Ana Sayfa Blog Sayfa 8884

Ruhsal Sağlık Sorunlarını Beraberinde Getiren Travmalardan Nasıl Kurtulmalı?

0

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İpek Sönmez Kişilerin Yaşadığı Travmanın Ardından Oluşan Ruhsal Sorunların Nedenleri ve Belirtilerini Anlatırken, Ruhsal Sorunların Oluşmasını Önlemede Yapılması Gerekenler Hakkında Bilgi Verdi. Doç. Dr. İpek Sönmez, Travma Sonrası Oluşabilecek Ruhsal Sorunları Yaşayabilecek Kişilerin Yaşadığı Olayı Arkadaşları veya Ailesi İle Konuşarak Daha Kolay Atlatabileceğini,Kişilerin Travma Yaşadıktan Sonra Mutlaka Normal Yaşantısına Geri Dönmeye Çalışması Gerektiğini ve Bunlar Gibi Birçok Uygulanması Gereken Davranışın Olduğu Bilgisini Verdi.

doc.-dr.ipek-sonmez-(1).jpg

 

Doç. Dr. İpek Sönmez;  “Travmatik Bir Olay Sonrasında Ortaya Çıkan Belirtiler Geçici Olabileceği Gibi Bazen Tedavi Gerektirecek Boyuta da Gelebilir.”

Travma oluşturabilecek etkenlerin yaşamı tehdit eden her türlü durum olarak kabul edildiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, kişilerin yaşamı tehdit eden kazalar, askeri bir çatışma, saldırıya uğrama, kaçırılma, kaçırılmaya şahit olma, bir afet yaşama, yaşamı tehdit eden bir hastalık tanısı alma ya da sistemik bir şekilde fiziksel veya ruhsal istismara uğrama durumlarının travmaya neden olan etkenler olabileceğini belirtti.  Travmatik bir sorun sonrasında ortaya çıkan belirtilerin geçici olduğu gibi bazen tedavi gerektirecek hastalıklar haline de gelebileceğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, özellikle yaşanan olaya yakınlıkla bağlantılı olarak sürekli olayı yeniden yaşamak veya olayı hatırlatan durumlardan kaçınmaya çalışmak, rüya veya uyanıklık sırasında olayı düşünmek ve sürekli olarak olay ile ilgili görüntüleri görmenin söz konusu olabileceğini belirtti. Doç. Dr. İpek Sönmez konuşmasına şöyle devam etti: “Söz edilen bu durumların yaşanmasının ardından kişiler akut stres veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ruhsal hastalıklar yaşayabilmektedir.  Akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu yaşandığında bunların tedavisi psikiyatri uzmanlarınca yapılmaktadır.”

 

Travmalar Ruhsal Bozuklukları Beraberinde Getiriyor

Kişilerde travmaya bağlı ruhsal bozuklukların ortaya çıkabildiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, travmaya bağlı ortaya çıkan ruhsal bozuklukların nedenleri ve belirtileri hakkında bilgiler verdi. Öncelikle travmatik bir yaşantının ortaya çıkabileceğine dair mutlaka kişilerde belirtiler görüldüğünü ve bu belirtilerden haberdar olunması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, travmatik yaşantı sonrasında ilk görülen belirtinin şaşkınlık olduğunu belirtti.  Kişilerin yaşadığı şaşkınlık sonucunda ilk olarak olup biteni kabullenemediğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, korku, çaresizlik, öfke, suçluluk, mutsuzluk, utanç duyguları ile tehlikenin atlatılmış olması, rahatlama ve ümitli olma duygularının görülebileceğini belirtti. Doç. Dr. İpek Sönmez şöyle devam etti: “Bu belirtilere uyku sorunları, yorgunluk hissi, kabuslar, dikkat ve bellek ile ilgili sorunlar, baş ağrıları, iştah ve istekte azalma, sırt ağrıları ve kalp çarpıntıları eşlik edebilir.  Aynı travma herkeste aynı belirtilere yol açmaz.  Dahası örseleyici bile olsa birçok travma pek çok kişide klinik olarak müdahale edilmesi gereken bir duruma yol açmaz.  Bazı bireyler daha fazla sıkıntı yaşayabilir.  Özellikle çocukluk döneminde travmatik yaşantıları çok olanlar, bazı kişilik bozuklukları olanlar, aile ya da akran destek sistemleri yetersiz olanlar, yakın geçmişte stresli yaşam olayları fazla olanlar, fazlaca alkol tüketimi olanlar travmatik yaşantılar sonrasında travma ile ilişkili ruhsal hastalıklar geliştirmeye daha yatkındırlar.”

