Ana Sayfa Blog Sayfa 8831

Özuslu: Basın özgürlüğü gazetecinin özgürlüğü değildir, hayatın özgürlüğüdür

0

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü etkinliklerini duyurmak ve yakın geçmişte yayınlanan Basın Özgürlüğü Endeksiyle ilgili düşüncelerini paylaşmak amacıyla toplantı düzenledi.

Gazeteciler Birliği Kompleksi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Birlik Başkanı Sami Özuslu, 3 Mayıs tarihinin 1993’ten beri dünyada basın özgürlüğü günü olarak kutlandığını anımsatarak, yıllardır resepsiyonla kutladıkları 3 Mayıs’ı bu yıl daha geniş etkinlikler dizisiyle kutlama kararı aldıklarını kaydetti.

Özuslu” bu yıl ilk kez Dünya basın Özgürlüğü gününü daha geniş etkinlikler dizisiyle ele alarak , bir haftalık süreye yaymış buluyoruz. Bu kararımızdaki en önemli unsur , ‘basın özgürlüğü’nün tek bir gün değil, her gün ve sadece basın camiası tarafından değil, tek tek her birey tarafından akılda tutulması, savunulması ve geliştirilmesi gerektiğine inancımızdır” dedi.

Sami Özuslu konuşmasında Basın Özgürlüğü Endeksi ilgili saptamalarını da paylaştı.

Özuslu, “ Raporda ‘Kıbrıs’ın Kuzeyi’ 2018’ göre 3 sıra yükselerek, 77’nci sıradan 74’üncü sıraya çıkmıştır. Bu sevindirici bir gelişmedir Üstelik bu gelişme 2018’e damgasını vuran Afrika Gazetesine saldırı, açılan davalar, kitap ve müzik CD’leri bahane edilerek yapılan tutuklamalar , Kıbrıs Türk medyasının finansal sorunlarla boğuştuğu ve çeşitli çıkar grupları tarafından kuşatıldığı gerçeğine rağmen sağlanmıştır. Kuzey Kıbrıs’ın basın özgürlüğü endeksinde her şeye rağmen yükselmesinin nedeni özgür basına sahip çıkan basın mensuplarının, basın örgütlerinin ve özgürlüğüne düşkün toplumun başarısıdır” dedi.

Birlik Başkanı konuşmasında devlet ve hükümet yetkililerine çağrıda da bulundu.

Özuslu,“ basınımıza sahip çıkın . Elbette bu çağrıyı yaparken basın emekçileri ve basın örgütleri olarak da basınımıza sonuna kadar sahip çıkacağımızı , meydanı özgürlüklerimize göz koyanlara bırakmayacağımızın altını çiziyorum. Lütfen unutmayalım , Basın özgürlüğü sadece gazetecinin özgürlüğü değildir . Basın özgürlüğü hayatın özgürlüğüdür” dedi. (BRT)

Ankara Uzay ve Havacılık OSB’ye ilk fabrika açıldı

0

Uzay ve Havacılık sektörüne bir fabrika daha kazandırılıyor. Ankara Uzay Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesindeki ilk fabrikanın açılışını, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir yaptı.

Demir, fabrikasının açılış töreninde yaptığı konuşmada, savunma sanayinin, yüksek düzeyde kalite ve üretim standartları gerektiren ileri teknolojilerin kullanıldığı rekabetçi bir sektör olduğunu söyledi.

Sektörde sürdürülebilirliği sağlamanın en önemli unsurlarından birinin yerlileştirme ve millileştirme oranlarının artırılması olduğuna dikkati çeken Demir, “Tedarik projeleriyle sektöre yön veren Başkanlığımız, stratejileri belirleme ve yönlendirme noktasında yayınladığı 2017-2021 Stratejik Planı ve 2018-2022 Sektörel Strateji Dokümanı’nda belirtilen esaslar doğrultusunda sektörü desteklemektedir.” diye konuştu.

