Ana Sayfa Blog Sayfa 8819

‘Şehir Planlama Dairesi’ni kapatın, anahtarlarını müteahhitler birliğine verin’

0

Şehir Plancıları Odası, aralık ayında“Gazimağusa-İskele-Yeniboğaziçi Geçiş Süreci Emirnamesi”nin yürürlüğe girmesinden sonra Planlama İnşaat Dairesi’nin görüş veren kurum olmaktan çıkıp, planlama onayı veren makam haline geldiğini savundu.

Oda Başkanı Merter Refikoğlu yaptığı yazılı açıklamada, planlama onayının planlama sürecinin bir parçası olup yürürlükteki emirname veya imar planına göre her gelişmenin ayrı ayrı nasıl yapılması gerektiği kriterlerini belirleyen bir aşama olduğuna dikkat çekti.

Refikoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Son gelinen noktada Müteahhitler Birliğinden bir çalışan Şehir Planlama Dairesi Gazimağusa şubesinde planlama onayı yazmak için görevlendirilmiştir. Yani planlama sürecinin son ayağı olan nokta Müteahhitler Birliğine devredilmiştir.

Yürürlükteki emirnamenin bir maddesi ihtiyaç görülmesi halinde Şehir Planlama Dairesi parselin %30’una kadar kamuya devredilmesini isteyebilir diyor. Düşünün ki bir araziniz var ve bir gelişme yapacaksınız, bu durumda Şehir Planlama Dairesi size diyor ki Müteahhitler Birliği çalışanı sen buradan ister yol al ister alma, ister yeşil alan al ister alma, bu dosya yığınını istediğin gibi sonuçlandır”

Refikoğlu, kamu görevlisi olmayan birinin kamu kuruluşunda bu denli önemli bir noktada görevlendirilmesinin hem planlama açısından kabul edilemez hem de yasaya aykırı bir davranış olduğunu savunarak, İçişleri Bakanı’na “bir an önce bu yanlıştan dönülmesi” çağrısı yaptı.

Refikoğlu, “Aksi halde bu durum Şehir Planlama Dairesinin yetkilerinin Müteahhitler Birliğine devredilmesine eş değerdir” dedi. (BRT/MAIL)

İlk kez Siber Güvenlik Fikir Yarışması yapıldı

0

Dünyada ve yurt içinde artan siber tehditlerin de etkisiyle siber güvenlik sektörü hızla büyürken, küresel arenaya sunulabilecek kalitede ürün üretebilme kabiliyeti kazanılması, hem ihracat potansiyeli hem de ülke içindeki kritik siber altyapıların korunması açısından önem taşıyor. 

16 takım 24 saat çalıştı

Bu ihtiyaçlardan hareketle, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı himayesinde, Teknopark İstanbul ve Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi organizasyonuyla ilk defa Siber Güvenlik Fikir Yarışması yapıldı.

Siber güvenlik alanında yeni girişimcilerin ticarileşebilir yenilikçi iş fikirlerinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen yarışmada, ön eleme sonucu seçilen 16 takım yeni iş fikirleri üretmek, olgunlaştırmak, küresel pazar analizi yapmak ve fikirlerinin prototiplerini ortaya çıkarmak için 24 saat boyunca kesintisiz çalıştı.

Sürenin sonunda da her takım, 5 dakika içinde fikirlerinin yenilikçi yönünü, küresel pazar potansiyelini ve takımlarının bu fikri nasıl ticarileştireceklerini anlatarak jüriyi ikna etmeye çalıştı.

Birinciye 30 bin liralık ödül

Bilişim, savunma ve telekomünikasyon sektörünün lider şirketlerinin siber güvenlik birim direktörlerinin de jüri üyesi olduğu yarışmada takımlar, öz geçmiş, teknik birikim, çözümün özgünlüğü, ticarileşme potansiyeli ve küreselleşme vizyonu gibi kriterlere göre puanlandı.

Sonuçta SARP.IO takımı birinciliği elde ederek 30 bin liralık ödülün sahibi olurken, DIATTACK takımı ikinci olarak 20 bin liralık, PHISHTRAPPERS ekibi de üçüncü olarak 10 bin liralık ödülü kazandı.

Ayrıca mansiyon ödülü olarak ilk 7 ekibe Teknopark İstanbul tarafından kuluçka merkezinde ofis imkanı sunuldu. Girişimci takımlar, siber güvenlik sektörünün üst düzey karar vericileriyle tanışarak geri bildirim ve tavsiye alma şansını da yakaladı.

Yeni ürünler pazara çıkıyor

Ahmet Kuruköse tarafından kurularak Ağustos 2018’de Teknopark İstanbul’da SOCRadar projesiyle faaliyete geçen SARP.IO, yarışmada 24 saat içinde internet sayfalarının kod bütünlüğünü ve güvenliğini sağlamaya yönelik WebSite Radar isimli projelerinin prototipini üretmeyi başardı. Şirket, bu yıl içinde ilk yurt dışı satışını yapmayı amaçlıyor.

