletmeye 112 milyon lira sermaye desteği sağladık.” diye konuştu.

Akademik alanda da TÜBİTAK aracılığıyla lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine çeşitli destekler sunduklarına işaret eden Varank, yakın zamanda açıklanan Sanayi Doktora Programıyla savunma sanayi dahil sanayi sektörünün her alanında ihtiyaç duyulan doktora derecesine sahip nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini desteklediklerini kaydetti.

Varank, gelecek dönemde reform ve atılımlara hız vereceklerini vurgulayarak, “Firma kapasitelerini artırmaya, yeni firmaları ekonomiye kazandırmaya, yurt içi kaynaklardan en üst seviyede faydalanmaya ve yüksek kaliteli ürün geliştirmeye öncelik veriyoruz. Bu noktada özel sektörümüzle iş birliği içinde hareket edeceğiz.” dedi.

Bakan Varank, konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek ve Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş ile kurdela kesti. Varank ve beraberindekiler daha sonra Ankara İnovasyon Haftası kapsamında kurulan stantları gezerek teknokent firmalarının yetkilileri ve öğrencilerle sohbet etti.  

“Trump’ın İran yaptırımları ABD’yi savaşa itebilir”

0

Amerikan New York Times gazetesi, “Trump, İran’a daha fazla yaptırım uygulamak istiyor. Bu bizi savaşa sürükleyebilir” başlıklı yazısında İran’a uygulanabilecek yaptırımlar ve olası etkilerine değindi.

Trump’ın geçen yıl Lübnan Hizbullahı’na giden fonu kesmek için İran petrolüne yaptırım uygulayıp Çin, Hindistan, Türkiye, Güney Kore ve Japonya gibi büyük alıcı ülkeleri muaf tutarak nabız yokladığı ifade edilen makalede, Tahran yönetiminin bu yaptırıma sessiz kalmasından güç alan Trump’ın, şimdi de söz konusu ülkelere İran’dan petrol alımlarını durdurması için baskı yapmaya başladığı belirtildi.

Trump yönetiminin, İsrail ve müttefikleri adına bölgedeki aktiviteleri sebebiyle İran’ı cezalandırmak istediğine dikkat çekilirken, “ABD yönetimi, Tahran’ı nükleer faaliyet konusunda eski Başkan Barack Obama yönetimi ile müzakere edilenlerden çok daha katı şekilde kontrol altına almaya çalışıyor.” ifadesi kullanıldı.

“Yaptırımlar yeni bir savaşa itebilir”

Ayrıca, makalede İran’a artarak devam eden yaptırımların ABD için tehlikeli bir boyuta geldiği savunularak, şu ifadelere yer verildi:

“Bu provoke edici yaptırımlar, İran’ı tekrardan büyük ölçüde uranyum zenginleştirmeye ve ABD’nin cevap vermesini zorunlu kılan Amerikalılara olası bir saldırıya yol açabilir, ABD’yi Başkan Trump’ın engellemeye çalıştığını söylediği yeni bir Orta Doğu savaşına itebilir.”

“İran, ABD başkanlık seçimlerini bekliyor”

Öte yandan, Tahran yönetiminin, yaptırımlara karşı ilk etapta Trump’ın tekrar seçilmeyeceği umuduyla gelecek 18 ay boyunca beklemeyi tercih edebileceğine dikkat çekilen makalede, Trump’ın tekrar seçilmesi durumunda İran’ın sert cevap verebileceği, bu durumda Trump’ın bu saldırıları görmezden gelmek veya cevap vererek yeni bir savaşın başlaması arasında seçim yapmak zorunda kalacağını ileri sürüldü.

Karşılıklı restleşmenin olası olduğu, fakat Trump yönetiminin çıkabilecek askeri bir çatışmaya ihtimal vermediği belirtilen makalede, şunlar kaydedildi:

“Trump hükümetinin hesaba kattığını düşünmediğimiz şey, karşılıklı çatışma durumunun muhtemel olması. Çünkü Trump hükümeti, Tahran’a çok dar seçenekler veriyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD yönetiminin müzakerelere açık olduğunu belirtirken, Tahran’ın mevcut dış politikasından tamamen vazgeçmesini gerektiren bir düzine şart listesi sunuyor. Bu listede, İran’ın nükleer başlıklı füze üretimine ve İsrail’e düşman tutumuna son vermesi gibi istenilen maddeler, İran’ın Suudi Arabistan ve diğer bölgesel ülkelerle rekabeti sebebiyle arzu edilen ama gerçek dışı olan maddelerdir.”

