Ana Sayfa Blog Sayfa 8758

Akyener ve Toklu’dan ”Çizgi Çalışması” Etkinlik Kitabı imza günü

0

Okul öncesi ve Anaokul öğrencileri için Aygün Akyener ve Dervişe Toklu tarafından hazırlanan ‘’Çizgi Çalışması ’’ kitabının imza günü bugün Lefkoşa Deniz Plaza’da gerçekleşti.

Kitao kolaydan zora, büyükten küçüğe, soldan sağa, yukarıdan aşağıya, çizgi çalışmaları ile küçük el kaslarını geliştirmeleri, somut görsellerden yola çıkarak şekillerini fark etmelerini amaçlıyor.

Etkinliğe çocuklar ve velileri katılım gösterirken, etkinlik sonunda Akyener ve Toklu ile fotoğraf çekimi de yapıldı.

 

THY’nin 2019 hedefi 90 milyon yolcu

0

Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdür Yardımcısı Abdulkerim Çay, THY’nin şu anda 124 ülke ve 311 noktaya uçtuğunu kaydederek, hem yolcu hem de kargo açısından dünyada en fazla noktaya uçan havayolu şirketi olduklarını söyledi.

“Bu sene hedefimiz yaklaşık 90 milyon yolcu”

THY’nin Türkiye’nin en değerli markalarından olduğunu dile getiren Çay, dünyada havacılıkta marka bilinirliğinde ikinci sırada yer aldıklarını ifade etti.

Çay, THY’nin ülke ekonomisine katkısından bahsederek, en fazla hizmet ihracatı sağlayan bir havayolu şirketi olduklarını, ciddi bir insan kaynaklarının bulunduğunu anlattı.

Geçen yıl havacılık sektörünün yüzde 6 büyümeyle 4,3 milyar yolcu sayısına ulaştığını, bu yıl rakamın 4,6 milyar yolcuya çıkmasının beklendiğini ifade eden Çay, “THY’ye baktığımızda ise 2018’de 75 milyon yolcu taşıdı. Bu sene de hedefimiz yaklaşık 90 milyon yolcu” diye konuştu.

Çay, daha önce operasyon yaptıkları Atatürk Havalimanı’ndan taşındıkları İstanbul Havalimanı’nın kendilerine sunduğu yüksek kapasiteyle büyüme hedeflerini daha iyi gerçekleştirebileceklerini anlattı.

“İstanbul Havalimanı THY’nin rekabet gücünü artıracak”

Çay, İstanbul Havalimanı’nın hub olma kabiliyetinin kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, böyle bir tesisin varlığının sektör açısından çok önemli olduğunu söyledi.

THY’nin yanı sıra bu havalimanına dünyanın diğer ülkelerinden de büyük havayolu şirketlerinin geleceğini veya operasyonlarını artıracağını aktaran Çay, bu durumun rekabet güçlerini ve kabiliyetlerini artıracağını vurguladı.

ABD’de İslam karşıtlığı yüzde 28’e yükseldi

0

Washington merkezli Sosyal Politika ve Anlayış Enstitüsü, İslam karşıtlığı hakkında bir rapor yayımladı.

İslam karşıtlığının yüzde 28’e yükseldiği kaydedilen raporda, İslam karşıtlığının temelinin dini inançlar değil, siyasi olduğu sonucuna varıldı.

Müslüman biri ile hiç tanışmamış Amerikalıların beşte birinin Müslümanlar hakkında olumlu görüş bildirdiği belirtilen raporda, bu oranın herhangi bir Müslüman tanıyanlar için yüzde 47 olduğu vurgulandı.

Raporda her üç Müslümandan birinin ülkenin gidişatından memnun olduğu ve bunun iyi bir tablo olmadığının altı çizildi.

İdlib’de ramazan saldırılar ve zorunlu göçün gölgesinde başlıyor

0

Son 8 günde yaklaşık 42 bin sivil, Esed rejimi ve destekçilerinin hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırması nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Yaklaşık 6 bin aile, İdlib’in çevresine, Türkiye-Suriye sınır hattındaki Atme kamplar bölgesine, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gözlem noktalarının yakınına, Zeytin Dalı Harekatı ve Fırat Kalkanı Harekatı ile terörden arındırılan bölgelere sığındı.

