Ana Sayfa Blog Sayfa 8811

Zırhlı araçlar yapay zekayla daha da güçlenecek

0

Zırhlı Araçlar İçin Yapay Zeka Kullanan Atış Kontrol Karar Destek Sistemi Projesi kapsamında, öncelikle zırhlı araçlarda kullanılmak üzere atış karar desteğini yapay zekadan alacak atış kontrol sistemi geliştirilmesi amaçlanıyor.

Türkiye’nin 2023 hedefleri kapsamında yüzde 3 Ar-Ge yoğunluk hedefi bulunuyor. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) Ar-Ge projelerinin bu hedef doğrultusunda daha dinamik bir süreç ile başlatılabilmesi adına mevzuatta “SSB Ar-Ge Paneli” tanımlandı.

SSB Ar-Ge Paneli’nde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcut ya da planlı sistem ve platformlarının ihtiyacı olan kritik bileşenlerin veya geleceğe dönük yeni teknolojilerin geliştirilmesi için proje başlatma kararları alınıyor. Panelde, aynı zamanda son ürün teslimatı içermeyen teknik gösterim ağırlıklı projeleri hedefleyen geniş alan çağrıları yapılması da kararlaştırılıyor.

Alınan bilgiye göre, bu çerçevede SSB 5. Ar-Ge Paneli toplantısı mart ayında gerçekleştirildi. Toplantıda, 3 projenin başlatılmasına ve 1 alanda geniş alan çağrısı yapılmasına karar verildi.

Bu doğrultuda Su Altı Akustik Aktif Gizlilik Teknolojileri Geliştirilmesi Projesi, Zırhlı Araçlar İçin Yapay Zeka Kullanan Atış Kontrol Karar Destek Sistemi Projesi, Havacılık İçin Alüminyum Döküm Proseslerinin Geliştirilmesi Projesi başlatılacak, İz Düşürücü Malzeme Teknolojilerinin Geliştirilmesi Geniş Alan Çağrısı’na çıkılacak.

KOBİ-sanayi-üniversite iş birliği

Söz konusu projelerde KOBİ-sanayi-üniversite iş birliğine önem veriliyor, üniversiteler, enstitüler veya KOBİ’lerin projelerde yüklenici veya alt yüklenici rolünde görev almalarına dikkat ediliyor.

Bu çerçevede, Zırhlı Araçlar İçin Yapay Zeka Kullanan Atış Kontrol Karar Destek Sistemi Projesi ile öncelikle zırhlı araçlarda kullanılmak üzere, atış karar desteğini yapay zekadan alacak atış kontrol sistemi geliştirilmesi amaçlanıyor.

Proje ile geliştirilmesi planlanan sistemin; nesne tanıma, pozisyon belirleme, belirsizlik altında karar verme, tehdit değerlendirme ve dost/düşman ayrımı yapabilme gibi yeteneklere sahip olması bekleniyor. Sistemin, angajman kurallarını da dikkate alması ve ağ destekli yeteneklere sahip şekilde geliştirilmesi hedefleniyor.

Su Altı Akustik Aktif Gizlilik Teknolojileri Geliştirilmesi Projesi ile ise su altı savunma harbine yönelik platformların su altı akustik gizliliğinin artırılması planlanıyor.

Motor teknolojisine yönelik yeni kazanımlar

Diğer taraftan, Havacılık İçin Alüminyum Döküm Proseslerinin Geliştirilmesi Projesi ile özgün pistonlu motor için alüminyum alaşım motor bloğu döküm kabiliyetinin yerli ve milli imkanlarla kazanılması hedefleniyor.

Proje kapsamında elde edilecek bilgi birikimi ve altyapı ile dökümü gerçekleştirilecek alüminyum motor bloğu, insansız hava aracı (İHA) motor projesinde yurt dışı bağımlılığı azaltacak ve gelecekte yürütülmesi planlanan İHA motor programlarında kullanılacak.

Ayrıca, İz Düşürücü Malzeme Teknolojilerinin Geliştirilmesi SSB Geniş Alan Çağrısı ile savunma sanayisi için kara, hava ve deniz araçları ile personelin giyecek ve teçhizatına yönelik radar, termal, kızılötesi ve pasif akustik iz düşürücü performans sağlayan maliyet etkin malzemelerin geliştirilmesi hedefleniyor.

