Ana Sayfa Blog Sayfa 8873

Bahçeli: MHP’nin oy oranı 18.81’dir, 1881 de Atatürk’ün doğum günüdür

0
Bahçeli: MHP'nin oy oranı 18.81'dir, 1881 de Atatürk'ün doğum günüdür

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Antalya kampında konuşuyor. 

Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

-Belediye haksız kazanç kapısı değildir. Belediye dar kadroculuk, beleşcilik, beş yıllık saltanat değildir. Allah korkusu olmayan belediye yönetimlerinin sonu karanlıktır. İkbal düşkünü değil siyasi iffet düşkünü olmak lazımdır. 

-Biz bu ülkeyi karşılık beklemeden sevdik. Vurgun yemedik dur durak demedik. Milli bekamıza başımızı koyduk. Türk İslam ülküsünün hedefleriyle bilendik. Taş göz üstüne dedik, hiç sızlanmadık, sitem etmedik. Gün geldi mağduriyet, mahkumiyet dedik, seve seve katlandık, ne yapalım kaderimiz budur dedik için için ağladık.

-Uzak hedefleri kucaklayan hayal gibi ülkelerin peşinden koşanlar gönlü vicdanı heyecanı büyük olan dava adamlarıdır. Dava adamlarının dilinde imkansız diye bir şey yoktu.

-MHP’nin oy oranı 18.81’dir, 1881 de Atatürk’ün doğum günüdür.

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi şehit etti

0
İsrail güçleri Batı Şeriada bir Filistinliyi şehit etti

İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Nablus kentinin güneyindeki Zatara (Tapuah) kontrol noktasında bıçaklı saldırı girişiminde bulunduğu ileri sürülen Filistinli bir genç, bölgede bulunan İsrail güçleri tarafından vuruldu.

Açılan ateş sonucu ağır yaralanan ve 20 yaşında olduğu belirtilen Filistinli kısa süre sonra olay yerinde şehit olurken, İsrail güçlerinden yaralanan olmadığı ifade edildi.

İsrail güçleri Filistinlilere yönelik ihlallerini sürdürüyor

İsrail güçleri, “bıçaklı saldırı girişimi” veya “araçla ezme girişimi” iddiasıyla Filistinlilere yönelik ihlallerini sürdürürken, insan hakları örgütleri İsrail’i Filistinlilere karşı yargısız infaz yapmakla suçluyor.

Kaynak: AA

Bebeklerin ölümüne neden olan ana kucağı piyasadan geri çekildi

0
Bebeklerin ölümüne neden olan ana kucağı piyasadan geri çekildi

ABD’li oyuncak üreticisi Fisher Price tüm dünyada piyasaya sürülen “Rock’n Play Sleeper” model ana kucağını geri çekmeye karar verdi. Almanya’da da satılan ve metal bir iskelete sahip olan model, elektronik olarak salınım yaratıyor. Araç sallama ve dinlendirici müzik ile bebeklerin daha kolay uykuya dalmasını sağlıyor.

Aracın geri çekilmesine 2009 yılından bu yana en az 32 bebeğin bu araç içerisinde ölmesinin neden olduğu belirtiliyor. ABD Tüketici Ürün Güvenliği Komisyonu (CPSC) Cuma günü yaptığı açıklamada “Rock’n Play Sleepers içinde bebekler denetimsiz haldeyken sırt üstünden yana ya da karınlarının üzerine döndüklerinde bebek ölümleri meydana gelmiştir” açıklaması yapmıştı. Bebeklerin kemerlerinin takılı olmaması halinde dönüp yüz üstü yatmaları halinde tekrar geri dönemedikleri ve nefessiz kaldıkları belirtiliyor.

ABD’li çocuk doktorları örgütü Pediyatri (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları) Amerikan Akademisi çarşamba günü bebek salıncaklarının kullanımı konusunda uyarıda bulunmuş ve CPSC’yi şüpheli görülen tüm modelleri geri çekmeye çağırmıştı. AAP’den yapılan açıklamada ailelerden de bu araçları kullanmamaları istenmişti.

