Ana Sayfa Blog Sayfa 8881

Facebook’tan önemli şifre açıklaması

0
Facebook’tan önemli şifre açıklaması

Sosyal medya platformu Facebook açıklamasında, milyonlarca Facebook kullanıcısının şifresinin düz metin olarak saklandığı ancak şifrelerin şirket içi sunucularda tutulduğu ve bu bilgilere dışarıdan erişilemeyeceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Facebook çalışanlarının bu bilgilere ulaşımı kötüye kullanmalarıyla ilgili herhangi bir kanıt olmadığı da belirtildi.

Siber güvenlik uzmanı Andrei Barysevich, güvenlik kurallarına göre şifrelerin düz metin olarak saklanmaması gerektiğine işaret ederek, Facebook gibi büyük bir şirketin şifreleri düz metin olarak tutmasının geçerli bir sebebi olmadığını söyledi.

“Krebs on Security” isimli blog sayfasında, Facebook’un 600 milyon civarında kullanıcısının şifresini yıllarca düz metin olarak tutulduğu bilgisi yer almıştı. 

Dış politika riskleri TL üzerinde baskı oluşturuyor

0
Dış politika riskleri TL üzerinde baskı oluşturuyor

Uluslararası piyasalarda gözler 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin sonuçlarına ve ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanabilecek muhtemel gelişmelere çevrildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, işgal altındaki Suriye topraklarında olan Golan Tepeleri’ndeki İsrail egemenliğini ABD yönetiminin resmen tanımasını 22 Mart’ta sert bir dille eleştirmişti. Bunun ardından ise döviz kurlarında yaşanan büyük dalgalanma, Türkiye ekonomisinin geleceği hakkında endişeleri artırmıştı.

Merkez Bankası’nın swap kararı döviz kurundaki artışı geçici olarak frenlemede başarılı olsa da, ekonominin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar, özel sektörün büyük miktardaki dış borcu, hükümetin yerel seçimler sonrasında atmayı planladığı adımların önemini artırıyor.

Ekonomi çevreleri, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 8 Nisan’da açıklayacağı yol haritasını merakla beklerken, piyasaların özellikle ABD-Türkiye ilişkileri konusunda büyük hassasiyet gösterdiği, burada yaşanabilecek gelişmelerin gelecek haftalarda ekonomi üzerinde belirleyici olabileceği kaydediliyor.

Türk hükümetinin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alma planı, ABD başta olmak üzere Türkiye’nin tüm Batılı müttefikleri tarafından eleştiriliyor ve bu girişimin NATO’ya ve müttefiklik ilişkilerine zarar vereceği belirtiliyor.

ABD yönetimi, Türk hükümetinin S-400 alımından vazgeçmesini istiyor, aksi takdirde Türkiye’nin NATO’nun ortak hava savunma sisteminin dışında kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’ye S-400 yerine Patriot füze savunma sistemi almasını öneren Trump yönetimi, bu konuda tercih için Mart ayı sonuna kadar süre tanımış durumda.

ABD Yönetimi, Ankara’nın Rus füze savunma sistemi almakta ısrar etmesi halinde 100 adet F-35 savaş uçağının Türkiye’ye teslim edilmeyeceği, Türkiye’nin bu uçakların üretiminde üstlendiği rolün gözden geçirileceği ve ABD’nin yaptırım uyguladığı Rusya’dan savunma sanayi ürünleri alması nedeniyle de Türkiye’ye yaptırım uygulanabileceği mesajını veriyor.

Konunun önümüzdeki hafta ABD’de yapılacak NATO dışişleri bakanları toplantısında da gündeme gelmesi bekleniyor.

Türkiye’nin, PKK’nın uzantısı olduğu gerekçesiyle terör örgütü olarak gördüğü, ABD’nin ise müttefik olarak tanımladığı YPG, Ankara-Washington hattında gerilime yol açan en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor.

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinden YPG’nin tasfiyesini ve kendi kontrolü altında bir güvenli bölge inşa etmeyi istiyor.

