Ana Sayfa Blog Sayfa 8872

Sarı yeleklilerin 23. haftasına giren gösterilerinde tansiyon yükseldi

1
Sarı yeleklilerin 23. haftasına giren gösterilerinde tansiyon yükseldi

Fransa’da sarı yeleklilerin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin politikalarını protesto etmek için ülke genelinde düzenlediği eylemler, 23. haftasında Paris’teki Place de la Republique’de devam etti. 

Gösterilerde düzinelerce siyah başlıklı protestocunun, polis kuvvetlerine taş attığı, çöp kutularını, motosikletleri ve araçları ateşe verdiği belirtildi.

Fransız polisi ise, göstericilerin eylemlerine göz yaşartıcı gaz ve ses bombası ile karşılık verdi.

Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının tekrar yaşanmasından endişe ettiğini belirterek, ülke çapındaki gösterilerde 60 bin polisin görev yapacağını ifade etmişti.

Paris Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada ise, sarı yeleklilerin Paris’in ünlü Champs-Elysees Caddesi ve çevresinde gösteri düzenlemesine izin verilmeyeceği belirtilmişti.

Açıklamada, pazartesi günü çıkan yangında büyük hasar görmesi nedeniyle 856 yıllık Notre Dame Katedrali’nin çevresinde de eylem yapılmasının yasaklandığı kaydedilmişti.

Sarı yeleklilerin gösterileri

Akaryakıt zamlarına ve kötü ekonomik koşullara tepki olarak başlayan ancak daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimine karşı gösterilere dönüşen sarı yeleklilerin eylemleri 5’inci ayını doldurdu.

Hükümetin paylaştığı son rakamlara göre, gösterilerde 11 kişi hayatını kaybetti, 2 binden fazla kişi yaralandı, 8 bin 400’den fazla kişi gözaltına alındı ve 2 bine yakın kişi hapis cezasına çarptırıldı.

Kaynak: Reuters

Hakkari’de gösteri ve yürüyüşlere geçici yasak

0
Hakkaride gösteri ve yürüyüşlere geçici yasak

Hakkari Valiliğinden yapılan açıklamada, il genelinde alınan istihbarı bilgilerin değerlendirilmesi sonucu muhtemel toplumsal olayların önlenmesi, provokatif eylemlerin engellenmesi ve farklı kesimler arasında çatışma çıkmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtildi. 

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında Hakkari il ve ilçelerinde jandarma sorumluluk bölgeleri dahil 19 Nisan saat 00.00’dan itibaren 18 Mayıs saat 23.59’a kadar 30 gün süreyle meydan, cadde, sokak, yol ve park gibi umuma açık alanlarda yapılacak her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları, oturma eylemleri, stant açma ve çadır kurma gibi eylemlerin yasaklanması kararı alınmıştır.” 

Kaynak: AA

Malatya’da maden yüklü vagonlar, gardaki vagonlara çarptı

0
Malatyada maden yüklü vagonlar, gardaki vagonlara çarptı

Alınan bilgiye göre, Hekimhan Garı’na yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki özel firmanın işlettiği demir madeninden cevher yükleyen “53071” sefer sayılı yük treni gara doğru yola çıktı.

Seyir halindeyken freni boşalan yük treni garda makas değiştirdi ve lokomotifi vagonlardan ayrıldı.

Garda bekleyen boş vagonlara çarpan maden yüklü çok sayıda vagon raylardan çıkarak devrildi.

TCDD yetkilileri, hattın ulaşıma açılması için çalışma başlattı.

Makinistler M.P. ve M.G, kontrol amacıyla 112 Acil Servis ekiplerince Hekimhan Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kaynak: AA 

Malatya’da maden yüklü vagonlar, gardaki vagonlara çarptı

0
Malatyada maden yüklü vagonlar, gardaki vagonlara çarptı

Alınan bilgiye göre, Hekimhan Garı’na yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki özel firmanın işlettiği demir madeninden cevher yükleyen “53071” sefer sayılı yük treni gara doğru yola çıktı.

