Ana Sayfa Blog Sayfa 8862

DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi’nden “Sağlıkta Etik” semineri

0
DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi’nden “Sağlıkta Etik” semineri

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi, bilgilendirme seminerlerine devam ediyor. Seminerler kapsamında DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şefik Görkey, Gazimağusa Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda “Sağlıkta Etik” konulu bir seminer verdi. Seminer, günümüzde hasta-hekim ilişkisine dair çok konuşulan konuların tarihinden bahsedilmesi ile başladı. Prof. Dr. Görkey, özellikle dünya savaşlarının ardından bazı doktorların, yetkilerini bir takım ideolojiler için kullanmış olmasının üzerine görülen davalar sonrasında, bilim uğruna bazı çalışmalar için ahlak dışı davranışlarda bulunduğu gerçeğinin su yüzüne çıktığını ifade etti. Bunun üzerine doktorun otoritesinin sarsılması ile tüm dünyada o zamana kadar mutlak kabul edilen davranışlarının sorgulanabilir olduğu gerçeğiyle yüzleşildiğini belirten Prof. Dr. Görkey, bu tarihlerden itibaren birçok tıp ve tıp dışı profesyonellerin hasta-hekim ilişki problemlerini kullanarak kendi çıkarları uğruna birçok girişimde bulunduğunu belirtti.

 

“Ülkemizde Kadın Doktorlar Ciddi Sıkıntılar Yaşıyor”

Eğitim seviyesi düşük toplumlarda kolayca siyaset konusu yapılabilecek ve suistimale açık bu alanda maalesef etkilenenin doktor ve yine hasta olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Görkey, hastaların iyi bilgilendirilmesi ve yönlendirmelerden uzak tutulması gerektiğine işaret etti. Prof. Dr. Görkey, gelişmiş toplumlarda doktorların da en başta iyi eğitilmesi, maddi sıkıntılardan uzak tutulması ve stresli bir yaşamdan uzaklaştırılması temeline dayanarak, doktorlara bir hastayla ilgilenmek için yeterli vakit ve malzeme-ortam sağlanmakta olduğunun altını çizdi. Doktorlara ayrıca kendilerini eğitmek için izinler verilmekte olduğunu da belirten Prof. Dr. Görkey, bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde kadın hekimlerin hamilelik ve doğum sonrası izinleri iş yükünü minimuma indirecek şekilde ayarlandığını kaydetti. Fakat ülkemizde kadın doktorların ciddi sıkıntılar yaşadığının herkes tarafından bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Görkey, doktorların çalışma saatlerinin ve ücretlerinin içinde bulundukları toplumda hakettikleri yeri alacak ve koruyabilecekleri şekilde ayarlanması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Görkey, burada amacın bu denli önemli bir görevi yerine getirmekte olan hekimin işini doğru yapabilmesi ve hastalara gerekli saygıyı gösterebilmesi olduğunu kaydetti.

 

“Mahremiyete Saygı Gösterilmeli”

Böylece hekimin iki taraf arasındaki bu hassas dengeyi kolaylıkla sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Görkey, diğer taraftan hekime ulaşılabilirlik, yeterli zaman ayrılması, güleryüz gösterme, beden ve ruha tacizkar davranışlardan kaçınılması, yapılacak tedaviler için izin alınması, mahremiyete ve karara saygı gösterilmesi gibi hakların sağlanabilmesinin de son derece önemli olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Görkey, hasta ve hekim haklarından bahsederken bu ilişkideki aksaklıkları tek bir taraf üzerine yıkmanın kasıtlı bir çıkar sağlama üzerine olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Görkey, bazen sırf gündem değiştirmek için, hiçbir bilimsel dayanak olmadan hekimlerin veya tıbbi malzeme, alet, tedavi yöntemi ve bunun gibi öğelerin ön plana çıkarıldığını gösteren örneklerin olduğunu söyledi.