YPG’yi IŞİD’in tasfiye edilmesinde en etkin güç olarak gören ABD ise Türkiye’den bu güce zarar verecek herhangi bir askeri hamle yapılmayacağı yönünde güvence istiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, askerlerini Suriye’den çekme kararını açıkladığı süreçte, “Türkiye Kürtleri vurmaya kalkarsa ekonomik olarak onları mahvederiz” ifadelerine yer verdiği bir açıklama yapmış, bu ifadeleri büyük tartışmalara yol açmıştı.

Türkiye ekonomisini etkileyen bir diğer dış politika başlığını ise Trump’ın İran ile nükleer anlaşmadan çekilme kararından sonra devreye soktuğu İran yaptırımları oluşturuyor.

Enerjide neredeyse bütünüyle dışa bağımlı olan Türkiye için İran önemli bir tedarikçi ülke konumunda.

ABD’nin altı aylığına yaptırımlardan muaf tuttuğu ülkeler arasında Türkiye de yer alıyor, ancak muafiyet süresi eğer uzatılmazsa Mayıs ayında doluyor.

Ayrıca geçtiğimiz günlerde aralarında Türkiye’den bir şirketin de olduğu firmalara ve kişilere yaptırım kararı alan ABD yönetimi Ankara’ya “yaptırımlar agresif bir şekilde uygulanmalı” mesajını verdi.

Önümüzdeki süreçte ABD’nin bu konuda Ankara üzerindeki baskısını artırabileceği belirtiliyor.

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesinde rol aldığı gerekçesiyle Halkbank’a para cezası verilmesi gündemde kalmayı sürdürüyor.

İtirafçı tanık Rıza Sarraf ile birlikte Halkbank’ın eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla da New York’ta ambargoyu delme ve kara para aklama suçlamasıyla yargılanmış, Atilla davada 32 ay hapse mahkûm edilmişti.

Sarraf, dava sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bilgisi dahilinde, yaptırımları delmek için Türk hükümet üyelerine rüşvet verdiğini iddia etmiş, Erdoğan ise bu davayı hükümetine yönelik bir saldırı olarak nitelendirmişti.

Washington’da Halkbank’a verilecek para cezası konusundaki değerlendirme sürüyor.

Ankara-Washington hattında gerilime yol açan bir diğer başlık da ABD Başkanı Trump’ın,  İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki egemenlik iddiasını tanıması oldu. Bu karara en sert tepkiyi gösteren liderlerden biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

Erdoğan, “Trump, kimin arazisini İsrail’e veriyorsun! BM kararına göre orası Suriye toprağı. Ali kıran baş kesen… Var mı böyle bir şey?” diye sert çıktı ve ABD Başkanı Trump’ı, Golan Tepeleri’ni “İsrail’e peşkeş çekmeye” kalkışmakla suçladı.

Ankara’nın Almanya gibi önemli dış ticaret ortakları ve diğer Avrupa ülkeleriyle ilişkileri de zorlu bir süreçten geçmeye devam ediyor.

Geçen yılın sonunda ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde adımlar atılsa da, henüz somut bir ilerleme sağlanabilmiş değil.

AB başkentleri, Türkiye’den yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, basın özgürlüğü gibi alanlarda adım beklerken, bu beklentilerine şu ana kadar karşılık bulamadı.

Aralarında Alman gazetecilerin de bulunduğu yabancı basın mensuplarının bir bölümüne Türkiye’de görev yapmaları için gerekli olan basın akreditasyonlarının verilmemesi hem Ankara-Berlin hattında hem de diğer AB başkentlerinde büyük rahatsızlık yaratmıştı. Çözüm için görüşmeler sürüyor.

Öte yandan geçen aylarda, Alman ve Avrupalı yatırımcıları ülkeye çekebilmek için yoğun temaslar yürüten Türkiye, bu konuda da arzu ettiği sonuca henüz ulaşamadı.

Avrupalı yatırımcılar, bu konuda adım atmak için, öncelikle yargı bağımsızlığının güçlenmesini, yapısal reformların hayata geçirilmesini bekliyor. Alman iş çevreleri, Gümrük Birliği’nin uygulanmasında yaşanan sorunların da devam ettiğini ifade ediyorlar.