” USAR Games 2019 “un kapanış kokteyli ve ödül töreni dün akşam yapıldı

0

KKTC Sivil Savunma Başkanlığı ve Uluslararası Üniversiteler Arama Kurtarma Konseyi işbirliğinde gerçekleştirilen “Üniversiteler Arası Arama Kurtarma Oyunları 2019″un kapanış kokteyli ve ödül töreni dün akşam yapıldı.

Gazimağusa Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Saray’ında gerçekleştirilen geceye Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ da eşi Meral Akıncı ile birlikte katıldı.

Uluslararası Üniversiteler Arama Kurtarma Konseyi Başkanı Doç.Dr Ahmet Adalıer gecede yaptığı konuşmada, konseyin kuruluş amaçlarına değindi.

KKTC Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Necmi Karakoç da konuşmasında, ilki 2016 yılında gerçekleştirilen Üniversiteler arası Arama Kurtarma Oyunlarının ses getiren, uluslararası boyuta taşındığını anımsatarak, afet konusunda gençlerin bilinçlendirilmesinin önemine dikkati çekti.

Etkinlikte daha sonra Üniversiteler arası Arama Kurtarma oyunlarında görev alan hakemlere teşekkür belgeleri verildi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da kupa ve madalyaların takdiminin ardından yaptığı konuşmada, organizasyonunun önem ve güzelliğine değinerek, katkı koyanları kutladı ve bu tür faaliyetlerin artarak devam etmesi dileğinde bulundu.

Akıncı oyunlara katılan 17 farklı üniversite gencinin ciddi bir eğitim süreci yaşamasının yanısıra yeni dostluklar da edinerek, gençlerin çok yararlı bir deneyim kazandıklarını ifade etti.

Arama kurtarma faaliyetletinin önemine vurgu yapan Akıncı, felaketin ne zaman geleceğinin bilinmediğini bu nedenle bu tür çalışmaların çok yararlı ve her zaman gerekli olduğunu dile getirdi.

Bu faaliyetlerin devletlerin üzerinde ciddiyetle durması gereken konular olduğuna işaret eden Akıncı, Kıbrıs’ın tarihi de depremlerin var olduğunu ve yakın zamanda ülkede yaşanan sel felaketinde dört gencin yaşamını yitirdiğini anımsattı. (BRT)

1 Mayıs’ta benzinciler de kapalı olacak

0

Kıbrıs Türk Benzinciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çağdal yazılı açıklamasında, birlik yönetim kurulunun aldığı bu yöndeki kararı duyurarak, halkı, mağdur olmaması için bugün ve yarın akaryakıt ikmallerini yapması çağrısında bulundu.

Eski Almanya Cumhurbaşkanı Wulff: Türkiye’nin başarısından mutluluk duymalıyız

0

Eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Başkent Üniversitesi ve Konrad Adenauer Stiftung iş birliğiyle İstanbul Conrad Bosphorus Otel’de düzenlenen “İstanbul Güvenlik Konferansı 2019″da konuştu.

“Türk-Alman ilişkilerine bakış” başlıklı konuşmasında iki ülke arasındaki ilişkilerini tarihi ve güncel bağlamda değerlerdiren Wulff, konuşmasına “İstanbul’da kendimi evimde gibi hissediyorum. Çok sayıda dostumuz var. Napolyon’un sözü de var. ‘Dünya tek ülkeden oluşsaydı başkenti İstanbul olurdu’ dedi. Ben buraya her geldiğimde bunu hissediyorum.” diyerek başladı.