 

“Hekimlerin Nasıl Davranması Gerektiğine Dair Kitaplar Var”

Prof. Dr. Görkey, hasta haklarında hekimi öğretim durumu, sosyal konumu, inançları veya özel hayatı açısından taciz etmek olmadığı gibi, hekim haklarında da hastayı ortada bırakmak, yanlış yönlendirmek veya ayrımcılık yapmanın yer almadığını vurguladı. Hekim-hasta ilişkisinin aslında insan haklarının uygulanması gereken en somut, en hassas ve en sık karşılaşılan ilişki biçimi olduğunu belirten Prof. Dr. Görkey, din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğünün de ayrıca temel insan hakları arasında bulunduğunu vurguladı. Herkesin sağlık hizmetinden eşit şekilde yararlanma hakkına sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Görkey, bu ilişkilerin yoruma açık halden olabildiğince belirli ilkeler doğrultusunda yönlendirilen bir hal aldığı takdirde daha doğru sonuçlar alma olasılığının yüksek olduğunu vurguladı. Bundan hareketle bazı ülkelerde hekimlere karşılaşabilecekleri vakalar karşısında hangi tavrı takınmanın doğru olduğunu öğreten kitaplar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Görkey, bu ülkelerde bu kuralları bilmeden veya onlara uymadan çalışılmasının yasak olduğunu da belirtti. Maalesef Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Türkiye’de böyle bir uygulamanın bulunmadığını belirten Prof. Dr. Görkey, ayıca hastanelerin kendi etik kurullarının karşılaşılan zor vakalar karşısında hangi tutumu sergilemek gerektiğine dair hekime yardımcı olabilmekte olduğunu, ancak KKTC’de bunun mümkün olmadığını kaydetti.

Türk üniversiteleri NASA uydu yarışmasında iddialı

0
Türk üniversiteleri NASA uydu yarışmasında iddialı

Amerikan Astronomi Topluluğu (AAS) ve Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) iş birliğiyle düzenlenen dünya çapındaki en prestijli model uydu yarışması CanSat’ta Türk üniversiteleri, haziran ayında Teksas’ta yapılacak finalde Türkiye’yi temsil edecek.

Mart ayında yapılan ve ön raporların değerlendirildiği aşamada İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) APİS takımı birinci olurken, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Grizu-263 Uzay takımı ve Medeniyet Üniversitesi Thread takımı ilk 10’da yer alan diğer Türk üniversiteleri oldu.

Manchester, California, Arizona State, Universita Degli Studi Di Roma La Sapienza ve Virginia Tech gibi dünyanın çeşitli ülkelerinden 93 üniversitenin boy gösterdiği yarışmada, Türkiye’den ODTÜ, Başkent Üniversitesi ve Çankaya Üniversitesi gibi pek çok üniversite de ilk 40’ta yer alarak Teksas’taki yarışmaya katılmaya hak kazandı.

Dünyanın en prestijli model uydu yarışması olarak gösterilen ve 14 yıldır aralıksız olarak düzenlenen CanSat kapsamında, ön rapor aşamasında dereceye giren öğrenciler final yarışması için çalışmaya devam ediyor.

“Birinciliğimizi sürdürmek için çalışacağız”

İTÜ APİS Ar-Ge takım lideri Aykut Üçtepe, yarışma raporunda elektronik ve mekanik tasarımlar ile hesaplamaların büyük bir özenle yapıldığını ifade ederek, “Okul derslerimize ek olarak takımca yaptığımız toplantılarda ve atölyelerde yarışma üzerine çalışmalar yapıyoruz. Yarışmadan önce yapacağımız testlerle eksikliklerimizi görüp birinciliğimizi sürdürmek için çalışacağız” diye konuştu.

Model uydu için yerli ve yabancı kaynaklardan faydalanıldığını belirten Üçtepe, mekanik ve elektronik tasarımlar ile üretim sürecinde kullanılan kaynakların ciddi bir kısmının yerli olduğunu söyledi.