Seyir halindeyken freni boşalan yük treni garda makas değiştirdi ve lokomotifi vagonlardan ayrıldı.

Garda bekleyen boş vagonlara çarpan maden yüklü çok sayıda vagon raylardan çıkarak devrildi.

TCDD yetkilileri, hattın ulaşıma açılması için çalışma başlattı.

Makinistler M.P. ve M.G, kontrol amacıyla 112 Acil Servis ekiplerince Hekimhan Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kaynak: AA 

23 Nisan etkinliğine tepki büyüyor

0
23 Nisan etkinliğine tepki büyüyor

23 Nisan etkinliğine tepki büyüyor…

Necat British College isimli özel bir eğitim kurumunda düzenlenen 23 Nisan etkinliğine tepkiler büyüyor.

Etkinlikte lüks bir araç okul bahçesinde öğrenciler tarafından boyanması sağlandı.

Etkinliğin sosyal medyada paylaşılmasının ardından tepkiler çığ gibi büyüdü.

Tepkilerin büyümesinin ardından Necat British College isimli okul sosyal paylaşımlarını kaldırdı.

KKTC Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaşananlarla ilgili soruşturma açıp açmayacağı ise merak ediliyor.

57377332_2692582570770395_4342749318269108224_n.jpg57390046_2692596400769012_1907751003172634624_n.jpg57774950_2692448390783813_1816166701100695552_n.jpg57533009_2692601844101801_6483557844061782016_n.jpg

 

 

 

Aygün Anaokulu’nda 23 Nisan coşkusu

0
Aygün Anaokulu’nda 23 Nisan coşkusu

skele Belediyesi’nden verilen bilgiye göre, etkinliğe, İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu, Köy Muhtarı Hamdi Kaya ile anneler ve babaların yanı sıra çocukların yakınları katıldı.

MİNİK YÜREKLER MARİFETLERİNİ SERGİLEDİ

Yüksel Kulucan önderliğindeki Aygün Anaokulu öğrencileri, geri dönüşüm malzemelerinden yapılmış kıyafetlerle mini bir defile yaparak “Çevremize sahip çıkalım” mesajı verdi.

Çocuklar ayrıca şiirler ve şarkılar da söyledi, dans gösterileri sundu. 

Çocuklar, etkinliğin sonunda ellerindeki bayraklarla kendilerini izleyenlerin önünden geçerek, selamladı.

Poroşenko ile Zelenskiy seçim öncesi son kozlarını paylaştı

0

Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimi öncesi, Kiev olimpiyat stadyumu hararetli bir tartışmaya sahne oldu.

Mevcut Devlet Başkanı Petro Poroşenko ve rakibi komedyen Vladimir Zelenskiy halkın karşında söz düellosuna tutuştu.

Poroşenko, “Sadece herkesin aradığı şeyi bulabileceği güzel ve parlak bir ambalajı var. Geleceğimizi riske atamayız. Zelenskiy, zayıf bir devlet başkanı olur ve Putin’den gelecek yumrukları karşılayamaz. Siz hiç işini bilmeyen bir doktora tedavi olmaya gider misiniz? Acemi bir pilotun uçağına biner misiniz?” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Adayı Vladimir Zelenskiy ise, “İki Poroşenko var. bunlardan biri, çok iyi bir hatip ve sürekli sözler veriyor. Diğer Poroşenko ise, bunların tam tersini yapıyor. Rusya Lideri Vladimir Putin’le hiçbir zaman konuşmadım. Siz ise bunu yaptınız. Yine yalan söylüyorsunuz. Ben savaş sırasında hiçbir zaman Rusya’ya gitmedim.” diye karşılık verdi.

Tartışmanın başlangıcında el sıkışan her iki aday, program bitiminde birbiriyle tokalaşmadan sahneden ayrıldı. 

Seçimin 31 Mart’taki ilk turunda, Vladimir Zelenskiy yüzde 30,24, Petro Poroşenko da yüzde 15,95 oranında oy aldı.

Seçime katılan adaylardan hiçbirinin yüzde 50’nin üzerinde oy alamaması nedeniyle seçimler, ikinci tura kaldı.