İmzalanacak projelerle, emniyet ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasında yurt dışı bağımlılığın azaltılması, özgün, yerli ve milli çözümlerin hayata geçirilmesi sağlanacak ve Ar-Ge ve teknoloji yetkinliğinin artırılmasına önemli katkılar sunulacak.

Canı sıkıldı, NASA’yı hack’ledi

0

“Dijital sistemleri korumak için alınan önlemler sistemlerin hack’lenmesini önleyemez. Hack’lenemez denilebilecek bir sistem mevcut değil.” dedi.

NASA’yı ve birçok uçak sistemini hackleyen ve “uçak hackeri” olarak adlandırılan Siber Güvenlik Uzmanı Chris Roberts, Digital Age Summit’te soruları cevapladı.

NASA’yı neden hack’lediği sorusunu, “Canım sıkılıyordu” diye cevaplayan Roberts, herhangi dev bir yapının siber açıklarını bulmaktan keyif aldığını söyledi.

NASA’nın sistemindeki iletişim protokollerinin iyileştirilmesi gerektiğini fark ettiğini anlatan Roberts, “Uydu ve kara arasındaki sistemlerin iletişim güvenliğinin iyi bir şekilde şifrelenmediğini tespit ettik. NASA’nın Uluslarası Uzay İstasyonu’nun giriş kontrollerini aşarak sisteme erişim sağlayabildik.” ifadelerini kullandı.

Roberts, küresel ulaşım ağı, deniz yolu ağı ve diğer otoritelerin siber güvenlik konusuna ciddiyetle yaklaşmaları gerektiğini belirterek, sistemde “iyi hacker’ler” tarafından bulunan açıkların yardım alarak giderilmesi gerektiğini söyledi.

“Hack aktivitelerimde yapmaya çalıştığım sistemin daha güvenli bir hale getirilmesini sağlamak”

Roberts, havacılıkta önemli siber güvenlik açıkları olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Her uçak bir motor sistemine sahip. Bu sistemler piyasada hizmet veren firmalar tarafından sağlanıyor. Uçak kime ait olursa olsun, uçağa dair veriler hizmet sağlayıcı firmanın kontrolünde. Uçağa dair iletişimin sağlandığı bu sistemler hack’lenebilir.

Yeni uçakların her kanadında 10 binden fazla sensör bulunuyor. Bu sensörlerin de özel yazılımları var. Benim hack aktivitelerimde yapmaya çalıştığım, yapıların ve uçakların sahip olduğu her sistemin güvenilirliğini test etmek ve sistemin daha güvenli bir hale getirilmesini sağlamak.”

“Kendi başlarına çözemeyeceklerinin farkına vardılar”

Roberts, hava ulaşımıyla ilgili teknolojileri ilgi çekici bulduğunu belirterek, “Biz hava ve kara ulaşım sistemleriyle ile ilgili çeşitli araştırmalar yaptık. 2013 yılından bu yana hava ulaşımıyla ilgili yaptığımız araştırmalarımız sonucunda tespit ettiğimiz problemleri bu alanda hizmet veren şirketlerle paylaşmak istedik. Fakat onlar bizi dinlemedi. Onlar sistemlerinin mükemmel bir şekilde işlediğini ve bir problem olmadığını söylediler. Daha sonra ortadaki riskin farkına varan bazı gruplar bizi dinlemeye karar verdi.” bilgilerini verdi.

Roberts, uçakların yer kontrol ve uçuş kontrol sistemlerinin kesinlikle hack’lenebilir sistemler olduğunu söyledi.

Geçen hafta Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) Barcelona’da düzenlediği ulaşım güvenliği konferansına katıldığını anlatan Roberts, konferansta, havacılık sektöründe kullanılan yazılımların güvenlik problemlerini dile getirdiğini aktardı.

Roberts, “Görüşlerimi dinlediler ve tespit ettiğim sorunları kendi başlarına çözemeyeceklerinin farkına vardılar.” dedi.

“Gemiler de hack’lenebilir”

Roberts, gemi taşımacılığının da hava taşımacılığına benzer bir biçimde hack’lenebilir yapıda olduğunu kaydetti.

Bu sistemlerin daha iyi bir şekilde korunması gerektiğini anlatan Roberts, şunları kaydetti:

“Her geminin, uçaklarda olduğu gibi bir firmaya ait yazılım sistemi vardır. Bu yazılım sistemleri merkezleriyle devamlı iletişim halindedir. Bu noktada bu iletişim ağı hack’lenerek gemiye farklı komutlar verilebilir. Gemiler de hack’lenebilir.