Koral Bozkurt: Spor ambargosuna bu şeklide dikkat çektik

0
Koral Bozkurt: Spor ambargosuna bu şeklide dikkat çektik

Başkan Koral Bozkurt, Pile’de gerçekleşen Mağusa Türk Gücü ve NEA Salamina takımlarının dostluk maçı ile ilgili açıklama yaptı.

Başkan Koral Bozkurt, karşılaşma ile ilgili şunları söyledi:

Kıbrıs Türk futbolu, uluslararası ambargolar bir yana, haksız bir spor ambargosunun kıskacında. Nea Salamina maçı bizim için sırf bu anlamda bile önemli. UEFA lisanslı bir takımla karşılaştık. ‘Buradayız, varız, futbol oynuyoruz, iyi takımlarımız var’ deme adına bu karşılaşmaya önem verdik. Bugüne kadar Bir Türkiye futbol takımı Uluslararası bir maç yapacağı zaman Ercandan gelip Güney’e geçemezken bugün bu maça Ercan’dan gelen TC ve yabancı uyruklu oyuncularımızı getirebildik; Bugünden sonra Türkiye Spor Kuluplerine bir emsal teşkil edecektir.

Bundan böyle Türkiye Spor klupleri Ercan’dan gelecektir Toplumsal baktık. Her aşamada, ülkemiz futbol federasyonu KTFF, değerli başkanı Hasan Sertoğlu ile istişare içerisinde olduk. Bizi motive eden nokta, yukarıda da bahsettiğim gibi, sporun siyaset üstü oluşu yanında, ülkemiz gençliği adına da bu uluslararası fırsatı kullanma fikri oldu.

Geldiğimiz aşamayı da siyasetten arınmış olarak değerlendiriyoruz. Ülke insanını en iyi şekilde temsil ettiğimize, spor ambargosuna bu şekilde dikkat çektiğimize inanıyorum.

Organizasyon heyetine, her aşamada işbirliğini sürdüren Nea Salamina camiasına teşekkür ederiz.

Organizasyondan elde ettiğimiz geliri, Yenicami alt yapısında futbol oynayan ve geçtiğimiz günlerde lösemi teşhisi konulan Demir’in tedavi masraflarına bağışlama kararı aldık. Tüm sürecin de siyaset üstü, sporun birleştirici gücü, barışa olan katkısı ve ülkemiz gençliğinin uluslararası organizasyonlara duyduğu ilgi kapsamında değerlendirilmesi en büyük isteğimizdir.”

KKTC’de 5 yılda 3 bin 633 yeni kanser vakası

1
KKTC'de 5 yılda 3 bin 633 yeni kanser vakası

2012-2016 yıllarını kapsayan verilere göre, ülkede erkeklerde kanser insidans hızı (belli bir sürede ortaya çıkan yeni vakaların çıkış hızı) 100 bin kişide 177.5; kadınlarda ise 178 olarak bulundu.

Çalışmanın sonucunda ülkede en çok görülen kanser tipinin meme kanseri, ardından da kolon kanserinin geldiği vurgulandı.

Sağlık Bakanlığı ile Doğu Akdeniz Üniversitesi Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi arasında ortak yürütülen Kanser Kayıt Projesi sonucunda derlenen 2012-2016 verileri, bugün düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Konferans Salonu’nda yer alan  toplantıya Sağlık Bakanı Filiz Besim, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam, DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nahide Gökçora, sağlık çalışanları ve bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

İlk konuşmayı yapan DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nahide Gökçora, kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna vurgu yaparak, “Kanser hastalığının sadece yüzde 10’u kalıtsaldır. Kanser etkenlerini bulup kanser hastalığını önlemek gerekir” şeklinde konuştu.

kano.png

Kıbrıs’ta ilk kez toplum bazlı kayıtçılığın başlatıldığını dile getiren Gökçora, sistemin başlatılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Dünyada 1930 yıllarında, Türkiye’de 1992 yılında kayıtçılığın başladığına dikkat çeken Gökçora, kendilerinin 2016 yılında Sağlık Bakanlığı ile DAÜ Tıp Fakültesi’nin ortak projesi olarak geliştirdiklerini, bugün de bu çalışmayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını kaydetti.