“İnsanlarımız acil yardım bekliyor”

En yoğun bombardımana maruz kalan bölgelerden biri olan Kifrenbude İlçesi Yerel Meclis Başkanı Cuma Ahmet, “İnsanların durumu çok kötü. Kimse hareket edemiyor. Gab ovasından ilçeye sığınan ailelerle birlikte şehirde en az 2 bin 600 aile yaşıyordu. Ailelerin çoğu kamplara yanlarına hiçbir şey alamadan kaçtı. Ramazan ayı yaklaştı. İnsanlarımız acil yardım bekliyor.” dedi.

“Ölümü gördük. Evimize dönemeyiz”

Göç etmek zorunda kalan sivillerden Hüseyin Debis de, “Ramazan geldi ama ne yapacağımızı bilmiyoruz. Saldırılar çok yoğundu. Kaçarken çok zorluk yaşadık.” ifadelerini kullandı.

Debis, çoğu ailenin saldırılardan kaçarken yanlarında hiçbir şey alamadan kaçtıklarını ifade ederek, “Buraya gelenlere kimse yardım etmiyor. Çadır bulamıyoruz.” diye konuştu.

Çocuklarıyla kaçan Hamide Um Halid de “Ramazan yaklaşıyor ama burada çadır veya kalacak yer bulamıyoruz. Geldiğimiz köyde kimse kalmadı. Yiyeceklerimi ve eşyalarımızı bırakarak geldik. Hiç bir şeyimiz yok. Ramazan geldi. Ne yiyip içeceğiz, iftarı neyle yapacağız? Yardım bekliyoruz.” dedi.

Um Halid, “Evimize dönmemiz imkansız. Ölümü gördük. Evimize dönemeyiz.” değerlendirmesini yaptı.

“Barınacak çadır bulamıyoruz”

Saldırıya uğrayan bir başka köy olan Kefrinbude’den Raşid Dahlallah da zor şartlar altında sınır hattındaki bölgeye ulaştıklarını kaydetti.

“Saldırılarda evler yıkıldı. Canımızı zor kurtardık. Buraya kaçtık. Ancak barınacak çadır bulamıyoruz.” diye konuşan Dahlallah, yardım beklediklerini ifade etti.

Dahlallah, “Daha mahsullerimizi toplayamadık. Her şeyimizi orada bıraktık. Ramazan geliyor. Bize gıda yardımı ve barınacak çadır vermelerini bekliyoruz. Saldırılar dursun. Evlerimize geri dönelim.” şeklinde konuştu.

UBP Genel Başkanı Tatar, İşadamları Derneği Yönetim Kurulu’nu kabul etti

0

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Ersin Tatar Enver Mamülcü başkanlığındaki İşadamları Derneği Yönetim Kurulu’nu kabul ederek bir süre görüştü.

İşadamları Derneği Başkanı Mamülcü göreve yeni başlamaları nedeniyle UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’a bir nezaket ziyaretinde bulunmak ve ülkedeki ekonomik durumu ele almak istediklerini belirtti.

UBP Genel Başkanı Ersin Tatar da açıklamasında “ iş insanlarının ekonominin kalkınmadaki rolü ve öneminin büyük olduğuna işaret etti ve “ UBP olarak iş dünyası, sektörlerle el-ele vererek, onların görüşlerini dikkate alarak ülkeyi yeni bir ekonomik kalkınma hamlesi içine sokmak istediklerini” vurguladı.

Tatar, “ KKTC’nin en büyük avantajlarının başında yetişmiş iş gücü ile vizyon sahibi iş insanlarının geldiğini” sözlerine ekledi.

(BRT/MAIL)

İsmail Saymaz Türkiye’de gazeteci olmayı anlattı

0

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin (KTGB) düzenlediği 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü etkinlikleri gazeteci yazar İsmail Saymaz ile başladı.

3 Mayıs Cuma akşamı KTGB konferans salonunda yer alan söyleşide Saymaz ‘Günümüz Türkiye’sinde gazeteci olmak’ üzerine konuşma yaptı.

Gazeteci yazar İsmail Saymaz Türkiye’de yaşadığı deneyimleri paylaştığı söyleşi öncesinde okurları için kitaplarını da imzaladı.