Takımlarının Türkiye’nin en büyük teknoloji ve havacılık festivali Teknofest de dahil olmak üzere yerel ve uluslararası yarışmalara katılmaya devam edeceğini aktaran Üçtepe, “Gençlere doğru yatırımlar yapılırsa kendimizi daha da geliştirmemiz kaçınılmaz olur” dedi.

“Bu yıl dünya şampiyonu olmayı hedefliyoruz”

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Grizu-263 Uzay takımı kaptanı Muzaffer Duysal da daha önce yarışmada ikinci olduklarını hatırlatarak, bu yılki tema olan “Mars yüzeyine pasif iniş yapacak oto kontrol sistemi” için dosyalarını sunduklarını ve ilk 5’e girdiklerini anlattı.

Duysal, “Model uydumuzu üreterek olabildiğince test yapmaya çalışıyoruz. Bizi geçen yıl dünya ikinciliğine taşıyan da yaptığımız çok sayıdaki test oldu. Bu yıl dünya şampiyonu olmayı hedefliyoruz” dedi.

“Kazanan takım ve okullar büyük bir prestij elde ediyor”

Medeniyet Üniversitesi Thread takımı sözcüsü Kaya Tarık Şeker ise yazılım, elektronik ve mekanik alanlarında özgün tasarıma sahip bir model uydu sistemi yaptıklarını, bu tasarımın ilk 10’a girmesinde en büyük etkenin gösterdikleri büyük özen ve gayret olduğunu vurguladı.

Tasarımda farklı materyaller ve 3D yazıcıdan faydalandıklarını ifade eden Şeker, şöyle konuştu:

“Teksas’ta üstümüze düşen görevleri gerçekleştirmek için görev simülasyonlarını üniversitemizde deniyoruz. Tamamen hazırlıklı olarak ülkemizi ve okulumuzu temsil etmeyi amaçlıyoruz. NASA, Siemens ve Lockheed Martin gibi büyük kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen bir yarışma olması nedeniyle kazanan takım ve okullar büyük bir prestij elde ediyor.”

Kaynak: AA

‘Duble’ yaptılar: Alkollü yakalanan sürücünün aracı teslim etmek için çağırdığı arkadaşı da alkollü çıktı

0
'Duble' yaptılar: Alkollü yakalanan sürücünün aracı teslim etmek için çağırdığı arkadaşı da alkollü çıktı

Karabük’te, gece denetimi yapan trafik polislerle, sürücüler ve bareberindekiler arasında ilginç diyaloglar yaşandı.

Denetim noktasını görüp yol ortasında aracını durduran otomobilin sürücüsü Fırat Ö. 0.87 promil alkollü çıktı.

Fırat Ö.’nün ehliyetine 6 ay süreyle el konulurken, 1002 TL ceza kesildi. Polis, Fırat Ö’ den otomobili teslim edebilecekleri ehliyetli ve alkolsüz bir yakınını çağırmasını istedi.

Fırat Ö.’nün telefonla arayarak çağırdığı arkadaşı da 0.24 promil alkollü çıktı. Otomobil, Fırat Ö.’nün çağırdığı başka kişiye teslim edildi.

Bir vaka daha! Çocuğun eline temsili silah verdiler!

0
Bir vaka daha! Çocuğun eline temsili silah verdiler!

Bir vaka daha! Çocuğun eline temsili silah verdiler!

Fotoğraf okulun resmi sosyal medya hesabından yayımlandı.

Tepkiler gelince fotoğraf kaldırıldı.

23_nisan.jpg

Kadın örgütleri yaşananlara tepki gösterdi.

Mesarya Kadın İnsiyatifi fotoğrafı yayımlayarak yetkililerden önlem almalarını istedi.