Sercan Okur, Osman Bahri Vargeloğlu, Ali Aydın Koç ve Nebi Şenol Yılmaz’ın oluşturduğu DIATTACK takımı, büyük veri içinde farklı sistemlerden toplanan verilerin yapay zeka ve makina öğrenmesi kullanılarak gerçek zamanlı atak tahmini ve risk önleme için kullanacak bir ürün geliştirerek pazara sunmayı hedefliyor.

Bekir Akgül, Mustafa İran, Veysel Tuna, Ahmet Kotan ve Samet Atalar’dan oluşan PHISHTRAPPERS’ın da oltalama saldırılarına karşı kurumlara yönelik geliştirecekleri ürünün yıl sonunda pazara sunulması bekleniyor.  

STM’nin siber tehdit raporu açıklandı

0

Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ’ye (STM) bağlı Teknolojik Düşünce Merkezi “ThinkTech” tarafından, “Uzaktan Hasta Takip Sistemi” uygulamalarına yapılan siber saldırılarla hasta verilerinin ifşa ve manipüle edilebileceği bildirildi.

STM ThinkTech, ocak-mart dönemini kapsayan Siber Tehdit Durum Raporu’nu açıkladı.

Rapora göre, nesnelerin interneti teknolojisini kullanan “Uzaktan Hasta Takip Sistemi”, hasta verilerinin gerçek zamanlı olarak sağlık görevlilerine iletilmesinde kullanılan kablosuz ağlardan oluşuyor.

Siber saldırganlar, kablosuz ağlara farklı yöntemlerle saldırarak hasta bilgilerinin ifşa olmasını sağlayabildikleri gibi, hastayla ilgili manipüle edilmiş veriler üreterek sistemleri yanıltabiliyor. Bu tür saldırılar, hastanın hayatını kaybetmesine kadar uzanan sonuçlara yol açabiliyor.

2022’de 14 milyar dolarlık bir büyüklüğe erişmesi beklenen sağlık alanındaki “nesnelerin interneti” pazarıyla birlikte, bu sistemlerin daha büyük bir risk faktörü olması öngörülüyor.

Telegram üzerinden terör propagandası

STM’nin raporunda, siber korsanların hedefleri arasına giren ve kullanıcı sayısı giderek artan yeni nesil mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden siber tehditlerin arttığına da dikkati çekiliyor.

Veri gizliliği politikası, güvenli şifreleme, çoklu sohbet işlevi barındıran masaüstü ve mobil kullanım özellikleri nedeniyle 200 milyonun üzerinde kullanıcı tarafından tercih edilen Telegram’ın son dönemde terör örgütleri için cazip bir dijital iletişim aracı haline geldiği belirtiliyor.

Teröristlerin örgüt üyesi bulmak, propaganda yapmak ve saldırı bilgilerini paylaşmak amacıyla yoğun şekilde tercih ettikleri Telegram’ın, siber suçluların gözde haberleşme uygulaması haline gelmesinden dolayı bazı ülkelerde yasaklanması tartışılıyor.

Twitter üzerinden banka çekiliş “oltalamaları”

Raporda, Twitter üzerinden kandırma amacıyla yapılan çekiliş tabanlı kampanyaların, uygulama mağazaları da dahil olmak üzere mobil ortamda yayılmaya devam ettiği ifade ediliyor.

Çekiliş adı altında, kullanıcıların bankacılık bilgilerini çalmaya yönelik oluşturulan “oltalama” kampanyaları, mobil zararlı bankacılık uygulamaları olarak kullanıcıların kişisel banka bilgilerini hedef alıyor.

Zararlı mobil uygulamalar, kişisel banka bilgilerini ele geçirmek üzere SMS bilgilerini çalmayı amaçlıyor. STM’nin siber güvenlik uzmanları, Google Uygulama Mağazası bünyesinden uygulama indirirken sahte uygulamalara dikkat edilmesi, uygulama geliştiricisinin güvenilir olduğundan ve uygulamanın adının doğruluğundan emin olunması yönünde kullanıcıları uyardı.

“Darbeci rejimi destekleyenler Sudan halkının düşmanıdır”

0

Sudan’da devrik cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminin önde gelen muhaliflerinden, şimdi ise muhalefetin çatı oluşumu olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerinin yöneticilerinden olan Mahmud Hasaneyn, “Darbeci rejimi destekleyen devletleri Sudan halkının düşmanı olarak kabul edeceğiz” dedi.

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerinin, geçiş döneminde de devrim programından ve sivil demokratik bir yönetim kurulması talebinden vazgeçmeyeceğini belirten Hasaneyn, Askeri Geçiş Konseyini “geçiş sürecini başlatmaları için en kısa sürede yönetimi sivillere devretmeye” davet etti.