Kaynak: TRT Haber
 

Arınç: Tehditle yola çıkanlar kaybedecek demiştim

0
Arınç: Tehditle yola çıkanlar kaybedecek demiştim

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, 31 Mart yerel seçimlerine dair seçim öncesinde yaptığı tahlilde,“Tatlı dil ve yumuşak huyla konuşanlar, yola çıkanlar kazanacak. Sertlik, tehdit, hiddetle yola çıkanlar kaybedecek demiştim” dedi.

Hitit Üniversitesinde bir öğrenci kulübü tarafından düzenlenen söyleşiye katılan Bülent Arınç, 31 Mart yerel seçimleriyle ilgili burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“Seçimlerden önce Hoca Ahmet Yesevi’nin hayatını anlatan bir konferansa katılmıştım. Ahmet Yesevi hazretlerine sormuşlar. Şeriat nedir diye. Önce Allah’a güçlü bir iman demiş. Ona şirk koşmamak demiş sonra ve 10 madde sıralamış. Ama 6. maddesi önemli. ‘Şeriat tatlı dilli olmak. Güzel huylu olmak’ demiş. Hiç duymamıştım. Şunu duymuştum İslam’da ‘İnsanları Rabbinin yoluna güzel hikmet ve nasihatle davet et’ diye. ‘Bir hadisi kutside Allah diyor ki Peygamber efendimize, ‘Sen sert olsaydın karşındakilerin kaba ve kırıcı sözlerle onlara hitap etseydin onlar senden kaçarlardı.’ Tatlı dil ve güzel huy çok önemli.”

Seçimlerden bir gün önce kendisine, “seçim sonuçlarını nasıl görüyorsunuz?” diye sorduklarını anlatan Arınç, şöyle devam etti:

“Onlara Hoca Ahmet Yesevi’nin sözlerini hatırlattım. Tatlı dil ve yumuşak huyla konuşanlar, yola çıkanlar kazanacak. Sertlik, tehdit, hiddetle yola çıkanlar kaybedecek, dedim. Bu ne demek dediler. Arif olan anlar dedim. Bilmiyorum doğru mu söyledim. Ahmet Yesevi’nin dediği doğru da, benim yorumum doğrumu bilemiyorum.”

CHP’nin de 69 yıldır iktidar olamadığını hatırlatan Arınç, sözlerine şöyle son verdi:

“Bugün 2019 yılındayız. Cumhuriyet Halk Partisi eski Cumhuriyet Halk Fırkası. Tek parti döneminin tek partisi 1950 seçimlerini kaybetti 2019 yılındayız, 69 yıldan beri tek başına iktidara gelemiyor. Bir çabanın içerisinde görüyorum onları. Bu çabanın içerisinde de müspet sonuçlar alıyorlar. Demek ki bir ihtiyaç var. Eski Cumhuriyet Halk Partisi algısının veya halktaki o zihinlerdeki CHP düşüncesinin revize edilmesi lazım. İşte bunlar bazen Ankara’daki, bazen İstanbul’daki adaylarıyla bir çabayı gösteriyor. Bence bu olumlu gelişme. Çünkü halkın değerlerine sırt çevirmiş bir partinin 69 yıldan beri bir milimetre alamadığını görüyoruz. Uzamıyor. Kısalmıyor. Ancak biz 15 ayda iktidar olduk. Bütün bu dinamikleri göreceği.”

Abdullah Gül: “AK Parti’nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim?”

0
Abdullah Gül: "AK Parti’nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim?"

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “AK Parti’nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim?” diye sordu. “Elimdeki 30 km öteyi gösteren dürbün ile baktığımda gördüğüm engeli, engebeyi işaret ettiğim için suçlanmam haksızlık değilse nedir?” ifadesini kullanan Gül, “Bugünü anlamanın arka planı işte geçmişte uyarılarıma da yol açan, konulara farklı yaklaşımlardır” diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile  AKP’yi kuran, AKP iktidarının ilk başbakanı ve ilk cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin olarak, “Mazbata, hayırlı uğurlu olsun. Artık normalleşmenin zamanıdır, vaktidir. İktidarın önünde 4 – 4,5 yıllık kesintisiz bir zaman var. Bunu en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekiyor. Çok önemli problemler bizi bekliyor. Önceliğimiz ekonomi olmalı” dedi. 

