Dikkat dağıtmanın ustası: Akıllı telefon
Durakta beklerken elindeki cep telefonuna bakmak için boynunu eğmiş “cep enseli” az yolcuyla karşılaşmamışsınızdır.
İmkansız!
“Kendini düşüncelerine bırakıp biraz hayal kuramazlar mı, acaba?” deriz. Demek ki olmuyormuş.
Daha bir dakika geçmeden biz de elimizi cebimize sokup ‘cep’ aramaya başlarız. Şöyle bir tren saatine baksak, iyi olur. Açmışken bir de hava durumunu yoklayalım. Gelen mesajları da taramadan olmaz.
Bir haftada bin 500 kez cep telefonumuzu kullandığımızı biliyor muyuz? Günde 214 kez eder. Kendiniz de hesaplayabilirsiniz ama rakamlarla yüzleşmek kiminin işine gelir. Zaten cep telefonumuz her hafta kullanma alışkanlığımızın bilançosunu çıkarır. Neyse ki mesajı ekrana elimizi sürüp silebiliyoruz.
Ama bu haberi kapatmasanız iyi olur. Çünkü birkaç yararlı önerimiz var.
Akıllı telefonumuzu hem sever, hem de ondan nefret ederiz
Statista’nın anketine göre garip dijital alışkınlarımızın pekâlâ farkındayız. Ankete katılanların çoğu daha yataktan kalkmadan akıllı telefona göz atmaktan, akşamları geç yatmaktan ve cep telefonuyla aşırı zaman harcamaktan rahatsız olduğunu söylüyor. Madem ki öyle, o zaman bu nahoş alışkanlığı kontrol altına almakta neden bu kadar zorlanıyoruz?
Gayet basit: Dijital alem büyüleyici olduğu için.
Tanya Goodin “OFF. Your Digital Detox for a Better Life” adlı kitabında “Sanal alemin kötülüğünden değil, neredeyse çok çok iyi olmasından” diyor. Kitap bir yana ama bu teşhisle tam da üzerine basmış.
Çünkü sanal güzellikler dezavantajlarından ağır basıyor. Dijitalleşme zaman zaman felaket olarak tanımlansa bile, çağımız insanı sanal dünyadan kopmak istemez. Ama korkmayın: Sanal aleme kapanmanız gerekmez.
Güzel yeni dünya mı? Robotlarla yaşamak
Küresel haberleşme hiç günümüzdeki kadar kolay ve hızlı olmamıştı. Aradığımız bilgilere hiç anında ulaşamazdık. Bugünkü kadar bilgi ve haber yağmuruna tutulamazdık. Sanki dijital patlama yaşıyoruz.
Bonn Üniversitesi’nde görevli yazar ve bilgisayar mühendisi Aleksander Markovetz programladığı bir uygulamanın yardımıyla 60 bin kişinin akıllı telefon kullanma alışkanlığını incelemiş. “Digital Burnout” adlı kitabında sonucun dehşet verici olduğunu yazıyor. Markovetz “cep” kullanmanın anormal boyutlara vardığını ve insanları yavaş yavaş “Homo Digitalise” dönüştürdüğü sonucuna varmış.
Aleksander Markovetz sekiz saat uyuduğumuzu, 16 saat uyanık olduğumuzu ve her 18 dakikada bir uğraşımıza ara verip sadece saatin kaç olduğunu öğrenmek için bile olsa akıllı telefonu açtığımızı ortaya çıkarmış. Buna aynı anda birden çok iş yapma (multitasking) değil “oyalanma” diyor.

Akıllı telefon bağımlılığı
Dijital kullanma alışkanlığımızın ne zaman hastalık ya da bağımlılık halini aldığını saptayabilmek kolay değil.
Almanya hükümetinin eğitim, araştırma ve teknik sonuçlar tahmin komisyonu bir yanda medyanın, diğer yanda ise bireyin kullanma kalıplarındaki sürekli değişme nedeniyle bunu kestirmenin zor olduğu sonucuna varmış. Ayrıca “normal kullanım alışkanlığına” neyin girdiği, neyin ise girmediği de tam olarak tanımlanabilmiş değil. Bizden önceki nesillere sorup öğrenmemiz de mümkün değil. Medya bağımlılığının evrensel tarifi henüz yok.