Sudan’daki gösterilerin şimdiye kadar elde ettiği kazanımlarla ilgili Hasaneyn, “Devrim açık ve belirli temeller üzerine inşa edildi. Bunlardan birincisi Ömer el-Beşir rejimini sona erdirmek ikincisi ise demokratik bir sivil yönetim kurmaktı. Beşir’le ilgili hedef gerçekleşti” diye konuştu.

Beşir rejiminin şu an sadece bazı kurumlar olarak varlık gösterdiğini dile getiren Hasaneyn, şöyle devam etti:

“Öğrenci Güvenliği ve Gölge Taburları gibi kurumlar anayasanın dışındalar ama silah taşıyorlar ve devletten para alıyorlar. Askeri Konsey bu milislerin elindeki silahları toplamalı.”

Afrika Birliğinin 1997 yılında çıkardığı kanunla askerin yönetimi ele almasını ya da yönetimin bir parçası olmasını yasakladığını ve bunun Avrupa Birliği (AB) ve uluslararası kanunlarda da geçerli bir madde olduğunu ifade eden Hasaneyn, ancak Sudan’daki askeri yönetimde bu maddenin göz ardı edildiğini vurguladı.

“Sivil bir yönetim ve hükümet istiyoruz”

Geçiş döneminin görevinin devlet kurumlarını yeniden yapılandırmak olduğunu belirten Hasaneyn, ordunun ise yönetim hakkı bulunmadığını ve sadece ülkenin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu söyledi.

Hasaneyn, “Sivil bir yönetim ve hükümet istiyoruz” ifadesini kullandı.

“Sivil bir yönetim oluşturuluncaya dek gösteriler sürecek”

Başkent Hartum’da ordu karargahı önünde iki haftayı aşkın süredir devam eden protestolara işaret eden Hasaneyn, gösterilerin devrimin güvenliğinin garantisi olduğunu vurguladı. Hasaneyn, şöyle konuştu:

“Protestolar ordunun halktan yana olmasını sağladı. Göstericilere eylemlerine devam etme ve devrimin hedefleri gerçekleşene kadar vazgeçmeme çağrısında bulunuyorum. Sivil bir yönetim oluşturuluncaya dek gösteriler sürecek.”

Hukuk devletinin, halka karşı suç işleyen, ekonomik altyapıyı ve toplumsal dokuyu bozan herkesten hesap sorması gerektiğinin altını çizen Hasaneyn, ülkede siyaset, ekonomi ve medya alanında yolsuzlukla mücadele kanununun uygulanması çağrısını yaptı.

“Biz burada yeniden inşa edilmesi gereken bir vatandan bahsediyoruz”

Geçiş dönemine dair de değerlendirmeler yapan Hasaneyn, “heves ve çıkarlarını” ön planda tutan birtakım kişiler olduğuna işaret ederek, “Biz burada heveslerden, çıkarlardan ya da partilerden bahsetmiyoruz. Sudan halkının yaptığı devrimden ve yeniden inşa edilmesi gereken bir vatandan bahsediyoruz. Bunun için ülkenin birliğine inanan tüm güçlerin ilerleme kaydetmesi gerek” diye konuştu.

Hasaneyn, geçiş döneminde direnişçilerin ön planda olması gerektiğini, rejime karşı mücadele veren ve bu rejim nedeniyle sıkıntı çekenlerin yeniden aynı acıların yaşanmaması için bütün boşlukları doldurmak istediğini kaydetti.

“Sudan’ı yardım alan ülke olmaktan çıkarıp yardım eden bir ülke yapabiliriz”

Başka ülkelerin iç işlerine müdahale edilmesine karşı oldukları gibi kendi ülkelerinin de iç işlerine müdahale edilmesini kabul etmediklerini vurgulayan Hasaneyn, “Hiçbir devlet ya da rejime karşı değiliz. Biz kendi davamıza bakıyor, devletimizi yeniden inşa etmek istiyoruz. Sudan’ı yardım ve bağış alan bir ülke olmaktan çıkarıp yardım eden bir ülke yapabiliriz” ifadelerini kullandı.

Komşularla dostluk ile karşılıklı çıkarlar temelinde iyi ilişkiler kurmak istediklerini dile getiren Hasaneyn, insan hakları ihlallerine maruz kalan kişiler olarak başkalarının haklarının çiğnenmesine de izin vermeyeceklerini ve nerede olursa olsun insan haklarından yana olacaklarını söyledi.

Sudan’da 19 Aralık 2018’de ekonomik kriz sebebiyle başlayan gösterilerin hızla başkent Hartum ve ülke genelinde rejim karşıtı protestolara dönüşmesinin ardından, 11 Nisan’da ordu yönetime el koyduğunu açıklamış ve 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi sona ermişti. 