Ocak Medya’da Veysi Dündar, “11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile içten bir görüşmenin notları…” başlıklı yazısında Gül ile görüşmesine dair detayları aktardı; gözlemlerini paylaştı. Dündar’ın yazısı şöyle: 

Her zaman “güç olmasındansa geç olması evladır” denir. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Saraçhane Meydanı hıncahınç dolmuş iken sohbete başlamamız da bu bilge sözü doğrular nitelikte oldu.

Her ne kadar Ekrem İmamoğlu için mazbataya giden yol geçmiş emsallare nazaran hem güç hem de geç olsa da, 17 Nisan akşam üzeri tüm Türkiye’nin kilitlendiği saatlerde, benim için de biraz geç ama güç olmayan bir ziyaret imkanı gerçekleşti.

İstanbul’un yeni ve nevzuhur mekanı UNIQ’e komşu bir Cumhurbaşkanı yerleşkesinin farkında değildim. Bu vesile ile varlığından haberdar oldum.

Sn. Gül ile çok önceden sözleşmiş idik. Araya giren başka söyleşilerin trafiğinde nazik devlet adamının benim hukukumu gözeterek böyle müstesna güne randevu vermesi bir bakıma Allah’ın da lütfu oldu.

Normalleşme temalı seçim yorumu ile dün tanıttığımız söyleşimiz esasen ne sorunun, ne de cevabın belirgin olduğu hoş bir sohbetten ibaret geçti.

Ne kaleme ne kayıt cihazına başvurmadan sadece nisyan ile malul beşer hafızama güvenmem ve onun bana oynayabileceği oyunlar sebebiyle eksik gedikler için kendisinden ve sizlerden peşinen özür dilemeliyim.

Sn. Gül’ün Maslak bölgesindeki çalışma ofisinde geçen 1,5 saatlik görüşmede beni hem (biraz) şaşırtan hem sevindiren en önemli hususu söylemeden geçmemeliyim.

Daha kapıyı ilk çaldığım anda koruma ve yardımcı personelin yazılarımı takip ettiklerine ilişkin ifadelerinin yanısıra Sn. Cumhurbaşkanı tarafından yol hikayelerime kadar -hem de eşi Hayrünnisa Hanım’ın da ilgilendiği bilgisiyle- detay içerecek şekilde yazılarımın zikredilmesi gayet motive edici oldu.

Suya olmasa da dijital dünyanın big datasına emanet ettiğimiz yazıların böyle karşılık bulmasından daha gönendirici ne olabilir?

Bana Mardin’de diktiği zeytin ağacını gösterdiği kitabın sayfalarını çevirirken benim yol hikayelerinde işaret ettiğim hususu da özellikle vurguladı.

Mardin’in birleştiren modeli hepimiz ve herkes için yol gösterici olmalı. Bir model aranıyorsa bu Mardin modelidir.

Hem bir Mardinli olarak hem de bu konuda kalemini oynatmış bir yazar olarak mutluluğumu gizleyecek değilim.

İş yaptığımız faaliyetin, yani İnternet medyasının detaylarını paylaşmaya gelince, bu işin en azından Ocak Medya için gerçek bir “gönül” işi ve maddi menfaatsiz olduğu gerçeğini ifadeden imtina etmedik.

Öyle ki, sitemizin kurucusu duayen gazeteci Fehmi Koru’ya dair “acaba kendisini desteksiz mi bıraktık” ifadesini de kulağımızla duymuş olduk.

Abdullah Gül ile programladığımızdan uzun ve programlanamayacak kadar samimi görüşmemizin notları bahsettiğim gibi zihnime nakşettiklerimle mahdut.