Medya bilimcisi Jörg Müller-Lietzkov bağımlılığın tüketim süresiyle değil etkilenme derecesiyle ölçülmesini öneriyor. Yemek, içmek ve uyumak gibi temel ihtiyaçlar ihmal edildiğinde kritik safhanın başladığını söylüyor.
Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) genel anlamda bağımlılığı, “artan bir şekilde aşırı istek ve kontrol kaybıyla tüketmek” olarak tanımlıyor.
Ancak WHO bağımlılığı uyuşturucu, sigara ve alkol gibi somut maddelere olan bağımlılık olarak tarif ediyor. 2018 yılında sadece bilgisayar oyunlarına olan bağımlılığı maddeye bağlı olmayan bozukluk şeklinde sınıflandırmıştı.
Çoğumuz aşırı kullanıcı yani dijital bağımlısı sayılmayız. Bağımlılık münferit durumlarda karşımıza çıkıyor. Durakta akıllı ense kamburu yapanlar orta sıralarda yer alıyor. Ama Markovetz en çok bu grubun tehlikede olduğu görüşünde. Nüfusun büyük bölümünün zararlı yaşayış tarzına yakalandığını söylerken akıllı telefon kullanımındaki zararlı vücut duruşunu kastetmiyor.
Araştırmanın zorluğu
Dijital tüketimin hayatımızı ne şekilde ve öncelikle de uzun vadede nasıl etkilediği bilmece olmaya devam ediyor. Bu bilmece belki de hiç çözülemeyecek.
Çünkü bilimsel ölçeklere göre akıllı telefon henüz emekleme çağında sayılır. Uzun vadeli araştırmalar için kullanma alışkanlığının akıllı telefon piyasaya çıktığında mercek altına alınması, araştırma standartlarının değişmemesi ve teknik ilerlemenin önlenmesi gerekirdi.
Bütün bilimsel araştırmalarda olduğu gibi bir de uzun süre dijital medya ile teması bulunmayan bir kontrol grubunun olması gerekirdi.
Gördüğünüz gibi, konu giderek girift hal alıyor.
Doğrudan sonuçlarına gelince durum değişiyor. “The Extendend iSelf: The Impact of iPhone Seperation on Cognition, Emotion and Physiology“de yazdığı gibi dolaysız sonuçları ölçmek mümkün.
Bu deneyde araştırmacılar deneklere bir ödev verdiler. Denekler çalışırken uzağa bıraktıkları cep telefonları aniden çalmaya başladı. Kalp atışları hızlandı, tansiyonları yükseldi. Denekler korkuya kapıldıklarını ya da fena olduklarını, düşünmekte zorlanmaya başladıklarını söylediler.
Şimdi bir düşünün: Cep telefonunuz çalıyor ama siz yetişemiyorsunuz. Tuhaf ve asabi hislere kapılıyorsunuz, değil mi? Araştırmaya katılsak bizler de deneklerle aynı duruma düşerdik.
Çok çalışıp az iş çıkartmak
Cep telefonumuz şaşırtma ve saptırma aracıdır. Ama bizler daha üretken multitasking uzmanları olduğumuzu sanırız. Pencereden etrafı seyretmek yerine bir sürü kadar kısa mesaj yazıp, internette araştırıyor, hava durumuna bakıyor ve daha neler neler yapıyoruz.
Yanlış!
Nöroloji uzmanı Manfred Spitzer “Cyberkrank” adlı kitabında her gün multitasking ile uğraşanın aynı anda birden fazla iş yapabilme yeteneğini arttırmayıp, uzun vadede dikkat bozukluğuna yakalandığını yazıyor.
Multitasking efsanesine bir örnek. Kitap okurken başkasının sorduğu soruyu duymayız. İngiliz bilimciler insan beyninin multitasking’e uygun olmadığını kanıtlamışlar. Psikolog ve nöroloji uzmanları buna “dikkatsizliğin yol açtığı sağırlık” diyor. Beynimiz meşgulken duyularımızdan gelen sinyalleri işleyemiyor.
Bulaşık yıkarken sohbete kulak verebildiğinizi söylüyorsanız, haklı olabilirsiniz. Rutin işleri aynı anda yapmakta zorlanmayız. Ama telefon ederken aynı zamanda not da alıyorsanız, bunu aynı anda yapmıyor ve yıldırım hızıyla duymakla yazmak arasında gidip gelerek dikkatinizi paylaştırıyorsunuz.