 

Travmalar Nasıl Atlatılır?

Kişiler ruhsal bozukluklara yatkın olsa da olmasa da önlem almak için yapılması gerekenler olduğunu söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, yaşanılan travma sonucunda öncelikle kişilerin kendine önce biraz zaman tanıması gerektiğini belirtti.  Yaşanılanları anlamak, algılamak, kabullenmek ve bununla yaşamayı öğrenmenin haftalar veya aylar alabileceğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, kişilerin olan biteni değerlendirmesi ve anlamaya çalışması için zamana ihtiyacı olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Ne olabileceğini düşünmek yerine olan biteni anlamak ve olası tekrarında nasıl bir önlem almak gerektiğini değerlendirmek gerekir. Aynı travmadan etkilenen kişilerle bağlantı kurmak travmayı daha kolay atlatmaya neden olabilir.  Aynı olayı yaşayan kişiler ve yakınları ile bir araya gelip yaşantıları paylaşmak yararlıdır.  En önemli olan ise ağlamaktır.  Kişiler duygularını yaşamaktan kaçmamalı ve ağlamalıdır.”

 

Doç. Dr. İpek Sönmez;  “Travmaya Sebep Olayla İlgili Konuşmak ve Tartışmak Yarar Sağlayıcıdır.”

Travma yaşayan kişilerin mutlaka gerektiği durumda yardım ve destek alması gerektiğini de söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, olay hakkında konuşmanın ve tartışmanın yarar sağlayabileceğini belirtti.  Yaşanılan olay ile ilgili aileden kişilerle veya arkadaşlarla konuşarak destek almanın olayı daha kolay atlatmaya neden olabileceğini ifade eden Doç. Dr. İpek Sönmez, kişilerin kendine zaman ayırması gerektiğini belirttiği açıklamalarına şöyle devam etti: “Bazen yalnız kalmak isteyebilirsiniz ya da sadece belirli kişiler ile zaman geçirmek isteyebilirsiniz.  Bu zamanları çekinmeden sınırlandırıp kendinize zaman ayırmakta yarar vardır. Yaşanılan konu hakkında konuşmak iyi hissetmeye neden olabilir.   Zaman içinde konu hakkında konuşmak isteyebilirsiniz.  Bu da sizin rahatlamanıza neden olacaktır.  Bazen konu hakkında konuşmak keder duygularının artmasına ve ağlamalara neden olabilir.  Bundan çekinmeyin.”

 

Doç. Dr. İpek Sönmez;  “Travma Sonrası Biran Önce Normal Yaşantınıza Geri Dönmeye Çalışın.”

Kişilerin travma yaşadıktan sonra mutlaka normal yaşantısına geri dönmeye çalışması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, mümkün olduğunca erken dönemde normal yaşantıya geri dönülmesinin önemli olduğunu belirtti. Travmaya bağlı yaşanılan ruhsal sorunlarda kişilerde iştahsızlık olabileceğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, bu durumda olan kişilerin düzenli yemek yemeye özen göstermesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. İpek Sönmez şöyle devam etti: “Kişiler önceden beri yaptığı egzersiz veya spor aktivitesi var ise zor gelse de yapmaya devam etmelidir.  Arkadaşları ile birlikte yaptığı aktiviteler ile keyif aldığı günlük yaşantısına dönmelidir. Bunun için yaşama zaman ayırması gerekmektedir. Ortaya çıkan travmanın kargaşası yaşamını altüst etmiş olabilir.  Mevcut zamanı iyi planlayıp yönetmek yayarlı olacaktır.  Olası tüm destek unsurları kullanılmalıdır.  Arkadaşlar, dostlar, akrabalar, sosyal dernekler gibi tüm destek unsurlarını kullanıp yalnız kalmamalıdır.  Fiziksel aktivite yapmalıdır.  Koşmak, bisiklet sürmek, yürümek, spor salonuna gitmek gibi egzersizler yapmak yarar sağlayabilir. Aynı zamanda müzik ve sanatla ilgili aktivitelere de katılmak yarar sağlayabilir.”

 

Doç. Dr. İpek Sönmez: “Travma Sonrası Stres Bozukluğu Yaşanan Durumlarda Mutlaka Profesyonel Yardım Alınmalıdır.”