Gemilerin iletişim ağlarına girerek sistemlerine sızılabilir ve güvenlik açığı olan gemileri batırılabilir. Buna karşılık hiç kimse de bir önlem alamaz.”

“Hack’lenemez denilebilecek bir sistem mevcut değil”

Siyah, gri, beyaz şapkalı hacker sınıflandırmasına katılmadığını söyleyen Roberts, “İki seçenek var, ya hacker’siniz ya da suçlusunuz. Hack’lemenin amacı sistemin işleyişini anlamak ve sistemin açıklarının nasıl kapatılacağına dair sistemi yönetenlere yardımcı olmak. Bunun haricinde sisteme girip zarar vermek gibi yapacağınız tüm işlemler suçtur ve siz hacker değil bir suçlusunuzdur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Hack’lenmeyecek bir sistem yok.” diyen Roberts, insanların tasarladığı dijital içeriklerin hatalar barındırdığını söyledi.

Roberts, “Örneğin yaşadığımız yerleri korumak için kapılar ve duvarlar yapıyoruz. Bunlar bizi korumaya yetiyor mu? Tabii ki hayır. Bunlar ilkel önlemler. Benzer şekilde dijital sistemleri korumak için alınan önlemler de sistemlerin hack’lenmesini önleyemez. Hack’lenemez denilebilecek bir sistem mevcut değil.” yorumunu yaptı.

IOS daha güvenli, Android daha özgür

Bir hacker ve siber güvenlik uzmanı olarak, IOS işletim sistemini kullanmayı tercih ettiğini ifade eden Roberts,  şöyle konuştu:

“Android platformu yapısı itibarıyla IOS’a göre daha açık bir sistem. Açık kodlu platformlar kullanıcıya daha fazla özgürlük sunması bakımından mükemmel. Fakat bu özgürlük alanına karşılık IOS’un kapalı yapısı, kullanıcıların zararlı uygulamalarla sistemin güvenliğini riske atmasını engelliyor.

IOS kullanıcılara daha güvenli bir ortam sunarken, android daha özgür fakat risk içeren bir ekosistem sunuyor. Eğer veri güvenliğini önemsiyorsanız, IOS diğer platformlara göre daha mantıklı bir seçim olur.”

Chris Roberts, çalışmalarını harici disk üzerine kurulmuş bir sistem üzerinden yaptığı bilgisini vererek, “İşim bittiğinde diski çıkarıyorum. Bu disk sayesinde herhangi bir ülkede, herhangi bir bilgisayar aracılığıyla güvenilir bir şekilde bilgisayar kullanabiliyorum.” dedi.