Bu notların en başına dün tanıtım iletisinde yer alan normalleşme mesajını koymak lazım. “Mazbata, hayırlı uğurlu olsun. Artık normalleşmenin zamanıdır, vaktidir. İktidarın önünde 4 – 4,5 yıllık kesintisiz bir zaman var. Bunu en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekiyor. Çok önemli problemler bizi bekliyor. Önceliğimiz ekonomi olmalı” dedi.

Buna dair sosyal medyada yer alan yorumlardaki eleştirel tona ve bir miktar Sn. Gül’e ithaf edilen tarafgir yaklaşıma dair tek bir yorumum olacak: Son bir yıl boyunca yazılarımı okuyanlar, Sn. Gül’ün benim aracılığımla beyan ettiği normalleşmeden kastının ne olduğunu tespit ve teslim edecektir.

Normal olanın kuralların başta yazılması, maç oynanırken ve bittikten sonra değişmemesi olduğuna dair yazdığım onca yazı ile Sn. Gül’ün vurgusu aslında bir şablonun keskinliğinde mutabık bana göre.

Tam da burada; “Ak Parti’yi kuran ve onun ilk Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçen Gül ile bugünkü Akparti’yi ayıran çizgi ne?” sorusu akla gelmeli. Buna dair basit ve yalın bir yanıt var aslında. Sn. Gül “Akparti’nin vizyon belgesini yazdığını ve ona hala uyduğunu” ifade ediyor. “O belge ne diyorsa ben o rotadayım” diyor.

“AkParti’nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim? Elimdeki 30 km öteyi gösteren dürbün ile baktığımda gördüğüm engeli, engebeyi işaret ettiğim için suçlanmam haksızlık değilse nedir?” diye soruyor.

Ak Partililerle ne zaman görüşme imkanı oldu ise bunları ifadeden kaçınmadığını belirtti. Tayyip Erdoğan ile uzunca bir süredir görüşmediğini ifade etti. Ve belki de şu hususu benim için ilk defa altını çizerek zikrediyor:

“Benim Cumhurbaşkanlığım sırasında iade edilen kanunların çetelesi tutulmamıştır. Ama bugünü anlamanın arka planı işte geçmişte uyarılarıma da yol açan, konulara farklı yaklaşımlardır. Kanun hazırlıklarını yakından takip ettim, yanlış bulduklarımın Meclis’e sunulmadan önce değişmelerini sağladım.”

Sn.Gül’e 24 Haziran öncesi adaylık ve akabinde yaşanan sürece dair soru sormasam muhtemelen hem ona hem kendime haksızlık etmiş olurdum. (Malum bu konuda bana ulaşan bilgiyi Halk TV’de canlı yayında paylaşmıştım).

Sn. Gül adaylık süreci devam ederken Sn. İbrahim Kalın ve Sn. Hulusi Akar’ın kendisine yaptıkları ziyareti tabii ki hatırlıyor. “Birisi okul arkadaşım (Akar) diğeri ise bizatihi kendimin yurtdışından Amerika’dan (Kalın) davet edip siyasete kazandırdığım kişi” dedi. Bu ikilinin; adaylık sürecini öğrenmek için geldiklerini, ilikli ceketler ve saygın bir seviyede görüşlerini sorduklarını ve cevaplarını aldıklarını belirtti.

O görüşmede: “Kimsenin kimseyi tehdide ne ihtiyacı ne de cüreti olduğunu” ifade etti.

Sn. Abdullah Gül iç rahatlığı ile ülkeyi acı bir sürece yönlendiren cemaat yapılanmasında rahmetli Erbakan’ın talimatı ile iştirak ettiği banka açılışı haricinde bu yapılanma ile hiçbir tevafuka tabi olmadığını net ve açık biçimde ifade etti.

17/25 sonrası ne yapılmak istendiğini öğrenmeye çalıştığını, ancak sürecin ilerleyen dönemlerde yönetilemez hal aldığını gördüğünü ifade etti.

Sonuçta Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunun o şekilde sonuçlanmasının kendisine yönelik bir gözdağından değil siyasetin olağan akışı içinde Meral Akşener’in tercihinden kaynaklandığını (belki bir kez daha) söyledi.