Beşir iktidarını deviren askeri darbeye rağmen Hartum’da ordu karargahı önündeki rejim karşıtı gösteriler, yönetimin sivillere bırakılması talebiyle yaklaşık 20 gündür devam ediyor.  

Prens William’dan Nur Camii’ne ziyaret

0

İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre, 2 günlük Yeni Zelanda turu kapsamında Christchurch kentindeki Nur Camii’ni ziyaret eden Prens William, camilere yönelik terör saldırısını “tasviri imkansız bir nefret eylemi” diye nitelendirdi.

Aşırı sağcı teröristin amacına ulaşmakta başarısız olduğunu göstermek için camiyi ziyaret ettiğini belirten William, “Terörist, diğerkamlığı ve beraberliği simgeleyen bir yere nefret ve bölünmüşlük ekmeye teşebbüs etti.” dedi.

Yeni Zelanda halkının terör saldırılarına verdiği tepkiyi de öven William, “Keskin bir ıstırap anında, dik ve birlikte durdunuz. Bir trajediye verdiğiniz tepkiyle, takdire şayan bir şey başardınız.” ifadelerini kullandı.

Prens William’a cami ziyaretinde Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern eşlik etti.

William’ın cami saldırılarından sağ kurtulan Müslümanlarla da bir araya geldiği bildirildi.

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth Yeni Zelanda’nın da devlet başkanı konumunda bulunuyor.

Prens William, babası Prens Charles’ın ardından İngiltere tahtı için ikinci sıradaki varis olarak taht sırasını bekliyor.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerine 15 Mart’ta düzenlenen terör saldırılarında 50 kişi hayatını kaybetmiş, 3’ü Türk vatandaşı 50 kişi yaralanmıştı.

Tarım Dairesi haftalık gıda analiz sonuçları açıkladı

0

Tarım Dairesi 19- 25 Nisan 2019 tarihleri arasında ithal ve yerli üretim gıda denetim sonuçlarını açıkladı. İthal ve Yerli Ürünlerden numune alınarak Devlet Laboratuvarında yapılan analizler neticesinde çıkan sonuçlar Avrupa Birliğinde kullanılan Pestisit Limitleri çizelgesinde değerlendirilerek aşağıdaki sonuçlar elde edildi.

İthal ürünlerden: Çeri Domates, Elma Çeşitleri, Armut Çeşitleri, Erik, Sığır-Koyun Besi, Büyütme Yemleri ve Süt Yemleri, Çilek, Domates, Kayısı, Şeftali, Nektarin, Lolorosso, Üzüm, Kuru Soğan ve Mısır(Yemlik) olmak üzere 44 numuneden 44’ü temiz olup, hiçbir numunede limit üstü ilaç kalıntısına rastlanmamıştır.

Yerli ürünlerden Domates, Enginar, Kapya Biber ,Salatalık ,Greyfurt, Patates, Limon, Kabak, Patlıcan, Cehennem Topuzu ve Asma Yaprağı olmak üzere 34 numuneden 30’u temiz olup, 4 numunede limit üstü ilaç kalıntısına rastlanmıştır.

Mağusa’da kapya biber üretimi yapan Reşit Açıkgöz ve kabak üretimi yapan Muhammed Çoşkun’un ürünlerinden alınan numunede, pestisit oranının limit üstü çıkmasından dolayı ürünlerin hasadı bir sonraki laboratuvar analizine kadar durdurulmuştur.

Aydınköy’de asma yaprağı üretimi yapan İzzet Kızıltoprak-Nilgün Erdoğan ve Bostancı köyünde domates üretimi yapan Kemal Günsel’in ürününde, limit üstü ilaç kalıntısı çıkmasından dolayı ürün, imha edilmiştir.

İsim Yerli/ithal Ürün Analiz Sonucu:

1 Deftera Gıda Ltd İthal Domates Temiz2 Deftera Gıda Ltd İthal Armut(S:M) Temiz3 Deftera Gıda Ltd İthal Elma(Stk) Temiz4 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Karpuz Temiz5 SVS Tic. Ltd. İthal Elma (Granny) Temiz6 SVS Tic. Ltd. İthal Elma(Stk) Temiz7 SVS Tic. Ltd. İthal Armut(S:M) Temiz8 SVS Tic. Ltd. İthal Yeşil Erik Temiz9 SVS Tic. Ltd. İthal Çeri Domates Temiz10 SVS Tic. Ltd. İthal Çilek Temiz11 SVS Tic. Ltd. İthal Domates Temiz12 Pınarlı Koop Ltd. İthal Manolya Besi Yemi Temiz13 Hulusiler Ltd. İthal Cp Sığır Süt 19 Prt Temiz14 Hulusiler Ltd. İthal Cp Sığır Besi Yemi Temiz15 Mehmet Gazioğlu İthal Cp Sığır Süt 18 Prt Temiz16 Nuri Ersoy Ltd. İthal Domates Temiz17 Nuri Ersoy Ltd. İthal Kayısı Temiz18 Nuri Ersoy Ltd. İthal Şeftali Temiz19 Nuri Ersoy Ltd. İthal Nektarin Temiz20 Nuri Ersoy Ltd. İthal Yeşil Erik Temiz21 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Armut(Deveci) Temiz22 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Armut(S:M) Temiz23 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Erik Temiz24 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Domates Temiz25 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Çeri Domates Temiz26 SVS Tic. Ltd. İthal Yeşil Erik Temiz27 SVS Tic. Ltd. İthal Armut(S:M) Temiz28 SVS Tic. Ltd. İthal Çeri Domates Temiz29 SVS Tic. Ltd. İthal Domates Temiz30 SVS Tic. Ltd. İthal Elma(Golden) Temiz31 SVS Tic. Ltd. İthal Çilek Temiz32 Orc Foods Ltd. İthal Elma(Stk) Temiz33 Orc Foods Ltd. İthal Armut(S:M) Temiz34 Orc Foods Ltd. İthal Domates Temiz35 SVS Tic. Ltd. İthal Lolorosso Temiz36 SVS Tic. Ltd. İthal Üzüm Temiz37 SVS Tic. Ltd. İthal Erik Temiz38 Deftera Gıda Ltd İthal Kuru Soğan Temiz39 Onbaşı İşl. Ltd. İthal Kuru Soğan Temiz40 TÜK İthal TK Buzağı büyütme yemi Temiz41 TÜK İthal Sığır Süt Yemi 21 Prt Temiz42 TÜK İthal Koyun Süt Yemi 15 Prt Temiz43 TÜK İthal Kuru Dönem Yemi Temiz44 M.Hacı Ali Ltd İthal Mısır(Yemlik) Temiz45 Günay Ufak Çayönü Enginar Temiz46 Perican Bender Çayönü Enginar Temiz47 Hasan Çuvalcıoğlu Akçay Greyfurt Temiz48 Onbaşı İşl. Ltd. Bostancı Patates Temiz49 Gürcan Demirbilek Güzelyurt Limon Temiz50 Gülen Yarkın Güzelyurt Limon Temiz51 Düriye Diyet Uluca Güzelyurt Limon Temiz52 Hasan Vurdal Doğancı Limon Temiz53 Atalar Tarım İşl. Ltd. Doğancı Limon Temiz54 Okan Günsaya Akçay Enginar Temiz55 Gürcan Demirbilek Güzelyurt Greyfurt Temiz56 Mustafa Kavurma Güzelyurt Patates Temiz57 Şerife G. Civisilli İskele Enginar Temiz58 Ersoy Kırşan Akdoğan Enginar Temiz59 Dudu Uluerli Akdoğan Enginar Temiz60 Osman Özmındık Akdoğan Enginar Temiz61 Salime Kırşan Akdoğan Enginar Temiz62 Mehmet Ekenleroğlu İskele Enginar Temiz63 Fatma Sesigüzel İskele Enginar Temiz64 Fatma Sesigüzel İskele Enginar Temiz65 Fatma Sesigüzel İskele Enginar Temiz66 Mehmet Ekenleroğlu İskele Enginar Temiz67 Mehmet Ekenleroğlu İskele Enginar Temiz68 İsa Doğan Mağusa Domates Temiz69 Ramazan Tebelleşol Mağusa Salatalık Temiz70 Asım Öğer Mağusa Kabak Temiz71 Muhammed Çoşkun Mağusa Kabak Limit Üstü72 Muhammed Çoşkun Mağusa Patlıcan Temiz73 Muhammed Çoşkun Mağusa Kapya Biber Temiz74 Reşit Açıkgöz Mağusa Kapya Biber Limit Üstü75 Taner Turhan Aydınköy Domates Temiz76 İzzet Kızıltoprak/Nilgün Erdoğan Aydınköy Asma Yaprağı İmha77 Feramiz Pişkin Aydınköy Cehennem Topuzu Temiz78 Kemal Günsel Bostancı Domates İmha

(BRT/MAIL)

Türkiye’nin bor ihracatı 1 milyar doların üzerine çıktı

0

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Uluslararası Bor Sempozyumu’nun (BORON 2019) açılışında yaptığı konuşmada, bor madeninin mukavemet artırıcı ve alev geciktirici özellikleri yanında kanser önleyici, enerji taşıyıcı ve depolayıcı özellikleriyle 250’den fazla alanda kullanıldığını söyledi. 

Türkiye’nin dünya bor rezervinin yüzde 73’üne sahip olduğunu ifade eden Dönmez, bordan katma değeri yüksek ürünler üretilmesi için yeni bir yapılanma sürecini başlattıklarını ve “Bor Araştırma Merkezi” kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini aktardı.