İstifa eden AKP’li İl Başkanı’ndan zehir zemberek sözler: “Allah bizi affetsin, çok fazla günahımız var”

0
İstifa eden AKP’li İl Başkanı’ndan zehir zemberek sözler: “Allah bizi affetsin, çok fazla günahımız var"

Şengül, Sürekli’ye dönerek yaptığı konuşmada, “Allah bizi affetsin, çok fazla günahımız var. Öz eleştirimizi kendi içimizde yapacağız.” ifadelerini kullandı

Egedesonsöz’den Mehmet İşler’in aktardığına göreŞengül, devir teslim töreninde şu ifadeleri kullandı:

Bu görevi bıraktığımız için üzgün değil çok da mutlu oluruz. Kerem Ali Sürekli arkadaşımızla beraber yola çıktık. Partinin hafızası olan 3-4 kişiden biridir.

Herkesin huzurunda il başkanıma söylemek istiyorum; sevgili başkanım kendi kimliğinizi ve kişiliğini korumazsanız, onun bunun adamını il yönetimine alırsanız bu parti kaybeder, siz kaybedersiniz.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı!

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da katıldığı bir şehit cenazesinde bir grubun saldırısına uğradı. Güvenlik ekiplerince çevredeki güvenli bir eve götürülen Kılıçdaroğlu’nun durumunun iyi olduğu bildirildi.

Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Ankara’nın Çubuk ilçesinde, Hakkâri’de Irak sınırında güvenlik güçleriyle PKK’lılar arasında çıkan çatışmada şehit olan er Yener Kırıkcı için düzenlenen cenaze törenine katıldı. Cenaze töreni sırasında ve sonrasında CHP lideri bir grubun saldırısına uğradı. Arbede yaşanması üzerine güvenlik görevlileri olaya müdahale etti.

NTV’den Serkan Kaya’nın bildirdiğine göre, hem cenaze töreni sırasında, hem de cenaze sonrasında büyük olaylar çıktı ve yaşanan arbedede Kılıçdaroğlu tekmeli ve yumruklu saldırıya uğradı. Polis ekipleri tarafından güvenli bir eve alınan Kılıçdaroğlu dışarı çıkarılamıyor. Evin çevresinde önlemler alınmasına rağmen evin etrafında toplanan kalabalığın evi taşladığı ve “PKK dışarı” sloganları attığı bildirildi.

Evin dışında toplanan grup, Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya ve Çubuk Kaymakamı Uğur Sezer‘in grubun dağılmasına yönelik yaptığı konuşmalara da tepki gösterdi.

CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Levent Gök, Çubuk’ta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na şehit cenazesinde yapılan saldırıya ilişkin, “Yaşanan arbedede hepimiz bir yere savrulduk. Kemal bey iyi, güvenli bir yere alındı. Soğuk kanlı olmalıyız. Genel başkanımız bir açıklama yapacaktır” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Genel Başkanımız hala saldırı altında ancak durumu iyidir. Bu saldırıdan başta İçişleri Bakanı Soylu olmak üzere Genel Başkanımızı hedef gösterenler sorumludur” dedi.

AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

“Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Üzgünüm ve kızgınım. Geçmiş olsun. Şiddet dilinin sokakta fiili şiddet üretmesine şaşıracak değilim. Başta biz siyasiler olmak üzere herkesin sorumluluğu büyük. Hep birlikte Türkiye olmanın gereklerine odaklanmalıyız.”

 

Bahçeli: Türkiye İttifakı’ndan bahsetmek kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır

1
Bahçeli: Türkiye İttifakı'ndan bahsetmek kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya’daki İl Başkanları ve Belediye Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği Türkiye İttifakı’na yönelik olarak “Türkiye İttifakı’ndan bahsetmek kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır” dedi.