Gökçora ayrıca, sivil toplum örgütlerini, kanser hastalarının derneklerinin de hakkının ödenemeyeceğini belirtti.

Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökçora, “Yaşam tarzımız, beslenme şeklimiz, çevremizdeki etkenler kansere neden olmaktadır. Kanserin ancak yüzde 10’u kalıtsaldır. Büyük bir kısmı bu etkenlerin ortadan kaldırılması ile önlenebilir durumdadır” dedi.

Önlenebilir etkenlerin bulunması için kanıta dayalı bilgiler toplanması gerektiğine dikkat çeken Gökçora, bunun için de kanser kayıtçılığının başlaması gerektiğini söyledi.

Proje için 2013’te DAÜ Tıp Fakültesi olarak Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’na başvurduklarını, sürecin Sağlık Bakanlığı ile DAÜ Tıp Fakültesi Üniversitesi arasında KKTC Kayıtçılık İşbirliği Protokolü ile 2015’te başladığını anlatan Gökçora, 2015-2016 yıllarında Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde Kanser İzleme, Denetleme ve Eğitim Merkezi’nin (KIDEM) kurulduğunu kaydetti.

Nahide Gökçora, merkezde topluma dayalı kanser kayıtçılık personeli ile erken tanıdaki hekimlerin de katkısıyla çalışmaların başlatıldığını dile getirerek, proje kapsamında ilk kez çok amaçlı Ulusal Kanser Danışma Kurulu’nun da kurulduğu söyledi.

Eken tanı, eğitim, tedavi, rehabilitasyon ve tarama programlarının oluşturulması ve planlanması çalışmasının da yapıldığını anlatan Gökçora, sistemlerin tamamlanması ve ortak gruplarla iş birliği ile halkı, hekimleri ve danışanları eğitmek üzere programların da oluşturulduğunu kaydetti.

Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Gökçora, verilerin toplanarak 5 yıllık kanser istatistiklerinin düzenlendiğini ve Kıbrıs’ta görülme sıklığı, yüz binde kaç kanser hastalığının görüldüğü ve cinslere göre dağılımı çalışmalarının yapıldığını bildirdi.

DAÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nahide Gökçora, kadınlarda ve erkeklerde en çok görülen 10 kanser türünün evrelenmesindeki gruplandırmaların da değerlendirildiğini dile getirerek değerlendirilen sonuçların paylaşılacağını ifade etti.

Gökçora, Ulusal Kanser Danışma Kurulu’nun sonuçları analiz ederek değerlendirmesi ve değerlendirmelerin arkasından ortaya çıkacak verilerle oluşturulacak kanser politikaları, yaklaşımları ve farklı yaklaşımların oluşturacağı etkilerinin net bir şekilde ortaya konması gerektiğini belirtti.

Her yıl düzenli şekilde istatistiklerin çıkarılması gerektiğine de vurgu yapan Gökçora, kendilerinin bir ilki başardığını ve ilklerin her zaman zor olduğunu söyleyerek, “Bu yolda hepimiz yeni bir yol bulduk… Devam etmesini temenni ediyoruz” dedi.

DAÜ Rektörü Necdet Osam da, çalışmanın ilk verilerini açıklamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunun KKTC’de yapılması gereken ve süreklilik arz eden bir çalışma olduğunu vurguladı.

Sadece kanser değil diğer alanlarda da üniversite olarak Sağlık Bakanlığı’nın çizeceği vizyon dahilinde üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını söyleyen Osam, KKTC’de verilerin toplumla paylaşılmasının büyük önem arz ettiğini kaydetti.

Çalışmanın öneminin son derece hayati olduğuna dikkat çeken Osam, KKTC’de insanların çok genelleme yaptığını, bir vakadan birçok sonuç çıkarmaya çalıştıklarını, bundan dolayı da bugün çıkacak kanser istatistiklerinin halka daha fazla umut vereceğini söyledi.

Üniversite adına Sağlık Bakanlığı’na projeyi kendileriyle yürütmelerinden dolayı teşekkürlerini sunan Osam, bundan sonra da üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını ekledi.