Wulff, Türkiye-Almanya ilişkilerinde İstanbul’un önemine dikkat çekerek, “Ayasofya ve Sultanahmet arasında yer alan 2. Kaiser Wilhelm tarafından 1898’de inşa edilen Alman Çeşmesi çok önemli bir detay. Bu Almanya ve Osmanlı arasındaki dostluğun bir göstergesi. Haydarpaşa da aynı şekilde İstanbul’u Bağdat’la tren yoluyla bağlıyordu. Tarabya’da Alman Büyükelçinin yazlık rezidansı da Almanlara verilen çok güzel bir yer. Aynı şekilde Colmar Freiherr von der Goltz, yani Goltz Paşa’nın mezarının da İstanbul’da olması önemlidir.” ifadelerini kullandı.

2011’de 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le birlikte Türk Alman Üniversitesi’nin temelini attığını hatırlatan Wulff, üniversitenin kendisinde duygusal bir yerinin olduğunu söyledi.

“Türkiye kadar hiçbir ülkeyle bu kadar yoğun iç içe değiliz”

Wulff, Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin tarih boyunca çok iyi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Acaba eski Türk-Alman dostluğuna dönebilir miyiz? Bu konuda engelleri kaldırmak daha faydalı olmaz mı? Türkiye kadar hiçbir ülkeyle bu kadar yoğun iç içe değiliz. En az 4 milyon Türk ya da Türk kökenli vatandaşımız var ve Almanya’nın başarısında çok katkılara var. Mesut Özil ile birlikte Dünya Şampiyonu olduk. Fatih Akın en önemli sinemacılarımızdan. Feridun Zaimoğlu önemli yazarlarımızdan. Türkiye kökenliler ülkemizi daha da zenginleştirdi. Her konuda bize destek oldular. Almanların akıllarını ve özellikle gönüllerini kazandılar. Aynı şekilde Türkiye’de de çok fazla Alman var. Futbol da aramızda çok önemli bir dostluk kaynağı. Beşiktaş Bayern Munich maçını Abdullah Gül’le birlikte izlemiştim. Almanların ve Türklerin ne kadar iç içe olduğunu en iyi maçlarda görüyoruz. Futbol aracılığıyla ilişkilerin yeniden iyi bir şekilde tesis edilmesi mümkün. “

“Ben bütün Müslümanlara ve Türklere şükran duyuyorum”

Eski Almanya Cumhurbaşkanı Wulff, kültürel çeşitliliğin önemini vurguladı.

Tüm dünyada zaman zaman farklı kültürleri kabul etmeme sorunu olduğunun altını çizen Wulff, ” Hiçbir duvar dünyanın değişmesinin önünde duramaz. Çin ve Japonya toplumlarını açtıktan sonra geliştiler. Biz de kendimizi açmalıyız. Ben bütün Müslümanlara ve Türklere şükran duyuyorum. Çünkü ülkemizi daha da zenginleştirdiler. Türkiye’de de farklı milletlerden gelenlerin zenginlik olarak kabul edilmesini diliyorum.” dedi.

Wulff, Türkiye ve Almanya’nın zor zamanlarda her zaman birbirine destek verdiğini dile getirerek, ” Türkiye’nin komşularına biz de sahip olsaydık acaba biz de bu kadar soruna sahip olmaz mıydık? Almanya’nın komşuları ve Türkiye’nin komşuları kıyaslandığında bu farkı anlayabiliriz. “değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye ekonomik başarılarıyla ilgi de maalesef yeterli takdir edilmiyor”

Türkiye’yi anlamak için ön yargılardan kurtulmak gerektiğini belirten Wulff, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’nin zor şartlarda yaptıklarını takdir konusunda yetersiz olduğumuzu düşünüyorum. Aynı şekilde Türklerin Almanya’daki katkılarından dolayı yeterli takdir gördüklerini düşünmüyorum. Türkiye’nin uluslararası savunma alanındaki katkıları da yeteri kadar takdir edilmiyor. Türkiye ekonomik başarılarıyla ilgi de maalesef yeterli takdir edilmiyor.