Ortaya çıkan karmaşık duyguların kişileri kaygılandırmaması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, duyguları hapsetmenin sorunların birikmesine ve zor atlatılmasına yol açacağını belirtti.  Kaygı ve sıkıntılar ile baş edebilmek için alkol ya da uyuşturucu gibi maddeler kullanmaktan kaçınılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez, duygusallığın yoğun olduğu bu dönemlerde daha hassas ve yanlış kararlar alınabileceğini belirtti.  Yaşamla ilgili radikal kararlar almanın yanlış olacağı bu dönemde, profesyonel yardım talebinde bulunulması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. İpek Sönmez sözlerine şöyle devam etti: “Tüm bunlara rağmen ortaya travma ile ilişkili bir bozukluk olan travma sonrası stres bozukluğu çıkarsa bir profesyonelden yardım alınmalıdır.  Özellikle de yaşanan olaya yakınlıkla bağlantılı olarak olayları sürekli olarak yeniden yaşamak, olayı hatırlatan durumlardan kaçınmaya çalışmak, rüya ve uyanıklık sırasındaki düşünceler esnasında sürekli olarak olay ile ilgili görüntüler görmek söz konusu ise konu ile ilgili uzman bir doktora başvurulmalıdır.”

Beyaz Saray önünde kendini ateşe veren kişi yaralandı

0
Beyaz Saray önünde kendini ateşe veren kişi yaralandı

Amerikan Gizli Servisinden yapılan açıklamada, “Beyaz Saray önündeki Pennsylvania Caddesi’nde elektronik tekerlekli sandalye tipi scooter kullanan bir kişi kendini ateşe verdi.” denildi.

Bir süre yolun yaya ve araç trafiğine kapatıldığını ve olaya müdahale edildiğini duyuran Gizli Servis, bir süre sonra yaptığı yeni açıklamada ise “Kendini ateşe veren erkek yerel bir hastaneye sevk edildi, yaraları hayati tehlike taşımıyor.” ifadesine yer verdi. 

Açıklamada, olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğü de belirtildi. 

Amerikan basınına yansıyan iddialarda ise söz konusu kişinin “ruh sağlığı problemleri” yaşadığı ve Başkan Donald Trump’a herhangi bir tehlike arz etmediği kaydedildi.

DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi ASME üyeliğine kabul edildi

1

Tıp eğitiminin iyileştirilmesi ve değerlendirilmesi amacıyla araştırmalar yapmak üzere kurulan ASME, 60 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor. İngiltere merkezli kuruluş olan ASME, bünyesinde her yıl uluslararası bilimsel toplantılar, atölyeler ve eğitimler düzenliyor ve alanında prestijli iki akademik dergiyi bünyesinde barındırıyor.

 

Sürekli Gelişim Hedefleniyor

Söz konusu üyeliğe ilişkin DAÜ Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi tarafından yapılan açıklamada, “Tıp eğitimi kaliteli sağlık hizmeti sunumunun başta gelen belirleyicileri arasında yer almaktadır. Günümüzde sağlık hizmet standartları kanıta dayalı tıp ışığında belirlenmekte ve bu doğrultuda sürekli bir yenilenme içerisindedir. Tıp eğitim müfredatları içerisinde anlatılan bilginin içeriği de aynı hızla yenilenmektedir. Bununla birlikte eğitim modelleri, müfredat yapısı, teknolojik yeniliklerin eğitime entegrasyon düzeyi ve öğrenme tekniklerinin yeterliliği konularında, kanıta dayalı bilgiler ışığında tıbbi bilgi ve uygulama basamaklarında yaşanan sürekli gelişime ayak uydurulamadığı olasılığı dünya genelinde paylaşılan ortak bir kaygı olmaktadır” denildi.

 

“Çatı Görevi Görmektedir”

Açıklama şu şekilde devam etti: “Bu doğrultuda farklı yaklaşımlar geliştirilmektedir. Ancak tıp eğitiminin yenilenmesine yönelik çalışmaların yorumlanmasıyla ilgili olarak en büyük zorlukların başında, mevcut eğitimin ve önerilen modellerin bilimsel olarak değerlendirileceği metotların etkinliğinin değerlendirilmesi gelmektedir. Bu amaçla, bu alanda çalışan uluslararası camia ile görüş alışverişinde bulunmak, yapılan çalışmaları takip etmek ve katkıda bulunmak büyük önem taşımaktadır. ASME gibi kuruluşlar bu ihtiyaçları karşılamak için bir çatı görevi görmektedir” denildi.

 

Ankara’da uyuşturucu satıcılarına yönelik uygulama

0
Ankarada uyuşturucu satıcılarına yönelik uygulama

Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli 100 personelin katıldığı uygulama kapsamında, Atıfbey ve Kale mahallelerinde kontrol noktaları oluşturuldu.