Etkinliğin açılışı da Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Sami Özuslu kısa bir konuşma yaparak bölgemizde ve ülkemizde basın özgürlüğünün önündeki tehlikelere dikkati çekti. Özuslu, basın özgürlüğünün gazetecilerin değil, halkın bilgiye ulaşma özgürlüğü olduğuna vurgu yaparak basın özgürlüğünün geriye gitmesi halinde halkın doğru bilgiye ulaşamayacağını söyledi.

İfade, düşünce, anlatım özgürlüğü ile diğer siyasal özgürlüklerinin bir bütün olduğunu kaydeden Özuslu, “İçinde yaşadığımız coğrafyada basın siyasetin, paranın, silahın gölgesinde ve bir şekilde tehdit altındadır. Kimsenin silah ya da para ile susturulamayacağı bir dünya diliyorum” dedi.

Ardından söyleşiye geçildi ve gazeteci yazar İsmail Saymaz, AKP döneminde gazeteciliğinin gelişip olgunlaştığını ifade etti. Önce kendi gazetecilik hikayesini anlatan Saymaz, Posta’dan sonra çalıştığı Radikal Gazetesi’ne bir günlük Genel Yayın Yönetmeni olan Orhan Pamuk’un görevine başladığı gün Grand Dink’in öldürüldüğünü hatırlattı.

2007 yılına kadar Türkiye’de gazetecilikte özgür bir ortam olduğunu, en fazla sivil toplum haberleri yaptıklarını anlatan Saymaz, “AKP de Avrupa Birliği’ni hedefliyordu. Çünkü AB’den aldığı güç ile Türkiye’deki kendi pozisyonunu özgürleştirici bir pozisyon takınmıştı. Böyle bir demokratik alan açılmıştı. Zaten o dönemde AKP Kıbrıs’ta da çözüme destek veriyordu” dedi.

Bu göreceli özgür ortamın 2008-2009 döneminde başlayan deniz feneri davasına kadar devam ettiğini kaydeden İsmail Saymaz şunları söyledi:

“O dönem Doğan Medya Grubu Deniz Fenerini yazdı. O döneme kadar iktidar ile medya arasında geleneksel kavgalar sürdü. İktidar basını susturmaya çalıştı, basın biraz uydu biraz uymadı. Deniz Feneri davasının AKP üzerinden Cumhurbaşkanı’na gideceği yönündeki endişesi iktidarın açıktan bir medya grubu sahibini hedef almasına neden oldu. Hatta ilk kez bu gazeteyi almayın diye çağrı yaptı. Açıktan medya hedef alındı. Ardından Doğan grubuna Maliye müfettişleri yollanarak soruşturma açıldı.”

İsmail Saymaz, günümüz Türkiye’sinde ‘ana akım medya’da neredeyse gazeteci kalmadığını, birçok ismin hapiste ya da yurtdışında bulunduğunu, çok sayıda gazetecinin de mahkemelerde açılan davaların sonucunu beklediklerini vurguladı.

 

Bazı önemli ismin ise yabancı yayın kuruluşlarında görev yapmaya başladığını vurgulayan Saymaz “Mesela Halk TV’ye baskın yapanlar Fox TV’yi basamıyor. Neden? Çünkü, Amerikan sermayesine bunu yapamıyorlar” dedi. Saymaz şöyle devam etti:

“Milli ve yerli sermaye basında felç edilince insanlar şu anda haberleri kendi basınından almıyor. Özellikle gazetelerde müthiş bir tiraj kaybı var. En son tüm gazeteler 4.5 milyon satıyordu. Türkiye şu an dünyada en fazla sosyal medyaya geçen okura sahip. 56 milyon cep telefonundan 51 milyonu sosyal medya. İstediği programı sosyal medyadan izliyor.”

 

Bugün Türkiye’de geleceği hükümetin elinde olan bir medya düzeni olduğuna dikkat çeken Saymaz, bu medya düzenini şimdiki iktidarın sürmesini istediğini kaydetti. Medya’nın gerçeği değil iktidarın görmek istediği haberleri yazdığını anlatan Saymaz, Türkiye demokratikleşme sürecine girecekse ilk önce medyadan başlanması gerektiğini belirtti.

Saymaz’a konuşmasının ardından Kıbrıs’a özgü olan Lefkara işi anı olarak verildi.