İstanbul Havalimanı konusu da aynı şekilde. Türkiye yollar yapıyor, tüneller açıyor, sanayisini geliştiriyor ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline geliyor. İstanbul’da dünyanın en büyük havaalanı olacağını görmek ve kabul etmek gerekiyor. Alman dostlarım belki bunu duymaktan çok fazla mutlu olmayacaklar ama Türkiye’nin bu gelişmesini kabul etmeliyiz. Çünkü Türkiye’nin gelişmesinde Alman şirketler de çok önemli rol oynadı. Bu başarıdan memnun olmalıyız.”

İspanya’da sandıktan ‘siyasi belirsizliğin devamı’ çıktı

0

Ülkede son 4 yılda 3. kez yapılan genel seçimlerin sonuçlarında ne sol ne de sağ blok gelecek 4 yılda ülkeyi yönetecek çoğunluğu yakalayamazken, bu sonuç “mevcut siyasi belirsizliğin devamı” olarak görüldü.

İspanya İçişleri Bakanlığı tarafından, açılan sandıkların yüzde 97’sine göre verilen resmi sonuçlarda 350 sandalyeli mecliste PSOE 122 milletvekiline sahip olarak, 11 yıl aradan sonra ülkede birinci siyasi parti oldu. Mevcut durumda azınlık hükümetiyle iktidarda olan PSOE, 2016 yılında 85 olan milletvekili sayısını yüzde 45’ten fazla artırdı.

Meclisteki diğer dağılım şu şekilde oluştu:

“Sağ görüşlü Halk Partisi (PP) 66, liberal sağdan Vatandaşlar (C’s) 58, aşırı sol görüşlü Unidas Podemos 42, aşırı sol görüşlü Vox 24, Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) 15, Katalonya için Birlik 7, Bask Milliyetçi Partisi (PNV) 6 ve ülkedeki diğer özerk yönetimlerde faaliyet gösteren küçük siyasi partilerden Eh Bildu 4, Navarra (NA) 2, Kanarya Koalisyonu (CC) 2, Compromis 1, Kantabria Bölgeci Parti (PRC) 1.”

Bu sonuçlara göre sol blok olarak adlandırılan PSOE, Unidas Podemos ve Compromis (Podemos’un Valensiya’daki kolu) toplamda 165 milletvekili çıkardı.

Koalisyon arayışları başlıyor

Başbakan ve PSOE lideri Pedro Sanchez’in ülkeyi yönetmeye devam etmesi için sol blok dışında ayrılıkçı görüşleri olan Bask ve ya Katalonya’daki siyasi partileri de ikna etmesi gerekiyor. Küçük de olsa diğer bir olasılık ise PSOE-C’s koalisyonu olarak gösteriliyor.

İspanya’daki genel seçimlerden öne çıkan diğer bir sonuç ise ülkede sağ blokun lideri olan ve 2016 yılındaki genel seçimlerde 137 milletvekili çıkaran Halk Partisinin bu seçimlerde tarihi bir düşüş yaşayarak 66 milletvekilinde kalması oldu.

İslam ve göçmen karşıtı Vox

İlk defa genel seçimlere giren aşırı sağcı, İslam ve göçmen karşıtı siyaset yapan Vox partisi ise 24 milletvekili çıkardı.

Katalonya’da bağımsızlık yanlısı girişimlere karşı İspanyol milliyetçiliğini öne çıkaran ve iktidara gelmeleri halinde Katalonya’nın özerk yönetim hakkını iptal ederek merkezi hükümete bağlamayı vadeden PP, C’s ve Vox’tan oluşan sağ blok başarılı olamadı.

Diğer yandan bağımsızlık yanlısı ERC ilk kez İspanya genel seçimlerinde Katalonya’da en fazla oyu alarak bu bölgede birinci siyasi parti çıktı.

Seçime katılım arttı

Seçimlere katılım yüzde 76 ile yüksek bir düzeyde olurken, 2016 yılındaki seçimlere nazaran 9 puanlık bir artış olması dikkati çekti.

2016 yılındaki son genel seçimlere göre kıyaslama yapıldığında, mecliste, PP’nin 71 sandalye kaybetmesi, PSOE’nin 37 daha fazla milletvekili çıkarması ve Unidas Podemos’un Katalonya (En Comu Podem) ve Galisya’daki (En Marea) kollarının tüm sandalyelerini, Valensiya’daki Compromis’in ise 8 milletvekili kaybettiği görüldü.