“Ülke bazlı siyasi bir ittifak olamaz. Bizim ittifakımız cumhurladır, bizim ittifakımız AKP’li kardeşlerimledir” diyen Bahçeli sözlerine “Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye İttifakı ile neyi kasetttiğini elbette bilemeyiz. Ama konunun zillet ittifakı tarafından istismar edildiğini görüyoruz. Bizim inandığımız Cumhur İttifakı’dır. Bizim amacımız milli bekayı sonuna kadar yaşatmaktır. Cumhur İttifakı’na yönelik sabotajlara fırsat vermemektir” diye devam etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen Perşembe günü Twitter’dan yaptığı açıklamalarda “Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak, 82 milyon hep birlikte ‘Türkiye İttifakı’ olarak hareket etmeliyiz.” demişti.

Bahçeli 31 Mart yerel seçimleriyle ilgili olarak da “İstanbul, Ankara, İzmir büyükşehir belediyelerinin CHP yönetimine geçmesi, Cumhur İttifakı’na güvensizlik olarak görülmemelidir. CHP’nin başarısız abartılmamalıdır” dedi.

Tunceli’de Türkiye Komunist Partisi’nden Fatih Mehmet Maçoğlu’nun belediye başkanı seçilmesine de değinen Bahçeli “Ne yapalım, seçildi diyerek komünist şarlatanlığa göz mu yumalım?” dedi.

MHP lideri Bahçeli İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine AKP’nin yaptığı olağanüstü itiraz süreciyle ilgili olarak da “İstanbul’da seçimin tekrarı beka meselesidir” diye konuştu.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) önünde tarihi bir görev olduğunu belirten Bahçeli “YSK İstanbul’daki sandık yolsuzluklarına bigâne kalamaz, Türkiye’nin kaderiyle oynayamaz. 3 valiz dolusu belgeyle iddiaların adalete uygun şekilde sonuçlandırılması YSK’nın tarihi görevidir. YSK’nın bu ağır yükün altından nasıl kalkacağıdır. İçişleri ve Adalet Bakanlığıyla, MİT ve emniyet olağanüstü itiraz sürecinin isabetli bir sonuç vermesine katkı sunacak mıdır? YSK seçim yenileme kararı almazsa 15 Temmuz şehitlerinin yüzüne nasıl bakılacaktır?” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’nin elektronik veri tabanı ve altyapısına ilişkin araştırma ve inceleme yapmak üzere bir heyet yetkilendirmesini de eleştiren Bahçeli “İBB’nin koltuğuna oturur oturmaz belediyenin elektronik veri tabanında incelemeye kalkışması iyi niyetli görülemez. Bu telaş niyedir? Bu acelecilik neye yorumlanır?” ifadelerini kullandı.

Öte yandan AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, YSK’nın itiraz başvurusunu bu hafta görüşmeye başlayacağını hatırlattı.

Yavuz Kanal 7’de televizyonunda katıldığı programda “Biz 16’sında dilekçemizi, dün ek dilekçemizi verdik. Bundan sonra YSK karar verecek. Bu hafta içi başlayacak. Ne kadar sürüp sürmeyeceği oradaki delillere bakacak. KHK ile karar verecekse bu çok sürmez” dedi.

Soyer, Köy Enstitüleri Aydınlanma Onur Ödülü Töreni’nde konuştu

0
Soyer, Köy Enstitüleri Aydınlanma Onur Ödülü Töreni’nde konuştu

Aydınlanma Onur Ödülü’nün Muzaffer İlhan Erdost’a verildiği törende konuşan Başkan Soyer, “Köy Enstitüleri ruhunu İzmir’den başlamak üzere yeniden dünyaya getireceğiz. Köy enstitülerini zamanımızın gereksinimlerine göre yeniden yapılandırarak, onların verdiği işlevleri

Köy Enstitüleri yaşasaydı her şey çok farklı olurdu

Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer şunları söyledi: “Bu topraklarda nice fikir doğdu, hayata geçti. Kimisi yaşıyor, kimisi çoktan unutuldu. Bir de ortadan kaldırılsa bile, ruhları ve tüm ilham kaynaklarıyla aramızda yaşayan düşünceler, atılan tohumlar var. Hiç şüphesiz ki bunların başında Köy Enstitülerimiz geliyor. Kuruluşunun 79. Yılında Köy Enstitüleri işte bu nedenle halen daha gündemimizde. Daha öncesinde pek çok uzmanın dile getirdiği gibi, Köy Enstitüleri kapatılmasaydı eğer, bugün her şey çok farklı olurdu.”