Dönmez, bor alanında kalifiye eleman ihtiyacının karşılanması ve bu alandaki profesyonelliğin uluslararası standartlara çıkarılması için BOREN aracılığıyla 15 öğrenciye burs verdiklerini dile getirerek, “Bu sayı önümüzdeki yıllarda daha da artacak. Bu sene ilk defa 10 öğrencimizi her biri borla ilgili farklı alanda master yapmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerine göndereceğiz.” diye konuştu.

Borda ürün geliştirme ve ticarileştirme çalışmalarının hızla devam etiğini belirten Dönmez, “Yüksek teknoloji açısından hayati önem taşıyan elektrikli araçlar için menzil artırmaya ve uçuş süresini artırmaya yönelik bor temelli yerli yakıt pili sistemlerini de üretme noktasında belli bir noktaya geldik.” ifadesini kullandı.

“110 ülkeye bor ihraç ediyoruz”

Dönmez, borun tarım sektöründeki kullanımının da gün geçtikçe arttığını dile getirdi. Borun bitkilerin büyüme ve gelişiminde önemli rol oynadığını bildiren Dönmez, şöyle konuştu:

“Bor bitkilerin soğuklara, hastalıklara ve zararlı türlere karşı dayanıklılığını artırarak tarımsal verime önemli katkı sağlıyor. 2018’de tarımda toplam 4 bin tonun üzerinde rafine bor ürünü kullanıldı. Yaptığımız araştırmalar sonucu farklı ürünlerde bor uygulamasının yapıldığı projeler sonucunda verimde yüzde 20’lere varan artış olduğunu gözlemledik. Bunlara ilaveten yurt dışına 9 bin tonun üzerinde borlu gübre Etidot-67 ihraç ettik. Hindistan’dan Amerika’ya, Çin’den Brezilya’ya kadar geniş bir coğrafyadaki tarım sektörüne borlu gübremiz hayat verdi.”

Dönmez, geçen yıl bor ihracatının 1 milyar doların üzerine çıktığına dikkati çekerek, “Böylece ham madde satan değil, işlenmiş uç ürün ihraç eden bir konuma yükseldik. Bugün itibarıyla 110 ülkeye bor ihraç ediyoruz. Bu rekoru daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.

Yerli ve milli temizlik ürünü BORON’un da pazarda öneminin giderek arttığını belirten Dönmez, “Petrol türevleri içermeyen ve insan sağlığını birinci planda tutan BORON, milletimizden büyük ilgi gördü. Sadece birkaç ay içinde 10 bin tonun üzerinde üretim yapıldı. Yoğun talep ve ilgi nedeniyle üretim tesisimizde genişletme çalışmalarını da sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı. 

Un sektörünün büyüklüğü 25 milyar liraya ulaştı

0

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen “Uluslararası Kongre ve Sergisi” yerli ve yabancı binin üzerinde delegenin katılımıyla Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde başladı.

Bu yıl “Global Ticaret Buğday ve Lisanslı Depoculuk” ana temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan Ulusoy, sektörün hacmine bakıldığında Türkiye’nin 68 ilinde faaliyet gösteren 535 aktif un sanayicisinin, 25 milyar liralık gayrisafi hasıla ürettiğini, sektörün aktif büyüklüğünün 25 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Tarım, orman ve balıkçılık sektörünün 2018’de toplam hasılasının 213 milyar lira olduğunu hatırlatan Ulusoy, “Türkiye’nin 2014-2018 dönemindeki 5 yılda gerçekleştirdiği 74 milyar dolarlık bitkisel ürünler ihracatının tam 5 milyar dolarını da un sanayicileri gerçekleştirmiştir.” dedi.

Ulusoy, 2016’ya kadar hızla yükselen un ihracatının 3,5 milyon tonluk zirvesinden 2018’de 3,3 milyon tona düştüğünü kaydederek, her ne kadar büyük tonaj kayıpları yokmuş gibi gözükse de büyük kayıpları yeni pazarlarla kapattıklarını bildirdi.

Özellikle Yemen, Suriye ve Angola’ya yapılan ihracatın 2017’ye göre 2018’de 296 bin ton yükselmesinin, Irak pazarında yaşanan 158 bin tonluk kaybı telafi ettiğine işaret eden Ulusoy, bu nedenle, ihracattaki sorunların neler olduğunu dikkatli şekilde analiz etmenin önemli olduğunu vurguladı.

Geçen yıl eşdeğer eşya uygulamasının kaldırıldığını ve dahilde işleme rejimi dışında ihracatın geçici olarak durdurulduğunu hatırlatan Ulusoy, bunun sonucu olarak sadece ithal edilen buğdayla ihracat için üretim yapılmaya başlandığını söyledi.

Türkiye’nin 2018’de ihracatının yarısını gerçekleştirdiği Irak pazarındaki avantajının kaybolmaya başladığını vurgulayan Ulusoy, “Umut ediyoruz ki yeni sezonumuzda, yurt içi piyasalarda oluşan buğday ve undaki fiyat istikrarı kalıcı olur, böylelikle geçici olarak getirilen eşdeğer eşya sınırlaması kaldırılır.” ifadesini kullandı.