Fisher Price Twitter ve internet sayfası üzerinden yaptığı açıklamada geri çekme kararının “gönüllü olarak alınmış bir tedbir” olduğunu ifade etti. CSPC ile işbirliği içinde olduklarını duyuran şirket çocuk güvenliğinin en üst öncelikleri olduğunu açıkladı.

Fisher Price ve CPSC daha önce yaptıkları açıklamalarda da tüketicilere üç aydan büyük ya da kendi kendine dönebilecek hale gelen bebeklerde aracın kullanılmaması çağrısı yapmıştı. Her iki kurum da tüketicilere bebeklerin uyudukları yerlere yastık, pelüş hayvanları, örtü vb. koymamaları konusunda uyarmıştı.

Söz konusu model bebek salıncakları Almanya’da da piyasada ancak ne kadar satıldıkları konusunda bir veri bulunmuyor. Fisher Price ürünleri Türkiye’de gittigidiyor.com adlı alışveriş sitesi üzerinden satılıyor.

18 yaşının altındaki gençlere alkollü içki sattı, yasal işlem başlatıldı

0
18 yaşının altındaki gençlere alkollü içki sattı, yasal işlem başlatıldı

Polis önceki gün Yeni Erenköy’de faaliyet gösteren bir markette çalışan A.K.’nin (K-22), 18 yaşından küçük 3 şahsa alkollü içki sattığının tespit edildiğini bildirdi.

Market çalışanı genç hakkında yasal işlem başlatılırken, soruşturma devam ediyor.

mha

Türkiye basın özgürlüğünde küme düşmeye oynuyor

0
Türkiye basın özgürlüğünde küme düşmeye oynuyor

Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü 2019 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayımladı. Türkiye listede 157’nci sırada. Türkiye 2018 yılında da 180 ülke arasında 157’nci sırada yer almıştı.

RSF, “en büyük medya grubunun hükümet yanlısı bir holding tarafından satın alındığı Türkiye’de kalan birkaç eleştirel yayın organının üzerindeki baskının da sürdüğünü” belirtti. Raporda, “dünyada en fazla profesyonel gazetecinin hapiste olduğu ülke konumundaki Türkiye’nin sistematik olarak önleyici gözaltıya ve bazen müebbete kadar varan uzun hapis cezalarına başvurduğu” ifade edildi.

“Yargılama öncesi cezaevinde bir yıldan fazla zaman geçirmenin yeni bir norm olduğunun” aktarıldığı raporda, RSF’nin Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu’nun da kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma eylemine katıldığı için “terör propangadası” yapmakla suçlandığı hatılatıldı.

“Sosyal medyada ‘like’ yapan hapse atılıyor”

Cumhurbaşkanlığı sistemindeki Yeni Türkiye’de, hukukun üstünlüğünün “kaybolan bir hatıra” olduğunu belirten Sınır Tanımayan Gazeteciler’in raporunda, “Her yıl binlerce yazıya internette erişimi engelleyen ve insanları sosyal medyada yaptıkları bir ‘like’ (beğenme) nedeniyle hapse atan Ankara, artık bununla da yetinmeyerek video paylaşım sitelerini de kontrol altına almaya çalışıyor” denildi.

Raporda ayrıca Türkiye’nin “Cennet Belgeleri” konusunda yaptığı haberler nedeniyle bir gazeteci hakkında dava açılan tek ülke olduğu ifade edildi. Gazeteci Pelin Ünker’in bu kapsamda 13 ay hapse mahkûm edildiği ve ağır para cezasına çarptırıldığı belirtilen raporda, bu davanın, araştırmacı gazeteciliğin nasıl cezalandırıldığına dair çok sayıda örnekten sadece biri olduğu ifade edildi.

İlk üçte İskandinav ülkeleri var

2019 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde bu yıl da ilk sıradaki ülke değişmedi: Norveç. Norveç’i Finlandiya ve İsveç izledi.