Polis ekipleri, kontrol noktalarında durdurdukları araçlarda ve kişiler üzerinde arama yaptı.

Kontrollerde arandıkları tespit edilen şüpheliler gözaltına alındı.

Kaynak: AA

DAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Sakallı Üstün Hakem Ödülüne layık görüldü

0
DAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Sakallı Üstün Hakem Ödülüne layık görüldü

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Fen ve Edebiyat Fakültesi, Fizik ve Kimya Bölümleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. İzzet Sakallı Dünya’nın en prestijli bilimsel yayınevlerinden biri olan “IOP (Institute of Physics) Publishingtarafından 2018 yılı ‘Outstanding Reviewer’ (Üstün Hakem) ödülüne layık görüldü.

IOP Publishing’in en saygın Fizik dergilerinden birisi olan ve Web of Science tarafından SCI & Q1 kategorisinde taranan “Classical and Quantum Gravityisimli dergi için yapmış olduğu kaliteli hakemlik çalışmalarından dolayı bu ödüle layık görülen Prof. Dr. İzzet Sakallı, bu ödülü ikinci kez arka arkaya alma başarısı göstermiştir. IOP Publishing tarafından kendisine iletilen yazıda, makale değerlendirmelerini ve eleştirilerini yapıcı ve yönlendirici platformda yaptığı belirtilirken, editörlerin yazara gönderilen esas kararında bu görüşlerin büyük ölçüde temel oluşturmasından dolayı bu ödüle layık görüldüğü ifade edilmiştir.

2018’de bu başarıyı elde eden Türkiye ve KKTC adresli tek hakem olan Prof. Dr. Sakallı dünyaca ünlü bilim kurumlarının olduğu listede DAÜ’nün yer almasına vesile olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.  

 

Gül’den Ekrem İmamoğlu yorumu: Artık normalleşmenin zamanıdır

0
Gül'den Ekrem İmamoğlu yorumu: Artık normalleşmenin zamanıdır

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun 17 gün sonra mazbatasını almasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ocak Medya’dan Veysi Dündar’ın sorularını yanıtlayan ve tamamını yarın yayınlanacak olan söyleşide Gül, “Hayırlı uğurlu olsun. Artık normalleşmenin zamanıdır, vaktidir. İktidarın önünde 4 – 4,5 yıllık kesintisiz bir zaman var. Bunu en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonu Başkanı Juncker Ruanda’da katıldığı soykırımı anma töreninde First Lady’i yakıyordu (video)

0
AB Komisyonu Başkanı Juncker Ruanda'da katıldığı soykırımı anma töreninde First Lady'i yakıyordu (video)

Junker, tören sırasında neredeyse elindeki meşale ile First Lady Jeannette Kagame’i yakıyordu.

Juncker, Ruanda soykırımının 25. yılı için ülkede düzenlenen anma törenine katıldı.  

 

Burada, aralarında Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ve First Lady Jeannette Kagame’nin olduğu heyetle bir araya geldi. 

Ancak Juncker, soykırım sırasında hayatını kaybeden 800 bin kişi anısına meşalerle yakılan ‘Anma Işığı’ anıtının ateşini tutuşturduktan sonra, dikkatsizliği sonucu neredeyse Ruanda First Lady’si Jeannette Kagame’i yakıyordu.

Heyet, anıtın ateşini yaktıktan sonra geriye doğru çekilirken, Juncker yanlışlıkla elindeki yanan meşaleyi First Lady’nin suratına doğru yaklaştırdı. Jeannette Kagame, hızlı bir refleks ile doğru zamanda birkaç adım geri giderek yanmaktan kurtuldu.

Juncker’ın dikkatsizliği kameralara yansırken, o anlar sosyal medyada da çok konuşuldu.

 

WATCH | Jean-Claude Juncker up to his usual tricks! Pissed as a fart, almost sets the First Lady of Rwanda on fire…

İmamoğlu: “Kıbrıs’ta barış sağlanmalı”

0

Alithia gazetesi, Türkiye’de gerçekleştirilen yerel seçimler sonrasında İstanbul Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun “Rum Haber Ajansı KİPE’nin” sorularını yanıtladığını ve “Kıbrıs’ta barışın sağlanması gerektiğini” söylediğini yazdı.

Habere göre İmamoğlu röportajında, KKTC’nin kuruluşundan sonra 3-4 yıl KKTC’de kaldığını, Kıbrıslı Rumlarla herhangi bir ilişki kurma veya Kıbrıs Rum tarafını ziyaret etme imkanının olmadığı ancak KKTC’deki insanlarla konuşup anılarını dinlediğini ifade etti.