Üretimin sürdürülebilmesi için üreticinin maliyet artışlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Ulusoy, “Hasadın yaklaştığı bugünlerde, çiftçimizin yüzünü güldürecek politikalar da ön plana çıkmalı. Eğer bunu başaramazsak, uzun vadede üretim miktarımız azalır ve daha büyük enflasyon baskısıyla karşı karşıya kalabiliriz.” diye konuştu.

“Ekim alanları daraldı”

Ulusoy, Türkiye’de son 20 yılda buğday ekim alanlarında sürekli bir daralma eğilimi görüldüğünü, 2000’de 9,4 milyon hektar olan buğday ekim alanının yüzde 23 azalarak 2018’de 7,3 milyon hektara düştüğünü söyledi.

Ulusoy, ” Bu yıl bu alanın yüzde 5 daha azalması bekleniyor. Buğday fiyatının sürekli kontrol edilmesi, ancak diğer yem bitkilerinde regülasyon olmaması, fiyatın buğday aleyhine gelişmesine sebep oluyor. Özellikle kıraç arazilerde arpa, diğer arazilerde mısır pamuk gibi alternatif ürünlerin gelirinin daha yüksek olması, çiftçimizin buğday ekiminden kaçışını maalesef hızlandırıyor.” dedi.

Bu yıl yağışların iyi seyretmesi sayesinde daha yüksek bir verimle geçen seneki gibi 20 milyon tonluk bir rekolte beklediklerini belirten Ulusoy, orta vadede ekim alanlarındaki azalışı sonlandırmak zorunda olduklarına vurgu yaptı.

Buğday, un ve ekmekte, jeopolitik riskleri de göz önüne alarak, her zaman kendi kendine yeterli bir ülke olmak gerektiğini bildiren Ulusoy, halk için ekmeğin vazgeçilmez bir gıda olduğunu hatırlattı.

Tahıl piyasalarının istikrarı için lisanslı depoculukta önemli adımların atıldığına dikkati çeken Ulusoy, şöyle devam etti:

“2015’te 154 milyon lira olan ürün senedi işlem hacmi, 2018’de 2,7 milyar liraya yükseldi. Şu anda 64 lisanslı hububat deposunun toplam kapasitesi 3,4 milyon tona ulaştı. Mevcutlarla beraber 144 şirketin toplam 12 milyon tonluk lisans ön başvurusu mevcut. 12 milyon ton kapasiteye ulaştığımız günleri, inanın hayal etmesi bile çok güzel. Çünkü dünyaya liderlik ettiğimiz un pazarının yanında, tarım ürünleri ticaretinde öne çıkmamız için bu altyapıya ihtiyacımız var.”

“Tarımsal üretimin milli gelirdeki payı azalıyor”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Faik Yavuz, tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğunu belirterek, tarımsal üretimin değerinin bütün dünyada arttığını söyledi.

Yavuz, Türkiye’nin milli gelirinin 230 milyar dolardan 784 milyar dolara çıktığını kaydederek, 15 yıl önce tarımsal üretimin milli gelir içerisindeki payı yüzde 10,2 iken geçen yıl yüzde 5,7’ye düştüğünü aktardı.

Nüfus ve gelir artmasına rağmen milli gelir içerisinde tarımsal üretimin payının azaldığını aktaran Yavuz, “Son 30 yılda tarımın milli gelirden aldığı payı koruyabilseydik 150 milyar dolar değerinde bir ilave tarım ürünü üretmiş olacaktık. Bu, daha az ithalat, daha fazla ihracat, gıdanın sofraya daha ucuza gelmesi, bolluk, bereket demek.” diye konuştu.

“Stratejiye ihtiyaç var”

Yavuz, Türkiye’nin çevre coğrafyasında yaklaşık 2 milyarlık bir nüfus bulunduğunu kaydederek, “Bu 2 milyarlık nüfus yaklaşık 500 milyar dolarlık tarım, gıda ve hayvancılık ürünleri ithal ediyor. Çevremizde müthiş bir pazar var. Verimli üretebilsek satabileceğimiz müthiş bir pazar bulunuyor.” diye konuştu.

Tarım ve hayvancılıkta bütün dünyadaki fiyat artışlarının diğer ürünlerin artışına göre yüksek olduğunu dile getiren Yavuz, şu ifadeleri kullandı:

“Peki ne yapmalıyız? Tarımda yeni politikaların geliştirilmesine ihtiyaç var. Sizin de ham maddeniz olan tarımsal ürünleri, ferdi gelir sübvansiyonları ve destek alımlarıyla ayakta tutmak mümkün değil. Tarımsal destekleme üzerine yapılan tartışmaların, sadece bütçeden aktarılacak pay etrafında gelişmesi ana meselenin konuşmasını engelliyor. Verilen desteğin tarımdaki verimliliği nasıl etkilediğini tartışmak ana mesele olmalıdır.”