Türkiye’ye çiftçilerimiz yön verecekti

Peki Köy Enstitüleri yaşasaydı bugün farklı olacak şeyler tam olarak neydi diyen Başkan Soyer, “Bir akademisyen olarak değil ama, bir yerel yönetici olarak size bu konudaki düşüncelerimi madde madde aktarmak istiyorum. Her şeyden evvel, kırsalda ve şehirlerde yaşayan insanlarımız birbirini çok daha iyi tanıyacaktı. Zira bu enstitüler, Anadolu’daki kadim bilginin, modern, akademik bilgiyle bir sentezini yapacaktı. Şehirde yaşayanlar köylünün sorunlarını, köylü de şehirdeki vatandaşlarımızın beklentilerini daha iyi anlayacaktı. Böyle olunca, tarım politikalarına yalnızca tarım tekellerinin lobi faaliyetleri değil, aynı zamanda Türkiye’nin kendi öz tarım kültürü ve çok daha ör gütlü olan çiftçilerimiz yön verecekti. Nereye baksak, en verimli, en doğru neyi üretmemiz gerektiğini çok daha iyi bilecektik. Bu sayede yerel tohumlarımızı koruyacak, ithal, hibrit tohumlara mahkum kalmayacaktık” dedi.

Kendi kendini doyuran bir halk olacaktık

Köye enstitüleri yaşasaydı, kırsal nüfusun bu denli azalmayacağını ifade eden Başkan Soyer sözlerine şöyle devam etti: “Patatesi, buğdayı, samanı, tarım için gerekli olan girdileri ithal etmek zorunda kalmayacaktık. Soğan 10 lira olmayacaktı! Özetle, kendi kendini doyuran ve doğduğu yerde doğan bir halk olacaktık. Bugün köy enstitüleri kapatılmış olsa da, biz köy enstitüleri ruhunu İzmir’den başlamak üzere yeniden dünyaya getireceğiz. Köy enstitülerini zamanımızın gereksinimlerine göre yeniden yapılandırarak, onların verdiği işlevleri bir kere daha ete kemiğe büründüreceğiz. Seçimden önce de vadettiğim gibi, açacağımız İzmir Tarım Üniversitesi ve ona bağlı tarım okullarıyla köy enstitülerinin ruhunu İzmir’den yaymaya başlayacağız. Bu ruh, Türkiye’mizin dört bir yanında yeniden yeşerecek.”

Yazıyla süren ömür

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) 2003 yılından beri Köy Enstitüleri’ne katkı sağlamış aydınlara, sanatçılara her 17 Nisan’da “Aydınlanma Onur Ödülü” veriyor. Bu yıl ki ödülün sahibi Muzaffer Erdost, 18 Eylül 1931’de Tokat Artova’da dünyaya geldi. Liseye Sivas’ta başladı ve öğrenimini Çorum’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni 1956 yılında tamamladı ve veterinerliği sadece askerde yaptı. Erdost, lise ikinci sınıftayken Sivas’ta çıkan “Ülke” adlı gazetede, ilk yazısı olan Kemalettin Kamu ile ilgili bir incelemeyi yayımlayarak yazarlık yaşamına başladı. Fakülteye başladığında “Se&cc edil;ilmiş Hikâyeler” dergisinde öyküleri, “Ufuklar” dergisinde şiirleri ve yazıları, ardından “Yücel” dergisinin genç şairler bölümünde şiirleri yayımlandı. Fakülte son sınıftayken “Pazar Postası” dergisinin yazı işleri müdürü olarak çalışmaya ve yazılar yazmaya başladı. Erdost, üniversite öğrenimi sonunda, yaşam boyu yapacağı gazetecilik ve yayıncılığı seçti ve kitabevi işletti. Lise öğrenciliğinden günümüze edebiyatla, şiirle, sanatla yaşadığı, tanık olduğu dönemlerin toplumsal sorunlarını emek ve demokrasi penceresinden yorumlayarak yaşadığı yıllara onurla aktardı.