Listenin son sırasında ise Türkmenistan yer aldı. 2017 ve 2018 yıllarında son sırada olan Kuzey Kore bu kez 179’uncu basamakta yer aldı.

RSF raporunda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin Suudi Arabistan’ın endeksteki yerini de kaçınılmaz olarak etkilediği ifade edildi. Bu yılki endekste üç basamak gerileyen Suudi Arabistan, 172’nci sıraya inerek son 10 ülke arasına girdi.

Suudi gazeteci Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmüştü. Raporda, “Kaşıkçı’yı öldürmekle suçlanan şüphelilerin Suudi Arabistan’da şeffaflıktan uzak bir şekilde yargılanmaları, büyük olasılıkla bu cinayete karışmış olan en üst düzey (Suudi) yetkililerin ceza almadan kurtulacağı izlenimi veriyor” denildi.

RSF, Kaşıkçı cinayetine ilişkin bağımsız bir uluslararası soruşturma başlatılması için çağrısını yineledi.

14 yaşındaki iki kız çocuğu 9 kişiyi öldürmeyi planlamaktan gözaltında

0
14 yaşındaki iki kız çocuğu 9 kişiyi öldürmeyi planlamaktan gözaltında

Avon Park Ortaokulu’nun öğrencisi olan zanlıların, bir öğretmenlerinin cinayet planlarının detaylarının yer aldığı bir dosyayı bulmasının ardından gözaltına alındıkları belirtildi.

Sekiz sayfalık notlarda, kız çocuklarının nasıl silah bulacaklarını ve cesetlerden nasıl kurtulacaklarını planladıkları kaydedildi.

Zanlıların mahkeye çıkartılmak üzere gözaltında tutuldukları ve dokuz cinayet planlama ve üç adam kaçırma için komplo suçlamasıyla karşılaşcakları bildirildi.

Dosyayı bulan öğretmenin, kız çocuklarının “kaygıyla” dosyayı aradıklarını ve birinin diğerine “Beni çağırırlarsa ya da dosyayı bulmuşlarsa, sadece bir şaka olduğunu iddia edeceğim” dediğini iddia ettiği vurgulandı.

Öğretmenin daha sonra üzerinde “Mahrem bilgi”, “Açmayın” ve “11/9 Projesi” yazılı etiketler yer alan dosyayı bulduğu belirtildi.

NBC televizyonunun haberine göre, dosyanın içinde bir isim listesi ve cinayetlerin nasıl işleneceğini anlatan detaylar bulundu.

Belgelerde, ateşli silahlar edinmek ve kurbanlarının cesetlerini yakıp, gömmekten bahsedildiği söyleniyor.

Planlarda “TIRNAK YOK” ve “Kıyafetleri giydiğimiz andan itibaren saç görünmeyecek” gibi ifadeler eyer alıyor.

Polis yetkilisi Scott Dressel “Şaka olduğunu düşünmeleri önemli değil. Böyle bir şeyin şakası olmaz. İnsanları öldürmek konusunda şaka yapılmaz.” dedi.

Erhürman, Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı ile ilgili Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nda düzenlenen değerlendirme toplantısına katıldı

0
Erhürman, Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı ile ilgili Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nda düzenlenen değerlendirme toplantısına katıldı

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden verilen bilgiye göre, toplantıda birçok sivil toplum örgütü yetkilisi ve iş insanının yanı sıra Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile bazı milletvekilleri ve bürokratlar da yer aldı. 

Konuşmalar ve sunumun ardından söz alan Başbakan Erhürman, hem yasa tasarısının içeriğine ilişkin tartışmalara, hem de sivil toplum örgütlerinin yasa tasarısıyla ilgili önerilerine değindi. 

Başbakan Erhürman, konu ile ilgili benzer toplantıları sendikalarla da yaptıklarını söyledi.
 