Stanford Üniversitesi araştırmacıları “heavy media mutitaskers(HMMs) ile “light media mutitaskers“a (LMMs) karşılaşma yaptırmışlar. Aynı anda birden fazla iş yapmaya alışık olanlar multitasking beceresi fazla olmayanlardan kötü çıkmışlar.
Uzmanlar ikinci grubun multitasking’cilere kıyasla önemli olmayan bilgileri rahatça atlayabildiğini söylüyorlar.
Özetle söyleyecek olursak, multitasking ustaları kendilerini dikkat bozukluğuna alıştırıyorlar. Doğru öncelikleri seçemiyor ve tek bir şeye odaklanıyorlar. Farklı uyarılar içinde adeta boğuluyoruz. Yalan mı?
Sil baştan
Teorik olarak kötü dijital alışkanlıklarımızın farkındayız. Eksik olan, kararlılık.
Mihály Csíkszentmihályi’nin ‘Flow’ teorisi insanın bir işi yapabileceği en uygun durumu tarif ediyor. Ama bu duruma hemen varılmıyor. Beyni en verimli çalışma ayarına getirmek için en az 15 dakika bütün dikkati toplamak gerekiyor.
Verilen her ara, cep telefonuna şöyle bir göz atma bile dikkati dağıtmaya yetiyor. Yeniden başlamak, 15 dakikayı başa sarmak gerekiyor.
Dikkatinizi yaptığınız iş üzerinde toplamak istiyorsanız cep telefonunun kandırma teşebbüsüne dayanıp dayanamayacağınızı iki kez düşünün. En iyisi akıllı telefonu bir müddet uzak bir yerde bırakmak olabilir.
Akıllı dostunuzdan ayrılamıyorsanız kapatmayı ya da uçuş moduna getirmeyi de deneyebilirsiniz.
Hannah Fuchs
© Deutsche Welle Türkçe
Dolar 6 ayın en yükseğinde, Bankacılar: AKP’nin iptal başvurusu etkili oldu
Dolar/TL dün yaşanan sert düşüş sonrası yeniden yukarı hareketlendi ve yaklaşık 6 ayın en yükseğini gördü. Bankacılar TL’deki düşüşü, seçim sürecine ilişkin belirsizliğin AKP’nin iptal başvurusu nedeniyle devam etmesi ve Merkez Bankası rezervlerine yönelik endişelere bağladılar.
Dolar/TL Salı günü 5.8290’ın üzerini test ettikten sonra dün 5.7100’a kadar geriledi. Ancak kur bu seviyelerde kalıcı olamadı ve bugün yüzde 2’nin üzerinde yükselerek 5.85’i gördü. Bu 23 Ekim 2018’den beri en yüksek seviye oldu.
Türkiye piyasalarında yaklaşık iki haftadır satış baskısına neden olan İstanbul seçimlerine ilişkin belirsizliğin ortadan kalkacağı algısı, ABD ile ilişkilerde kötümser beklentilerin nispeten azalması ve Çin’den gelen pozitif verilerle kur dün sert gerilemişti.
TL dün benzer para birimlerinden pozitif ayrışırken, BIST 100 endeksi yüzde 1.44 yükseldi. Tahvil bono piyasalarında 10 yıllık tahvil getirisi 124 baz puan gerilerken, CDS ve eurobond getirileri de düştü. Ancak bu hareket kısa süreli oldu ve bugün TL varlıklar sert satış baskısıyla karşılaştı.
Gün içinde 5.8501’i gören kur bugün saat 11:10’da 5.8350 seviyesindeydi. Aynı saatte euro/TL yüzde 1,20 primle 6.5840’dan işlem gördü. Borsa İstanbul’un BIST 100 endeksi de yüzde 1,35 düşüşle 96.880 puanda.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde en yüksek oyu alan Millet ittifakı adayı Ekrem İmamoğlu dün mazbatasını aldı ve devir teslim töreni ile birlikte görevine başladı. Ancak AKP’nin İstanbul seçimlerinin iptaline ilişkin başvurusu yatırımcıların endişelerinin tam olarak ortadan kalkmamasına neden oluyor.