Demir, Sektörel Strateji Dokümanı ile her alt sektör için stratejik amaç, hedef ve bunları gerçekleştirmek için yapılacak faaliyetlerin belirlendiğini aktardı. Sanayileşme Portalı ve Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme (EYDEP) programıyla, mükerrer yatırımların önlenmesi, yerli firma imkan ve faaliyetlerinden azami ölçüde faydalanılması ile sanayinin lig atlaması konusundaki çalışmaların devam ettiğini anlatan Demir, söz konusu portalın kullanıcı sayısının bini aştığını bildirdi.

Sanayileşme Portalı’na kayıtlı firmaların EYDEP Programı kapsamında yerinde ziyaret edildiğini anlatan Demir, bu kapsamda 200’den fazla firmanın değerlendirmeden geçtiğini kaydetti.

“MFK yolu açtı, diğer firmaları da sürükleyecek”

Demir, Savunma Sanayii Başkanlığının, Savunma Sanayi Yetenek Envanteri (YETEN) Portalı konusunda çalışmaların devam ettiğinin altını çizdi.

Savunma Sanayii Yatırım ve Geliştirme Faaliyetlerini Destekleme Programı’nın yerli sanayi kuruluşlarının desteklenmesi açısından önemine değinen Demir, şunları kaydetti:

“Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi yatırımı birazcık gecikmiş durumda. Ancak bu açılış çok önemli, MFK’ya teşekkür ediyoruz, çünkü artık yolu açtı. Türkiye’nin hassas imalat teknoloji konusunda atacağı adımla diğer firmaları da sürükleyecek. Buraya yatırım yapmak isteyen şirketleri de buraya çekmiş olacak. Bu anlamda MFK tarihi bir rol üstlenmiş durumda. Faaliyetlerin devamı anlamında Başkanlığımız, mümkün olan her türlü desteği verecek. Burada nihai ortam oluştuğunda, Türkiye’ye çağ atlatacak çok önemli faaliyetlerin olacağını göreceğiz.”

Demir, bölgede kurulacak teknopark ve mükemmeliyet merkezleriyle oluşacak sinerjinin Ankara Uzay Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ve Türkiye’nin genel sanayi ekosistemine çok önemli katkı sağlayacağını vurguladı.

HAB tahsis sayıları

Ankara Uzay Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Müdürü Gültekin Asiltürk de geçen yıl tahsisi gerçekleştirilen 24 bin 500 metrekare arazide ilk etap inşaatını tamamlayan Makine Freze Kalıp (MFK) fabrikası temsilcilerine teşekkür etti.

Bölgesinin 480 hektarı kamulaştırılmış olmak üzere 723 hektardan oluştuğunu bildiren Asiltürk, Kahramankazan’da ilk etap altyapı ihalesini kapsayan bölümdeki sanayi parsellerinin 1 milyon 50 bin metrekaresini 90 sanayiciye tahsis ettiklerini belirtti. Tahsise açılan alanda doluluk oranının yüzde 91 seviyesinde olduğunu belirten Asiltürk, OSB genelinde ise yüzde 65 seviyelerinde doluluğa ulaşıldığını vurguladı.

Makine Freze Kalıp (MFK) Genel Müdürü Muhsin Mardin ise söz konusu tesisi millete ve devlete kazandırmanın mutluluğunu dile getirdi.

Konuşmaların ardından, kurdele kesilerek fabrikanın açılışı yapıldı. Demir, fabrikayı gezerek Mardin’den bilgi aldı.

TRT

Yalova’da 2 semender türü bulundu

0

Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğünden gelen yazılı açıklamada, müdürlüğe bağlı teknik personel tarafından Balinler mevkisinde arazi çalışması yapıldığı belirtildi.