“ÖNCELİKLE BOZULANLARI DÜZELTMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Sendikalarla yapılan toplantılarda da konuyla ilgili eleştiri ve önerileri dinlediklerini ve not ettiklerini belirten Erhürman, bu iki toplantı sonucunda kendisini sevindiren hususun eleştirilen veya önerilen maddelerin sayısının çok fazla olmaması olduğunu kaydetti.  

“Bu denli hacimli bir metnin içerisinde eleştiri konusu olan veya ekstra öneri gerektirdiği düşünülen maddelerin sayısı bu kadarla sınırlıysa bu işi hızla ileriye taşıyabileceğimizi ve sonuçlandırabileceğimizi düşünüyorum” diye konuşan Başbakan, şu anda üzerinde ayrışma olan noktalarda da esas sıkıntının birkaç konuyla ilgili göründüğünü, bunların da gerek komite çalışmalarından önce gerekse komite çalışmaları sırasında aşılması için çaba gösterileceğini belirtti. 

Kamu Görevlileri Yasasını olabildiğince geniş bir tartışma ve konsensüsle hayata geçirmenin önemli olduğunu belirten Başbakan Erhürman, konuşmasına şu şekilde devam etti: 

“2019 yılından çok daha önce tespit edilen bu ihtiyacın, neden hala sonuçlandırılamadığı sorusu bu tartışmaları yaparken önemli bir sorudur. Çünkü neyi düzeltmeye çalıştığımızı anlamak için neden buna ihtiyaç duyduğumuz sorusuna yanıt vermemiz gerekiyor. 2019 yılı itibarıyla ‘kamu reformunu’ konuşuyoruz ama ortaya konulan çabanın çok önemli bir kısmı aslında süreç içerisinde bozulan birtakım şeyleri düzeltmeye yöneliktir. Çünkü daha önceki mevzuatın sağladığı olanaklar hor kullanılarak kamu içerisinde çok ciddi anomaliler yaratıldı. Kamuda statüleri farklı olmasına rağmen, yaptıkları iş aynı olan çalışanlar vardır. Geçici memurlar var, geçici işçiler var, işçiler var, kamu görevlileri var, Özelleştirme Yasasından gelenler var. Bunların her birinin farklı farklı statüleri vardır. Ama o statülerin gerektirdiği işlevler mi yapılıyor sorusunun cevabı maalesef ‘evet’ değil. Bunun yanında 47/2010 sayılı yasa dolayısıyla ortaya çıkan bir başka farklılık vardır.”

“GEÇİCİ İŞÇİ OLUP MEMURLA AYNI İŞİ YAPANLAR VAR”

Bu kadar farklı statüde insanın kamuda hep birlikte çalışıp hep birlikte bir şey üretmek için uğraştığını ifade eden Erhürman, bu noktada ortaya çıkan anomaliyi şu örnekle anlattı:

“Mesela düşünün ki bir bakanlıkta iki masa yan yana duruyor. O masalarda iki ayrı kişi oturuyor. Bunlardan biri kamu görevlisi statüsünde, diğer geçici işçi statüsünde… Geçici işçi statüsünde olan da aynı işi yapıyor, kamu görevlisi statüsünde olan da aynı işi yapıyor. Bu aslında Anayasa’mıza göre de mümkün değildir. Çünkü Anayasa’ya göre devletin genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler sadece kamu görevlileri eliyle yerine getirilebilir. Geçici işçi bunu yapamaz. Ama fiilen aynı işi yapıyorlar. Fiilen orada aynı işi yapıyorlar ama örneğin geçici işçi statüsünde olan kişi aynı zamanda 1 Mayıs ödeneği alıyor. Aynı zamanda bayramlık alıyor. Kamu görevlisi statüsünde olanın siyaset yasağı vardır. Hiçbir şekilde siyasi partiye üye olamıyor. Ama geçici işçi statüsünde olan siyasi partiye üye de olabiliyor, ocak örgütü başkanı da olabiliyor. Ama Anayasa’ya baktığımızda kamu görevlilerinin siyaset yasağına tabi olduğunu görüyoruz”.