Bankacılar piyasadaki tedirginliğin ana nedeninin seçimler olduğunu belirterek İstanbul seçimlerinin Haziran’da tekrar edilme olasılığının ekonomide planlanan reformlarda ve belirsizliğin devamı konusunda “iki kayıp ay daha” anlamına geldiğini belirtiyorlardı.
Diğer taraftan Financial Times’da yer alan bir haberde TCMB’nin döviz rezervlerini, kısa vadeli borçlanarak artırdığı belirtildi. Bu da rezervlere ilişkin soru işaretlerini tekrar gündeme getirdi.
Bir bankanın döviz masası işlemcisi, “Yerel seçimleri arkada bırakabilmek ve belirsizliklerin tamamen ortadan kalkması piyasa açısından çok önemli. Dünkü piyasa tepkisine pozitif ayrışmanın kuvvetine özellikle de tahvil getirilerindeki düşüşün büyüklüğüne bakarsanız bunun ne kadar önemli olduğunu görebilirsiniz” dedi ve ekledi:
“Öte yandan piyasalarda endişeler de devam ediyor. TCMB rezervlerine ilişkin endişelerin bugün Financial Times haberi ile birlikte arttığını görebiliyoruz. Rezervler çok iyi konumda diyemeyiz ancak son dönemde birbirinden farklı haberler yorumlar konunun tam olarak iyi bir şekilde analiz edilemediğini, anlatılamadığını, hesaplanamadığını gösteriyor.”
Eski Galatasaray Başkanı Aysal’a dolandırıcılık suçlaması
Habertürk yazarı Fatih Altaylı, eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal’ın dolandırıcılık suçlamasıyla mahkemeye verildiğini söyledi.
Fatih Altaylı, Habertürk’te “Hangi kulüp başkanı dolandırıcı diye savcılığa verildi?” başlığıyla yayımlanan yazısında geçmişte eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal ile ilgili çok sayıda yazı kaleme aldığını hatırlattı.
Altaylı, şöyle devam etti:
“Benim Aysal’la ilgili yazılarımın tek nedeni Aysal’ın iş adamlığındaki etik sorunlardı.
Neyse, aradan epey zaman geçti.
Son zamanlarda Aysal’ın Türkiye’deki bazı şirketlerinin bir süreden beri ekonomik sıkıntılar yaşadığı, bankalar ile arasında sorunlar olduğu, borçlarını ödemeye yanaşmadığı konuşuluyordu.
Düşene vurulmaz diye konuyla ilgili bir şey yazmadım.
Ancak Aysal işi öyle bir noktaya getirmiş ki, artık yazmamak olmaz.
Ünal Aysal’ın Türkiye’de birkaç otel yatırımı var.
Bir süredir bunları elden çıkarmaya çalıştığı biliniyordu.
Meğer Ünal Aysal orada da yapacağını yapmış.
Aysal’ın Göynük’te Ghazal Resort Thalasso adında bir oteli var.
Aysal bu oteli satmış.
Diyeceksiniz ki, ne var bunda?
Şu var.
Aynen dolandırıcı müteahhitler gibi aynı anda birden fazla kişiye.
Önce Kemal Kükrer şirketlerinin sahibi Sabri Gülel’e, sonra da Ankaralı işadamı ve Ankara Park Otel’in sahibi Mehmet Kılıçoğlu’na.
İkisiyle de farklı tarihlerde protokol yapmış ve birinden 7.5 milyon dolar, diğerinden de 5 milyon dolar avans almış.
Ancak bu dolandırıcılık bir süre sonra ortaya çıkmış.
Rezalet patlayınca Aysal her ikisine de “Paranızı geri ödeyeceğim” diye noterden bir yazı göndermiş.
Ancak ne para geri ödenmiş ne Aysal’a toplam 12.5 milyon dolar yani yaklaşık 70 milyon TL kaptıran iki alıcı da Ünal Aysal’a ulaşamaz olmuş.
Dolandırılan alıcılar konuyu önce Cimer’e, sonra Turizm Bakanlığı’na şikayet ederek sonuç almaya çalışmışlar.
Ve en sonunda Aysal’ı dolandırıcılık suçlamasıyla mahkemeye vermişler.