Cinayetlerle ilgili araştırmalar devam ediyor

0

Rum basını bugün de seri cinayetlerle ilgili gelişmelere geniş yer verdi.Alithia gazetesi ve diğer gazeteler, RMMO subayı seri katil Metaksas’ın, ilk başta Mary Rose’un 6 yaşındaki kızının, gıda boğulmasından dolayı öldüğünü, bu nedenle onu götürerek gölete attığını söylediğini, nihayetinde ise kızı öldürdüğünü kabul ettiğini yazdı.Gazete, şu ana kadar bilinen unsurlar ışığında, seri katil Metaksas’ın, öldürdüğü kişileri atmak veya saklamak için 4 yer seçtiğini, bunların; Mitsero madeni, “Kokkini” göleti, Orunda atış alanı ve Ksialiatu’daki “Memi” göleti olduğunu belirtti.Metaksas’ın, Mary Rose’un 6 yaşındaki kızı Sierra Graze Seucalliuc’u attığını söylediği Ksialiatu’daki Memi göletinin 100 metre derinliğinde dün dalgıçlar tarafından geniş çaplı araştırmaların yapıldığını yazan gazete, dalgıçların her yarım saatte bir değiştirildiğini ve derinliğin her bölümünün araştırıldığını bildirdi.Gazete, Mitsero bölgesindeki “Kokkini” göletinde (madene yakın olması ve madenden dolayı suyunun rengi kırmızı olması nedeniyle Kırmızı gölet olarak adlandırılıyor) yapım şirketinden robotik kameraların bu tür sularda da kullanılabileceği teyidinin alınmasının ardından, robotik kameraların kullanılmasıyla, Metaksas’ın öldürdüğü kişileri içine koyduğu ve gölete attığı valizlerin aranacağını yazdı.Habere göre Metaksas, itirafında 35 yaşındaki Livia Florentina Bunea ile 8 yaşındaki kızı Elena Natalia Bunea ve 30 yaşındaki Maricar Valtez Arquiloa’yı üç valiz içerisinde, asit dolu suyun bulunduğu “Kokkino” göletine attığını söylemişti.Gazete, geçtiğimiz Perşembe günü Nepal veya Hint asıllı olan bir kadın cesedinin bulunduğu Orunda atış alanında da dün geniş çaplı araştırmaların yapıldığını yazdı.Gölet suyunun, çıplak gözle bile bakıldığında uygun olmadığının görülmesine bağlı olarak tehlikenin boyutunun tespit edilmesi amacıyla suyun ileri analize gönderilmesinin gerekli olarak addedildiğini yazan gazete, dün öğleden sonra bu analizlerin sonuçlarının alındığını ve suyun girilebilecek noktada olmadığının tespit edildiğini belirtti.Araştırmaların bu noktada yapılabilmesi için güvenli olan başka yöntemlerin arandığını belirten gazete, sudaki toksitlenmenin kameraların işleyişini nasıl etkileyeceği konusunun da araştırıldığını yazdı.CİNAYETLERİN ZAMANLARIGazete aynı haberinde, Metaksas’ın cinayet işlemeye ne zaman başladığı ve en son kurbanının kim olduğu konusunun da bir soru işareti olduğuna dikkati çekti.Cinayete kurban giden kişilerin kayboldukları tarihler temelinde, ilk kurbanların 35 yaşındaki Livia Florentina Bunea ile 8 yaşındaki kızı Elena Natalia Bunea Li olduğunu yazan gazete, bu kişilerin 1 Ekim 2016’da kaybolduklarını belirtti.Habere göre diğer cinayetin ise bu tarihten 14 ay sonra, 13 Aralık 2017’te, Maricar Valtez Arquiloa’nın öldürülmesiyle işlendiği düşünülüyor. Bu üç kişi “Kokkini” göletine atıldı.Metaksas, son cinayetinden 5 ay sonra ise 5 Mayıs 2018’de Mary Rose’u ve kızı Sierra Graze Seucalliuc, iki ay sonra 21 Haziran 2018’de, 28 yaşındaki Arian Palanas Lozano, aynı dönemlerde Nepal veya Hintli olduğu belirtilen ve Orunda atış alanında bulunan kadını öldürdüğünün düşünüldüğünü yazan gazete, Metaksas’ın şu ana kadar bilinen 4 kurbanını, 2-3 ay içerisinde 2018 yazında öldürdüğünü belirtti.METAKSAS BUGÜN YİNE MAHKEMEYE ÇIKARILACAKGazete, seri katil Metaksas’ın bugün, Livia Florentina Bunea ve 8 yaşındaki kızı Elena, Maricar Valtez Arquiloa, Mary Rose ve 6 yaşındaki kızı Sierra, Arian Palanas Lazano ve hâlâ kimliği belirlenemeyen Hint veya Nepal asıllı kişi için yine mahkeme önüne çıkacağını, polisinin muhtemelen 8 gün daha tutukluk isteyeceğini yazdı.METAKSAS’A İLİŞKİN İFŞALARAlithia gazetesi Metaksas ile ilgili, basında çeşitli ifşaların yer almaya dün de devam ettiğini belirtti.Habere göre Asya ülkelerinden kızlarla bağlantısı olan Stelios Panaris, OMEGA kanalına yaptığı açıklamada Metaksas’ın, kendisinden Asya kökenli kızların çıplak fotoğraflarını istediğini belirtti.Habere göre Panaris, Metaksas’ın kendisine, fotoğrafçı olan bir başka adamla birlikte geldiğini ve kendisine iyi modellerin bulunabilmesi için bir fotoğraf yarışması düzenlemesini önerdiğini söyledi.Panaris, ilgili duyuruyu kendisine ait facebook sayfasından yaptığını, Metaksas’ın daha sonra yanına gelerek yarışmanın nasıl gittiğini sorduğunu ve mayo veya bikinili olan fotoğrafların yanı sıra facebook hesapları ile cep telefonu numaralarını da istediğini belirtti.ANASTASİADİS’TEN AÇIKLAMA: “SARSILDIM”Alithia gazetesi Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, cinayet konusundaki açıklamasına da yer verdi.Habere göre Anastasiadis, masum yabancı kadınların ve çocuklara karşı işlenen bu cinayetlerden sarsıldığını belirterek bu konuda duyduğu üzüntü ve endişeyi dile getirdi.Rum Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Anastasiadis’in bugünlerde yurt dışında olmasına karşın araştırmaların seyri hakkında sürekli bilgi aldığını ve olayların ortaya çıkması için ellerinden geleni yapmaları için de ilgili makamlara talimatlar verdiği belirtildi.Anastasiadis açıklamasında ayrıca polis araştırmalarının ve tüm süreçlerin tamamlanması amacıyla sarsıcı bu olaylar karşısında soğukkanlı olunması tavsiyesinde de bulundu.FİLİPİNLER DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN ELEŞTİRİÖte yandan Haravgi gazetesi, Filipinler Dışişleri Bakanlığı’nın, öldürülen kadınlarla ilgili olarak Rum Yönetimi makamlarına eleştiri yönelttiğini yazdı.Habere göre Filipinler Dışişleri Bakanlığı, ikisi kadın ve bir de çocuk olmak üzere 3 Filipinli’nin 2017-2018 tarihlerinde kayıp olarak bildirildiğini, Rum makamlarının, bir suç kurbanı olmadıkları başka nedenlerden dolayı kaybolduklarına inandığına dikkati çekti.Atina’daki Filipinler Büyükelçiliği temsilcilerinin araştırmaları desteklemek ve kurbanların kimlik tespitine yardımcı olmak amacıyla DNA örneklerinin sunulması için Ada’ya geleceği de belirtildi. RUM BAŞKANLIĞI SARAYI ÖNÜNDE PROTESTO GÖSTERİSİHaravgi gazetesi bir başka haberinde, Rum Başkanlık Sarayı önünde toplanan kalabalık halk topluluğunun, kadınların ve çocukların kaybolmasına ilişkin şikayetler ve bunu takip eden cinayetlere ilişkin hükümetin icraatlarını protesto ettiğini yazdı.
Habere göre, hem Kıbrıs vatandaşı ve hem de yabancılardan oluşan halk topluluğu, Rum İçişleri Bakanı ve Polis Genel Müdürü’nün derhal istifa etmesini istedi.
Protestocular ellerinde “Bazıları için değil herkes için adalet” ve “Kaybolan Kadın ve Çocuklar Nerede” yazılı siyah renkli pankartlar da tuttu.