Normal şartlarda her ülkenin geçici işçi statüsüne ihtiyaç duyabileceğini belirten Erhürman ancak bu doğru kullanılmaz ve partizanca yapılacak istihdamların aracına dönüştürülürse bugün yaşananlara benzer anomalilerin ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. 

“KAMU GÖREVLİLERİNİN İŞİNİ GEÇİCİ İŞÇİLER YAPIYOR”

Başbakan Tufan Erhürman konuyla ilgili konuşmasına şu şekilde devam etti:

 “Ülkemizde geçici işçi statüsü uygulamada kalıcı hale getirildi. Geçici memur statüsünü mevzuattan çıkardık ancak geçici işçi statüsü partizanca istihdamların aracı olarak kullanılmaya devam etti. Kadrolu kamu görevlileri Kamu Hizmeti Komisyonu’nun münhal ve sınavları ile istihdam edildiği için zaman zaman hükümetler kadrolu kamu görevlisi yerine geçici işçi istihdam etmeyi tercih etmeye başladılar. Bu kadar çok geçici işçi alınmasının ve kadrolu kamu görevlisi istihdamından kaçınılmasının sonucu da asıl ve sürekli kamu hizmetlerini düzenli bir biçimde yürütmek için geçici işçilerden yararlanmak zorunda kalınması oldu. Bu durumda geçici işçiler aslında Anayasa’ya göre yapamayacakları bazı işleri fiilen yapar duruma geldiler ve bugün önümüze düzeltilmesi gereken bir anomali çıktı.”

“KÜLTÜREL DEFORMASYONLA DA MÜCADELE EDİLMESİ GEREKİYOR”

Başbakan Tufan Erhürman, “Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı” metninin süreç içerisinde yaratılan anomalileri çok büyük ölçüde çözmeye odaklanmış bir metin olduğunu söyledi. 

Kamu reformunun ise sadece mevzuatla ilgili olmadığına dikkat çeken Başbakan, kamudaki kültürel deformasyonla da mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti. 

Kamuda hizmet içi eğitimin de geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Erhürman, kamudaki denetim, disiplin ve performans değerlendirmelerine de değindi ve şöyle konuştu:

“Ülkemizde performans değerlendirmelerinin objektif bir biçimde yapılabildiğini söylemek maalesef mümkün değil. Performans değerlendirmeleri çok büyük oranda olumlu ve aslında bunları gerçek değerlendirmeler olarak kabul etmek son derece zor. Bunun, içinde yaşadığımız toplumla da ilgisi vardır. Küçük bir toplumuz. Herkes birbirinin akrabası veya arkadaşıdır. Kimilerine önemsiz görünebilir ama bunlar çok ciddi sosyolojik meselelerdir. Bunları aşmak gerçekten ciddi uğraş gerektirir. Çünkü insanlar bu kadar küçük toplumda her gün bir yerde yüz yüze gelirken birisine performansında düşük puan verip de bunun sorumluluğunu taşımayı istemeyebilirler. Bu da çok anlaşılmayacak bir şey değildir. Ama anlamak başka bir şeydir, kabul etmek başka. ‘Anlıyorum ama kabul etmiyorum’ diyerek değişimin önünü açmak zorundayız”.
 
E-DEVLET’İN YAYGINLAŞMASIYLA İŞLER HIZLANACAK VE OBJEKTİFLEŞECEK

Gerçek anlamdaki kamu reformunun en önemli unsurlarından birinin teknoloji olduğunu söyleyen Başbakan, kamunun teknolojiye ayak uydurması gerektiğini, e-devletin yaygınlaşmasıyla işlerin hızlanacağını ve birtakım işlerin daha objektif yapılmasının sağlanacağını dile getirdi. 

Başbakan Tufan Erhürman, “Kamu Görevlileri Yasa Tasarısının” sihirli bir değnek olmadığını, kamunun tam olarak istenilen seviyeye ulaşması için kat edilmesi gereken daha çok yol olduğunu belirtti. 