27 Nisan e-Muhtırasına mukabil yanıtı o gece bizzat kaleme aldığını, 15 Temmuz’da telefon kullanarak yaptığı kamuoyuna açıklamaların da “cesaretini sorgulayanlar için” gerekli dersleri içerdiğini ifade etti.

“Kendisine neden daha sık açıklamalar yapmıyorsunuz?” diye sorduğumda; “artık o konumda olmasam bile bir Cumhurbaşkanı olarak söylediğimiz her söz döviz kurlarına, dolayısıyla ekonomiye etki ediyor. Buna hakkımız yok. Ben Cumhurbaşkanı görevim bittiğinde günlük siyasi tartışmaların uzağında olacağımı söylemiştim. Ölçülü konuşmak zorundayız. Gerekli gördüğüm yerlerde -KHK olsun, Başkanlık olsun, vb- örnekleri çoktur, açıklamalarımı yapmışımdır. Ben bir parti başkanı olmadığım için her gün açıklama yapmam doğru olmaz” dedi.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ve ilzam etmiş bir devlet adamı olarak bugün Avrupa’nın birçok yöneticisi ile kopmayan bağlar ve teatiye tabi temaslara haizim. Bu sadece bana özgü olmamalı. Avrupa ve dünya ile entegrasyonun bir yolu da budur.” Bu ifadeler açıkçası biraz gurur biraz da teşvik içermekte.

Diyalogdan kimse bir şey kaybetmez.

Örnek alınacak bu hasletin bir devlet geleneği halini almasından daha güzel ne olabilir?

Türkiye’nin ekonomik anlamda yazık ki sorunları olduğunu söylemesi ve bir an önce bunu aşacak önlemlerin alınmasını salık vermesi şaşırtıcı değil. Ne de olsa üniversitede ekonomi dersleri vermişti.

İktidara önündeki 4,5 seneyi hayırlı kullanma tavsiyesinde bulunuyor.

Tabii ki “yeni bir parti kuruyoruz sen de bize katıl” demedi. Ama açık söylemek gerekirse tüm veriler ülkeye ve siyasete dair söyleyecek çok şeyi olan Sn. Gül’ün bu topa gireceğine delalet ediyor. Tabii nasıl ve ne şekilde?

Biraz makale biraz söyleşi tadındaki yazımı karşımda son derece moralli bir Abdullah Gül bulduğumu ifade etmeden bitirmemeliyim.

Kendisine beni etkileyen iki insana -George Clooney ile amcama- olan benzerliğini ifade ettim. Beraber fotoğrafçının karşısına geçtiğimizde bir yönetmen kaygısı ile acaba Sn. Gül’ün karizması altında ezilecek miyim endişemi paylaştığımda aldığım yanıt ise benim de yeterli kifayete haiz olduğum idi. Resimlere bakanlar buna dair kararı verecektir.

Kapıdan girdiğimde mazhar olduğum hararetle uğurlanırken daha uzun bir söyleşinin de sözünü almanın iç rahatlığına sahiptim.

(Bir son not da masasında tesadüf ettiğim Sinan Eskicioğlu kitabına dair olsun. Bu kitabın ana fikrini yazmış idim. Bir sonraki söyleşide kitaba dair görüşlerini mutlaka soracağım.)

DAÜ’de Rock Şöleni başlıyor

0
DAÜ’de Rock Şöleni başlıyor

Her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir coşku ve katılım ile gerçekleştirilmesi beklenen etkinlikte, Türkiye’nin ünlü rock grupları ve rock sanatçıları Duman, Hayko Cepkin, Pentagram ve Evrencan Gündüz sahne alacak. Söz konusu gruplar ve sanatçılardan önce ise ülkemizin sevilen gruplarından Force Awakens ile DAÜ Müzik Kulübü rock severlere birer konser verecek. DAÜ Sosyal ve Kültürel Aktiviteler Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, girişin ücretsiz olacağı konserlere tüm halkımızın davetli olduğu bildirildi.