Çalışma sırasında doğulu kuzey şeritli semenderi ve Anadolu pürtüklü semenderi türlerinin tespit edildiği duyurulan açıklamada, şunlardan bahsedildi:

“Doğulu kuzey şeritli semenderi, salamandridae familyasından, 10-16 santimetre boyunda, Türkiye’nin kuzeyinde, Ermenistan’ın kuzeybatısında, Gürcistan ve Rusya’nın güneyinde yaşayan bir semender türüdür. Habitatı orman içi, orman açıklıkları, yol kenarları, su kenarları çayırlar, tarlalar bağ, bahçelerdir. Ön ve arka bacaklar arasında gümüşi şerit bulunur, karın tarafı lekesizdir. Erkekler dişilerden daha büyüktür, erkeklerinde üreme sırt ile kuyruk kristası ayrık olup sırt ve kuyruk kristası yüksek ve tırtıklıdır, sırt yüzgecinin yüksekliği 24 milimetreye kadar olabilir. Ventral koyu ve açık turuncu renktedir. Nispeten durgun ve az akan sularda yaşarlar, hatta alçak yerlerde suların daimi olması bile gerekmez, üreme devrelerini yazın kuruyan sularda da geçirebilirler. Karasal devrede deri pürtüklüdür.

Anadolu pürtüklü semenderi, 12-16 santimetre boyunda olup, yayılış alanları Marmara, Batı Karadeniz, Orta Karadeniz’dir. Vücut üzerinde siğil şeklinde kabarcıklar olduğundan bu isim verilmiştir. Bu kabarcıklar özellikle karasal dönemde çok belirgindir, üreme zamanı kesintili bir sırt ve kuyruk yüzgeci meydana gelir. Kuyruk yanlardan basıktır. Hayvanın sırt tarafı esmerdir ve bu renk yeşilimsi, grimsi kahverengimsi tonlara doğru değişebilir. Zemin renk üzerinde az ya da çok bariz siyah lekeler mevcuttur. Dişilerin sırt tarafında sarı ve ya kahverengi ince bir şerit uzanır. Karın tarafı sarı veya portakal kırmızımsıdır. Bu renk üzerinde ise koyu lekeler mevcuttur. Düşük irtifada sucul evre kış ve ilkbahar aylarını kapsar. Aralık-nisan arası sudaki lavralar haziran ayına kadar görülebilir.”

Öğrencilerin sahiplendiği köpekler fakültenin maskotu

0

Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencileri Rümeysa Eren, Batuhan Keskin, Ebrar Aykut ve Büşra Özcan…

Bu öğrenciler üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesindeki oturakların altında barınan ve soğuk hava nedeniyle aç ve bakımsız halde olan bir anne köpek ile yavrularını fark etti.

Barındıkları yerin köpek ve yavrularına uygun olmamasına üzülerek harekete geçtiler. Üniversiteli gençler, bazı kurumlarla iletişim kurarak köpeklerin battaniye, kulübe ve mama ihtiyaçlarını karşıladı.

Köpeklerin bakımlarını yapıp ihtiyaçlarını karşılıyor

Öğrencilerin bir süre burada beslediği köpekler, rahatsızlık duyan vatandaşların şikayetiyle barınağa götürüldü. Köpek ve yavrularının barınağa götürülmesine üzülen gençler, anne köpek ve yavrularının sahiplenmek için harekete geçti.

Yaptıkları görüşmelerin ardından sadece anne köpeği barınaktan alan öğrenciler, bir yavru köpeği de sahiplenmeye karar verdi.

Hazırladıkları yuvada köpekleri besleyen üniversite öğrencileri, öğrenci ve akademisyenlerin destekleriyle ders saatlerine göre köpeklerin bakımını yapıp ihtiyaçlarını karşılıyor.

Sevimliliği ve hareketli oluşundan dolayı akademisyen ve öğrencilerin ilgisinin yoğun olduğu köpekler, adeta fakültenin maskotu haline geldi.

Şıp Şıp’ın hikayesi

Öğrencilerden Rümeysa Eren, köpeklerin daha önce kötü ve soğuk yerde bulunduğunu, arkadaşlarıyla bu yeri temizleyerek düzenleyip köpeklere uygun yuvaya dönüştürdüklerini söyledi.