KKTC’deki Vietnamlı kadın cinayetinin şüphelisi de seri katil RMMO Subayı olabilir

0

Kuzey Kıbrıs’taki Vietnamlı kadın cinayetinin şüphelisi de güney Kıbrıs’taki seri katil RMMO Subayı olabileceğinden şüphe ediliyor.

7 Ocak 2019 tarihinde Ercan Havalimanı yakınlarında bir battaniyeye sarılı bulunan kadın cesedi ile ilgili güney Kıbrıs’ta seri kadın cinayetler işleyen RMMO subayından şüphe ediliyor.Rum resmi makamlarının kayıtlarına göre , 5 Mayıs 2018 tarihinde “Orestes” olarak bilinen 35 yaşındaki kişinin arabasını kuzey Kıbrıs bölgesine geçtiğini gösteriyor .Ne olmuştu?Ercan Havaalanı-Gaziköy yolu üzerinde, Ercan-Gaziler anayolunda bulunan kadın cesedinin başka bir yerde muhafaza edilip kısa süre önce bölgeye atıldığı düşünülürken, polis ekipleri cesedin 15 Ekim 2017’den beri kayıp olan Vietnam uyruklu 40 yaşındaki Dam Thı Hop isimli kadına ait olduğu şüphesi üzerinde duruyor.15 Ekim 2017’den beri kayıp olan Vietnam uyruklu 40 yaşındaki Dam Thı Hop’un ise Lefkoşa’da bakıcılığını yaptığı bir kadının yanında kalırken, söz konusu evden 15 Ekim tarihinde ayrıldığı ve bir daha kendisinden haber alınamadığı belirtildi. Kaynak: Kuzey Kıbrıs’taki Vietnamlı kadın cinayetinin şüphelisi de seri katil RMMO Subayı olabilir.