Sağlık Bakanı Filiz Besim ise konuşmasında, kanser konusunda çok tartışmalar yapıldığını fakat bu tartışmaların bilim ışığından uzak yapıldığını söyleyerek, “Çünkü elimizde veriler yoktu” dedi.

 

2013 yılında kendisinin Tabipler Birliği Başkanı olduğu dönemlerde DAÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nahide Gökçora’nın ziyaretine gelerek böyle bir çalışma hayali olduğunu söylediğini aktaran Besim, Gökçora’nın ülkede kanser haritasının çıkarılması gerektiğini ve bunun da ancak bilimsel bir ortamda yapılabileceğini ifade ettiğini anlattı.

Toplantıda, 5 yıllık bir çalışmanın bilimsel verilerini paylaşacaklarını dile getiren Besim, konuşmasına şöyle devam etti:

“Nüfusu bilmeden nasıl veri paylaşılacağı söylemlerinin kimseyi yanıltmaması ve aldatmaması gerektiğine vurgu yaparak, nüfusu bu verilerle dahi çok ama çok iyi biz biliyoruz. Hasta olan herkes ille ki bizden geçiyor. İllaki aşı yaptıracak çocuk bizden geçiyor. İlle ki ülkeye gelip çalışma izni alan kişi bizden geçiyor. Biz de bunları Devlet Planlama Örgütü’yle de paylaşıyoruz. Yani bu ülkede bu ülkenin nüfus projeksiyonunu bilecek donanımlı deneyimli çok kurum ve insanımız vardır. Hiç şüphe aklınıza gelmesin.”

Besim, dünyada da KKTC’de de ikinci sıra ölümlere neden olan kanserin ciddi şekilde toplumların, devletlerin ve tüm kurumların ele alması gereken bir konu olduğunu vurguladı.

Kanserin sadece Sağlık Bakanlığı, üniversite ve derneklerin sorunu değil tüm ülkenin sorunu olduğuna dikkat çeken Filiz Besim, hastalığın hep birlikte ele ele verilerek, multidisipliner denilen çok yönlü çalışarak önlenebileceğini kaydetti.

Kanser bildirim zorunluluğunun önemine dikkat çeken Bakan Besim, kanser bildiriminin zorunlu olmasıyla kayıtların net tutulabileceğini belirtti ve ülkede kanser haritasının çıkarılabilmesinin önemine vurgu yaptı.

2018 başlarında ilk yasa olarak Meclis’te Kanser Hastalığı Bildirim Yasası’nın hayata geçmesine katkı koyan herkese teşekkür eden Besim, kanserde ve tüm hastalıklarda koruyucu hekimlik ve erken tanının önemli olduğunu kaydetti.

Sağlık Bakanı Filiz Besim, erken tanı ve tedavinin hayat kurtardığını ve maddi olarak da önemli tasarruf yapılabileceğini dile getirerek bundan dolayı da tarama merkezini çok güçlendirdiklerini söyledi.

16 tane sağlık merkezini Kanser Tarama Merkezi ile kanser kayıtçılığına bağladıklarını söyleyen Besim, bu çalışmayla verilerin anında merkeze düştüğünü kaydetti.

İsteyen vatandaşların sağlık merkezlerinde tahlillerini yapabileceklerine de değinin Besim, bu sistemle çok vaka yakaladıklarını söyledi.

Sağlık Bakanı Besim, rahim ağzı kanserine karşı HPV aşılarının kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, ülke bütçesini göze aldıklarında bu aşı yöntemini sadece kız çocuklarına başlatabildiklerini ve geçen hafta 12 yaşındaki kız çocuklarına HPV aşısı uygulandığını kaydetti.

Aşının ülkede 12 yaşındaki tüm kız çocuklarına yapılacağını dile getiren Besim, bugünden itibaren gece kulüplerinde çalışan kadınlara da aşının zorunlu olacağını açıkladı.

Besim, gıda analizleri konusunda da Tarım Bakanlığı’nın çok hassas davrandığını, KKTC’ye giren ve burada üretilen gıdaların sağlık olması için analizlerin ciddiyetle yapıldığını dile getirdi.