“Şıp Şıp” ismini verdikleri yavru köpeği sahiplenmeden önce birçok köpeğin bakımını arkadaşlarıyla yaptığını belirten Eren, “Şikayet üzerine burada beslediğimiz köpek ve yavruları barınağa götürüldü. Barınaktan sadece kısırlaştırılmış şekilde anne köpeği alabildik, yavruları alamadık” dedi.

Eren, barınaktan anne köpeğin yanı sıra “Şıp Şıp”ı da aldıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Şıp Şıp’ın hikayesi var. O gün çok yağmur yağıyordu ve etraf çamurluydu. Köpekler kafesin diğer tarafına yapışmıştı ama Şıp Şıp bize doğru koştu. Muhtemelen yeni gelmişti. Yağmurun altında koşup ‘şıp şıp’ sesi çıkartarak gelmişti ve ondan dolayı ismi Şıp Şıp oldu. Alıp getirdik, çamurluydu. İlk başta yıkayıp veterinere götürdük. Burada ilk aşısını ve iç, dış parazit aşısını oldu. Sonra hazırladığımız yuvaya getirerek beslemeye başladık.”

Köpeklerin üniversitenin maskotu haline geldiğini anlatan Eren, şunları söyledi:

“Köpekleri öğrenciler çok seviyor. Gün içerisinde dersimizden önce buruya gelerek kontrol ediyoruz. Yemeğini suyunu bırakıp havalar güzel olduğunda gezdiriyoruz. Bunun yanı sıra etraftaki başka köpeklere de bakıyoruz. İyi olduklarını gördükten sonda dersimize gidiyoruz.”

İstanbul’daki camilere mahyalar asılmaya başlandı

0

Mahya ustası Kahraman Yıldız ve ekibi sabah saatlerinde Süleymaniye Camii’ne gitti.

Ramazanın ilk günü “Ramazan sevgidir” yazacağı, sonrasında değişik yazıların yer alacağı belirtilen mahyanın 2 minare arasına yerleştirilmesi için çalışma yapıldı.

Mahya ustası Kahraman Yıldız, hazırladıkları mahyaları İstanbul’daki camilere asmaya başladıklarını söyledi.

Bu yıl ramazanın temasının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ”infak” olarak belirlendiğini, ay boyunca bu konunun işleneceğini belirten Yıldız, şöyle konuştu:

”Bu konu hakkında yazılar yazılacak ama ilk yazacağımız yazılar her yıl klasik yazılardır. ‘Hoş Geldin 11 Ayın Sultanı’, ‘Oruç Tut Sıhhat Bul’ gibi yazılar ilk sözlerimiz olacak ama her camide sözler farklı olacak. Dün mahya asma işine Eyüp Sultan’da başladık. Bugün Süleymaniye Camii’ndeyiz. Yarın Eminönü Yeni Camii’nde devam ederek İstanbul’daki 6 camiye mahya takma işlemini tamamlacağız. Ardından Edirne’de Selimiye Camii’ne, sonrasında da Bursa’da Ulu Camii’ye mahya asacağız. Mahya sanatı çok eski bir sanattır. Biz de bu geleceği sürdürmeye devam ediyoruz.”

İstanbul’da mahyalar ilk teravih namazıyla ışıklandırılacak.

AB’de kamu borcunun GSYH’ye oranı düştü

0

Avrupa Birliği’nde (AB) kamu borcunun GSYH’ye oranı, 2018’in dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre azalarak yüzde 80 oldu.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, 28 üyeli AB’de yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 81 olan kamu borcunun GSYH’ye oranı, dördüncü çeyrekte yüzde 80’e geriledi.

Avro Bölgesi’nde ise kamu borcunun GSYH’ye oranı, aynı dönemde yüzde 86,4’ten 85,1’e düştü.