2016 yılındaki son genel seçimlerden sonra siyasi partilerin Meclis’teki dağılımı; PP 137, PSOE 85, “Birlikte Yapabiliriz” (Unidas Podemos) 45, C’s 32, En Comu Podem (Katalonya’da faaliyet gösteriyor) 12, Compromis 9 (Valensiya’da faaliyet gösteriyor), ERC 9, Katalonya Avrupa Demokrat Partisi (PDeCat) 8, En Marea (Galisya’da faaliyet gösteriyor) 5, PNV 5, EH Bildu (Bask bölgesinde faaliyet gösteriyor) 2, Kanarya Koalisyonu (Kanarya Adaları’nda faaliyet gösteriyor) 1 sandalye şeklinde olmuştu. 

Moritanya’da kölelik karşıtı yürüyüş düzenlendi

0

Kölelerin marjinalleştirilmesine karşı çıkmak amacıyla 2014’te kurulan “Haratinlerin Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Hakları Manifestosu” tarafından düzenlenen yürüyüşte, kölelik karşıtı sloganlar atıldı.

Yürüyüşe katılanlar, hükümete, ülkedeki tüm kölelik türlerinin ortadan kaldırılması için daha fazla çaba harcaması çağrısında bulundu.

Aktivistler, Moritanya’da 2015 yılında köleliğin insanlık karşıtı suç olduğunu öngören kanun çıkarılmasına rağmen, ev ve çiftlik işlerinde ücretsiz olarak çalıştırılan kölelerin olduğunu ifade ediyor.

Ayşen Tez, kürsünün zirvesinde

0

Türkiye Okçuluk Federasyonu tarafından organize edilen Türkiye Gençlik Kupası Okçuluk Yarışması’nda mücadele eden okçularımızdan Ayşen Tez’in yeraldığı BVE Okçuluk takımı altın madalyanın sahibi oldu.

Antalya 100. Yıl okçuluk tesislerinde 17-21 Nisan 2019 tarihleri arasında düzenlenen ve 90 kulüp ve 915 sporcunun katıldığı ve “En Çok Katılımcının Yer Aldığı Açık Hava Yarışması” özelliğine sahip yarışmada zorlu hava şartlarına rağmen KKTC’li okçularımız gurur verici bir başarıya imza attılar.

Tez’den altın madalya

Antalya Vedat Erbay Okçuluk Akademisi adına Makaralı Yay Bayan Takımı’nda mücadele eden Selin Bekci, İpek Tomruk ve Kıbrıslı Türk okçumuz Ayşen Tez’in yer aldığı takım üstün bir performans göstererek Altın madalyanın sahibi oldu. BVE Adına Osman Tez’in yer aldığı Makaralı Yay Erkek takımı da çeyrek finale kadar mücadele ettti. KKTC’den, Muharrem Kural, Uysal Oldaç, Ebru Bulancak, Genç okçularımızdan Pembe Uluç ve Çetin Erdinç de rüzgarlı hava şartlarına rağmen başarılı atışlar yaparak ve tüm okçularimiz ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiler.

Girne Park AVM Rallisi’ni Özhasoğlu’lar kazandı

0

Kuzey Kıbrıs Klasik ve Spor Otomobil Kulübü, 2019 yılı Klasik Otomobil Şampiyonası’nın ilk yarışı olan Girne Park AVM Rallisi, geçtiğimiz pazar gerçekleştirdi

Girne Park AVM, Under Armor, Flo ve Halsons Limited sponsorluğunda, Kuzey Kıbrıs Klasik ve Spor Otomobil Kulübü’nün organizatörlüğünde gerçekleştirilen 2019 KKKSOK Klasik Otomobil Şampitonası ilk yarışı, Girne Park AVM Klasik Otomobil Rallisi geçtiğimiz Pazar günü, toplamda 45 aracın katılımıyla yapıldı. Toplamı 85 kilometreden oluşan 3 özel etabın geçildiği rallide birinciliği Volkswagen Beetle marka araçlarıyla Nihat Özhasoğlu-Hasan Özhasoğlu ikilisi kazandı.