Bu arada benzer şekilde para kaptırmış başka alıcılar da olduğu rivayet ediliyor ama onlar mahkemeye başvurmadığı için kesin bir şey söylemek mümkün değil.
Galatasaray başkanlığı yapmış birine, Sülün Osmanvari bu tavrın hiç yakışmadığı aşikar.”
Asma yaprağı, maydanoz ve ithal armutta limit üstü kalıntı tespit edildi
Tarım Dairesi, 29 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında ithal ve yerli üretim gıda denetim sonuçlarına göre, ithal armut, asma yaprağı ve maydanozda limit üstü kalıntı tespit edildi
Tarım Dairesi’nin haftalık gıda analiz sonuçlarına göre, SVS Ticaret Ltd’e ait ithal armut ile Tatlısu’da Seyfettin Yalçın’ın ürettiği asma yaprağı ve Koruçam’da Ahmet Çakır’ın maydanozunda limitlerin üstünde ilaç kalıntısı tespit edildi. Tarım Dairesi, 29 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında ithal ve yerli üretim gıda denetim sonuçlarını açıkladı. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, ithal ve yerli ürünlerden numune alınarak Devlet Laboratuvarında yapılan analizler neticesinde çıkan sonuçlar, Avrupa Birliğinde kullanılan Pestisit Limitleri çizelgesinde değerlendirilerek aşağıdaki sonuçlar elde edildi: İTHAL ARMUTTA LİMİTÜSTÜ İLAÇ KALINTISI… İthal ürünlerden çeri domates, elma çeşitleri, armut çeşitleri, sığır-koyun besi yemleri ve süt yemleri, yeşil cin biber, soya küspesi, ayçiçeği küspesi, greyfurt, mısır (yemlik), nar ve iç yer fıstığı olmak üzere 32 numuneden 31’i temiz olup, 1 numunede limit üstü ilaç kalıntısına rastlandı. SVS Tic. Ltd.’e ait ithal Armut (S:M) alınan numunede yapılan Laboratuvar analizi neticesinde pestisit oranının limit üstü çıkmasından dolayı ürün firmanın isteği üzerine imha veya menşeine iade edilecek. YERLİ ASMA YAPRAĞI VE MAYDANOZDA İLAÇ… Yerli ürünlerden Asma Yaprağı, Domates, Enginar, Biber Çeşitleri, Fasulye, Çilek, Maydanoz, Pırasa, Salatalık, Patlıcan, Roka ve Nane olmak üzere 60 numuneden 58’i temiz olup, 2 numunede limit üstü ilaç kalıntısına rastlanmıştır. Tatlısu köyünde domates üretimi yapan Hacı Çelik (3.Alım), fasulye üretimi yapan Nuri İster (2.Alım), Ahmet Özdemir (3.Alım), Özcan Bozkoyun ve Emine Çelik (2.Alım) ve Mağusa’da dolmalık biber üretimi yapan İdris Saraç ve kapya biber üretimi yapan Selahattin Kuş’un (2.alım) ürünlerinden alınan numunelerde limit üstü ilaç kalıntısı çıkmamasından dolayı ürünlerin hasadına izin verildi. Tatlısu köyünde asma yaprağı üretimi yapan Seyfettin Yalçın ve Koruçam köyünde maydanoz üretimi yapan Ahmet Çakır’ın ürünlerde tavsiye dışı bitki koruma ürünü ilaç kullandığı tespit edildiğinden dolayı ürünler imha edildi. 



Mağusa Limanı’nda ek mesai krizi çıktı! Gemiler kılavuzssuz ayrılacak…
Mağusa Limanı’nda ek mesai krizi çıktı! Gemiler kılavuzssuz ayrıalacak…
Gazimağusa Limanı’nda Başkılavuzluk Liman Başkanlığı çalışanları ek mesai ücretlerini Ocak ayından itibaren alamadıkları gerekçesiyle ek mesaiye kalmama kararı aldı.
Filo denizcilik şirketi yetkilisi, “Bizler tüm masraflarımızı ödüyoruz ancak devlet memurunu ödemiyor ise bizlerin suçu ne? Biz gemimizi yükleyeceğiz ancak son durumun ne olacağını bizler de bilemiyoruz hep birlikte bekleyip göreceğiz, Acente yetkililerimiz ilgili makamlar ile sorunu çözmek için hala daha görüşme halindeler gelişmeleri bekleyip hep birlikte göreceğiz” dedi.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarının ise gemilerin bu akşamki kalkış işlemlerinde aksama olmaması amacıyla gemilere kendisinin izin vereceği belirtildi. Kamu-Sen, KTAMS ve Kamu-İş üyesi çalışanların tümünün ek mesaiye kalmama eylemine destek verdiği kaydedildi.