KKTC Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’la tanıştığını belirten İmamoğlu, “Keşke savaş olmasaydı, keşke insanlar bunları yaşamasaydı. Nihayetinde, haklar korunarak mantıklı bir şekilde barış sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.

İmamoğlu ayrıca, ileride Türkiye Cumhurbaşkanlığına aday olma düşüncesinin sorulması üzerine, şu an için İstanbul’un başarılı belediye başkanı olmayı hedeflediği yanıtını verirken, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilere de değindi.
İmamoğlu, Türkler ve Yunanlıların komşu olduklarını, yemekler, müzik ve kültürel açıdan ortak birçok unsura sahip olduklarını belirterek bu durumun dostluk ilişkilerinin güçlendirilmesi için büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

‘Fener Ol’ Kampanyasında Toplanan Rakam Açıklandı

0
'Fener Ol' Kampanyasında Toplanan Rakam Açıklandı

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Burhan Karaçam, Fenerbahçe’nin başlattığı Fener Ol kampanyası hakkında FBTV’ye konuştu.

Taraftarların kampanyaya göstermiş olduğu ilgiden memnun olduğunu söyleyen Karaçam, “Taraftarlarımızın gönderdiği destek videoları bizlere ekstra cesaretlendiriyor ve inancımızın pekişmesine neden oluyor. Benim de çok hoşuma gidiyor, çünkü o videolar birçok kaynaktan geliyor ama geldiği önemli kaynaklardan bir tanesi de bizim gönüllü bireyler yani çeşitli bölgelerden gelenlerdir. Türkiye’nin ve Avrupa’nın bu kadar geniş kesiminden sesimizin duyulmuş olması, ‘Fener Ol’ kampanyasının benimsenmesi ve herkesin Fener olmak için bu kadar heyecanlı, bu kadar özverili, bu kadar arzulu bir şekilde bunun içinde yer alması bize destek oluyor.” dedi.

NE KADAR KATILIM OLDU?

16 Nisan itibariyle yapılan bağış sayısını da açıklayan Karaçam, “Dün itibariyle kredi kartıyla yapılan işlem sayısı: 59 bin küsür. 60 bin rakamını yarın geçmiş oluruz.Yurt dışı da dahil gelen eft ve havale: 33 bin küsür. Hafta sonu da bu alanda 50 bini geçeriz diye tahmin ediyorum. Ve gönüllü bireylerden gelen SMS rakamı 322 bini geçti. Burada her bir işlem 20TL. Bir de burada birinci kurumsal grupta da 120’ye yakın temas yapıldı. Orada gidecek çok daha uzun yolumuz var. Çünkü birinci grubun temasları ve görüşmeleri epey zaman alıyor ama o da programlamış vaziyette. Hem İstanbul’da hem de İstanbul dışında bununla ilgili çalışmalar olacak. Bunların hepsine baktığımız zaman ilk 11 günlük süre içinde 414 binin üzerinde bir işlem gerçekleştirildi. Bu SMS’lerle ilgili olarak tekrar eden mükerrer olan SMS’ler de vardır ama bu rakam bugüne kadar hiç denenmemiş olan modelin ilk 10 günü için çok önemli bir rakam. Tabii hedeflediğimiz milyonlar içinde bu rakam şu anda ilk aşamada olduğu için Fenerbahçe’nin gücünü tam olarak yansıtmıyor ama ilerleyen zaman içerisinde ulaştıkça ve kampanyamız sahiplenildikçe ki çok iyi sahiplenildiğini medyadan bize gelen haberlerle, medyadan gelen bilgilerden bunları görüyoruz. Tabanda çok olumlu ve pozitif karşılanmış ve çok yapıcı dönüşleri aldığımız bir kampanya oldu. O bakımdan ben gerek bu ay sonu olsun gerek mayıs sonu olsun gerekse bu kampanyanın hedefleri açısından olsun, bu konuda çok fazla bir endişe taşımıyorum. Kaldı ki kampanyamızın bir bölümü sürekli gündemde olacak, sürekli uygulama içinde olacak ve böyle bir yapı içinde bu çalışıyor. Buna ilave olarak da belirli aralıklarla çok daha farklı sosyal etkinliklerle camiamızın karşısına çıkacağız ve onların desteklerini, onları üzmeden imkanları çerçevesinde alma gayreti içinde olacağız ve alacağımıza inanıyorum. Bu dar boğazdan da biraz zahmetle, biraz uğraşarak, biraz terleyerek ama aşacağız diye bakıyorum.” dedi.