Besim ayrıca, 1 Nisan’da yeniden başlayan su analizlerinin çok daha sağlıklı bir şekilde yapıldığını duyurdu.

Yerel yönetimlere çok büyük işler düştüğüne de dikkat çeken Besim, “Kullanılan sinek ilaçlarından tutun da gıda analizi denetimleri ve restoranlar gibi yerlerde belediyelere birçok görevler düşüyor” dedi.

Konuşmaların ardından Kanser Kayıtçılık Projesi Koordinatörü Figen Gülen İnce ile Veri Planlama ve Analisti Yardımcı Doç. Dr. İlke Akçay sunum gerçekleştirdi.

Çalışmada, 2012-2016 yılları arasındaki 5 yılda 3 bin 633 yeni kanser vakasının tanı alındığı kaydedildi.

Malign melanom dışındaki cilt kanserleri hariç yeni vaka sayının da 3 bin 157 olduğu açıklandı.

3 Bin 157 yeni vakanın 553’ünü meme kanserlerinin oluşturduğu saptanan çalışmada, kanser hastalığının kadınlarda 30’lu yaşlardan itibaren, erkeklerde ise 50’li yaşlardan itibaren artış gösterdiği belirlendi.

Erkeklerde kanser vakalarının yarıya yakınına denk gelen yüzde 48’inin, 50-69 yaş aralığında tanı aldığı, kadınlarda ise vakaların yüzde 43’ünün 50-69 yaş aralığında tanı aldığı sonucu ortaya çıktı.

Bölgelere göre kanser görülme hızları Güzelyurt ve Lefke’de 100 bin kişide 192.4; Mağusa’da 192; Lefkoşa’da 227.9; Girne’de 157 ve İskele’de 105.3 oldu.

Ülkede erkeklerde kanser insidans hızının 177.5; kadınlarda ise 178 olarak bulunduğu açıklandı.

Kuzey Kıbrıs’ın yaşa standardize insidans hızlarının genel dünya ortalaması Avrupa, Güney Kıbrıs, Türkiye ile karşılaştırıldığında KKTC’de yaşayanların diğerlerinden yüksek bir hıza sahip olmadığı görüldü.

Çalışma sonuçlarında, meme, kolon gibi kanserlerin teşhis evrelerine bakıldığında, kanser taramalarının yaygınlaştırılmasının ve katılımın önemi de vurgulandı.

Güneş Sistemi dışında keşfedilen gezegen sayısı 4 bine yaklaştı

0
Güneş Sistemi dışında keşfedilen gezegen sayısı 4 bine yaklaştı

Son 25 yılda dünyadaki ve uzaydaki teleskopların çalışmaları sayesinde Güneş Sistemi dışında keşfedilen gezegenlerin sayısında büyük artış yaşandı.

Bu aynı zamanda Samanyolu galaksisindeki hemen her yıldızın, çevresinde Dünya benzeri en az bir gezegen barındırdığının da bir göstergesi.

Astronomların bundan 30 yıl önce bu bilgiden emin olmaları mümkün değildi.

Paris Gözlemevi tarafından tutulan “Güneş Sistemi dışındaki gezegenler ansiklopedisine” göre bu gezegenlerin sayısı 4 bini aştı.

Gözlemevinden Dr Françoise Roques BBC’ye yaptığı açıklamada “İyi haber şu; artık yıldızlı gökyüzünden gezegenli gökyüzüne geçmiş bulunuyoruz. Yıldızdan daha çok gezegen var. Ayrıca gezegen sistemleri yapısal olarak çok çeşitlilik gösteriyor. Sıfır, bir, iki yıldızın hatta başka gezegenlerin yörüngesinde olan gezegenler var” dedi.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) kayıtlarına göre ise 4 bine yaklaşmaya 74 gezegen kaldı.

Ama sırada NASA’nın Tess uzay teleskobu tarafından saptanmış olan 443 gezeden adayı daha var.

Buna ek olarak 2009 yılında kurulan Kepler teleskobunun tespit ettiği 2423 gezegen adayı da onaylanmayı bekliyor.