Pazar günü sabah saat 10.00’da Girne Park AVM önünden verilen startla başlayan yarışta ekipler sırasıyla Boğaz, Dağyolu ve Kozanköy’deki Özel Etapları geçerek saat 13.00’te tekrardan Girne Park AVM’ye vardılar. Burada yenilen öğle yemeğinin ardından ödül törenine geçilip başarılı olan yarışmacılar ödüllendirildi. Kuzey Kıbrıs Klasik ve Spor Otomobil Kulübü 2019 Ralli Şampiyonası’na 1 katsayı üzerinden puan veren yarış genel klasman ikincisi Uğur Buhara-Levent Evsal ikilisi olurken, üçüncü ekip Cüneyt Çağdal-Hidayet Çağdal ikilisi oldu.

Yarışta dereceye girenler şu şekilde sıralandı

Genel Klasman

1.Nihat Özhasoğlu – Hasan Özhasoğlu

2.Uğur Buhara – Levent Evsal

3.Cüneyt Çağdal – Hidayet Çağdal

E Kategorisi

1.Turgut Bürüncük – Kemal Bürüncük

2.Alpay Yiğit – Gülçin Yiğit

F Kategorsi

1.Halil Arsaln – Neşe Arslan

2.Cem Soydan

G Kategorisi

1.Muharrem Özsusuzlu – Seyide Özsusuzlu

2.Ali Kelbek – Pembe Kelebek

I Kategorisi

1.Levent Çağdal – Beril Çağdal

2.Armağan Saraçoğlu – Selin Saraçoğlu

Turing Kategorisi

1.Mahmut Sokollu – Can Sokollu

2.Çağan Ilgar – Derya Ilgar

Karma Ekip Kategorisi

1.Sevgen Necipoğlu – Tuğçe Öztürk

2.David Miller – Patty Miller

Engelsiz Hayller Kupası: İmren Dinçer – Sadiye Ortaç

En Genç Yardımcı Sürücü: Hasan Zekican

Herşeye Rağmen Kupası: Ivan Beeton – Vanesa Ascot

İsrail Başbakanı Netanyahu hakkındaki yolsuzluk iddiaları

1

İsrail Adalet Bakanlığınca yapılan yazılı açıklamaya göre, Mandelblit tarafından Netanyahu’nun avukatlarına iletilen resmi yazıda, ifade verme tarihinin 10 Temmuz’u geçmeyecek şekilde belirlenmesi istendi.

Haaretz gazetesi ise Mandelblit’in, savunma heyetine, “İnceleme dosyalarını teslim almamalarının ve ücretlerini alamamış olmalarının, ifade tarihinin ertelenmesi için bir gerekçe olmadığı” yönünde cevap verdiğini yazdı.

Savunma heyeti daha önce, 9 Nisan’da yapılan erken genel seçimlerde seçmenlerin etkilenme endişesinden dolayı inceleme dosyalarının yayınlanmaması ve şüphelilere teslim edilmemesini istemiş, Mandelblit bu talebe olumlu karşılık vererek ertelemeyi kabul etmişti.

Bunun ardından savunma heyeti, henüz inceleme dosyalarını ve avukatlık ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle ifade işlemlerinin ertelenmesi talebinde bulunmuştu.

Söz konusu inceleme dosyalarında, 3’ü devlete bağlı olmak üzere 133 tanığın ifadeleri, telefon mesajları, yazılı mektuplar ve çok sayıda belge bulunduğu belirtiliyor.

Hakkındaki 4 ayrı yolsuzluk soruşturması kapsamında en az 10 kez ifade veren Netanyahu’ya, “İş adamlarından pahalı hediyeler aldığı, Yedioth Ahronoth sahibi ve yayıncısı Arnon Moses ile kendi lehine yayın yapması için pazarlık yaptığı, Almanya’dan alınan denizaltılarda adının yolsuzluğa karıştığı ve kendisi ile ailesi lehine haberlere yer verilmesi karşılığında Bezeq şirketine 276 milyon dolar tutarında mali imtiyaz sağladığı” suçlamaları yöneltiliyor.