NASA Ay seferlerinde kullanacağı roket motorunu test etti

0

NASA’dan yapılan açıklamada, Ay’a seferleri için kullanılacak mekikleri uzaya çıkaracak roketleri fırlatması planlanan RS-25 motoru, ABD’nin Mississippi eyaletindeki Stennis Uzay Merkezinde testten geçirildi.

ABD’li Aerojet Rocketdyne firması tarafından üretilen sistemin testinin başarılı geçtiği belirtildi.

Dondurucu sıvı-yakıtlı bir roket motoru olan RS-25’nin NASA’nın Uzay Mekiği Ana Motoru olarak, mevcut Space Launch System (SLS) motorunun yerini alması planlanıyor.

Antep fıstığı kabuğu ilaç sanayisine kazandırılacak

1

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde (KİYÜ) yürütülen çalışmayla yıllardır yakıt olarak değerlendirilen veya çöpe atılan Antep fıstığı kabuklarından, ilaç ve kimya sanayisinde kullanılan 2 önemli etken madde elde edildi.

KİYÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çakır öncülüğündeki bilim insanları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde özellikle Gaziantep, Şanlıurfa ve Siirt’te yetiştirilen Antep fıstığının kabuğundan elde edilen “shikimic” ve “anacardik” asitlerin ilaç ve kimya sanayilerinde kullanılması için yaklaşık 3 yıldır çalışma yürütüyor.

Prof. Dr. Çakır, belirli bir aşama kaydettikleri çalışmalara ilişkin Antep fıstığının kabuklarının da en az içi kadar değerli olduğunu belirtti.

Şu ana kadar yalnızca yakıt olarak kullanılan ya da çöpe giden bu kabukları ekonomiye kazandırmak için başlattıkları çalışmayı tamamlayıp, patent başvurusunda bulunduklarını anlatan Çakır, kimya ve ilaç sanayisinde önemli maddeler olan “shikimic” asidin Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde yetişen yıldız anasonu bitkisinden, “anacardik” asidin ise Hindistan ve Afrika ülkelerinde yetiştirilen kaju fıstığı kabuğundan elde edildiğini söyledi.

“Viral enfeksiyon tedavisinde kullanılıyor”

Yaptıkları araştırma kapsamında Antep fıstığı kabuğundan yüzde 14 shikimic, yüzde 10 anacardik asit saflaştırdıklarına dikkat çeken Çakır, şöyle konuştu:

“Antep fıstığının atık materyallerini değerlendirme ve kimyasal birleşimini belirlemeye yönelik başlattığımız çalışmayla, endüstri için önemli olan 2 madde içerdiğini tespit ettik. Yapılan çalışmalar sonucu, piyasada CNSL yağı olarak bilinen yağa benzer kimyasal bileşime sahip maddenin bu kabukta da olduğunu gördük ve bu maddeyi biz, Antep fıstığı kabuğundan yüzde 10 oranında ürettik ve bu yağa PNSL ismini verdik. Yağın üretiminin ardından geriye kalan, posa kısmında osaltamivir ilaç etken maddesinin sentezinde çıkış maddesi olarak kullanılan shikimic asidi yüzde 14 verimle saflaştırdık. Domuz ve kuş gribi gibi viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilacın sentezinde kullanılan shikimic asit, yıldız anasonu ismiyle bilinen bir bitkinin meyvelerinden yüzde 8-9 oranında saflaştırılırken, biz bu maddeyi yüzde 14 verimle Antep fıstığı kabuğundan ürettik.”

KİYÜ Dr. Öğretim Üyesi Evrim Baran Aydın da PNSL yağının kimya endüstrisinde kaplamada, polimerik reçinelerde, gemi inşaatında ve boya endüstrisinde yüzey aktif madde olarak yaygın şekilde kullanıldığını söyledi.