Köy Enstitüleri

1935 yılında yapılan sayıma göre, Türkiye nüfusunun yüzde 80’i okuma yazma bilmiyordu. Mevcut 40 bin köyün 31 bininde okul yoktu. Köylere ulaşım sağlamak, okul kurmak, öğretmen göndermek çok zordu. Büyük şehirlerden Anadolu’nun köylerine uzanacak bir eğitim sisteminin arayışları ve uygulama çabaları, Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ile Hasan – Âli Yücel’in dönemlerinde köy enstitülerine kadar uzanıyor. Cumhuriyeti yaşatma ve bu topraklarda yeni bir insan tipi yetiştirme amacıyla öncelikle 1936’da köy eğitmen kursları açıldı. 17 Nisan 1940’ta ise dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde köy enstitüleri kuruldu ve köyden alınan çocukların eğitilip tekrar köye yollanarak halkın bu geniş kesiminin aydınlanması hedeflendi. 1946’da dış ve iç baskılarla yavaşlayan süreç sonunda 1954’te yirmi bir enstitü de kapatıldı. Köy eğitmen kursları ve köy enstitüleri sayesinde 1946 – 1947 ders yılı başına kadar 7 bin köyde okul açıldı; 8 bin 500’den fazla eğitmen ve 210 binden fazla öğrenci yetiştirildi.

bir kere daha ete kemiğe büründüreceğiz. Seçimden önce de vadettiğim gibi, açacağımız İzmir Tarım Üniversitesi ve ona bağlı tarım okullarıyla köy enstitülerinin ruhunu İzmir’den yaymaya başlayacağız. Bu ruh, Türkiye’mizin dört bir yanında yeniden yeşerecek” şeklinde konuştu.

Kültürpark İzmir Sanat’ta gerçekleşen törende, bir kuşağın “eşitlik, özgürlük, adalet” gibi evrensel değerlerle buluşmasını sağlayan YKKED tarafından bu yıl Aydınlanma Onur Ödülü Muzaffer İlhan Erdost’a layık görüldü.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na şehit cenazesinde saldırı

0
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğluna şehit cenazesinde saldırı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye-Irak sınır hattında teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan askerden piyade er Yener Kırıkcı’nın cenaze törenine katılmak üzere Çubuk’a gitti.

Akkuzulu Camisi’ndeki cenaze namazının ardından top arabasına alınan şehidin naaşı, köy mezarlığına götürüldü.

Bu sırada “Şehitler ölmez vatan bölünmez, kahrolsun PKK” sloganları atan bir grup Kılıçdaroğlu’na yumruk ve tekmelerle saldırdı.

 

Yakın korumlarının yanı sıra özel harekat, polis ve jandarma ekiplerinin müdahalesiyle korunan Kılıçdaroğlu, alandan alınarak, çevredeki bir eve götürüldü. Evin çevresinde güvenlik çemberi oluşturuldu.

Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya ve köyün ileri gelenleri de ellerindeki megafonlarla gruptakileri sakinleştirmeye çalıştı.

Kılıçdaroğlu’nun aracı, bulunduğu evin önüne getirildi. Burada toplanan bazı vatandaşlar taşlarla saldırdıkları aracın camlarını kırdı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu eve geldi. Akar, çevrede toplanan vatandaşlara sakin olmaları çağrısında bulundu.

Zırhlı araçla evden çıkarıldı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çubuk ilçesinde güvenlik amacıyla tutulduğu evden zırhlı araçla çıkarıldı.