(BRT/MAIL)

TUSAŞ, teknisyenlerin yetkinliklerini Üretim Eğitim Merkezi’nde artıracak

0

TUSAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, şirketin üretim, kalite ve eğitim ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen merkezle teknisyenlere yetkinlik kazandırılacak.

Teknisyenlerin bireysel kalite performansını artırması öngörülen merkezde iş sağlığı ve güvenliği, üretim dokümanı okuma, el aletleri kullanma, bağlayıcı uygulamaları, ölçü aletleri kullanma ve temel montaj eğitimleri verilecek.

“Çalışmalar teoride sınırlı kalmayacak”

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, şunları kaydetti:

“Şirketimiz nezdinde oluşturduğumuz yeni projelere doğru katkılar sağlayacak nitelikte önerilere her zaman açığız. Bunlar arasında yer alan Üretim Eğitim Merkezi, teknisyenlerimizin havacılık alanında profesyonel hayata hızlıca giriş yapmalarını sağlayacak. Üretim ve kalite ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalar teoride sınırlı kalmayacak. Teknisyenlerimizi pratikte de verimli, kaliteli ve en önemlisi iş sağlığı kurallarına uyumlu olarak eğiteceğiz.”

Yerli “transformer” ihracat başarısına hazırlanıyor

0

TSK unsurlarının nehir ve akarsuları güvenle aşmasını sağlayan ve “transformer” benzetmeleri yapılan Samur, Türk savunma sanayisinin ilk özgün tasarım ve geliştirme projesi olarak başarıyla görev yapıyor.

Projeyi gerçekleştiren ve bu alanda sayılı firma arasına giren FNSS, Samur’un ihracatına yönelik de bir süredir çeşitli faaliyetler yürütüyor.

FNSS, bu faaliyetleri sırasında daha önce geliştirme sürecinde karşı karşıya geldiği ve o dönem tek üretici durumundaki Alman firmayla rekabet ediyor.

“Destek vermek isterseniz konuşabiliriz dedim”

FNSS Üst Yöneticisi Nail Kurt, daha önce ihaleyi aldıktan sonra Alman firmanın yöneticisiyle aralarında geçen ve daha sonra rüyasına girdiğini belirttiği diyaloğu, “Kaç yılda bitecek bu proje, dedi. Yaklaşık 6 yılda dedim. Hiçbir şey yapamazsınız, bir önerim var: ‘Bizden alın bunları, verin Türkiye’ye’ dedi. Bu bir özgün tasarım projesi, bunun altına elimizi koyduk ve başaracağız, destek vermek isterseniz konuşabiliriz dedim. Tabii ki Almanlar desteğe yanaşmadılar. ‘Tamamen hazır alın’a getiriyorlardı. Bu bizim için bir opsiyon değildi. Tabii ki reddettik.” şeklinde anlatmıştı.

Şirket, sonraki süreçte yürüttüğü çalışmalarla Türk savunma sanayisi açısından birçok ilki barındıran Samur’u TSK’ye kazandırdı.

Güney Koreli firmayla ön anlaşma yapıldı

Nail Kurt, Samur’un ihracatına yönelik yürüttükleri çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

FNSS’in 2007’de imzalanan sözleşmeyle Samur’un tasarım, geliştirme ve üretimini üstlendiğini ifade eden Kurt, “Dünyada benzer bir sistem üreten sadece Almanlar var. Türkiye, böyle bir sistemi tasarlayıp üretebilen ve hakkıyla çalıştıran ikinci ülke oldu. TSK bu ürünü yıllardır büyük bir başarıyla kullanıyor.” dedi.

Bu başarının ihracata bir etkisi olmasını beklediklerini dile getiren Kurt, şöyle konuştu:

“Çok enteresandır, Güney Kore’de, genellikle teknoloji transfer ettiğimiz bir ülkede Samur ile ilgili bir ihtiyaç var. Yine başka bir teknoloji devi olan Almanya ve Alman ürünü ile Güney Kore’de Samur ile ciddi bir rekabete girdik. Bu yıl içinde ihalenin sonlanmasını bekliyoruz. Hyundai Rotem firmasıyla Güney Kore’de yerli üretime yönelik, teknoloji transferini de içeren bir ön anlaşmamız var. İhaleyi kazandığımız takdirde yine Türkiye’nin gururu olabilecek bir projeye daha imza atacağımızı düşünüyorum.”