Antep fıstığı kabuğundan elde ettikleri PNSL yağının halihazırda kaju fıstığı kabuğundan çıkarıldığını anlatan Aydın, şöyle konuştu:

“Bu çalışmanın en önemli kısmı, Antep fıstığının yumuşak dış kabuğundan elde ettiğimiz fenolik bileşenleri içeren kardoneller olarak adlandırdığımız, kimya endüstrisinde çok yaygın olarak kullanılan bir maddenin saflaştırılarak elde edilmesidir. Kardoneller kimya endüstrisinde yaygın kullanılan bir hammaddedir. Kardoneller şu an için kaju kabuğundan üretiliyor ve CNSL olarak kısaltılmış ticari bir isimle satılıyor. Şu anda bizim Kaju fıstığından elde etme imkanımız bulunmamakta çünkü Türkiye’de Kaju fıstığı yetiştiriciliği yetebilecek düzeyde değil.”

Aydın, Türkiye’nin Antep fıstığı üretiminde dünya üçüncüsü olduğunu ifade ederek, hammaddenin değerlendirilmesi ve kimya endüstrisine kazandırılmasının ülke ekonomisine ciddi katkılar sunacağına inandığını vurguladı.

YSK’dan MHP’nin Maltepe itirazıyla ilgili ara karar

0

AK Parti ve MHP’nin İstanbul seçimleri için yaptığı olağanüstü başvurular, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) gündemine alındı.

YSK, MHP’nin “kısıtlı seçmen” itirazı konusunda, AK Parti’nin başvurusunda araştırılacağı gerekçesiyle, yeniden bilgi istenmesine gerek görmedi.

YSK, AK Parti’nin Büyükçekmece itirazına ilişkin, dün alınan ara kararların sonucunun beklenmesini kararlaştırdı.

Sri Lanka Devlet Başkanı Sirisena: Saldırıların elebaşı öldü

0

Sri Lanka Devlet Başkanı Maithripala Sirisena, geçtiğimiz günlerde ülkedeki çeşitli otel ve kiliselere düzenlenen saldırıların elebaşının öldüğünü, DEAŞ’la bağlantılı 140 kişinin ise arandığını açıkladı.

Saldırıların elebaşı ölü ele geçirildi

Devlet Başkanı Maithripala Sirisena, geçtiğimiz günlerde ülkedeki çeşitli otel ve kiliselere düzenlenen saldırıların arkasında olduğu belirlenen elebaşı Zahran Hashim’in Shangri-La oteline düzenlenen saldırıda öldüğünü açıkladı.

Paskalya ayini esnasında kiliseler ve otellere düzenlenen saldırıya ilişkin DEAŞ’la bağlantılı olduğu belirtilen 140 kişinin arandığını duyurdu.

Terörizmin yakında Sri Lanka’dan silineceğini söyleyen Sirisene, “Yakında normale döneceğiz. Uluslararası ajanslar soruşturmada bize yardım ediyorlar.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Sri Lanka Sağlık Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde ülkedeki çeşitli otel ve kiliselere düzenlenen bombalı saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının yanlış hesaplandığını belirterek ölü sayısını 359’dan 253’e indirmişti.

ABD, BM silah ticareti anlaşmasından çekiliyor

0

ABD Başkanı Donald Trump, 2013’te Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde imzalanan Silah Ticareti Anlaşması’ndan ülkesinin imzasını çekeceğini açıkladı.

Trump, Ulusal Tüfek Derneğine (NRA) bağlı lobi kuruluşu Ulusal Tüfek Derneği Yasama Eylem Enstitüsünün (NRA-ILA) Indianapolis’te düzenlediği “Liderler Forumu” etkinliğinde konuştu.

Katılımcıların huzurunda BM Silah Ticareti Anlaşmasın’dan imzasını çekeceğine dair bir belgeyi imzalayan Trump, “Birleşmiş Milletler yakında Amerika’nın bu anlaşmayı reddettiğine dair resmi bir tebligat alacak.” dedi.

Trump, “Bunun ne olduğunu çoğunuzun bilmediğini düşünüyorum. Ne olduğunu biliyor musunuz? Büyük bir faktör. Orada NRA’dan bazı mutlu yüzleri görüyorum. Resmi olarak bugün, fazlasıyla yanıltıcı bu anlaşmadan Amerika’nın imzasını çekeceğimi duyuruyorum. İmzamızı geri çekiyoruz.” ifadesini kullandı.

Trump ayrıca, imzaladığı belgenin, Senato’ya anlaşmayı onaylama sürecini askıya alması ve anlaşma hakkının kendisine verilmesini talep eden bir mesaj olduğunu da dile getirdi.