Ankara Valiliği: Sorumlular hakkında yasal işlemlere başlandı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğradığı olaya ilişkin Ankara Valiliği, güvenlik tedbirlerinin alındığını ve olayın sorumluları hakkında yasal işlemlere başlanıldığını açıkladı.

Valilikten yapılan açıklamada şunlar kaydedildi;

“Çubuk ilçemizde icra edilen şehit cenazesi töreninde CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik müessif protesto eyleminin önlenmesine yönelik gerekli güvenlik tedbirleri alınmış olup olayın sorumluları hakkında yasal işlemlere başlanılmıştır.”

“Kılıçdaroğlu’nun sağlığıyla ilgili bir problem yok”

Ankara Valisi Vasip Şahin, “Kılıçdaroğlu ile ilgili tüm güvenlik tedbirleri alındı. Takviye kuvvetler yönlendirildi, bir güvenlik sorunu şu anda yok. Sağlığıyla ilgili herhangi bir problem yok.” dedi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Kılıçdaroğlu’na saldırı ile ilgili, “Bunu yapanların bir provokasyon içerisinde olduklarını düşünüyorum. Arkasındaki planlamanın da ortaya çıkarılması gerektiği kanaatindeyim.” dedi.

Soruşturma başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’ta katıldığı, şehit Yener Kırıkcı’nın cenaze namazı sonrasında uğradığı saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun uğradığı saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığını, olayın terör bağlantısı ya da provokatif bir eylem olup olmadığına ilişkin her yönüyle araştırıldığını söyledi.

“Saldırı tüm yönleriyle araştırılıyor”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırının kabul edilemeyeceğini ve tüm yönleriyle araştırıldığını bildirdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik: Hukuk dışına çıkmaya kimsenin hakkı yoktur

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıya ilişkin, “Her türlü şiddet eylemini kınıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun diyoruz. Hukuk dışına çıkmaya kimsenin hakkı yoktur.” dedi.

Bakan Gül, Kılıçdaroğlu’na saldırıyı kınadı

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk ilçesinde kılınan şehit cenazesi namazı sonrasında uğradığı saldırıyı kınadı.

Bakan Gül, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik menfur saldırıyı kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Şiddetin hiçbir türünün demokratik siyasete gölge düşürmesine izin vermeyeceğiz.” ifadelerine yer verdi. 

“Kılıçdaroğlu’na saldırı asla kabul edilemez”

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk ilçesinde kılınan şehit cenazenin namazı sonrasında uğradığı saldırıyı kınadı.

Kurtulmuş, Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, “Yüreğimizi yakan şehitlerimizin acısı hepimizin ortak hüznüdür. Millet olarak hem teröre karşı dik duruşumuzu hem de sağduyulu ve vakur tavrımızı her koşulda korumalıyız. Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı gerçekleştirilen müessif saldırı son derece üzüntü vericidir ve asla kabul edilemez.” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: AA

En çok yağış nereye düştü?

0
En çok yağış nereye düştü?

Meteoroloji Dairesi, son 24 saatte en çok yağışın Taşpınar, Gazimağusa ve Doğancı’ya düştüğünü bildirdi.

Ülke genelinde dün 08:00 ile bugün 08:00 arası toplanan verilere göre, metrekareye Taşpınar’a 12, Gazimağusa ve Doğancı’ya 11, Pile’ye 9, Salamis’e 8, Yeşilırmak ve Lefke’ye 7; Gemikonağı ve Çamlıbel’e 5; Devlet Üretme Çiftliği, Beyarmudu ve Koruçam’a 4; Akıncılar, Ercan, Akdoğan ve Kozanköy’e 3; Vadili, Yenierenköy, Boğaz, Çayönü, Selvilitepe, Alsancak, Sandallar, Karaoğlanoğlu ve Lefkoşa’ya 2 kilogram yağış düştü.