AB üyesi ülkeler arasında yılın dördüncü çeyreğinde kamu borcunun GSYH’ye oranının en fazla olduğu ülke yüzde 181,1 ile Yunanistan olarak belirlendi. Yunanistan’ı, yüzde 132,2 ile İtalya, yüzde 121,5 ile Portekiz, yüzde 102,5 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve yüzde 102 ile Belçika izledi.

Söz konusu dönemde kamu borcunun GSYH’ye oranının en az olduğu ülke ise yüzde 8,4 ile Estonya, yüzde 21,4 ile Lüksemburg ve yüzde 22,6 ile Bulgaristan oldu.

(BRT/TAK)

“Hafter güçleri geldikleri yere dönmeden ateşkesi konuşmayacağız”

0

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birlikleri başkent Trablus’u ele geçirmek için saldıran General Halife Hafter güçleri karşısında ilerleme sağlarken, UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, saldıran güçler geldikleri yere dönmeden herhangi bir ateşkes talepleri olmayacağını belitti.

Ulusal Mutabakat Hükümeti Sözcüsü Muhanned Yunus, Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac adına yaptığı açıklamada, Fayiz es-Serrac’ın “Saldırgan güçler geldiği yere dönmeden önce siyasi çözüm veya ateşkesten konuşmayı” reddettiğini söyledi.

Sözcü Muhanned Yunus, Fayiz es-Serrac’ın “Başkanlık Konseyinin saldırgan güçleri geldikleri yere gönderme konusundaki konumu kesin ve ilan edilmiştir” dediğini aktardı.

Muhanned Yunus, Başkanlık Konseyi Başkanı’nın Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Fatou Bensouda’ya gönderdiği mesajın “Sivillere saldıran ve sivil kurumları hedef alan güçlerin işlediği suçları ve ihlalleri belgelemek” amacını taşıdığını vurguladı.

UMH birlikleri cephelerde ilerlemeye devam ediyor

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti birliklerinin General Halife Hafter’e bağlı güçler karşısında ilerlemesi devam ediyor.

UMH birlikleri, başkent Trablus’un güneyindeki Geryan kasabasına birkaç kilometre uzaklıktaki Hira bölgesini General Halife Hafter’e bağlı güçlerden alarak, bölgede kontrolü sağladı. 

Es-Sebia, Suk es-Sebt ve El-Aziziye’de de kontrol sağlanmıştı

UMH birlikleri tarafından dün yapılan yazılı yapılan açıklamada, General Hafter güçleriyle şiddetli çatışmaların yaşandığı Uluslararası Trablus Havalimanı’nın birkaç kilometre güneyindeki Es-Sebia ve Suk es-Sebt bölgelerinin büyük kısmında kontrolün sağlandığı belirtilmişti.

Aynı gün UMH, General Halife Hafter’e bağlı güçlerin başkent Trablus’un güney banliyölerine saldırı için koridor olarak kullandığı El-Aziziye bölgesinde kontrolü sağladığını açıklamıştı.

Hafter Trablus’a saldırmıştı

Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri General Hafter, başkent Trablus’u ele geçirmek için 4 Nisan’da saldırı emri vermiş, bunun üzerine UMH birlikleri de “Burkan el-Gadab” operasyonunu başlatmıştı.

Meşruiyet krizinin 2011 yılından bu yana sürdüğü Libya’da uluslararası tanınırlığa sahip UMH birlikleri ile Hafter’e bağlı güçler arasındaki çatışmalar yaklaşık 3 haftadır sürüyor.

Gara bölgesindeki terör hedefleri vuruldu

0

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Irak kuzeyindeki Gara bölgesine hava harekatı düzenlendi.

Harekatta, PKK bölücü terör örgütü tarafından silah mevzii, barınak, sığınak ve mühimmat deposu olarak kullanılan hedefler imha edildi.