Bu akşam limandan ayrılacak söz konusu gemilerin kılavuz ve römorkör yardımı olmadan limandan ayrılmasını çok tehlikeli olduğu kaydedildi. MHA




Apple ve Qualcomm’dan milyarlarca dolarlık uzlaşma
İki şirketin ortak açıklamasında “Dünya çapında tüm suçlamaları geri çektik” ifadeleri yer aldı.
Bu davalar arasında telefonların internete bağlanmasını sağlayan işlemcilerin fiyatlarına dair dava da yer alıyordu.
Apple, Qualcomm’u fiyatları yüksek tutmakla suçluyordu.
Birbirleriyle altı yıllık küresel patent lisansı anlaşması da imzalayan şirketler, Apple’ın Qualcomm’a miktarı açıklanmayan bir para ödemesi konusunda da uzlaştı.
Uzlaşı kapsamında Qualcomm Apple’a birkaç yıl boyunca parça tedarik edecek.
iPhone’lar 2016 yılına kadar Qualcomm modem çipleri kullanırken o tarihten sonra bir diğer çip üreticisi olan Intel’in ürünlerini kullanmaya başlamıştı.
Haberin ardından Qualcomm hisseleri yüzde 23 değer kazandı. Apple hisselerinde ise bir değişiklik olmadı.
Piyasa analiz şirketi CCS Insight’ın kıdemli araştırmacısı Ben Wood’a göre bu “Qualcomm’un suçsuz olduğu gösteriyor”.
Wood “Apple 5G konusunda fazla tercihi olmadığını kabul etmiş oldu” diyor ve ekliyor:
“Mevcut çip tedarikçisi Intel’in 5G konusunda zorlandığına dair fazlasıyla kanıt vardı.”
Üç kıtaya yayılan milyarlarca dolarlık davalar ansızın sonlandı.
Çok karmaşık bir kurumsal boşanma davasına dönüşmekte olan süreç, tek bir nedenden ötürü sulh içinde çözüldü: İki şirketin de birbirine gerçekten ihtiyacı var.
Qualcomm dünyanın en değerli akıllı telefon üreticisi ile ilişkisini korumak zorunda.
Ve Apple da bu imrenilen pozisyonunu korumak istiyorsa en iyi parçaları kullanmaya muhtaç.
Analistler, Qualcomm çiplerini kullanmamanın Apple’ın pazar lideri konumundaki bir 5G destekli iPhone yaratmasını zorlaştıracağını söylüyordu.
Günün kaybedeni ise Intel oldu. Qualcomm ile yaşanan gerilimlerden ötürü Apple Intel’i tercih etmeye başlamıştı fakat artık bu tercih değişebilir.
İki şirket arasındaki gerilim 2017 yılında Apple’ın ilk davasıyla başlamıştı. Şirket, Qualcomm’un telefon teknolojisindeki baskın pozisyonunu kullanarak ürün fiyatlarını yukarda tuttuğunu savunuyordu.
Qualcomm cep telefonlarında kullanılan pek çok teknolojinin patentine sahip ve yıllık gelirinin önemli bir kısmını telefon üreticilerine sağladığı patentlerden elde ediyor.
Bu davaya karşılık olarak Qualcomm da Apple’ı yargıyı kullanarak daha az para ödemeye çalışmakla suçlamıştı.
Danimarka’da Müslümanlardan Kur’an’a ve kutsal kitaplara saygı yürüyüşü
Danimarka’da bir araya gelen 24 Sivil Toplum Kuruluşu (STK), Kur’an-ı Kerim ve kutsal kitaplara saygı yürüyüşü düzenledi.
Aralarında Türk STK’ları, Danimarka Türk Diyanet Vakfı (DTDV), Danimarka İslam Toplumu (DİT) ve Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Danimarka şubesinin de bulunduğu STK’ların üyeleri, Blaagards Plads meydanında toplanarak, ellerindeki Kur’an-ı Kerimlerle Kopenhag Belediye Meydanı’na yürüdü.