Kamuda bazı mevkilerin dışarıya da açılmasının ve yapılacak sınavlarda kamunun içinden ve dışından belli nitelikleri ve tecrübeyi haiz insanların yarışmasının sağlanmasının önemli olduğuna değinen Erhürman, bu değişikliğin kamuya yıllarını veren insanlara bir haksızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, sonuç olarak bir sınavın yapılacağını ve dışarıdan gelenlerde sınavın dışında şartların da aranacağını söyledi. 
 
“ÖNEMLİ OLAN, SİYASİ RENGİN HİZMET SUNUMUNA BULAŞMAMASIDIR”

Kamu görevlilerine siyaset yasağı meselesi ile ilgili görüşlerini de paylaşan Erhürman, ülkede kamu görevlilerine siyaset yasağı konsa da herkesin siyasi renginin belli olduğunu ve bu küçük toplumda herkesin bunu bildiğini, önemli olan noktanın siyasi rengin hizmet sunumuna bulaşmamasını ve tarafsızlığı zedelememesini sağlayacak bir kültürün oluşmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. 

Gerek yapılan sunumdan gerekse de sendikalarla yapılan toplantıdan böylesi hacimli bir yasa tasarısı üzerinde ayrışma noktalarının az sayıda konuya yoğunlaştığını görmekten mutlu olduğunu ifade eden Erhürman “Dolayısıyla bu iş belli ki olacak. Bu işin olmaması için sebep yoktur. Diyalog sürecini yoğunlaştırarak ayrışma noktalarını da tüketmeye çalışacağız. Elbette anlaşamadığımız noktalar olabilir, bir dirençle de karşılaşılabilir ancak önemli olan gerekçeli bir biçimde, akıl yoluyla tüm sorunlara birlikte çözüm aranmasının sağlanmasıdır” dedi. 

Başbakan Erhürman, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Bu adımı takip etmesi gereken başka önemli adımlar da atılmalı ve bütünsel bir reform hayata geçmelidir. Bu bir süreçtir. Bu süreç içerisinde kafa kafaya, omuz omuza vermemiz gerekiyor. Çünkü onlarca yıl içerisinde yaratılmış gerek kültürel gerek mevzuat açısından bir anomaliye omuz atıp devirmeye çalışıyoruz. Bu meseleye halkın tüm kesimleriyle birlikte sahip çıkmamız gerekir”. 

İSTİKRAR VE BAŞKANLIK SİSTEMİ 

Başbakan Erhürman, konuşmasının ardından sorulan sorulara da yanıt verdi. Ülkede siyasi istikrarın nasıl sağlanabileceği yönünde sorulan soruya Başbakan Erhürman şu ifadelerle cevap verdi:

“Hükümetlerin uzun ömürlü olması özellikle bizimki gibi köklü reformların yapılması gereken ülkelerde elbette önemlidir. Hükümetler önlerini görebilmelidir ki, uzun erimli işlere girişebilsinler ve bu işleri görev süreleri içerisinde tamamlayabilsinler. 

Bu yöndeki tartışma doğal olarak her zaman ‘başkanlık sistemi’ ile ilgili soruları da içeriğinde taşır. Ben kendi adıma başkanlık sisteminin tartışılmasına hiçbir zaman kapalı olmadım. Yalnız şunu vurguladım her zaman. Örneğin Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı kamudaki tüm sorunları bir günde çözemeyeceği gibi, başkanlık sistemi de öyle bir sistem değil ki gelsin ve tüm sorunları çözsün. Bu konuda üzerinde çalıştığım uygulamalar bana gösterdi ki parlamenter sistemden kaynaklanan bazı sıkıntılar olabileceği gibi başkanlık sisteminden kaynaklanan bazı sıkıntılar da olabilir. Hatta bazı koşullarda başkanlık sistemi parlamenter sisteme oranla daha fazla anomali de yaratabilir. 