 

 

Kazada yaralananların kimlikleri belli oldu

0

Polis Basın Subaylığı’ndan alınan bilgiye göre bu sabah saat 09:40 sıralarında, Lefkoşa-Girne Anayolu Bulut İnşaat önlerinde, Yasin ER (E-28), yönetimindeki KS 824 plakalı araç ile Girne istikametine doğru seyrettiği sırada orta refuje çarpıp karşı şeride geçmesi sonucu o esnada karşı istikametten gelmekte olan Hilmi Çelebioğlu (E-24) yönetimindeki HC 688 plakalı araçla çarpışmışlardır.

Kaza sonucu yaralanan her iki araç sürücüsü ile KS 824 plakalı araçta yolcu olarak bulunan Şahin Sevimli (E-29) ve HC 688 plakalı araçta yolcu olarak bulunan Sercan Hallaç (E-23) kaldırıldıkları Lefkoşa Dr Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde tedavileri halen sürüyor.

Akıncı, Ahmet Sami Topcan’ın hayatını konu alan belgeselin gösterimine katıldı

1

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, eşi Meral Akıncı ile Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun (KTFF) kurucu başkanı merhum Ahmet Sami Topcan’ın hayatını konu alan belgeselin gösterimine katıldı.102 dakika ve iki bölümden oluşan belgeselde, Cumhurbaşkanı Akıncı da Topcan’la ilgili düşünce ve anılarını paylaştı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’ndeki gösterim öncesinde konuşan Cumhurbaşkanı Akıncı, belgeseli, Kıbrıs Türk halkının tarihsel bir kesiti olarak görmek gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Ahmet Sami Topcan’ı sevgi saygı ile anarak sözlerime başlamak istiyorum” diyerek, belgesel çalışmasından dolayı aileyi ve yönetmen Tolgay Tarıman’ı kutladı.

Belgeselde sadece Ahmet Sami Topcan’ın hayatı olmayacağını, Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel bir kesitinin de görüleceğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Çünkü, sömürge döneminden başlayarak 1960 Cumhuriyeti, ondan sonraki dönemler, 1974 ve sonrasında Kıbrıs Türk Federe Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uzanan bir süreci yaşamış bir kimlikten söz ediyoruz” dedi.

Ahmet Sami Topcan’ın sadece spor alanında 10 kadar farklı görev yaptığına, kamuda da birçok görevler üstlendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Spor alanında yaptıklarının ötesinde çok çeşitli sahalarda hizmet vermiş, çok değerli bir şahsiyetten bahsediyoruz. O nedenle olaya baktığımızda, gerçekten bu konuyu Kıbrıs Türk halkının tarihsel kesiti olarak görmek gerekir” diye konuştu.

Belgeselin ikincisinin de yapılması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel birikimine ikinci bir belgesel de katkı yapabilir diye düşünüyorum” dedi.

Ahmet Sami Topcan’ı karşısındakinde saygı uyandıran, disiplinli, işini bilen, dürüst, çalışkan bir kimlik olarak tanıdığını anlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle konuştu:

“Bir kaç tane lisan bilen iyi bir bürokrat. Onun görev yaptığı dönemde liyakate dayalı, bilgiye dayalı, gerçekten atamaların o çerçevede yapıldığı dönemler idi. Ondan sonra, 1980’li yılların ortalarından itibaren bozuldu. Üzüntü vericidir, siyasetimizin içine girdiği koşullar bunu bozdu. Liyakat, bilgi, görgü, deneyim, tecrübe artık çok fazla kaale alınmamaya başladı. Siyasi kimlikler öne çıkmaya başladı. Üçlü kararname süreci maalesef işi çığırından çıkardı. Yeri gelmişken söyleyeyim; şimdi bir kamu reformu çabası var, belki uzun yıllar bir kayıptan sonra en azından yeniden liyakate, bilgiye, görgüye, tecrübeye dayalı bir yeni kamu düzeni bu ülkede kurabiliriz. Bu temenni ile sözlerimi bitiriyorum. Bir kez daha kendisini sevgiyle, rahmetle anıyorum.”

Konuşmaların ardından, belgesel izlendi. (BRT/CB)