NASA’nın arşivine son olarak 21 Mart’ta Super Earth GI 686 b adı verilen bir gezegen eklendi. Bu gezegen Güneş’ten daha soğuk kırmızı cüce bir yıldızın yörüngesinde bulunuyor.

FARKLI KRİTERLERE GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR

İki katalog arasındaki sayı farkı, NASA ile Paris Gözlemevi’nin gezegenleri farklı kriterlere göre sınıflandırmasından kaynaklanıyor.

Daha eski teknik, gezegenlerin yerçekimi kuvvetini baz alıyordu.

NASA’nın 2009 yılında kurulan Kepler teleskobu ise gezegenlerin kendi yıldızları önünden geçerkenki parlaklığını ölçen bir yöntem kullanıyor.

Dr Roques özellikle “kahverengi cüce” olarak adlandırılan yıldızlarla dev gezegenleri birbirinden ayırmanın zor olduğuna dikkat çekiyor, “Uluslararası Astonomi Birliği kahverengi cücelerin bazılarını küçük yıldızlar olarak kabul ediyor, ama bunların bazıları aslında büyük gezegenler” diyor.

Dr Roques farkı anlamanın tek yolunun bu oluşumların iç yapılarına bakmak olduğunu, bunun ise imkansız bir görev olduğunu belirtiyor.

Güneş Sistemi dışındaki ilk gezegenler Aleksander Wolszczan ve Dale Frail tarafından 1992 yılında titreşen bir yıldız çevresinde bulunmuştu.

“Yıldırım: Kaybettik, ne yapalım, kısmet değilmiş”

0
"Yıldırım: Kaybettik, ne yapalım, kısmet değilmiş"

Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) yaşanan devir-teslim öncesi AKP’nin İstanbul adayı Binali Yıldırım ile karşılaştığını ve el sıkıştığını söyledi. Uğuroğlu, Yıldırım’ın kendisine “Kaybettik ne yapalım? Kısmet değilmiş” dediğini ifade etti.

Uğuroğlu’nun, “Yıldırım: Kaybettik İmamoğlu: Hayırlısı” başlığıyla yayımlanan yazısı aynen şöyle: 

8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın dört eğilimi Anavatan partisinde buluşturma hedefini hatırlarsınız.  Vefatının 26. yılı için anıt mezarı başında düzenlenen anma töreninde Özal’ın hatırı, İstanbul için yarışan Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nu buluşturdu.

Cumhurbaşkanları Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’ın 8. Cumhurbaşkanını nasıl andıklarını az sonra anlatayım.

Ama önce İmamoğlu ve Yıldırım ile ayaküstü konuşmamı yazayım.

Anıt mezarda beklerken tamamlanan Maltepe ilçe sonucunun İstanbul İl Seçim Kurulu’na yola çıktığı haberi geldi ki bu da İmamoğlu’nun seçimi kazandığının ve mazbatanın verileceği anlamı taşıyordu.

Gözler İstanbul İl Seçim Kurulu’nda idi.

Saat 10.00 gibi Binali Yıldırım yanında Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli ile birlikte geldi.

Karşılaştık el sıkıştık ve şöyle dedim:

-Sayın Başbakan kazanmakta var, kaybetmek de var, üzülmeyin, baş başa büyük mücadele oldu.

Siyasetin o esprili, neşeli, güler yüzü Binali Yıldırım üzgün bir ifade ile kısaca şöyle yanıt verdi:

-Kaybettik ne yapalım? Kısmet değilmiş…

Bu sözlerden anladım ki Ekrem İmamoğlu mazbatasını alacak.

Çünkü o dakikalarda daha mazbata verileceği belli olmamış, İstanbul İl Seçim Kurulu kararını açıklamamıştı.

Daha sonra Ekrem İmamoğlu geldi ki, yanında Trabzon Merkez İlçe ANAP ilçe başkanlığından tanıdığım babası Hasan İmamoğlu da vardı.

Özal’ın kabri başında duasını okudu, Semra Özal ve ailesine taziyede bulundu ve çıkışta beni gördü.

Durdu yanına gittim ve, “Kazandınız, mazbatayı bugün alacaksınız Sayın İmamoğlu” sözümü şöyle yanıtladı

-İnşallah hayırlısı olsun, Orhan Bey yazılarınızla bizi hep desteklediniz. Çok teşekkür ederim.