“SMS’TEN TOPLANAN 6.4 MİLYON TL”

Fenerbahçe Başkan Yardımcısı Burhan Karaçam’ın açıkladığı verilere göre şu ana kadar (16 Nisan 2019) 322 bin SMS desteği sonucu toplanan para 6.4 milyon TL. Bunun yanında kredi kartıyla yapılan işlemlerin sayısı 59 bin olarak açıklanırken buradan elde edilen gelir belirtilmedi. EFT/Havale yöntemi ile destek verenlerin sayısı 33 bin olarak açıklanırken, yine buradan da elde edilen gelir açıklanmadı. Burhan Karaçam, Fenerbahçe’nin Fener Ol kampanyasında kurumsal şirketlerle de görüşmelerinin devam ettiği ve buralardan da yüklü miktarlarda bağış alınacağını dile getirdi.

TOPLANAN RAKAM 11 MİLYON EURO

Öte yandan Fener Ol kampanyasında 10 bin TL ve üzerinde yapılan bağışların haricinde toplanan para 30 milyon TL’yi bulduğu bilgisine ulaşıldı. Toplanan tüm paranın ise 11 milyon euroyu bulduğu öğrenildi.

“BİZİM HEDEF ALDIĞIMIZ KİTLELER…”

Kampanyada hedef alınan kitleleri anlatan Burhan Karaçam, sözlerine şöyle devam etti;

“Nasıl bir organizasyon içindeyiz ve bu kampanya nasıl bir emek verilerek yürütülüyor? Buradan başlayalım…

Bu kampanyada çok geniş bir taraftar kitlesini hedef aldık ve bunu çeşitli gruplara böldük. Burada bunu basite indirgeyerek 4 grup içine aldım, ama grup sayılarımız çok daha farklı. Özet olarak;

1-Kurumsal, büyük kurumlar.

2- İş sahipleri, iş insanları.

3-Yurt dışındaki Fenerbahçeliler ve Fenerbahçe dostları.

4- Kitlesel grup, gönüllü bireylerimiz.

1- Sayısal olarak baktığımızda kurumsal hedefimiz 600’ün üzerinde. Bu rakam 1000’e kadar da gidebilir.

2- İş insanlarında bu rakam 5 binin üzerinde. Şu anda 4 bin 700 rakamlarına ulaşmış durumdayız. Kişi-kişi, isim-isim bu rakamlara geldik.

3- Yurt dışında bu tamamen tahmini. Oradaki rakamımız derneklerimizin faaliyetlerine de bağlı. Bizim de temaslarımıza da çok bağlı.

4- Bir de esas gönüllü kitlemiz. 1 milyon üzeri katılım olarak diye düşündüğümüz ve hedeflediğimiz bireylerimiz. Taraftarlarımız, camiamızın fertleri. Her kesimden gelenler ve Fenerbahçe dostları.”

“ÇOK SIKI ÇALIŞIYORUZ”

“1-Kurumlara bire bir gidiyoruz. Randevular alınıyor. Görüşmeler yapılıyor. Sadece kurum sahipleriyle değil aynı zamanda kurum çalışanları da kampanyaya katılıyorlar. Dolayısıyla zaman gerektiren ve emek alan bir durum.

2- İkinci grupta birebir görüşmeler olduğu gibi, sayıda çok yüksek olduğu için bir takım daha küçük gruplar salon toplantılarını organize ederek; bu gruplara ulaşmak hedefindeyiz. Bu çalışamalar başlamış durumda.

3- Köln’de 17 Mart’ta yaptığımız toplantıyla, yurt dışı organizasyonlarına başladık. Bunlarda da bire bir görüşmeler, grup ve salon toplantılarımız var.

4- Dördüncü grup olan gönüllü bireylerde ise burada çok daha fazla kanal ve çok daha fazla temas imkanı kuruyoruz. İlkini 4 Nisan gecesi Fenerbahçe TV’de hep birlikte lansmanını yaptığımız o programdı. Sosyal medyayı çok etkin kullanıyoruz. Yine burada da çeşitli grup ve salon toplantılarımız var. Saha çalışmalarında bire bir teması da hedefliyoruz. Birçok uygulanacak sosyal etkinliklerle sürekli bu kampanyanın içinde tutacağız.

Birinci grupla ilgili olarak 2 Yönetim Kurulu Üyemiz tamamen bu konuya odaklanmış durumda.

İkinci grubun sorumluluğunu5 Yönetim Kurulu Üyesiüstlenmiş durumda.