“Yerli üretici, üretim ve teknoloji için harika örnek”

Kurt, Samur ile ilgili tasarlayıp üretmek yanında kullanımla ilgili de çok fazla bilgiye sahip olduklarını belirterek, şunlar kaydetti:

“Çünkü Samur araçlarının bakım faaliyetlerini de TSK bünyesinde biz yapıyoruz. Dolayısıyla araçların durumuyla, müşteri memnuniyetiyle ilgili birebir çok yakından bilgimiz var. Allah’a şükür çok memnunlar. Silahlı kuvvetlerdeki büyük bir eksikliği giderdi. Bu araçların dışarıdan hazır alınmayıp TSK’nin birebir ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmış olması da olayın bir diğer yanı. Kullanım sırasında karşılaşılan daha önceden düşünülmemiş ufak tefek değişiklikler olursa hemen bunlar da uygulanabiliyor. Dolayısıyla yerli üreticinin, üretimin, teknolojinin TSK’ye ne denli fayda, kolaylık sağlayabileceğinin, buna bakım kolaylığını da ekleyebiliriz, harika bir örneğini yaşıyoruz Samur projemizde.”

Nail Kurt, Güney Kore için Türkiye’de silahlı kuvvetlerin elindeki Samur araçlarıyla kapsamlı bir test gerçekleştireceklerini belirtti.

Güney Kore’nin istediği bazı değişikliklere ilişkin modifikasyonları ellerindeki bir aracın üzerinde yaptıklarını anlatan Kurt, “Onun testiyle birlikte eylül-ekim ayları gibi TSK’nin elindeki Samur araçlarıyla Güney Kore Silahlı Kuvvetleri için Türkiye’de çok kapsamlı bir test yapacağız. Muhtemelen ihale kararı hemen ertesinde verilmiş olacak. Dolayısıyla heyecanla bekliyoruz.” dedi.

25 dakikada 150 metrelik köprü oluşturuyor

Samur Seyyar Yüzücü Hücum Köprüsü, TSK’nin taktik harekat ihtiyaçlarına uygun olarak muharebe sahasında sulu açıklıklardan süratle ve emniyetle geçişi sağlayacak bir nakliye takımı ve köprü sistemi olarak tasarlandı. Samur’un, suda hafif, karada dayanıklı olması için özel malzemeler seçildi ve özel teknikler uygulandı.

Samur, binlerce parçadan oluşan karmaşık bir sistem olmasına rağmen, arayüzü sayesinde kolayca kullanılabiliyor. Suda ise bir “joystick” ile idare edilebiliyor ve 360 derece her yöne hareket ettiriliyor.

Milli imkanlarla tasarlanan “Samur”ların 12’sinin bir araya gelmesiyle yaklaşık 25 dakikada 150 metre uzunluğunda bir köprü oluşturuluyor ve araçların kıyılar arası geçişine olanak sağlanıyor.

Sınıfındaki en hızlı hücum köprülerinden biri olan Samur sisteminde, 5-6 dakika gibi kısa sürede araçlar ayrılıp karşı kıyıya çıkabiliyor.

Başlangıçtan itibaren tümüyle Türk mühendisler tarafından TSK’nın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda üretilen Samur, silah ve yedek parça tedariki bakımından dışa bağımlılığı azaltması yanında ekonomiye fayda sağladı.

Venezuela’dan Brezilya’ya geçenlerin sayısı bir haftada 3 kat arttı

0

Brezilya ordusunun açıklamasına göre, ülkenin kuzeyindeki Roraima eyaletindeki bir kontrol noktasında, salı ve çarşamba günü toplam bin 418 Venezuelalı kayıt yaptırdı.

Bir haftada üç kat arttı

Açıklamaya göre, bu sayı bir hafta öncesinin üç katı.

Öte yandan, Brezilya’daki Birleşmiş Milletler ofisi ise ülke polisinden edinilen rakamların, şubat ayında ülkeye günde ortalama 474 Venezuelalının giriş yaptığını ortaya koyduğunu açıkladı.

21 Şubat’tan bu yana sınır kapıları kapalı 

Maduro hükümeti, 21 Şubat’ta Brezilya sınırını kapatmıştı. Venezuelalı göçmenlerin Brezilya’ya geçmek için alternatif güzergahlar bulduğu sanılıyor.