Demokratların ülkede silah satışlarına yönelik sınırlama tekliflerini de eleştiren Trump, “Demokratlar, suçlu yabancıların hiçbir hesap vermeden ortalıkta serbestçe dolaşmalarına izin verilirken kanunlara uyan vatandaşları silahsızlandırmak istiyor. Ben başkanınız oldukça bu asla olmayacak.” dedi.

Konuyla ilgili Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise Silah Ticareti Anlaşmasının 2013’te eski Başkan Barack Obama döneminde imzalandığını ancak Trump’ın görevi devralmasından sonra Beyaz Saray’a onay için sunulduğu belirtildi.

Açıklamada, “STA (Silah Ticareti Anlaşması) 2020’de değişiklikler için müzakereye açılmış durumda ve ABD, burada yapılan potansiyel tekliflerden bazılarını kabul edemez. STA sorumsuz silah transferi sorunlarını çözmede başarısız olmuşken, ortak ve müttefiklerimize silah satmamızı engellemek isteyen bazıları için platform sağlıyor. Başkan, ABD’nin egemenlik ve haklarını asla teslim etmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.” ifadesine yer verildi.

Silah Ticareti Anlaşması, 2013’te BM nezdinde uluslararası konvansiyonel silah satış ve transferlerine standart getirmek üzere imzalanmıştı. Anlaşmayı 130 ülke imzalarken, 101 ülke anlaşmanın uygulamasına katıldı.

ABD dışındaki diğer katılımcı tüm ülkelerin yönetimleri anlaşmayı yürürlüğe koymuş durumda.

Çin, Rusya, Kuzey Kore, İran, Suriye, Ermenistan ve Mısır’ın da aralarında olduğu 63 ülke bu anlaşmaya imza atmamıştı.

(BRT/TAK)

Sandık kurulu listeleri siyasi partilerle paylaşılmıyor

1

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), AK Parti ile MHP’nin İstanbul seçim sonuçlarına yaptığı olağanüstü itirazlarla ilgili bazı ilçe seçim kurullarından istediği araştırmaların tamamlanmasının ardından, gelen sonuçlara göre son kararını verecek.

İlçe seçim kurulları, kısıtlı seçmenlerin yanı sıra memur olmayan sandık kurulu başkanı ve üyeleriyle ilgili de araştırma yapıyor.

YSK, sandık kurulu başkan ve üyelerin listesini paylaşmıyor

Tartışmalara konu olan sandık kurulu başkan ve üyeleriyle ilgili siyasi partilerin seçim takvimi içinde bilgi sahibi olma imkanı bulunmuyor. YSK, kanun gereği sandık kurulu başkan ve üyelerinin listesini siyasi partilerle hem seçimler öncesi hem de seçimler sonrası paylaşmıyor. 

YSK’nın aldığı örnek kararlar bulunuyor

YSK’nın bu konuda yapılan başvurular sonucu aldığı örnek kararlar da bulunuyor.

Bu kararlardan biri 31 Mart seçimleri öncesi alındı. Antalya’nın Serik ilçesi İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı, sandık başkan ve memur üye listesinin ilçe seçim kurulu partili veya memur üyelerine verilip verilemeyeceği konusunda YSK’den görüş istedi. Kurulun değerlendirmesi sonucu 27 Mart’ta yapılan toplantıda, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun’un, “seçmen kütüğünün saklanması ve ilgililere verilmesi” başlıklı 47. maddesinde atıfta bulunarak, listelerin ilçe seçim kurulu partili veya memur üyelerine verilemeyeceği oy birliğiyle kararlaştırıldı.

Seçim sonrası bu konuda bir karar da Haymana İlçe Seçim Kurulunun başvurusu üzerine alındı. AK Parti Haymana İlçe Başkanlığı, ilçe seçim kurulundan “sandık kurulu başkan ve yardımcılarının kaçının memur üye olduğu, üye belirlemede hangi kriterlerin esas alındığı, başkan ve üyeler arasında asker veya belediye personeli olup olmadığı, görevlendirilen kişilerin terör örgütüyle bağlantılarının olup olmadığı” konularında bilgi istedi. Bunun üzerine ilçe seçim kurulu, bu bilgilerin verilip verilemeyeceğine ilişkin YSK’ye görüş sordu. YSK, 11 Nisan tarihli kararında belirtilen konularda bilgi verilemeyeceğine hükmetti.