Yurt dışında 3 Yönetim Kurulu Üyemiz organize oluyor. Dünya’nın her köşesindeki Fenerbahçelilere ulaşacak organizasyon içerisindeyiz.

Dördüncü gruptan ben sorumluyum. Benimle birlikte 20 gönüllü bölge yetkilimiz var. O 20 yetkilimiz, 40 il ve alan sorumluları ile bir arada çalışıyorlar. Alan sorumlularına destek olan 4 binin üzerinde saha sorumlumuz var. Burası tam bir kitle organizasyonu içerisinde hareket ediyor ve bu ekipler tamamen saha içinde çalışmalarına devam ediyorlar.Örneğin Cuma günü İzmir’e gideceğim. Mayıs’ta Adana Mersin bölge toplantılarına katılacağım. Ankara’da olacak. Haftalar itibariyle organizasyonlar devam edecek.”

“BU İŞTE HERKES GÖNÜLLÜ”

Kampanyada çalışan herkesin gönüllü olduğunun altını çizen başkan yardımcısı, “Başladığımız noktadan beri bu işin içindeyim. Emek sarf ediyoruz. Taraftarımız şunu bilsin, herkes bu katkıları gönüllü olarak yapıyor. Katkı veren herkes biz Fenerbahçeli’yiz, Fenerbahçe’ye katkı vermek istiyoruz dediler. Maliyet olarak bakıldığında çok cüzi bir maliyeti var. Gönüllülerimiz kendi kaynaklarıyla bu işleri yürütüyorlar. Gönüllük nasıl olur? Gönüllüler bir araya gelince nasıl bir güç oluştururlar? Onun çok güzel ve tarihte iz bırakacak modeli bu.” ifadelerini kullandı.

“BU BİR SMS ATMA MESELESİ DEĞİL”

Görme engelli bir Fenerbahçe taraftarının yaptıklarından da bahseden Burhan Karaçam, “Bu bir SMS atma meselesi değil. SMS atan hiç kimse, ‘ben görevimi yaptım yerime oturayım’ demiyordur, bundan eminim. Herkese az geliyordur. Görme engelli taraftarımız, ‘SMS attım ama o hiçbir şey değil’ demişti, daha büyük katkılar vermek için stada gelmişti. Fenerbahçemizin bu durumdan çıkabilmesi için

Bademcik ameliyatı hayatını kararttı:artık sadece kapı ziline gülümseyebiliyor

0
Bademcik ameliyatı hayatını kararttı:artık sadece kapı ziline gülümseyebiliyor

Ömer ve Kübra Beyaz çifti, geçen yıl mayıs ayında çocukları Hüseyin’in bademcik rahatsızlığı nedeniyle kent merkezindeki özel bir hastaneye başvurdu. Yapılan muayene ve tetkikler sonucu bademciklerinin alınmasına karar verilen Hüseyin, ameliyatın ardından taburcu edildi.

KALBİ DURDU

 

 

 

İddiaya göre, ameliyattan iki gün sonra ailesi tarafından yüksek ateş, kusma, mide bulantısı şikayetleriyle yeniden hastaneye götürülen Hüseyin, serum ve ağrı kesici verilerek eve gönderildi. Beyaz ailesi, Hüseyin’in sürekli öksürmesi üzerine ertesi gün yeniden hastaneye başvurdu. Hastanede tedavi altına alınan Beyaz’ın gece kalbi durdu. Ameliyathanede kalp masajıyla hayata döndürülen çocuğun beyin fonksiyonları zarar gördü.

VÜCUT FONKSİYONLARININ YÜZDE 94’Ü…

Görme yetisini ve vücut fonksiyonlarının yüzde 94’ünü kaybeden Hüseyin Beyaz, küçük bir yoğun bakım ünitesine dönüştürülen odasında yaşam mücadelesi veriyor. Küçük çocuk, yaklaşık 10 aydır sadece çalan kapı ziline gülümseyerek tepki veriyor.