Venezuela’da 3-4 yıldır devam eden ekonomik kriz ve siyasi çatışmalar nedeniyle binlerce kişi, komşu ülkeler Kolombiya ve Brezilya’ya göç ediyor.

Darbe girişimi

Venezuela’da 23 Ocak’ta kendini devlet başkanı ilan eden Meclis Başkanı Juan Guaido, salı günü sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yayımladığı 3 dakikalık bir videoyla halka ve askerlere sokağa çıkma çağrısı yapmıştı.

Guaido, Caracas’taki La Carlota Hava Üssü yakınında etrafında bir grup askerle çektiği videoyu Twitter hesabından yayımlamıştı. Başkent Caracas’ta bazı askeri birliklerin yolları kestiği, bazı yollarda da askeri araçların görüldüğü belirtilmişti.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez ise darbe girişimine karşı koyacaklarını belirterek, “Biz silahlı kuvvetler olarak anayasal düzeni savunmaya yemin ettik. Hain darbe girişimi karşısında teyakkuzdayız. Askeri birliklerde olağan dışı bir durum söz konusu değil, herkes komutanların emrindedir” açıklamasını yapmıştı.

ABD yönetimi ise Guadio ve taraftarlarının darbe girişimine tam destek veren açıklamalar yapmıştı. 

Hindistan’daki Fani kasırgası 8 can aldı

0

Hindistan’da dün sabah saatlerinde, 180 kilometre hızla Orissa eyaletinin Puri bölgesinde karaya ulaşan Fani kasırgasında 8 kişi hayatını kaybetti.

“Press Trust of India” haber ajansında yer alan haberde, eyalet genelinde, kasırga nedeniyle 8 kişinin öldüğü belirtildi.

Hindistan hükümeti Başsözcüsü Sitanshu Kar, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, kasırgada 160 kişinin yaralandığını kaydetti.

Kar, Ulusal Afetle Müdahale Gücünden (NDRF) yapılan açıklamaya dayandırdığı paylaşımlarında, kasırgada kulübe tarzı evler, eski binalar ve seyyar tezgahlarda ciddi hasar oluştuğu belirterek, elektrik ve telefon hatlarının zarar gördüğünü, NDRF ve eyalet güçlerinin, yolları temizlediğini aktardı.

Orissa eyaleti Özel Yardım Komisyonu Başkanı Bishnupada Sethi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Hasar büyük. Binalar, yollar hasar gördü. Elektrik ve telefon hizmetleri etkilendi.” dedi.

Sethi, eyalette hasar değerlendirmesi yapıldığını belirtti.

Sosyal medyada yer alan görüntüler, kasırganın yol açtığı büyük hasarı gözler önüne serdi.

Diğer yandan Meteoroloji Dairesi, kasırganın, gün içinde tropikal fırtınaya dönüşmesinin beklendiğini açıkladı.

Hindistan Meteoroloji Dairesinden dün yapılan açıklamada, sabah saatlerinde Puri bölgesinden karaya varmasının ardından kasırganın şiddetinin gitgide azaldığı bildirilmişti.

Kuvvetli rüzgarın beraberinde getirdiği şiddetli yağışların Orissa eyaletinde gün boyu sürmesinin beklendiği açıklamada, Fani kasırgasının bu akşama kadar Bangladeş’e ulaşabileceği değerlendirmesinde bulunulmuştu.

Bir milyondan fazla kişiyi yerinden eden fırtınada, ağaçların ve elektrik direklerinin devrildiği, kulübelerin uçtuğu, iletişim ağlarının da hasar gördüğü ifade edilmişti.

Orissa eyaleti Başbakanlığından yapılan açıklamada, “Orissa’da son 24 saatte bir milyondan fazla kişi tahliye edildi. Ganjam’da 300 bin, Puri bölgesinde ise 130 bin kişi güvenli barınaklara yerleştirildi. Barınaklarda kalanlar için yaklaşık 5 bin noktada yemek dağıtılıyor.” ifadesi kullanılmıştı.

Eyalette dün, çok sayıda uçak ve tren seferi iptal edilirken, okullarda eğitime ara verilmişti.

(BRT/TAK)