Yürüyüş esnasında sloganlar atan ve tekbir getiren grup, meydana ulaşılmasının ardından okunan ezan ve yapılan konuşmaların ardından olaysız şekilde dağıldı.
Gösteriye destek veren STK’lar, Danimarka’da Kur’an-ı Kerim dahil, kutsal kitapların yakılmasının yasaklanması ve Danimarka’da iki yıl önce kaldırılan “inanca hakaret” yasasının yeniden yürürlüğe konulması için imza topladı.
Toplanan imzaların siyasilere ulaştırılacağı bildirildi.
Rasmus Paludan’ın 23 Nisan gününe kadar başkent Kopenhag’da gösteri düzenlemesini yasaklayan Kopenhag Polisi’nin gösteri boyunca geniş güvenlik önlemleri aldığı görüldü.
Batı Kopenhag Polisi de Paludan’ın kendi bölgelerinde gösteri düzenlemesini yasaklamıştı.

“Gençlerimiz tuzağa düştü”
Protesto gösterisinde bir konuşma yapan UID Danimarka Şubesi Başkanı Fatih Alev, şöyle konuştu:
“İslam düşmanlığı bu toplumda farklı kademelerde, siyasette, medyada olan bir durum. Artık mahallemize kadar giren ırkçı bir kişi ‘Kur’an-ı Kerim’inizi yakacağım’ diyerek, Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizle ilgili insanları provoke edip tahrik etmeye çalıştı. Bazı gençlerimiz de maalesef tuzağa düştü. Mesele de olması gerekenin dışına taşmış oldu. Konu, şiddet olayları ile şu anda karışmış oldu. Müslümanların, dinimizin öngördüğü barışçıl prensiplerin dışına kesinlikle taşmadan, vakurla, ‘dinimize saygıda bulunulsun’ talebimizi topluma bildirmesi gerekiyor. Vatandaşlarımız da burada bunu yapmaya çalışıyor.”
Fatih Alev, Rasmus Paludan’ın eyleminin, “ifade ve protesto özgürlüğü” adı altında savunulması konusunda ise şunları söyledi:
“Danimarka, ifade özgürlüğünün çok aşırı şekilde uygulandığı bir ülke. ‘Ne pahasına olursa olsun prensiplerin herkese işlemesi lazım’ diyorlar ama mesela Kraliçe’nin sarayının önünde yapılmak istenen, Kraliyet Ailesi’nin özel durumunu protesto eden bir gösteri 9 yıl önce engellendi. Danimarka’nın tarihinde bunlar da var ama bunları görmezlikten geliyorlar. Tahrikçi Rasmus Paludan’ın hakkı olduğunu söylüyorlar. ‘Ne kadar kendisini tasvip etmesek de yaptıklarını kınasak da sonuna kadar arkasındayız, yani bunu yapabilir, yapması lazım’ diyorlar. Polis bu adamı, bu tahrikçi ırkçıyı korumak için milyonlarca kron harcamış bulunuyor ve hala da harcamaya devam edecekmiş gibi görünüyor.”
Kaynak: AA
Dövizde son durum ne? Bugün döviz kurları nasıl?
19 Nisan 2019’un sabah saatlerinde dolar güne 5,8326 lira seviyesinde başladı.
Sabah saat 08.35 itibariyle euro/TL 6,5628 liradan,
sterlin ise 7,5932 liradan işlem görüyor.
Van ve Yozgat yağan kar nedeniyle beyaza büründü
Nisan ayına rağmen, yurdun büyük bölümünde kış şartları etkili oluyor.
Van’da başlayan kar yağışı nedeniyle kent kısa sürede beyaza büründü.

Bahar ayında kar sürpriziyle karşılaşan sürücüler zaman zaman trafikte ilerlemekte zorlandı.
Karla mücadele ekipleri, kar küreme ve temizleme çalışması başlattı.
Yozgat’ta da etkili olan yağmur, yerini kara bıraktı.

Kar yağışı nedeniyle kentin yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı.
Kar altında kalan meyve ağaçlarının çiçekleri de güzel görüntüler oluşturdu.
Kaynak: TRT Haber