Yavuz, tarım sektöründe çalışanların katma değerinin Türkiye’de bin 800 dolar düzeyinde kalırken, bu rakamın Danimarka’da 52 bin 800 dolar, Japonya’da 30 bin 620 dolar, Macaristan’da da 4 bin 860 dolar düzeyinde olduğu bilgisini verdi.

Faik Yavuz, “Un sektörünün rekabet gücünü artırmak için kamu, yatırımları doğru yönlendirilmek, girdi maliyetlerini azaltacak önlemler almalı ve tarımsal üretim teşvik edilmelidir.” dedi.

Türkiye’de ekilmeyen alanları tarımsal üretim için değerlendirmek üzere bir stratejiye ihtiyaçlarının bulunduğunu dile getiren Yavuz, tarımın sorunlarının çözülmesi halinde köylerden kentlere göç eğiliminin de tersine döneceğini aktardı.

“Türkiye’de inanılmaz bir çalışma ortamı mevcut” 

Uluslararası Operasyonel Değirmenciler Birliği (IAOM) Yönetim Kurulu Başkanı Jeff Hole, Birlik’in temel hedefinin dünya çağındaki değirmencilere eğitimler vermek olduğunu belirterek, dünya genelinde Kuzey Amerika’da, Güneydoğu Asya’da, Dubai’de, Hindistan’da, Orta Doğu’da yaptıkları ve yapacakları çalışmalardan bahsetti.

Kansas Devlet Üniversitesi Tahıl Bilimi ve Endüstrisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gordon Smith, tarım teknolojileri ve değirmencilik üzerine önemli çalışmalar yaptıklarını belirterek, ABD’de benzerlerinin bulunmadığını, eğitim ve gıda sektörü açısından önemli bir rol üstlendiklerini söyledi.

Bilimi endüstri ile birleştirdiklerini, dünyanın değişik ülkeleri ile iş birliği yaptıklarını, Türkiye ile de bazı çalışmalarının bulunduğunu anlatan Smith, faaliyet gösterdikleri alanlarda yaptıkları çalışmalardan ve verdikleri eğitimlerden bahsetti. Smith, “Türkiye’ye üçüncü defa geliyorum. Burada inanılmaz bir çalışma ortamı var. Çok sayıda değirmen ziyaret ettik. Hayat boyu sürecek dostluklar edindik.” dedi.

Buğday ve lisanlı depoculuk masaya yatırılacak

Bu yıl 15’incisi düzenlenen etkinlikte, tarım ve depoculuktan global ticaret ve buğday konularına kadar pek çok konu masaya yatırılacak.

Geçen yıl 3,5 milyon ton un ihracatından 1,1 milyar dolar gelir elde ederek bu alanda 6 yıldır dünya şampiyonu olan sektörün temsilcileri, etkinlikte istişarelerde bulunarak daha fazla ihracat için neler yapabilecekleri konusunda fikir alışverişi yapacak.

Kongre kapsamında iki gün boyunca, “Tarım ve Teknoloji”, Tarım Politikaları ve Dış Ticaret”, “Lisanslı Depoculuk”, Ekonomi Politikaları ve Finans Piyasaları”, “Global Ticaret ve Buğday”, “Karadeniz Buğday Piyasaları Türev İşlemleri”, “Blokchainin Yükselişi-Buğday Ticaretine ve Finansmanına Etkileri” başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek. 

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Hakimlere saygılı olmak lazım

0

TBMM’nin 99. açılış yıl dönümü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde TBMM Şeref Salonu’nda resepsiyon verildi.

Resepsiyona MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı.

Bahçeli, YSK’nin bugünkü kararlarıyla ilgili konuştu. 

Bahçeli, “Kararlar için olumlu, olumsuz diye bir sorgulama yapmamız bu çalışmaya gölge düşürmesin. Hakimlere saygılı olmak lazım” dedi.

Washington Post: Türkiye ile ABD, Suriye’nin kuzey doğusunda ortak devriye planı üzerinde çalışıyor

0

Gazetede yayınlanan haberde, iki ülkenin Suriye’nin kuzeydoğu sınırında güvenli bölge oluşturulması konusunda müzakere yürüttüğü belirtildi.

Haberde 32 kilometrelik hatta oluşturulacak güvenli bölgede Türk ve Amerikan askerlerinin ortak devriye gezeceği bilgisi de yer aldı.

Müzakere edilen başlıklar arasında, Suriye’de terör örgütü PKK/YPG tarafından işgal edilen bölgelerden Amerikan askerlerinin çekilmesinin olduğu da belirtildi.

Washington Post haberini iki ülkeden yetkililere dayandırdı.