Hemen sordum; İlk sözünüz ne olur?

-Allah mahcup etmesin

Değerli okurlarım, merhum Turgut Özal’ın 26. Yıl anma törenine ANAP’ın sadece vefalı insanlarının geldiğini gördüm.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çelengi özel bir karton kutu içerisinde getirildi. 2 asker tarafından mozoleye konuldu.

Ama neden ama dediğime gelince eski cumhurbaşkanlarından ne Ahmet Necdet Sezer’den ne de Abdullah Gül’den bi tek çiçek dahi gelmedi.

İşin çok acı bir yönü daha vardı ki o da Cumhurbaşkanlığının çelengi vardı ama temsilcisi yoktu.

AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli vardı.

Sıra Cumhurbaşkanlığı çelengini mozoleye koymaya gelince Kurtulmuş ve Pakdemirli birbirlerine baktılar ve Kurtulmuş askerlerle birlikte bu görevi yaptı.

Ayıptır çok ayıptır. AKP Genel Başkan Yardımcısı Cumhurbaşkanlığını temsil edebilir mi?

Edemez, etmemeli.

Cumhurbaşkanını, cumhurbaşkanlığının resmi görevlileri temsil edebilir.

Numan Kurtulmuş ancak AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil edebilir, Cumhurbaşkanlığını temsil edemez.

Hadi diyelim ki Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli temsil etsin ama o da bu görevi yapmadı. Kaldı ki babası merhum Ekrem hoca merhum Özal’ın en yakın çalışma arkadaşıydı.

Merhum Özal’a ve cumhurbaşkanlığı makamına karşı bu ayıbı yazmazsam olmazdı.

Değerli okurlarım Semra Özal hanımefendi çok yaşlanmış. Özal’ın en büyük dayanağı güçlü Atatürkçü Semra Özal’a Allah sağlıklı uzun ömür versin. Ahmet ve Efe vardı ama Zeynep’i de göremedim babasının anma töreninde.

Merhum Özal’ın bakanları, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları sevenleri 2-3 bin kişilik bir ziyaretçi topluluğu vardı.

Özal’ı anma toplantısına İBB adına çelenk de göndererek Ekrem İmamoğlu katıldı. CHP’yi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu temsilen katılan olmazken çelenk de gönderilmedi. Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal hem geldi, hem de çelenk gönderdi. İYİ Parti’yi ise Meclis Grup Başkan Vekili Lütfü Türkkan temsil etti. Saadet Partisi’nin de çelengi ve temsilcisi yoktu.

Özal’ın bakanları Cengiz Altınkaya, İbrahim Özdemir, Ali Talip Özdemir, Bülent Akarcalı, Mehmet Keçeciler’i temsilen avukat oğlu Murat Keçeciler, FOX TV yöneticisi ve Özal’ın dışişleri baş danışmanı Engin Güner aklımda kalanlar.

Bir de şunu vurgulayayım ki bu resmi anma törenini organize eden İstanbul Valiliği olsa gerek tam anlamı ile sınıfta kaldı.

Kur’an-ı Kerim okuyan hocanın Türkiye’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in adını anmaması da büyük tepki yarattı.

Umarım 2020 yılındaki anmayı Ahmet Özal bizzat organize der ki bir daha bu kargaşa asla yaşanmasın.

BEKİR’DEN GURURLANDIRAN BAŞARI…

0
BEKİR’DEN GURURLANDIRAN BAŞARI…

BEKİR’DEN GURURLANDIRAN BAŞARI…

 

Türkiye’de aldığı 10 Yaş Şampiyonluğundan sonra şimdi de Güney’de şampiyonluk…

Güney Kıbrıs’ta Field Club’ta gerçekleşen 10 yaş tenis turnuvasında Gönyeli Tenis Kulübü oyuncularından Bekir Devran Esendağlı, henüz 8 yaşında olmasına rağmen hiç maç kaybetmeyerek hem tek erkeklerde, hem de çift erkeklerde şampiyon olmuştur.

whatsapp-image-2019-03-19-at-15.45.07.jpeg