Örneğin başkanlık sistemine ilişkin kültürün oluşmadığı ve iki partili sistemin de bulunmadığı bir ülkede, parlamentodaki çoğunluğu başka bir parti ya da partiler, yürütmeyi başka bir parti kazandıysa sistemin kilitlenmesi gündeme gelebilir. Bunu parlamenter sistemin başkanlık sisteminden daha iyi olduğunu belirtmek için söylemiyorum. Başkanlık sisteminin de kendi içinde bir takım sıkıntı ihtimalleri taşıdığını göstermek için söylüyorum. Ama başkanlık sistemini tüm boyutları ve tüm ihtimalleriyle ele alıp, bu ülkeye uygun, sorunlarımızın çözülmesine katkıda bulunacak bir model üretebilir miyiz diye tartışacaksak elbette böyle bir tartışmaya açığım”. 

 

Su içmenin faydaları nelerdir?

0
Su içmenin faydaları nelerdir?

Uzmanların günde 2 veya 2.5 litre tüketilmesi konusunda uyarılarda bulunduğu su, insan vücudunun olmazsa olmazlarından. Su, yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğu vücudumuz için hayati derecede önem taşır. Çünkü bu mucizevi içecek, vücudumuzun sağlıklı bir biçimde işlevlerini yerine getirmesini sağlar. Vücuttaki tüm hücre ve dokuların beslenmesinden, zararlı maddelerin vücuttan atılmasına kadar birçok faydası olduğu biliniyor. İşte, suyun insan sağlığı için faydalarına dair detaylar…

SUYUN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ FAYDALARI

Düzenli olarak su içmeye başladığınızda sindirim sisteminiz iyileşmeye başlar. Su, yediğiniz besinlerin parçalanmasına yardımcı olarak, sindirim sisteminin mükemmel çalışmasını sağlar.

Yumuşak ve parlak saçlara kavuşmak için su için. Su, saç köklerindeki sinir uçlarını aktif hale getirir. Uzamasına da yardımcı olur.

Su, vücuttan toksinlerin atılmasını hızlandırdığı için yaşlanmayı yavaşlatır. Cilt hücrelerini tamir ederek, cildin esnekliğini arttırır bu da cildin daha parlak ve daha canlı görünmesiyle sonuçlanır.

Yeterli su tüketimi; susuz kalmaya bağlı olarak gelişen unutkanlık, dikkat problemi vb. beyin fonksiyonlarını düzenler.
Diyet yapan ve kilo vermek isteyen kişiler mutlaka su içmelidir. Su, metabolizmayı daha fazla çalıştırır. Böylece daha fazla kalori yakmış olursunuz. Ilık su, aynı zamanda vücuttaki yağların parçalanmasını sağlar.

Doku ve organlara besin ve oksijen ulaştırmak kan dolaşımı sayesinde mümkün olur. Su, kan dolaşımınızı kolaylaştırarak daha sağlıklı olmanızı sağlar.

Kabızlık, bağırsak tembelliği gibi sindirim problemlerinin altında yeterli su içmemek yatar, dolayısıyla su tüketimi bağırsak sağlığınıda düzenler.

Vücut ısısını dengeler ve kişilerde büyük sıkıntı veren ödemin atılmasına yardımcı olur.

GÜNDE NE KADAR SU İÇİLMELİ?

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, ‘Günde ne kadar su içmeli?’ sorusuna şu yanıtı veriyor;