Bir ilaç şirketinde çalışan baba Ömer Beyaz, geçen yıl mayıs ayında oğlunun bademcik rahatsızlığı nedeniyle özel bir hastaneye başvurduklarını söyledi. Oğluna 5 gün sonra ameliyat için randevu verildiğini dile getiren Beyaz, şöyle devam etti:

“Çocuk doktoru enfeksiyon olduğunu söyledi ama tahlil yapmadı. Bu nedenle 5 gün antibiyotik kullandık ve tekrar kontrole gittik. Bu sefer ameliyat olabilir yazısı verildi. Ameliyatın ardından doktor bize bademciğin apseli olduğunu, alırken patlayıp dağıldığını söyledi. Biz tabii o an durumun farkına varamadık fakat 2 gün sonra ateş, kusma, mide bulantısı gibi şikayetlerle aynı hastanenin aciline başvurduk. Bize fitil yazıp eve göndermek istediler. Aynı hastanedeki çocuk doktoruna başvurarak durumu anlattım ve kan tahlili yapılmasını istedim. Kan tahlilinde Hüseyin’in CRP değeri 50’ye çıkmıştı. Doktor hemen hastaneye yatması gerektiğini söyledi. Bir tarafta ameliyatı yapan doktor ihmalkarlık yapıp bizi gönderiyor, diğer taraftan çocuk doktoru hemen yatış yapılmasına karar veriyor.”

Üç gün boyunca hastanede kaldıklarını anlatan Beyaz, bu süreçte ameliyatı gerçekleştiren kulak burun boğaz hastalıkları uzmanının oğlunu kontrole gelmediğini iddia etti. Baba Beyaz, çocuğunun hastanede kalbinin durduğunu dile getirerek “Ameliyathanede doktor kalp masajı yaparken hemşireye ‘Çocuğun kan grubu ne?’ diye sordu. Hemşire de kan grubunun yazmadığını söyledi. Aynı ameliyathanede 1 yıl önce geniz eti ameliyatı olmuştuk. Sonrasında bademcik ameliyatı olduk, her iki ameliyatta da oğlumun kan grubuna bakılmamış. Oğlumun kan grubu tahlili yapılmış olsaydı hızlı bir şekilde müdahale edileceki belki oğlum bugün bu halde olmayacaktı” diye konuştu.

5cb95b3dae298b237c9632b5.jpg‘OĞLUMDAN GERİYE KÜÇÜK BİR GÜLÜMSEME KALDI’

Beyaz, “Bundan sonra bize Gaziantep’i de verseler oğlumu eski haline tekrar döndüremeyeceğiz. Oğlumdan bize geriye kalan kapı çaldığında küçük bir gülümseme. Ne yazık ki eskiye dönük hiçbir şey göremiyoruz.” dedi. Anne Kübra Beyaz da üç ay önce kızlarının dünyaya geldiğini belirterek üzüntüsünden sütünün kesildiğini söyledi.

Kızını Bursa’daki ailesinin yanına gönderdiğini aktaran Beyaz, şöyle devam etti:

“Şu an bu durumda hem oğlumuza hem kızımıza hasret kaldık. Kızım anneannesinin yanında ben bütün gün oğlumla ilgileniyorum. Tamamen sağlıklı, gülen oynayan bir çocuktu. Daha sonra bu hale geldi. Gözleri görmüyor. Sese tepki veriyor. Mimikleriyle tepki verdiğini anlayabiliyoruz. Yürüyen, oynayan çocuk yatağa bağlı durumda. Hayatım tamamen değişti ama evladım için hiç problem değil. Ben, eşim, yakın çevrem hepimiz psikolojik destek alıyoruz. İlaçları kullanmasam sabahlara kadar ağladığım oluyor. Anne baba olarak hiç kolay şeyler yaşamıyoruz. Bizi bu hale getirenlerin cezasını bulmasını, başka anne babaların canının yanmamasını istiyorum.”

“GEREKLİ SUÇ DUYURUSUNU YAPTIK”

Ailenin avukatı Ayşe Öztekin ise yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ve herkesi derinden etkilediğini kaydetti.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusuna hazırlanırken duygusal olarak çok zorlandığını ifade eden Öztekin, “Gerekli suç duyurusunu yaptık. Hukuki süreci başlatmış olabiliriz ama anne ve babanın acılarını dindirmeyecek. Bademcik ameliyatı öncesinde gerekli bilgilendirme yapılsaydı aile ameliyatın yapılmasını istemezdi” değerlendirmesinde bulundu.

HASTANEDEN AÇIKLAMA

Hüseyin Beyaz’ın ameliyat edildiği özel hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise hastanın yaşadığı olayın bilindiği aktarılarak, “Cerrahi işlem ve taburcu olduktan bir hafta sonra yaşanan süreç, komplikasyon olarak tanımladığımız bir süreç olup maalesef önlemez bir durumdur. Oluşan komplikasyonun sağaltımı ile ilgili gerekli tüm müdahaleler usulüne uygun şekilde yapılmıştır. Hastane yönetimi olarak yaşanan bu durumdan dolayı ailenin üzüntüsünü en derinden hissettiğimizi belirtmek isteriz” ifadelerine yer verildi.

AA