“Bir günde kaç bardak su içmeliyiz?” sorusuna cevap vermek zannedildiği kadar kolay değil. Uzmanlar da bu konuda farklı şeyler söylüyor! Ama yine de ortak bazı değerler var. Su ihtiyacımızı belirleyen temel faktörlerden biri kullandığımız enerji miktarı. Yetişkin biri enerji harcamasının her kalorisi başına 1-1,5 ml. suya ihtiyaç duyuyor. Eğer bir günde 1500-2000 kalori harcayan biriyseniz günde 1,5-2 litre su içmeniz gerekiyor. Çoğumuz içtiğimiz su, diğer sulu içecekler, sıvı hatta katı besinlerle bu miktarı vücudumuza rahatlıkla kazandırıyoruz. Yani özel bir durum söz konusu değilse ciddi bir su eksikliği söz konusu olmuyor. Eğer ağır egzersizler yapıyorsanız, yaptığınız iş güçlü bedensel faaliyet gerektiriyorsa, ciddi ısı değişiklikleri ile karşı karşıyaysanız, ateş, ishal, kusma gibi anormal durumlar söz konusuysa, idrar söktürücü haplar ya da laksatifler kullanıyorsanız su ihtiyacınız artıyor.”

Nihal Olçok’tan, sandık görevlilerine ‘FETÖ’ imasında bulunan AK Partili Yavuz’a yanıt

0
Nihal Olçok'tan, sandık görevlilerine 'FETÖ' imasında bulunan AK Partili Yavuz'a yanıt

Nihal Olçok, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’a “İki, kamu görevlisi olmayan FETÖ’den ihraç edilenlerin yakınları sandık görevlisiydi demiş sayın Yavuz. Mazbata krizinde akrabalık bu kadar önemliyse Sayın bakan Pakdemirli ve tutuklu kardeşi, sayın İsmail Kahraman ve firari damat, Lahey büyükelçimiz Şaban Dişli ve tutuklu kardeş???” şeklinde yanıt verdi.

İstanbul’daki seçimlerin iptali ve yenilenmesi için YSK’ye yapılan başvuru ile ilgili basın toplantısı düzenleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz şunları söylemişti:

İki, kamu görevlisi olmayan FETÖ’den ihraç edilenlerin yakınları sandık görevlisiydi demiş sayın Yavuz.Mazbata kırizinde akrabalık bu kadar önemliyse Sayın bakan Pekdemir ve tutuklu kardeşi, sayın İsmail Karaman ve firari damat,Lahey büyükelçimiz Şaban Dişli ve tutuklu kardeş ??? pic.twitter.com/AkoEzkp9ah

 

ALİ İHSAN YAVUZ NE DEMİŞTİ?

“Sandık başı ve seçim kurulundaki iş ve işlemlerden kaynaklanan rakamlar var. YSK 28 bin diye açıklıyor düzeltildikçe eriyor. 12 kişi FETÖ’den ihraç edilen bu sandık başında rol almıştır. 9 sandık başkanı 3’ü de memur üye olarak. FETÖ’den ihraç edilenlerin yakınları da rol alamaz mı? Bunlar kamu görevlisi değil de önemli kısmı. O günden sonraki yöntemlere baktığımızda sosyal medya hareketliliğine baktığımızda bu işler sanki onların aktif rol aldığını gösteren işaretlerle dolu”.

ATM’lere sahte para yatırıp bankaları dolandıran şüpheliler yakalandı

0
ATMlere sahte para yatırıp bankaları dolandıran şüpheliler yakalandı

Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, ATM’lere sahte para yatırmak suretiyle bankaların dolandırıldığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.

Ekipler, şüphelilerin ATM’lere sahte banknotlar yatırarak hesaplarında biriken paraları, Mersin, Gaziantep, Amasya ve Kayseri’deki tanıdıklarına çektirdiklerini belirledi.

ATM’lerin algılayamayacağı şekilde sahte banknotlar hazırladılar

Zanlıların kimliklerini tespit eden polis, kentteki çeşitli adreslere düzenlediği operasyonda K.G. ve S.O. ile onlara yardım ettiği ileri sürülen iki şüpheliyi gözaltına aldı, aramalarda çok sayıda sahte banknot ele geçirildi.

K.G. ve S.O’nun, orijinal banknotları parçalarından ATM’lerin algılayamayacağı şekilde sahte banknotlar yaptıkları sistem kurdukları tespit edildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen K.G. ve S.O. tutuklandı, diğer iki şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: AA